2016'nın atlanmaması gereken black metal albümlerinden.
Oğuz Sel
Müziği ciddi bir saldırı enstrümanı olarak gören grupların ürettiği eserlerdeki vuruculuğa ölüp bitiyorum. Zaman zaman yazdığım kritiklerde “adanmışlık” mevzusundan dem vurduğumu biliyorum ve bu adanmışlık bir üst noktaya ulaştığında melodik ve ritmik saldırılara dönüşüyor âdeta. Black metal taarruzuna katılan ve ilk albümlerinde kim oldukları iyi kötü bilinse de yeni albümlerinde, kim oldukları yine belirsizleşen İsveçli Grafvitnir karşınızda.
2007’de kurulan ve şimdiye dek “Obeisance to a Witch Moon” albümüyle birlikte toplamda dört albüme hayat veren Grafvitnir, tanınır olma gibi bir derdi olmayan ancak tanıyanların hastası oldukları enteresan gruplardan. Her albümde müzikal anlamda çıtayı yükselten ve leşlik/melodiklik çizgisini “Obeisance to a Witch Moon” albümünde ideal noktaya getiren grup, ikinci albümünden itibaren başladığı hafif süslemeli melodi ve rif üretimini son albümlerinde zirveye çıkarıyor. “Grom” zamanı Behemoth mu dersiniz, “Vobiscum Satanas” zamanı Dark Funeral mı dersiniz bilemiyorum ama o dönemin pek çok popüler black metal grubundan izler taşıyan Grafvitnir, melodiklik ve gaddarlıktan kesinlikle ama kesinlikle taviz vermiyor.
Hunharca ve soluk aldırmaksızın kazımalarla tansiyonu hemen her saniye yukarılarda tutan davullara, gaddarlıktan aman dileten gitarlar eşlik ediyor. Fakat adamların buldukları rifler ve ara melodiler öylesine hoş öylesine dinlenesi ki, bazen bir sonraki şarkıya geçmek güçleşebiliyor. Bunda, gitarların gezindiği notalar kadar melodi süsleme kısımları da büyük önem arz ediyor. Sisli bir ormanın arasından duyulan uğursuz seslere benzeyen vokalse, tüm bu saldırının aslında ne kadar kötücül, ne kadar karanlık olduğunu kanıtlamaya yetiyor da artıyor.
Kokoşlaşmadan melodi ve rif zengini olmayı başaran albümlerden “Obeisance to a Witch Moon” kayıt kalitesiyle de 1990’lar özlemimizi rahatlıkla gideriyor. Leşlikten ölmese de gayet kirli ve oluşturulan pislik havayla uyumlu olan kayıt, türe aşina olanları kesinlikle mutlu ediyor.Albümün geneli gibi kapağı da uğursuzluğu ayağınıza kadar getiriyor. Arckanum’dan Horna’ya kadar sayısız albümün kapağını tasarlayan Chadwick Saint John’un ellerinden çıkan kapak, albüme çeşitli nedenlerle yaklaşmayı düşünmeyenlerin bile ilgisini çekmeyi başarıyor.

Genel olarak isimsiz kahramanların müzikleriyle geçirdiğim 2016’nın en değerli işlerinden biri olan yapım, bilemediğimiz ve belki de grup açısından özel olan aralık ayı içerisinde çıkmasıyla da tüyleri diken diken ediyor. Yoksa bilemediğimiz karanlık olaylar mı dönüyor arka planda demeden edemiyorum. Gerçi albümün çıktığı şirketi göz önüne aldığımda olanlara ya da olacaklara pek de şaşırmıyorum.
Albüm bilgileri
- Bilinmiyor
- Lightbringer
- The Great Beast
- Wrath of the Tempest
- Nigrum Ignis Serpentem
- Via Dolorosa
- Serpent's Blood
- Children of the Void
- Legion of the Serpent
- Obeisance to a Witch Moon

Bir yanıt yazın