20'de 20.
“Korkan hayvan saldırır” lafını bilirsiniz. Açıklamaya gerek yok, pek çok hayvanın karşısındakine saldırıda bulunmasının sebebi, kendini tehlikede hissetmesi, paniğe kapılması veya korkmasıdır.
Peter Wichers gruptan bir kez daha ayrıldığında aklıma gelen, olmasını istediğim şey buydu. Zira SOILWORK’ün ana adamı Wichers’dı ve Wichers’sız tek albümleri “Sworn to a Great Divide” insanların aklını başıdan almamış, hatta çoğu kişi tarafından yetersiz bulunmuştu. O albümdeki beste yükü, Peter Wichers’ın de DAYISI olan Ola Frenning ile ilk kez gruba katılan Daniel Antonsson’un üzerindeydi. Lafı uzatmayalım, albüm “eh” olarak bulundu.
Akabinde Frenning gruptan ayrıldı, yerine Verbeuren’in SCARVE’dan grupdaşı Sylvain Coudret geldi. Wichers’ın da geri dönüşüyle, “Panic Broadcast” çoğu kesim tarafından olumlu bir adım olarak görüldü. Kanımca “Stabbing the Drama”dan da iyi bir albümdü.
Sonra Wichers tekrardan gruptan ayrıldı ve işte tam da bu anda aklıma, yazının ilk cümlesi geldi. Wichers’ın ilk ayrılığının ardından çıkardıkları albümle eleştiri alan grup, bu sefer aynı duruma düşmek istemediğinden, “Wichers olmadan da yapabiliriz” diyebilmek adına başka bir şeyler yapması gerektiğinin farkındaydı. Zaten fazlasıyla şahsına münhasır ve zaman içinde kendi kendini sınırlayan bir sound’ları olduğundan, bildiğimiz SOILWORK’ten ekmek yemeye çalışmak, albüm ne kadar iyi olursa olsun insanları şaşırtamayacaktı.
Şimdi “The Living Infinite”a geçelim. Buradaki en önemli kilit nokta, şüphesiz ki Sylvain Coudret ve David Antonnsson. Gruba sonradan giren, ancak SOILWORK’e dair her şeyi çok çok iyi özümseyen ikili, olabilecek en iyi SOILWORK albümünü yapmak adına kolları sıvamış.

Albümü farklı kılan ve yine yazının ilk cümlesine atıfta bulunan olay, “The Living Infınite”ın bir double albüm olması. Bu durumun sebebinin “elimizde ne varsa kullanalım” olduğunu sanmıyorum. Bence bu, “geri adım atacağımızı düşünenleri şaşırtmak, daha sağlam bir cevap vermek adına bir double albüm yapalım” şeklinde verilmiş bir ilk karar.
Yayınlanan ilk iki şarkı Spectre of Eternity ve This Momentary Bliss’e bayılmış ve “The Living Infinite”i 2013 içerisinde en çok beklediğim birkaç albümden biri ilan etmiştim. Şarkılar hem her şeyleriyle SOILWORK’tü, hem yeni denemeler vardı, hem de grubun ta ilk albümlerini hatırlatan çeşitli hislere, oyunlara sahipti. Bunlar belki grubu çok yakından takip edenlerin daha iyi fark edebileceği şeylerdi, ancak öyle ya da böyle SOILWORK tekrardan heyecan verici bir hale gelmişti.

Albüm çıktı, defalarca kez dinledim ve diyebileceğim en gerçekçi şey, “The Living Infinite”in üzerinde çok uğraşılmış, ince ince işlenmiş ve sonuçta da başarıya ulaşmış bir albüm olduğu. Seksen küsür dakikalık müzik ihtiva eden albüm, kendisine her açıdan bayılmayanların “tek CD de olabilirmiş” yorumlarına maruz kalabilir mi, kalabilir; ancak sunulan malzeme miktarı ve ortalama ve üstü materyalin oranına bakıldığında, “The Living Infinite”in başarıya ulaştığı rahat şekilde söylenebilir.
Burada bahsedilmesi gereken en önemli konu, SOILWORK’ün sınırlı olarak gördüğümüz ve belli kalıpların dışına çıkılamayacağına inandığımızı müzikal yapısını pek çok anlamda, hem de rahat şekilde kırdığını görebiliyor olmamız. Çeşitli ve tanımın hakkını verecek şekilde progresif öğelerle, SOILWORK müziğinin daha önce hiç dokunmadığı mecralara dokunduğuna, hem de grubun ihtiva ettiği mükemmel müzisyenliği ve kariyerleri boyunca zaman zaman bocalayan ancak aslen hep içlerinde olan yaratıcılığı da olanca gücüyle kullandıklarına tanık oluyoruz.
Eski SOILWORK formülleri yok mu? Elbet var, hem de bayğı fazla var. Ancak bunun üstüne inşa edilen sayısız yeni ve başarıya ulaşmış fikir var. Gitaristlerin gövde gösterisi yaptığı albümde, Verbeuren her zamanki gibi yardırıyor; Speed ise bugüne kadarki en varyasyonlu, en sofistike performansını sergileyerek albümü olduğundan da üst kademelere çıkarıyor.
Kısacası, “The Living Infinite” bariz bir “biz sandığınızdan daha fazlasıyız” adımı. İsveç modern metal sahnesinin en önemli iki grubundan birinin bu denli iddialı bir çıkış yapması, bunca yıl, bunca albümden sonra böyle bir iş ortaya koyması takdire şayan. Spectre of Eternity ile başlayıp Owls Predict, Oracles Stand Guard ile biten bu hem miktar, hem de muhteviyat anlamında “büyük” müziği bize sundukları ve yıllar içinde kendilerini bu derece geliştirebildikleri, pes etmedikleri için SOILWORK’e teşekkür ediyorum.

Kendileriyle geçmişi 13 yıl öncesine giden gerçek bir dinleyicileri olarak, tutkularını kaybetmedikleri ve hep daha zorlayıcısını amaçladıklerı için SOILWORK’ü çok seviyorum.
Albüm bilgileri
- Björn Strid: Vokal
- David Andersson: Gitar
- Sylvain Coudret: Gitar
- Ola Flink: Bas
- Sven Karlsson: Klavye
- Dirk Verbeuren: Davul
- Spectrum Of Eternity
- Memories Confined
- This Momentary Bliss
- Tongue
- The Living Infinite I
- Let The First Wave Rise
- Vesta
- Realm Of The Wasted
- The Windswept Mercy
- Whispers and Lights
- Entering Aeons
- Drowning With Silence
- Antidotes In Passing
- Leech
- The Living Infinite II
- Loyal Shadow
- Rise Above The Sentiment
- Parasite Blues
- Owls Predict, Oracles Stand Guard

Bir yanıt yazın