Fetret dönemi.
Morbid Angel, rifleriyle, sololarıyla, liriklerde işlendiği konularla ve buna benzer birçok şeyle bir sürü grubun ilham aldığı bir grup. Tarihin gördüğü ve görebileceği en büyük death metal gruplarından biri. Her ne kadar şu an “Illud Divinum Insanus” yüzünden hayranları ile arasında soğuk sular esse de, bu hiç önemli değil.
O kadar güzel albümlere imza attılar ki, zamanında o kadar çok insanı müzikleri ile büyülediler ki, bugün sırf dubstep albümü bile yapsalar karizmaları kolay kolay çizilmez.
“Blessed are the Sick”i genelde arada kalmış bir albüm olarak görürüm. “Altars of Madness” gibi bir devrimin ve “Covenant” gibi bir death metal başyapıtının arasında bulunan bir albümdü. Morbid Angel dinleyen kimi kesim en sevdiği albümü ”Altars of Madness” olarak tanımlarken, diğer kesim ise ”Covenant” olarak belirtirdi. Morbid Angel’ın hızlı, öfkesini içinde tutamayıp sağa sola saçan enerjik halini sevenler “Altars of Madness”ı, öfkesini yavaşça ama çok daha şiddetli kusan halini sevenler ise “Covenant”ı favori albümü olarak gösterirdi. “Blessed are the Sick”i favori albümü olarak gösterenler ise azınlıktaydı.
Grup üyelerinin de bahsettiği gibi, albüm ilk çıktığı 1991 yıllarında oldukça eleştiri aldı, burun kıvrıldı ve beğenilmedi. “Altars of Madness”ın barındırdığı azgınlığı, saldırganlığı ve hızı barındırmaması bunun temel sebebiydi sanırsam. Aslına bakarsanız albümde ilk dikkat çeken şey David Vincent’ın harsh vokallerden yavaşça sıyrılmaya başlayıp, daha brutal tonlu vokale geçmesiydi. “Altars of Madness”ın barındırdığı hız, bu albümde yoktu ve daha yavaş bir tempo barındırıyordu. Tabii bu vokal değişimi ve tempo yavaşlaması “Covenant”daki kadar uç noktaya ulaşmamıştı. Bundan ötürü bu albümü bir geçiş albümü olarak tanımlarsak yanlış yapmamış oluruz.
1- Intro
Ciddi anlamda hiçbir özelliği olmayan bir intro. Sırf albümü açacak bir şeyler koyalım hesabı orada duruyor. Direkt Fall from Grace şarkısına balıklama atlasanız daha iyi olur. – 0/10
2- Fall from Grace
Albüm içerisindeki ateşli şarkılardan bir tanesi. Özellikle giriş rifleri o kadar güzel ve o kadar azman ki insanı hemen içine çekiveriyor. Zaten şarkının girişini duyduğunuz anda kafanızı yavaş yavaş sallamaya başlayacak ve şarkının devamına kendinizi yavaşça bırakacaksınız. Tek kötü yanı sonlara doğru biraz sıkmaya başlaması olabilir. – 8/10
3- Brainstorm
Sözlerine aşık olunası bir şarkı. Tempo eski hızını korumaya devam ediyor. Maalesef ilk dinleyişte hızlı olsun da nasıl olursa olsun havası verebilir ve diğer şarkılar kadar sevdirmeyebilir. Bunu bilerek dinleyin. – 7/10
4- Rebel Lands
Pek ısınamadığım bir şarkı. Seveni elbet vardır ama albümde sıkıcı bulduğum şarkılardan bir tanesi. – 4/10
5- Doomsday Celebration
Bir intro daha. Kilise orgu ve gotik havası tadıyla ilginç bir intro. Sizi Day of Suffering şarkısına hazırlama görevi biçilmiş. – 2/10
6- Day of Suffering
Morbid Angel kendine has enfes girişiyle başlayıp, 3 kutu kola içen David Vincent’ın öööööööööörrrrrrrruuaaaaa şeklinde geğirmesi ile başlıyor. Anında bünyenize gaz ve enerji yüklemesi yapıyor. Albümde en sevdiklerimden. – 9/10
