Alabildiğine saf, alabildiğine karanlık.
Cemil Okumuş
Black metalin en saf örneklerini veren Darkthrone bu yönüyle hem black metal adına hem de hem de bir müzik türünün bu kadar yoğun ifade edilmesi adına en önemli ve en başarılı gruplardan biri oldu. İlk ortaya çıktığı zamanlardan bu yana black metal, her ne kadar kendi içinde en sınırlı türlerden biri olarak görülse de zaman içerisinde melodik ve senfonik özelliklerle zenginleştirilmesi ve farklı türlerle harmanlarının yapılması black metalin alanını genişletti. Bu durumda pure black metalin tek düze olduğu için çok farklı varyasyonlara sahip black metal çeşitlerinin yanında değerini kaybetmesi beklenebilirdi. Ama Darkthrone denen bir grup black metalin saf ve tekdüze halini o kadar güzel bir şekilde ortaya koymuştu ki bazıları her ne kadar burun kıvırsa da pure black metal,black metal türleri arasında asla kendisi olmadan black metalin düşünülemeyeceği bir yere sahip oldu.
Black metalin ikinci dalga döneminde kendini gösteren, müziğe bir death metal grubu olarak başlayan Darkthrone, death metale kıyasla daha underground kalacak, fakat hep ilgi çekmeyi başaracak olan black metalin yaratıcılarından biri olacaktı. Bu grubun death metali bırakıp black metale geçmesi black metal adına gerçekten büyük bir kazanç olmuştu. Death metal grubu olarak kalsaydı belki iyi bir death metal grubu olacak, ama bize bıraktığı başyapıt niteliğinde black metal albümleri var olmayacaktı. Darkthrone black metalde sade ve düz bir şekilde akıp giden müziği ortaya çıkaracak ve bize black metalin en dolaysız örneklerini verecekti. Darkthrone bu tarzı çok iyi kullanarak black metali en belirgin şekilde yansıtan gruplardan biri olarak akıllara kazındı.
Düz bir müziğin başarılı olması aslında çok da beklenen bir şey değildir. İnsanlar genelde müzikte bol miktarda bir araya gelmiş farklı ögeler bekler. İnsanların önemli bir kısmında böyle bir beklenti varken tek düze bir müzik yapmak cesaret işidir. Darkthrone’un farkı, oldukça düz bir müziği son derece başarılı bir şekilde icra etmesiydi. Düz bir şekilde akıp giden bir müziğin bu kadar harika olabileceği her hâlde pek düşünülemezdi.

Ama Darkthrone’un müziği o kadar güçlü ve karanlıktı ki, kullandığı tekdüzelik hiçbir zaman sıradan bir tekdüzelik olmadı. Zamanla yavaş yavaş black metalde farklı ögeler denenmeye başlayacak, black metalin konsepti yavaş yavaş genişleyecekti. Fakat Darkthrone, her ne kadar daha sonra farklı bir çizgiye kayacak olsa da, pure black metal yaptığı önemli bir periyot boyunca bu tavrından taviz vermeyip kendine has tarzını belirginleştirerek, black metalin en yalın halini deneyimlememize olanak sağlamıştı.
1992 yılında, önce bir death metal grubu olarak kurulduğunu hafiften belli eden, ilk black metal albümü “A Blaze in The Northern Sky”ı çıkaran Darkthrone bu albümle pure black metalin tarzını ortaya koymuştu. Daha sonra ise hem elementleri hem tarzı ile pure black metalin en önemli örnekleri olan “Under A Funeral Moon” ve “Transilvanian Hunger” gelecekti. 1993 yılında black metalin en saf halini ifade eden albümlerden biri olan “Under A Funeral Moon” çıktı. Fenriz bu albümü pureblack metali yaratmak için yazdıklarını söylemişti. Darkthrone bu albümde pure black metali tüm elementleriyle gözler önüne sermiş, türün en güzel ve unutulmaz örneklerinden birini vermişti. Düz bir şekilde uzayarak akıp giden rifler; düz, hızlı ve seri davullar ve bunların yarattığı karanlık ve soğuk atmosfer pure black metali tam anlamıyla ifade ediyordu.

“Under A Funeral Moon” pure black metalin en önemli örneklerinden, black metalde karanlık ve soğuk havanın en üst düzeye çıktığı albümlerden biri. Albüm, sade bir müzik yapsanız bile bunu hakkını vererek yaptığınız zaman ortaya ne kadar harika bir eser çıkabileceğinin en büyük kanıtlarından. “Under A Funeral Moon”da oldukça eriyik bir sound ile karşı karşıyayız. En yoğun kıvamına gelmiş bir müzik söz konusu. Parçaların sizi bir anda karanlığın içine iten bir yapısı var.Albüm sizi saf, karanlık ve vahşi bir müziğe yoğun bir şekilde maruz bırakıyor. Müziğin akıcılığı, temposu ve karanlık yapısı adeta içinize işleyip damarlarınızda dolaşıyor. Saflık ve karanlığı oldukça ön plana çıkaran albüm, yeterli hıza ve sertliğe de sahip. Düz bir şekilde akıp giden dehşet verici karanlık rifler ve onlara parçaları gayet akıcı hale getiren ritimlerle eşlik eden davullar, albümün karakterine uygun bir distorsiyon, saf bir black metal atmosferi yaratmak adına görevlerini en iyi şekilde yerine getiriyor. Bir hayaletin içten gelen ürkütücü çığlıklarını andıran vokaller, albümün tüm dehşetini iliklerinize kadar hissetmenizi sağlıyor. Bütün parçalar kendi içinde çok güzel bir bütün oluşturuyor. Parçaların bölümleri albümün düz yapısını bozmayacak şekilde çok iyi kaynaşmışlar. Albümdeki her şeyblack metal adına ulaşılmak istenen müzik ve atmosferi en derin şekilde ortaya çıkarıyor.
“Under A Funeral Moon”, dinleyiciye black metalin ne olduğunu öğreten, katıksız black metal sevenlerin baş tacı etmesi gereken çok değerli bir albüm.
Albüm bilgileri
- Nocturno Culto: Vokal, bas
- Zephyrous: Gitar
- Fenriz: Davul, sözler
- Natassja in Eternal Sleep
- Summer of the Diabolical Holocaust
- The Dance of Eternal Shadows
- Unholy Black Metal
- To Walk the Infernal Fields
- Under a Funeral Moon
- Inn i de dype skogers favn
- Crossing the Triangle of Flames

Bir yanıt yazın