İstanbul'dan gizli kalmış black metal hazinesi.
Oğuz Sel
Etkileyici ve insanın içine işleyen melodiler bulmanın yolunun, duygusal acılar çekmekten geçtiğini düşünüyorum; durumu kendi açımdan ele aldığımdaysa, maalesef biliyorum. Hissedilen negatif duygular, müzik konusunda yeteneği olan hemen herkese, melodi olarak dönse de, oluşturduğu müziği, vokaller aracılığıyla zenginleştirmek isteyen toplulukların birçoğunun düştüğü hata, melodileri, vokallere güvenerek zaman zaman arka planda tutmak olabiliyor. Enstrümantal müzik yapan çoğu grup ise rif ve melodi zengini şarkılar üreterek vokalin yokluğunu hissettirmiyor. 2002’de kurulup bir demolarının ardından dağılan Atratus gibi.
Black metal ögelerini kullanan ancak diğer alt türlerden de istifade ederek şarkılarını oluşturan grup; kısa süren aktif olma sürelerine değil bir demo, birkaç albüm bile oluşturabilecekleri nitelikte şarkılarla kendini gösteriyor 2005 yılında “Tacit” ile… Türkiye’den çıkıp böylesine zengin içerikli ve armonik açıdan dolup dolup taşan bir demoyla tanınır olamamalarını; yanlış zaman, yanlış ülke, yanlış tarih ve yanlış prodüksiyon dörtlemesiyle anlamlandırabileceğim Atratus, derdini davasını demo isimlerinde olduğu gibi “Söylenmeden anlaşılan” bir formda sunuyor dinleyicilerine.
Grup içerisinde yaşanan ayrılıklar nedeniyle, hafızam beni yanıltmıyorsa İlker’in davul programlama, mix ve master işlemlerinden sonra tamamlanan “Tacit”, gitar işçiliği konusunda demo olmasına rağmen fantastik düzeydeki bir yapım. Durmak bilmeyen melodilerin çeşitli şekillerde icra edildiği, kimi zaman tek gitar kimi zamansa çift gitarla, parçaların kâh şahlandığı kâh ağladığı “Tacit”, kesinlikle ama kesinlikle sıkıntılı, dertli, kasvetli bir zihnin eseri.

Zamanında grubu, o dönem gönüllü olarak kadrosunda yer aldığım sitenin “metalci” ziyaretçilerine bir şekilde tanıtmak ve anlatmak istediğim için İlker’le iletişime geçip röportaj bile yapmıştım. İlgili siteden ansızın ayrılmamla elimde kalan röportajı o dönem sıklıkla girdiğim kesikkafa.com sitesinde yayınlamıştım (aha da kimliğimi ifşa ettim); kaç kişi gördü kaç kişi tanıdı bilemiyorum ama sonrasında grubun dağılmasıyla içimde bir sızı da oluşmadı değil. Keşke grubun üyeleri aralarındaki bağları koparmasalardı, keşke bu demoyu biraz daha eli yüzü düzgün hâle getirselerdi ve daha nice keşkeler…
Bu cümlelerin ardından “Silent Words of Thy Lament”ın altıncı dakikasının ortalarında başlayan ve ilerleyen saniyelerde de döngü olarak devam eden hüzünlü kısım, bu keşkelerin melodik yanı gibi oluyor belki de.

Pek tanınmamış olsanız da, sizi dinleyen birileri oldu buralarda; bunu bilmek yapacağınız yeni çalışmalara yön veremeyecek belki ama “Bunları da boşa yaptık hacı, emeğimiz resmen zayî oldu…” diye düşünmeyin sakın. Bu hoş melodiler birçok kişinin zihninde yankılanmaya devam ediyor, bugün bile.
Albüm bilgileri
- Çağrı: Gitar
- İlker: Gitar, klavye
- Cağlar: Bas
- Gürkan: Davul
- …And Derelict Was the Night
- Darkened As Virtue
- Sleepless Children of Mourning
- Silent Words of Thy Lament

Bir yanıt yazın