Sayfalara sığmaz.
Ünal Akünal
Hayatınızın bazı dönemlerinde içinizdeki heyecanı bastırmak için almanız gereken derin bir nefes vardır ya, işte o nefesi alarak başlıyorum bu yazıya.
IRON MAIDEN’ın müzik dünyasının en büyük gruplarından biri olmasının en önemli sebebi, kendi edinilmesi güç eşsizliklerini normalleştirmiş olmaları. Kariyerleri boyunca o kadar sık biçimde o kadar iyi albümler, şarkılar, konserler ortaya koydular ki IRON MAIDEN’ın muhteşem olması genel geçer bir olguya dönüştü. Bu başarılması olanaksıza yakın durumun, grubun ister tek bir rifine, ister tüm kariyerine bakacak olun, gözünüze çarpan ilk şey olarak karşınızda tüm ihtişamıyla durması, dünyanın en iyi grubunu dinliyor olduğunuzu size her saniyede hatırlatıyor zaten.
Şimdi o derin nefesten bir tane daha alıyor ve “The Book of Souls”u, IRON MAIDEN’ın özel bir albümünü, olabilecek en özet ve nesnel şekilde sizlere anlatmaya başlıyorum.
“The Book of Souls”un diskografide bambaşka bir yere oturmasının en önemli sebebi barındırdığı ferah ama yoğun atmosfer. Albümün konseptinden yazım tarzına (şarkılar yalnızca fikir aşamasındayken stüdyoya girilip yazılan bir albümden bahsediyoruz) kullanılan müzikal yaklaşımların çeşitliliğinden genel havasına ve sound’una kadar en özgür ve en canlı IRON MAIDEN albümü “The Book of Souls”. Tüm diskografiden bir şeyler barındırırken bunu olabilecek en nokta atışı şekilde sunan albüm, grubun her türden şarkısını bir şekilde barındırıyor olsa da en güçlü yanını uzun ve melankolik şarkılarda kazanıyor. Bu sebeple albümü iki bölümde inceleyeceğim.
“The X Factor” karanlığı, SSOASS prog.u, klasik dönemin gazı ve 2000’lerin epikliğine ek olarak gelen “The Book of Souls” özgürlüğü, albümün kısa ve enerjik şarkılarına da yansıdığını doğrudan gösteriyor. “No Prayer For The Dying” esintili ama bir yandan da grup için farklı denebilecek bir havaya sahip, davul-vokal uyumuyla insanı camdan THERE’S NO TIME FOR CRYIN’ WHEN SOME OF US ARE DYIN’ diye bağırtacak kadar gaz “When The River Runs Deep” ve Bruce’un gözyaşı döktüren vokalleriyle notaların fersah fersah ardına geçebilen, Robin Williams’a ithaf edilmesiyle bir derin nefes daha aldıran “Tears of A Clown” bu duruma direkt örnek olarak gösterilebilecek harika şarkılar.

