Uzun zamandır dinlediğim en tutkulu albüm.
Ülkemizin en iyi metal gruplarından biri olan FURTHERIAL’ın yepyeni albümünden herkese merhaba! :DDD “Destroying Atropolis” ile sağlam ve karakterli bir başlangıç yapan İstanbullu grup, yeni albümü “Un Mondo Infinito” ile çıtayı çok daha yükseklere taşıyor ve uzun süredir ülkemizden çıkan en iyi birkaç albümden birini bizlere sunuyor.
Aslına bakarsanız kritiği burada sonlandırabilirim, çünkü olayın özü bu. FURTHERIAL net şekilde bu ülkedeki en iyi müziklerden birini yapıyor; “Un Mondo Infinito” yine bariz şekilde ilk albümün ötesinde ve pek çok açıdan harika bir albüm. Ancak “Un Mondo Infinito” böyle kısaca özetlenip geçilecek bir çalışma değil; bunun çok daha ötesinde bir şey var karşımızda.
Şimdiden söyleyeyim, bu yazı biraz kişisel olacak; ancak başka türlüsünü yapmak da içimden gelmiyor.
“Un Mondo Infinito”, belli bir noktasından itibaren ortaya çıkışına tanık olduğum bir albüm. THROWN TO THE SUN’ın ikinci albümü “Out of Themselves Things Will Come”da bizlere sesiyle yardım eden ve müthiş bir iş çıkaran Başer’le son bir senedir her görüşmemizde, yaptığımız tüm muhabbetlerde, “Un Mondo Infinito”dan mutlaka bahsettik, albümün her tür detayından konuştuk.

Bu müziği gerçekten çok seven, bu müziğin bunca yıldır bana verdiklerini ve hissettirdiklerini kelimelere dökmekte dahi zorlanan bir insan olarak, benzer şeyler hisseden insanların ortaya çıkardığı eserlerin benim için önemi de büyük oluyor elbet. Başer’in son bir yıldır “Un Mondo Infinito”dan her bahsettiğindeki tutkusu, saklamaya çalışsa da saklayamadığı heyecanı, ortaya koymaya hazırlandıkları şeye olan güveni, beni çok büyük bir şeyler geleceği konusunda daha tek nota duymadan ikna etmişti aslında. Tek meslekleri müzisyenlik olan bu adamların ortaya çok iyi olmayan bir şey çıkarmaları, zaten herhangi bir grubun yaratacağından çok daha büyük bir hayalkırıklığı yaşatırdı. Ancak en başından beri aklımın ucunda bir gram bile şüphe yoktu.
Tek nota duymadan, Başer’in gözlerindeki parıltıdan anlamıştım. FURTHERIAL, belki de Türkiye’den çıkmış en iyi metal albümlerinden birini yapacaktı.
Yaptı da.
“Un Mondo Infinito”, uzun süredir dinlediğim en tutkulu ve gerçek albümlerden biri, belki de birincisi. Barındırdığı konseptin altında ezilmeyen, bilakis tüyler ürperten bir güç ortaya koyan, cayır cayır, derin, yoğun ve en önemlisi olabilecek en üst seviyede samimi bir albüm. Tek niyetleri yapabilecekleri en iyi albümü yapmak olan adamların elinden çıkan ve her bir şarkısında bunu size hissettiren bir çalışma.
Eski PA yazarı arkadaşımız Gençay Aytekin’in elinden çıkan ve konsepti gayet güzel vurgulayan görseller de dâhil her bir ayrıntısını ayrı ayrı övebileceğim “Un Mondo Infinito”, öncelikle beste anlamında çok güçlü bir albüm. “Destroying Atropolis”teki FURTHERIAL’lıkları alıp, üstüne daha fazla his, düşünce, kan, ter, hırs, inanç, öfke, hüzün koyan grup; duygu yoğunluğu açısından olumsuz tek kelimenin edilemeyeceği, ancak olayın metal yönünü de tekmeleye tekmeleye veren bir ürün ortaya koyuyor. Sözel konsept gereği farklı karakterleri olan şarkılar, ortaya konan müzisyenlik ve iş bilirlik sayesinde büyüdükçe büyüyorlar. Başer’in bence ülkemizdeki en iyi metal vokalisti oluşu da buna eklenince, albümün dramatik yönü daha da güçleniyor. “Ben bunu daha önce neden yazmadım” dedirten rifler, harika bir vokal yorumu ve “biz çok metaliz, ona göre davranalım” düsturu gütmeyen ve iyi müzik ortaya koyma hedefiye yola çıkan bir vizyon ile, FURTHERIAL tüm albüm boyunca yardırdıkça yardırıyor. Eleştirilebilecek noktalar yok mu? Var elbet. Mesela bence davullar olması gerekenden daha pasif kalıyorlar. Berkay burada duyduğumuzun çok ötesinde bir davulcu ve çok daha etkileyici şeyler yapabilir, çok daha ötesini yaptığını RAZOR’la her hafta gösteriyor. Umarım bir sonraki albümde gerçek potansiyelini daha bir kafamıza vurarak gösterir.