7- Blessed are the Sick
Albüme adını veren parça. Gerçek anlamda çok başarılı. Klip çekilmeyi hak ediyor ve zaten albümden tek klip çekilen şarkı bu. – 9/10
8- Thy Kingdom Come
Hızlı ve enerjik başlıyor. Arada bir rap havası aldığım noktalar oldu, albümümüzde David Vincent en hızlı vokallerini bu enfes şarkıda yapıyor. Kesinlikle tavsiye ediyorum dinleyin. – 9/10
9- Unholy Blasphemies
Blessed are the Sick’in ruhsuz şarkılardan birisi. Hani albümün tamamını dinlersiniz ve aklınızda kalmayan 2-3 parça olur. Bunlar genelde diğer şarkılara acayip benzeyen ya da çok farklı özelliği olmayan şarkılardan birisi olur. Hah, bu da onlardan birisi oldu benim için. – 5/10
10- Abominations
Orta karar bir şarkı. İyi de diyemiyorum, kötü hiç diyemiyorum. Bu şarkının kararını size bırakıyorum. – 6,5/10
11- Desolate Ways
Richard Brunelle burada akustik gitarın başına geçiyor ve adeta döktürüyor. Ruhunuzu alıp sahillerin serin sularına bırakıyor gibi. Ben nedense Opeth yani Mikael Akerfeldt’in bu şarkıdan çok etkilendiğini düşünmüşümdür. O kadar bağırtı patırtı böğürtüden sonra böyle aniden gelen akustik gitar, bünyeye ilginç bir şekilde çok güçlü etki yapıyor. Aynı formülü Mikael tek bir şarkı içinde deneyerek Opeth’in kendine has tarzını yaratmış olabilir.
10/10
12- The Ancient Ones
Girişinde Trey Azagthoth’un gitarını konuşturduğu ve Desolate Ways’den sonra ortamın tekrar ateşlendiği bir şarkı. Albümde belki sözlerini en beğendiğim şarkı. – 6/10
13- In Remembrance
Trey Azagthoth burada ise piyanonun başına geçiyor. Morbid Angel tarihinde ilk ve tek olma özelliğini taşıyan ilginç bir şarkıya imza atıyor. Hakkının verilmesi gereken bir outro. Çok güzel. Desolate Ways ile birlikte ruhunuzu okşuyor. – 9/10
“Blessed are the Sick”, her ne kadar güzel bir albüm olsa da, kimi zaman feci derece de sıkabilen bir albüm ve bu albümü; “Altars Madness”, “Covenant” ve “Domination”ın ciddi anlamda gerisinde bulduğumu da itiraf etmeliyim. “Blessed are the Sick” 2000’lerde çıksaydı, bu kadar sevilir miydi bilemiyorum, albümü gereğinden fazla değerli yapan nokta Morbid Angel’ın altın çağını yaşadığı yıllar içerisinde yapılmış olması. Başlıkta yazdığım gibi, bu altın çağın fetret devri.

Elbette içinde harika şarkılar olduğu inkar edilemediği gibi, birbirine benzeyen ve ayırt edici değişik özellik barındırmayan şarkılarında olduğu inkar edilemez. Albümün belli bir bütünlüğü de yok maalesef… Lafı fazla gevelemeden, albüm puanını 8 olarak veriyorum ve huzurlarınızda çekiliyorum. Death metal ile kalın.
Deniz ŞANLI
Albüm bilgileri
- David Vincent: Bas, vokal
- Trey Azagthoth: Gitar, klavye
- Richard Brunelle: Gitar
- Pete Sandoval: Davul
- Intro
- Fall from Grace
- Brainstorm
- Rebel Lands
- Doomsday Celebration
- Day of Suffering
- Blessed Are the Sick / Leading the Rats
- Thy Kingdom Come
- Unholy Blasphemies
- Abominations
- Desolate Ways
- The Ancient Ones
- In Remembrance



Bir yanıt yazın