Grubun Drop D’de yazdığı ilk şarkı olan “If Eternity Should Fail” de dahil olmak üzere birçok şarkıda bizzat yazım aşamasına katılan Bruce Dickinson’ın vokalleri, ilk dönem IRON MAIDEN dinleyicilerinin dahi aklını azaltacak derecede güçlü olabilirken, şarkı boyunca dört nala gidiyormuş gibi duyulan bas gitar, notalara anlam katan zil vuruşları (ki bence Nicko’nun en iyi performanslarından biri var bu albümde), palm mute rifler, akorlar ve önlerine gelen muazzam melodiler klasik IRON MAIDEN olağanüstülüğünü seviyesini koruyabilme başarısını bu farklı yaklaşımda dahi halen gösterebiliyor.
İşin atmosferik ve uzun şarkılı kısmına dair söyleyeceğim tek şey “The Red And The Black”, “The Book of Souls” ve özellikle “Empire of The Clouds”un birkaç ay sonra grubun
klasikleri arasında anılıyor olacakları. Bunun üstüne bir şeyler diyecek olursam aldığım derin nefes beni tutamamaya başlayacak, çünkü 18 dakikalık, umut dolu adamların başına gelen trajedik bir hikayeyi anlatan bir IRON MAIDEN şarkısı tek başına bir kritiği hak edecek kadar büyük bir şey benim için. Hele ki böylesine farklı bir yaklaşımla bestelenmişken.
IRON MAIDEN dünyanın en iyi grubu.
Not: 8,5/10
Nazım Kemal Üre
Maiden birçok yaşıtının aksine hâlâ yeni albümün çıkışıyla heyecan yaratabiliyor. Evet, belki gruptan daha önce duymadığımız bir yenilik, değişik bir melodi ya da şarkı yapısı gelmesi artık imkânsız. Ama son 3-4 Maiden albümüne baktığınızda 60 yaş civarında olmalarına rağmen hâlâ net şekilde dinlenebilir besteler yapmaya kafa yoran ve kendilerini teknik olarak belli bir formun üstünde kalmaya zorlayan adamlar duyuyorsunuz. Bence bu inanılmaz bir şey. Sırf bunun için bile “The Book of Souls” her türlü övgüyü hak ediyor. Albümü dinlerken adamların şarkı kurgularına ve melodilere ne kadar emek harcadığı resmen film gibi gözünüzde canlanıyor. Açıkçası ben Bruce’un “Empire of the Clouds”’ın melodisini yazdıktan sonra kendi kendine “oha süper şarkı girişi olur bundan” dediğini, Harris’in “The Man of Sorrows”’un ortasındaki bas süslemelerini çalarken nasıl keyiften geberdiğini, ya da bir Maiden hayranı olarak “The Book of Souls” şarkısı konserde çalınınca ortasındaki rifte nasıl boynum koparcasına kafa salladığımı filan hayal edebiliyorum. Maiden hâlâ bu kadar etkileyici bir grup işte…
Albümün eleştirilecek yanları da var tabii. Son dönem Maiden’ın bence en büyük sorunu olan “albüm aşırı epik olsun, her yerden çifte gitar solosu fışkırsın” sorunu burada da mevcut. Arada olmazsa olmaz “Speed of Light” gibi çerez şarkılar da var tabii, ama albümün genel havasına “büyük” şarkılar hakim. Ben kurgu olarak büyük ve küçük şarkıların daha dengeli olduğu “Powerslave” ve “Seventh Son of a Seventh Son” gibi albümleri biraz özlüyorum. Bir de albümün aşırı uzun olması var tabii, eminim birçok dinleyici albümü tek seferde tüketirken zorlanacaktır.
Son olarak bir de uzun süredir Maiden dinleyen hayranlara bazı melodiler ve rifler fazlaca tanıdık geliyor. Ama bu büyük bir eksi değil, albümü dinleyince her şarkıda kendine özel anlar keşfetmeye başlıyorsunuz.
Maiden hayranıysanız düşünmeden albümü alın ve zevkten dört köşe dinleyin. Adamlar hâlâ yaptıkları müzikten müthiş keyif alıyor, buyurun siz de alın.
Not: 8/10
Ahmet Saraçoğlu
“The Final Frontier“ı çok fazla sevmiş bitri olarak, “The Book of SOuls”dan da beklentim yüksekti elbette. Zaten “The Final Frontier”ı çok sevmemiş olsam bile beklentimin yüksek olması gerekirdi, zira mevzu bahis grup IRON MAIDEN’dı. If Eternity Should Fail’un Barış Manço şarkısı gibi başlayan ilk notlarından itibaren, IRON MAIDEN’ın sağlam bir şey ortaya çıkardığı belliydi. Grup, uzun zamandır eleştiri konusu edilebilen çok uzun ve epik şarkılar olayını dengelemiş, ancak bu sefer de 92 dakikalık dev bir albüm yapmıştı.
Double albüm olayı, iyi yapılmazsa ne kadar zorlayıcı olabiliyor hepimiz biliyoruz. Çok iyi örnekleri de var, sıkıntıdan uyutanları da. “The Book of Souls”un, çok iyilik kısmı göreceli olmakla beraber, sıkıntıdan uyutmadığı kesin. IRON MAIDEN, kendisini IRON MAIDEN yapan sayısız şeyi kullanarak, elbet grup adına yeni çığırlar açmayan, ancak IRON MAIDEN kalitesini ve ruhunu her şeyiyle ortaya koyan bir işe imza atmış.
Albümün ne olup olmadığını böyle vıdıvıdı yazıyorum ama, aslında demek istediklerim başka. “The Book of Souls”u dinlerken, hayatımın bilmem kaç bininci IRON MAIDEN tecrübesini yaşarken, şu an yazmakta olduğum kritiğin nasıl olması gerektiği konusunda aklımda net fikirler oluştu aslında. Bu fikirlerin hiçbiri albümün teknik yönleriyle, iç dinamikleriyle, artıları eksileriyle ilgili değildi aslında. O yüzden yazının kalan kısmında “The Book of Souls”dan ziyade, hayatlarımıza etki etmiş, bizleri değiştirmiş bir kavram olan IRON MAIDEN’dan daha genel anlamda bahsetmek istiyorum. “The Book of Souls” zaten iyi albüm, güzel albüm, kimse merak etmesin.
IRON MAIDEN cidden çok önemli bir şey. IRON MAIDEN’ın bu müziğe ve dolayısıyla bize kattığı o kadar çok şey var ki, ortaya konan şeyi sevip benimsemek sanki DNA’mıza kodlanmış gibi. Böyle olunca da insan ister istemez olaya duygusal bakıyor ve bence bunda hiçbir sakınca yok. Basılan notaların, Bruce’un ne kadar bağırdığının, çalınan melodilerin falan çok bir önemi kalmıyor. 2015 yılını geride bırakırken, 1975 yılında Londra’dan çıkan bu paha biçilmez adamları dinlemek, müzik eleştirmenliğini, çalan şeyi yorumlamayı falan anlamsız kılıyor. IRON MAIDEN, yaptıklarına canlı tanık olmakla gurur duyulacak, insanın modern tarihine adını altın harflerle yazdırmış bir kavram ve bugün bile yeni yaratımlarını deneyimliyor olmak gerçekten büyük bir keyif. Üstelik o yeni yaratımlar bir de böyle güzel olunca.

IRON MAIDEN asla sadece “IRON MAIDEN” değildir.
IRON MAIDEN, Eddie’nin sırtını sıvazlayıp, bunca yıldır bize yaşattıklarını düşünüp tebessüm etmektir.
IRON MAIDEN çok sevdiğimiz bu müziğin ta kendisidir.
IRON MAIDEN mutluluktur.
Albüm bilgileri
- Bruce Dickinson: Vokal, piyano
- Steve Harris: Bas, klavye
- Dave Murray: Gitar
- Adrian Smith: Gitar
- Janick Gers: Gitar
- Nicko McBrain: Davul
- Disc 1
- 1. If Eternity Should Fail
- 2. Speed of Light
- 3. The Great Unknown
- 4. The Red and the Black
- 5. When the River Runs Deep
- 6. The Book of Souls
- Disc 2
- 1. Death or Glory
- 2. Shadows of the Valley
- 3. Tears of a Clown
- 4. The Man of Sorrows
- 5. Empire of the Clouds

Bir yanıt yazın