Uslandı deli gönül.
İlk albümüyle gönülleri çalan, bununla da kalmayıp çok geniş bir kitleye yayılan ve resmen 2010 sonrasının en efsane grupları arasına kazınan Norveçli KVELERTAK, ikinci albümü ile de bu durumu devam ettirmiş; logosundan baykuşuna, black metalden, punk rock’a pek çok unsuru harmanladığı aşırı gaz ve eğlenceli müziğiyle yükselişini sürdürmüştü.
İlk albümün paçozluğunun ardından “Meir”de az da olsa hissedilen oturaklı tavrın, KVELERTAK tarafından çok da fazla benimsenmemesinin hayaliyle yaşıyordum. Aslında grup her ne yaparsa iyi yapacağını hissettiren bir kimliği olduğunu daha ilk saniyeden gösteriyordu, lâkin KVELERTAK’ın o köpek gibi coşturan havasının uysallaşması, sakinleşmesi de imkânlar dâhilindeydi ve benim gibi pek çokları tarafından pek de istenen bir şey değildi.
İsteyelim ya da istemeyelim, KVELERTAK üçüncü albümü “Nattesferd”de uslanmayı seçti.
KVELERTAK’ın hoyrat sound’u grubu yükseklere taşısa da, alttan alttan hissedilen daha vintage bir hislerinin olduğu da su götürmez bir gerçekti. Grup daha bluesy, rock n roll, hatta ta Elvis Presley’e dek varabilecek işlerin dahi altından kalkacak düzeyde çok yönlüydü ve dediğim gibi, bu becerileri kimilerini korkutuyordu.

Bugüne gelelim.
KVELERTAK bu korkunun yersiz olup olmadığını hiç düşünmeden, yapmak istediğini yaptı ve “Nattesferd” ile daha önce işaretleri verilen ancak bu kadar aleni gösterilmeyen kısmen yeni KVELERTAK’ı huzurlarımıza sundu. Bir kere albümün prodüktörlüğü bu kez Kurt Ballou’ya değil, daha eski tarz rock/rock n roll işlerle tanınan Nick Terry’ye ait. Gitar tonlarının yırtıcılıklarının kırpılması başta olmak üzere, “Nattesferd “de net hissedilen bir arena rock havası var. MOTÖRHEAD piçliğinin yerini daha bir AC/DC, hatta VAN HALEN’ımsı kıvamlara bırakırken, şarkılar da ilk albüme oranla daha bir yaşlanmış gibiler. İlk albüm 17 yaşlarında bir sokak çocuğu, “Meir” ise 26-27 yaşlarında, deneyim kazanmış bir gençken, “Nattesferd”de daha görmüş geçirmiş, emekliliğinin tadını çıkarma arzusuyla kendini sakin bir yaşam sürmeye adamaya yakın biri var.
Bu açıdan bakıldığında “Nattesferd”, KVELERTAK diskografisinde grubun karakter değiştirdiği ilk albüm olarak göze çarpıyor. Önceden bize gösterip kendine aşık ettiği özelliklerini asgari düzeyde sergileyen KVELERTAK, bunları sergilediği anlarda (albüme adını veren şarkı veya Berserkr) da eskiden olduğu yaratıcılığı çok da sergileyemiyor diye düşünüyorum. Misal eski KVELERTAK’ı en çok yansıtan şarkılardan biri olan Berserkr bile, tekil olarak değerlendirildiğinde KVELERTAK’ın çok daha iyilerini yaptığı karakterde bir çalışma. Bu açıdan “Nattesferd”e ısınmak benim adıma ilk iki albüme kıyasla çok daha zahmetli oldu. İlk iki albümü de duyar duymaz aşırı sevmiş, ölüp bitmiş, şehirler arası yolda bangır bangır çalarak araba sürmüş biri olarak, “Nattesferd”i duyduğumda kafamda beliren ilk düşünce, “ilk iki albümü alıp şehirler arası yolda araba süreyim” oldu.

Bunun birinci sebebi; ilk iki albüm özelinde konuşursak, gerek müziğinin azgınlığı gerek de sözlerin Norveççe olması dolayısıyla, KVELERTAK’ın çok kişi tarafından bambaşka, adeta uzaylı bir kimlikle görülmesiydi. Sözlerini anlamıyorduk ancak müziğin gücü ve sıcaklığı sayesinde bunu dert etmiyor, Norveççe sözleri de bu acayipliğin bir bileşeni olarak kabul ediyorduk. Şimdiki durumda, müzik uysallaşınca, belki de ilk kez sözlerini anlamadığımız bir müzik dinlediğimiz hissediyor gibiyiz. Önceden pek bir şey anlamıyor ama coşuyorduk; şimdi hem anlamıyor hem az coşabiliyoruz..
Bunların hepsi ağızlardaki kekremsi tatları oluşturan birtakım durumlar. Lâkin ortada hâlâ kabak gibi duran bir gerçek var, o da KVELERTAK çok can bir grup. Yaptıkları şeyi yine çok iyi yapıyorlar ve çok sevilesiler. Gizemli ve hırpani Norveçli barzolar kimliğinden sıyrılıp abi oldularsa da, bunu samimi şekilde yapmayı başarıyorlar. Şu tarz bir albümü samimiyetlerini hissettirmeden yapmış olsalardı gerçekten aşırı tadım kaçar ve gruba olan sevgimin azalmaması adına çaba göstermeye başlardım. Lâkin ne mutlu ki KVELERTAK yine KVELERTAK. Has be has, gerçek KVELERTAK.

Ben bunun olmasını ister miydim, hayır istemezdim. Çok net istemezdim. KVELERTAK ilk albümdeki gibi kalsın isterdim. Hem de çok isterdim. Ancak gerçekler böyle değil.
Gerçekler “Nattesferd” ve ortaya konan şey ne kadar iyi olursa olsun, eskiyi unutup buna sarılma konusunda ne yazık ki çekingenim. Umarım bir sonraki albüm sadece grup için değil, benim için de tutkulu olur.
Albüm bilgileri
- Erlend Hjelvik: Vokal
- Maciek Ofstad: Gitar
- Bjarte Lund Rolland: Gitar
- Vidar Landa: Gitar
- Kjetil Gjermundrød: Davul
- Marvin Nygaard: Bas
- Dendrofil for Yggdrasil
- 1985
- Nattesferd
- Svartmesse
- Bronsegud (SSQ)
- Ondskapens Galakse
- Berserkr
- Heksebrann
- Nekrodamus

Bir yanıt yazın