Vatan Computer sponsorluğuyla.
Uğur YEŞİLHİLAL
2004 yılında keşfettiğim ve o günden beri dinlediğim bir grup Wintersun. İlk olarak “Ensiferum vokalistinin yeni projesi Wintersun” şeklinde ortamlarda gördüğümü anımsıyorum. Grup en başta isminin güzelliğinden dikkatimi çekmişti. Logosu da çok hoştu. Aslında grup ile ilgili en ufak bir olumlu eleştiri veya tavsiye almamıştım. Ensiferum nedir bilmezdim. Hiç de dinlememiştim. Jari de kim? Bunlar hakkında en ufak bilgim yoktu. Dikkatimi çeken tek şey şuydu: Kış güneşi… Oldukça güzel bir isimdi. Beni şahsen çok etkiledi bu isim. Yani bu gruba konulabilecek en güzel isimlerden biri desem, yanlış olmaz. Ardından albümü edindim (indirdim desek daha doğru) ve Wintersun maceram bundan 8 sene önce bu şekilde başladı…
8 sene. Dile kolay 8 sene geçti. Kimimiz liseyi bitirdi, kimimiz ilk kez aşık oldu, kimimiz üniversiteden mezun oldu, kimimiz askere gitti geldi, kimimiz çoluk çocuğa karıştı. Kimi gruplar 4-5 albüm çıkardı… Wintersun ise 1 albüm üzerine çalışmakla meşguldü.
Sadece albüm üzerinde çalışmak değildi elbet. Bilgisayarımın RAM’i düşük, daha güçlüsünü alacak param yok, bir anda sinirlendim system32’yi sildim, MSN şifremi unuttum gibi bir sürü sıkıntı da beraberinde geldi. Jari bunları ne kadar tatmin edici oldukları tartışmaya açık bahaneler olarak ileri sürse de, biz dinleyenlerin sabrı taşmıştı. Ama bu lanetli 8 sene, en sonunda şu an elimizde bulundurduğumuz “Time I” CD’si ile sona erdi. Bu lanetli 8 senenin elbet dinleyicinin beklentisini normalin çok daha ötesine taşıması Jari açısından oldukça olumsuz bir etken. Bir insanı 8 sene bekletmek nedir? Aslında o 8 sene sona ermedi gibi. Çünkü elimizdeki materyaller sadece albümün ilk yüzü. Düşünün, 8 sene bekletiyorsunuz ve sonunda sadece bu çalışmanın yarısı, belki de daha azı geliyor. Evliya sabrı ifadesi burada yetersiz kalmakta.
Olsun gene de “Time I” da bir şeydir, daha kötüsü olabilirdi, beterin beteri vardır diyebiliriz. Ama asıl şöyle bir sıkıntı var: Albümün kendisi dinleyiciyi tatmin etmekten kilometrelerce uzak.

