Garip şeyler.
Özgür DURAKOĞULLARI
Düşünün ki egzotik bir ülkeye bir ziyaret yaptınız, bu ilk kez gittiğiniz ülkenin çok özel bir restoranına gittiniz. Tam da maceracı ve değişiklik aradığınız bir moddasınız, -atıyorum- “frusinte agibolo” isimli bir yemeği sipariş ettiniz. Bir baktınız, karşınıza kuru fasulye-pilav geldi. Ne hayal kırıklığı olurdu değil mi? Yapacak bir şey yok, kaşığınızı daldırıp bir lokma aldınız, o da nesi. Hayatınızda yediğiniz en lezzetli şey!
Oddland isimli grup da, tam da bunun gibi çok iyi bildiğim bir tarzı bana öyle bir yedirdi ki, dinlemekten bıkmıyorum ve git gide daha çok keyif alıyorum. Finlandiya’nın popstar tarzı metal müzik yetenek yarışması Suomi Metal Star’ı birincilikle tamamlayan topluluk, Century Media’dan bir albüm çıkarmaya hak kazanıyor, ve bunu çok da iyi değerlendiriyorlar. Bu ilk albümlerinde, bilindik progresif ve teknik metal gruplarına biraz fazla öykünülmüş olsa da, ilk başta dediğim gibi çok çok lezzetli ve kalifiye bir albümle giriyorlar piyasaya elemanlar.
Gitar/vokal Sakari Ojanen, albümün girişinde tıpkı Daniel Gildenlöw’ün rap’vari gırtlaklı seri vokallerine benzer bir stilde söylüyor, zaman geçtikçe Mikael Akerfeldt’ten Tomi Joutsen’e kadar giden bir takım benzerlikler farkediyoruz adamın vokalinde. Bunun yanında, bir hayli kendine özgü söylediği kısımlar da var elbette. Grubun müziği de genel olarak benzer biçimde değerlendiriliyor. Yani hem çok bariz etkilenimler var belli teknik gruplardan, hem de grubun müziğinin, küçümsenmeyecek derecede bir kendi karakteri de mevcut.
OPETH – “Ghost Reveries“i aratmayacak groove’lukta bir kayıt, ya da ZERO HOUR, MESHUGGAH gibi gruplara göz kırpan tekniklikte bir rif işçiliği de en çok dikkati çeken şeylerden albümde. Aksak ritmin üstüne seri metronomlu düz bir melodi oturtma benzeri aksiyonlardan, ve tuhaf zamanlı ölçülerden oldukça fazla faydalansalar da, müziği çok uçuk olarak değerlendirmek pek uygun değil. FATES WARNING, SYMPHONY X gibi geleneksel progresif metal gruplarında rastladığımız bütünlük ve köklerine bağlılık bu toplulukta da mevcut. Ayrıca kompleks ve yer yer biraz uçuklaşan kısımlar, ve heavy metal gibi ayakları yere basan, düz ve ilk anda yakalayıp kendine eşlik ettiren melodileri/ ritimleri dönüşümlü olarak kullanmaları albümü uzun bir zaman dilimi sıkılmadan dinlenebilecek hale sokuyor.
Dan Swanö’nün prodüktörlüğünde gerçekleştirilen kayıt, bilmemkaçıcını albümünü çıkartmış paralı ve şöhretli gruplarınkini hiç de aratmıyor. Yani Century Media fırsatını çok iyi kullanmış ODDLAND. Sert ve tempolu kısımlarda gaza gelirken, dinginleşen bölümlerde vokalin çatallı ve derinden yorumunun nüanslarını son derece net duyabiliyoruz. Davullar ve baslar mükemmele yakın tonlara ve performansa sahipler. Davulcu hem çok iyi çalıyor, hem de zillerle falan müthiş süslemiş albümü. Distortion’ların yoğun olduğu kısımlarda da iyi ayırt edilebilen baslar, bazı kısımlarda davullarla yalnız kalıp inanılmaz işler yapıyor.
Parçalara gelirsek, tüm albüm mükemmele yakın bence. Ama “In the Eyes of the Mourning”deki eski Opeth’i de andıran doom’vari hava ve duygu dolu gitar solosu çoğumuzu etkileyecektir diye düşünüyorum.

Progresif müzik türü, son zamanlarda birçok saf tarzı epey melezleştirdi bence. Ama bu iki taraflı bir durum elbette, progresif metal’in en etkin grubu DREAM THEATER da birçok başka tarzla kendi tarzını melezledi. Çağ sentez çağı, ama iyi ve özgün bir melezle, kötü bir taklidin ayrımını da yapabilecek seviyeye ulaştı dinleyicilerin çoğu bana sorarsanız. Böyle bir yeteneği ve fırsatı ruhsuz bir rifler, melodiler, teknikler yığını halinde harcamak da mümkün olabilirdi, ama ODDLAND iskeleti iyi kurarak parlak bir başlangıç yapıyor müzik macerasına.
Albüm bilgileri
- Joni Palmorth: Bas
- Sakari Ojanen: Vokal, gitar
- Jussi Poikonen: Gitar
- Ville Viitanen: Davul
- Above and Beyond
- Flooding Light
- In the Eyes of the Mourning
- Aisle of Array
- Past the Gates
- Still the Spirits Stay
- In Endless Endeavour
- Sewers
- Lines of Silver Blood
- Ire

Bir yanıt yazın