Evet, gruptaki tüm elemanları tanıyorum, bazıları yakın arkadaşım. Ancak kendi de bu ülkede müzik yapan ve bu ülkede ekstrem bir müzik yapmanın ne demek olduğunu bire bir bilen biri olarak, FURTHERIAL’ın yaptığı işe saygı duymamak, görmezden gelmek, en hafif ifadeyle şaşkınlık, hakkını veren ifadeyle de ayıp olur. Samimiyetimi biliyorsunuz; sırf tanıyorum diye, arkadaşım diye kimseyi övecek halim yok. O işlere girersek zaten bir adım ileri gidemeyiz.
Her şey iyi güzel, ancak canımı baya sıkan bir konu var. Ülkemiz grupları, yurt dışındaki pek çok grubun çıkardığı ve büyük övgü alan pek çok albümü gözü kapalı tokatlayacak albümler çıkarsalar da, kendilerinden “bu adamlar yurt dışında olsalar var ya rererörö” diye bahsettirseler de, yine de belli bir noktanın ötesine gidemiyorlar. Bu olay aşırı derecede tatsız bir şey. Bugüne bugün binlerce albüm kritiği yazan, kendisi de müzik yapan bir insan olarak, ortaya konan bu şeyi “of be, tamamdır FURTHERIAL’ın ortalığı dağıtacağı albüm geldi işte” diye arkama yaslanarak değil de, “bakın bakın burada süper bir şey var sakın es geçmeyin mutlaka duyun” diye yırtınarak tanıtmaya, duyurmaya çalışmak cidden canımı sıkıyor.

Keşke ülkemizdeki malûm sıkıntılar olmasaydı da FURTHERIAL’ı ve “Un Mondo Infinito”yu “herkes dinlemeli, sakın atlamayın” diye bağırarak tanıtmaya çalışmaktansa, “FURTHERIAL bu albümle ortalığı sallayacak, böyle bir albümün ardından zaten dünyanın her tarafında turlayıp bir sürü insana ulaşacak, of be süper olacak” diye anlatsaydım. Ama olmuyor, olamıyor. En azından şu anda.
Yine de sikerler; moral bozmaya gerek yok. Ülkemizde bu şekilde bahsedilesi grupların artıyor olması bile ilerisi için umut veren, daha çok insana enstrüman aldırıp müzik yaptıran gelişmeler. Sonuçta mevcut şartları bilerek düşünmek durumundayız. Bu yüzden FURHERIAL gibi grupların, “Un Mondo Infinito” gibi albümlerin olması çok önemli. Çok fazla önemli.

Son birkaç paragrafta yazdığım üzere, son kelamlara geldiğimizde FURTHERIAL’ı ve “Un Mondo Infinito”yu size tanıtmayı; belki bir çoğunuz farkında olmasanız da yanı başınızda çok süper şeyler yapıldığını ve buna kayıtsız kalmamanız gerektiğini falan söylemek istemiyorum artık.
FURTHERIAL süper metal yapan, bu türün dünya çapındaki muadillerinden pek bir eksiği olmayan bir grup ve “Un Mondo Infinito” da bu müziği ve ülkemizdeki gidişatını yaklaşık 20 senedir takip eden biri olan şahsım adına, bugüne dek Türkiye’den çıkan en iyi metal albümlerinden biri olarak gösterebileceğim bir çalışma.

Emeği geçen herkesin eline sağlık. Belki şu an farkında değiliz, ancak bazı gruplar, bazı albümler, Türkiye gibi çoğunluk tarafından görmezden gelinen birtakım konuların gelişmesinde geleceğe yatırım rolü üstleniyorlar. Ben burada ortaya konan işte bu ışığı görüyorum ve daha da güzeli, bundan daha da iyisinin yapılacağı konusunda da şüphem yok.
“I am the apprentice!” diye bağıran gırtlaklardan makas alıyor, bu kadar yazdım amk daha fazla konuşturmayın, dinleyin dinletin diyorum.
Albüm bilgileri
- Başer Çelebi: Vokal, gitar
- Berkay Yıldırım: Davul
- Bora İnce: Gitar
- Önder Işkın: bas
- Beneath the Stars
- Devastating Vengeance Unfold
- I Am the Truth
- Wind Swept My Wings
- Elder & Apprentice
- Lied Has Died
- The Further

Bir yanıt yazın