İçinde kuantum geçen şeylerin %90’ının kötü olduğunu biliyor muydunuz? Neyse ki bu onlardan biri değil.
Mutluhan SEFEROĞLU
Metal camiasında “türler üstü grup” dediğimiz oluşumların uzun süredir takipçisiyim. Bu gruplar, metalin en riskli sularında yüzerler. “Ortodoks metalci” diyebileceğimiz kesimi pek de açmayan klasik müzik ve jazz gibi türleri müziklerine yedirmeye çalışırlar. Bu tarzlarla etkileşime girerken kıvamı tutturmak gerçekten zordur. Bazen etkileşimler metalin “baskın” karakteri yüzünden gözden yitirilir, bazen de etkileşimlerin yoğunluğundan dolayı bir metal albümü dinlediğinizi dahi unutursunuz.

Ne var ki kimi zaman kıvam tutturulur ve talih bizlere metal camiasının en özel gruplarından bazılarını armağan eder. Amogh Symphony’nin de bu gruplardan biri olduğuna inanıyorum.
Aslında grup dediğime bakmayın, Amogh Symphony (yaklaşık olarak) tek kişilik bir proje. Yaratıcısıysa yıllar içinde rahatlıkla deha statüsüne ulaşabileceğini düşündüğüm Vishal Singh.

Vishal Singh, yaptığı müzik djentle ilgisiz olmasına rağmen; ismini Facebook’taki djent camiası sayesinde “ortamlarda” duyurmaya başlıyor. Benim onun projesiyle tanışmam ise djent temalı sayfalardan birinin alfabetik djent grupları listesini taramamla oluyor. Eğer ki büyümekte olan djent camiasına aşinaysanız, orijinal grup bulmanın ne kadar zor olduğunu bilirsiniz. 80’lerde Thrash Metal ne haldeyse Djent de şu anda o evreden geçiyor. Pek çok “kült” grup ve albüm ortaya çıktı ama bunların yanında eşantiyon olarak gelen yüzlerce klişe dolu grubun arasında yolunuzu bulmaya çalışmalısınız.
Bu “sıradan” gruplarla dolu listeyi taramam sırasında kaliteli bir gruba rastlayamamak fazlasıyla can sıkıcıydı, ne var ki Amogh Symphony ile karşılaştım.
Bu da neydi böyle? Latin akustik gitar pasajları, “erotik” diyebileceğiniz sıcaklıkta blues sololar, funky ritmler, uzun uzun elektronik müzik bölümleri, serpiştirilmiş etnik vokaller… Meraklısının aklını alacak leziz bas partisyonlarına (metalde kullanımına nadiren rastladığımız slap’lere dikkat!) özellikle dikkat çekmeli. Bilim kurgu tarzında hikayesi olan bir albümden beklemeyeceğiniz bin türlü müzikal cambazlık arasında zevkten salya akıtmanız işten bile değil!
Albümde bildiğimiz anlamda vokal olmasa da albümün bir “hikaye anlatıcısı” var: Coal Chamber’ın basçısı Chela Rhea Harper. Ne var ki albümün müzikal yapısı yüzünden kendisinin uzun konuşmaları canınızı sıkabilir. Gördüğüm yorumlara bakılırsa “Olmasa da olurmuş” tepkisi veren insan sayısı hatırı sayılır miktarlarda. Albümün bir diğer kusuru da bazı bölümlerde distortion gitarın ve davulların gerçekten rahatsız edecek derecede “kötü” tonlara sahip olması.
Yine de bu eksiklikler üstesinden gelinemeyecek düzeyde değil. Progresif metal ve türevlerine kafayı takmış bir insan olarak “The Quantum Hack Code”un şu ana kadar dinlediğim en iyi, en “ufuk açıcı” albümlerden biri olduğunu söyleyebilirim.
Albüm bilgileri
- Vishal Singh: Gitarlar, bas, klavye
- Jim Richman: Davul
- Chela Rhea Harper: Anlatıcı
- The Fall of World Defense System
- Dvorzhetskii's Prophecy
- Osiris 1
- The Quantum Barrier Code Interpretation By Mainframe
- Polymorphic Infection : Releasing Proteus
- X – Karna : Activated
- Decoded : Karnosiris
- The Collapse of Q-Web and Osiris 1

Bir yanıt yazın