Topu topu 5 şarkı olan bir albüm var karşımızda. Bu 5 şarkının 2’si zaten intro. Geriye kaldı 3 şarkı. Bu 3 şarkı içerisinde de uzun uzun introlar ve outrolar var. Bu kesinlikle benim açımdan kötü bir durum. Hele bu albümü 8 sene beklediyseniz, durum inanılmaz bir şekilde vahim. Aslında tüm “Time” albümünü tek bir CD’ye koyabilirdi Jari. Neden bunu yapmadığını bilmiyorum ama gene Pasifagresif haberlerinden anımsadığıma göre, “Time” çok uzun olmuş, dinleyici bu kadar uzun bir müziği dinlemek istemezmiş. Şunu söylemek lazımdır ki, “Time II” da, “Time I” ile aynı uzunluktaysa, tam aksine; süresi gayet ideal uzunlukta olurdu ve 8 seneyi tatmin edebilirdi.
Zaten elimizde 8 sene denilen bir bomba var, bırak uzun albüm olsun Jari kardeşim. Biz Wintersun hayranları, albümden sıkılırsak şarkıyı durdururuz, devamını sonra dinleriz. Hem de tüm “Time” albümüne kavuşmuş oluruz. O da hayır, yahu dinleyicinin bu kadar ”sıkılmasını” düşünen bir adam, neden bu kadar uzun intro ve outro kısımları yapmış, o da ayrı bir tartışma konusu. Şarkı zaten kendi uzun, bir de o girişler ve çıkışlar, üstüne o şarkıdan önce gelen başka bir intro. Ondan sonra “dinleyici sıkılmasın diye albümü böldüm”… Offf offf. Ben şahsen, Jari’nin “Time” albümünü “Time I” ve “Time II” şeklinde bölme sebebi olarak dinleyicilerin baymaması olduğuna inanmıyorum. Jari büyük ihtimal “Time II”daki şarkıları yetiştiremedi. Tabii bir yandan da sabır fena taşıyor; 8 sene olmuş, yakında 9 sene olacak. Domatesler ve yumurtalar sahneye yağmaya başlayacak. En iyisi siz “Time I” ile oyalanın; sıkılmayın diye kısa kestim bu albümü. Yoksa şu an “Time II” da hazır canım, ama o 2013’de çıkacak; siz bunu bir hazmeden bakalım…
Albümün kapağı oldukça güzel. Şık ve estetik. Şahsen kapağı ilk gördüğüm ”Wintersun’dan yeni albüm kapağı” haberinde baya büyülenmiştim. Çok etkileyici bir kapaktı. 8 senenin beklentisinin büyüklüğünü daha da fışkırttı bu güzel kapak. Zaten Wintersun’ın ilk kapağı da gayet güzeldi. Ama bu kapak daha bir hoş.
Şarkılara baktığımızda, Wintersun’ın hem isminden, hem de ülkenin (Finlandiya) konumundan kaynaklanan soğuk havası albümde kendini muhafaza etmekte. Yalnız bunun üstüne bir de Japon havası eklenmiş. Uzak Doğu’dan gelen rüzgar ile Finlandiya denizinin buz gibi soğuk sularından gelen havası çarpışmış. İyi mi olmuş? Bence harika olmuş. İki farklı tadı da hissetmek bana güzel geldi. Albümün ilk şarkısı olan When Time Fades Away albümde en çok Uzak Doğu tadı içeren şarkı. Jari’nin de dediği gibi huzur verici. Hoş olmuş gerçekten. Kimi Wintersun hayranları bu durumu eleştirdi tabii. Ama dediğim gibi, farklı bir deneme ve sonuç başarılı.
Sons of Winter and Stars, albümün en sağlam şarkılarından biri (Zaten kaç şarkı var albümde yahu). 4 parçaya ayrılmış. Bu 4 ayrı kısmın hepsi de gerçekten çok güzel. Ama özellikle şarkıyı adını veren 4. kısım enfes. 3. kısım da zaten bizi bu 4. kısma hazırlamak için düzenlenmiş, intro niteliğinde ve sakin. 2. kısım, fırtınaların koptuğu, harsh vokalle clean vokalin çarpıştığı alan. 1. kısım ise tamamen harsh vokalden ibaret ve bu uzun parçaya girmek için oldukça ideal. Şarkıdaki rifler baya etkileyici. Harsh vokal ile senfonik vokaller lezzetlice harmanlanmış. Bir de şu koro bölümü pek güzel:
Bizler kışın ve yıldızların çocuklarıyız.
Zamanın ötesindeki uzak diyarlardan geliyoruz…
Kalplerimizdeki ateş sonsuza dek yanacak!
Dünyamız asla ölmeyecek!
Land of Snow and Sorrow, albümün dinlendirme niteliği taşıyan, aşırı aksiyona girmeyen, çok ama çok küçük bir kısım dışında harsh vokal içermeyen, tamamen clean vokal ağırlıklı bir parça. Şarkıdaki bazı sözlere eşlik etmesi oldukça zevkli. Özellikle ”And I fall asleep, I will dream the last dream” kısmına. Özetlersek güzel denilebilir bu soğuk havalı parçaya. “Darkness and Frost”, albüme adını veren ve son şarkı olan Time’ın introsu. Zaten Time’ın içerisinde epik bir intro var. Öncesinde de bu var. Darkness and Frost albümün şahsıma göre en sıradan girişi. Yani güzel ama sıradan. Dinleyip geçilenlerden… Time ise epik havasıyla, atmosferiyle, vokalleriyle her şeyiyle güzel. Sons of Winter and Stars ile birlikte, ”albümün en iyisi” lafını eşit bir şekilde paylaşıyorlar. Ayrıca, albümdeki en iyi ve etkileyici senfonik/clean vokal performansının burada olduğuna inanıyorum.
“Time I”, güzel bir albüm. Ama 8 senenin beklentisini karşılamaktan çok uzak. Wintersun’ın ilk albümünün tatmin ediciliği, büyüleyiciliği ve gaza getiriciliği yanında bu albüm sönük kalıyor. Ayrıca Wintersun’ın ilk albümdeki metal ile epik havanın eşit bir şekilde paylaştırılarak eritilmesi olayı bu albümde bozulmuş. Epik hava, metal havasını ezmiş, metal havasını arka plana atmış. Bu da bir eksi puan.
Bunu şöyle açıklamak istiyorum:
Sos, yemeğe belirli bir ölçüde konulursa yemeğe lezzet verir. Ama yemeğin üzerine sırf sos dökerseniz yemeğin tadı bozulur, bayık bir tat verir, mideniz bulanır. Burada sos = epiklik, yemek = metal müzik. İşte “Time I” burada dengeyi bozmuş. Ana yemeğe o kadar çok sos dökülmüş ki, ağza iyi bir tat gelmiyor. Ama bakınız ki, Wintersun’ın ilk albümünde yemek ile sos çok dengeli. Ve o yemek çok lezzetli.

Tüm bunların üstüne, 8 sene beklenmesi ve diğer olumsuz detaylar (albümün çok kısa oluşu, gereksiz uzatmalar vs) eklenince, maalesef albümün puanı oldukça düşüyor. Puanı düşük bulabilirsiniz, ama benim gibi 8 sene beklemiş biri için aslında gayet ideal.
Albüm bilgileri
- Jari Mäenpää: Vokal, gitar, klavye
- Jukka Koskinen: Bas
- Teemu Mäntysaari: Gitar
- Kai Hahto: Davul
- When Time Fades Away
- Sons of Winter and Stars
- Land of Snow and Sorrow
- Darkness and Frost
- Time

Bir yanıt yazın