Gökbörü ulur ay ışığında, bin selam olsun ulu atalara.
2009’da İstanbul’da kurulan ve 2012’den bu yana 3 albüm çıkaran YAŞRU’yla birlikteyiz bugün. 2012’de çıkan “Öd Tengri Yasar” ve sonrasında bu albümün bir nevi remastered versiyonu olarak çıkan “Öz”ün ardından, grup geçen sene çıkan “Börübay” ile adını ülkemiz metali içinde daha sağlam duyurmuş ve kitlesini genişletmişti. Her ne kadar biz albümü biraz gecikmeyle yazıyorsak da, her zaman dediğimiz gibi, geç olsun güç olmasın.
YAŞRU’nun müziği, kendi ifadeleriyle, “etnik Türk folklorün temellerinin atıldığı kadim zamanlardan” besleniyor. İsminden logosuna, albüm kapaklarından şarkı sözlerine çok net bir konsept dâhilinde müzik yapan YAŞRU, bu özelliğiyle hem fark yaratıyor hem de belli bir kimlik yaratmak adına sağlam bir adım atıyor.
Kullanılan etnik enstrümanlarla birlikte yarattığı konsepti daha da güçlendiren ve başarılı bir projeye dönüşen YAŞRU; farklı vokal ve enstrümantasyon kullanımının da etkisiyle, işlediği konuları yer yer naif, yer yer daha kuvvetli bir tavırla yansıtıyor. Kadim Türk geçmişi ve Orta Asya bozkırlarından kök alan sözler, folk ve doom metalin gayet organik bir birlikteliği olarak karşımıza çıkan müzik içerisinde gayet güçlü şekilde anlam kazanıyor. Sözler, müzik ve konseptin birbirinden asla ayrılamayacağı bir kimlik ortaya koyan YAŞRU, bu sayede yarattığı şeyi daha bütünlüklü ve anlamlı şekilde sunuyor. Albümde duyduğumuz her bir nota, her bir kelime, “Börübay”ın güçlenmesine hizmet ediyor ve sonuçta ortaya tutarlı ve yoğun bir şey çıkıyor.

Şarkılara baktığımızda, grubun kurucusu Berk Öner’in tüm müziği yazdığını, tüm vokalleri, gitarları ve etnik enstrümanları üstlendiğini görüyoruz. Daha epik karakterli şarkılar ile folk metalin coşkusuna sırtını yaslayan şarkıları bir arada gördüğümüz “Börübay”, 552 AD (Börü) ile gayet etkileyici bir açılış yapıyor ve albümün sinematografik karakterini, otağa atılmış kilim gibi en baştan önümüze seriyor. Bu sayede içine rahatça girebildiğimiz albüm; özellikle son bölümündeki üflemelilerle şahlanan Börübay ve akabinde gelen çok başarılı Atalar ile devam ediyor. Göktürkçe “sır, gizem” anlamına gelen YAŞRU, olayın kültürel yanına odaklanıyor oluşu sayesinde kendini olası tartışmaların da dışında tutmayı başarıyor. Atalar’ın sözleri bence bu açıdan albümün zirve noktalarından biri. Çok iyi yazılmışlar ve vurgulanan bu kültürel tavır adına gayet başarılılar diye düşünüyorum.

Barış Manço’nun Nazar Eyle cover’ıyla biraz sakinleşen albüm, akabindeki Rüzgarın Yırları ile de çok eskilere götürmeyi, bozkır havasına sokmayı başarıyor. Barış Manço demişken, cover’layacak Barış Manço şarkısı arayan metal gruplarına Ne Ola Yar Ola’yı tavsiye ediyorum (ARKONA’nın Yarilo’su varsa, bizim de…). Bakın şuraya yazıyorum, Ne Ola Yar Ola’yı hakkını vererek cover’layan grup çok ekmek yer, benden söylemesi.
Kısa süre sonra gelen edit: SABHANKRA bunu zaten yapmış, aklın yolu bir.
Etnik unsurların en baskın kullanıldığı enstrümantal Hafız’la devam eden “Börübay”, en hoppidi hoppidi folk metal karaktreli şarkısı Yaşru’yla da kapanışı yapıyor. Bana kalırsa YAŞRU’yu başarılı yapan başlıca şey; sivri köşelerinin gerektiği gibi yumuşatılmış ve ortaya herkese hitap edebilecek bir şey çıkarılmış olması. Bu konseptte bir müzik kimilerini öteleyici ve kendinden uzaklaştırıcı bir şekilde de gayet kolay sunulabilirdi, siyasi taraf müziğin önüne çıkararak amacından sapmaya meyilli bir kimliğe de büründürülebilirdi, lakin Berk Öner ne yapmak istediğini belli ki iyi düşünmüş ve ortaya gayet kolay ısınılabilen, sanki eski Türk kültürüyle ilgili bir kitap okur ya da belgesel izler gibi bir hava çıkaran, son derece sevilesi bir albüm çıkmış.

İleriki çalışmalarda kayıt kalitesi biraz daha canlı hâle gelirse ve grup bu kalıpları belirlenmiş konsept içerisinde işlenecek konular açısından kendine yeterli hareket alanını yaratırsa, eminim ki YAŞRU çok daha geniş kitlelerin ilgisini çekecek ve gayet kemik bir kitleyi peşinden sürükleyecek bir oluşuma dönüşebilir. Yolunuz açık olsun.
Albüm bilgileri
- Berk Öner: Vokaller, gitarlar, etnik enstrümanlar, davul programlama
- Batur Akçura: Bas

Bir yanıt yazın