Haberin yok ölüyorum.
İlk albümü “No Reply” ve özellikle de ikinci albümü “Dismantling Devotion“la adından sıkça söz ettiren ve başta eski dönem KATATONIA olmak üzere doom metal sevenlerce bağırlara basılan DAYLIGHT DIES’ın, bu sene içerisinde bir albüm çıkarıyor olmasının verdiği gazla, bu son albümünü yazmayı kendime görev bildim.

16 yıllıkmış gibi gözükse de adını son beş yılda sağlam şekilde duyuran grup, hatırlatmak gerekirse; damar bir death metal sosuyla tatlandırılmış, melodik bir doom metal icra ediyor. KATATONIA’nın brutal vokalli dönemleri ve ilk dönem OPETH’ten feyz aldıklarını sıklıkla söyleyen grup üyeleri, icra ettikleri türü ne kadar iyi bildiklerini üç albümdür gösteriyorlar.
Grupla ilgili bence bahsedilmesi gereken ilk konu, gitaristlerin pek de göklere çıkarılmadığı bir tür olan doom metal içerisinde, DAYLIGHT DIES’ın tek kelimeyle parlayan bir gitar ikilisine sahip oluşu.
Barre Gambling/Charlie Shackelford ikilisi ne yaptıklarını kesinlikle çok iyi biliyorlar. Çaldıkları akorlar ve önlerindeki melodiler öylesine iyi bir uyum içerisinde ki, albümün kasvet ve keder barındırmayan tek bir anı dahi olmadığını anlamak için… Tüm albümü dinlemek gerekiyor doğal olarak. Ben baya bir dinledim, öyle bir an yok gerçekten.
Grup bu albümde “Dismantling Devotion”ın devamı niteliğinde bir iş ortaya koymuş. O albümdekilere benzer şarkılar, o albüme yakın bir hava, benzer prodüksiyon ve benzer bir kalite. Bu benzerlikler durumunu güzel yapansa, grubun beste yapma konusunda belli bir formülün peşinden gitmiyor oluşu. Şarkılar DAYLIGHT DIES’dan çıktıklarını belli ediyorlar, ancak her bir şarkının kendine has bir karakteri ve trafiği var. Basılan çok güçlü akorlar üstüne çalınan hüzne bulanmış melodi ve geçişler, her şarkıda yer bulsalar da, akustik gitarla olsun, seyrek (2 şarkıda) duyulan clean vokaller olsun, parçaların dinamizmini arttıran unsurlar.
Başarılı ve türe aşina olanların fark edeceği üzere gayet bilinçli bir davul ve bununla uyumlu bir bas kullanımının da güzelleştirdiği albüm, şarkıların vuruculukları adına “Dismantling Devotion”dan geri kalmasa da, o albümdeki bazı şarkıların tek kelimeyle başyapıt oluşlarından mütevellit, bu albümü “Dismantling Devotion”ın yarım puan gerisinde görüyorum. Görüldüğü üzere bu subjektif bir yorum; “Lost to the Living”i daha çok seven, ya da iki albümü de eşit seven biri de kendi zevkine göre gayet haklı olabilir.

Şarkılara biraz bakarsak, öne çıkan ve geri planda kalanlar olarak bir ayrım yapmam zor. Eminim ki “Lost to the Living”deki her şarkı birilerinin favorisi olmayı başarmıştır. Bu sebepten, yazıya koyduğum şarkıları, isimlerine bakmadan, şarkı sıralamasını da hatırlamaksızın, 1’den 9’a kadar 3 sayı tutmak suretiyle seçtim.

Fazla uzatma gereği duymuyorum, “Dismantling Devotion”ı sevdiyseniz – ve eğer manyak değilseniz- bu albümü de çoktan dinlemişsinizdir. Ama DAYLIGHT DIES’ı ilk kez şu anda duyuyorsanız, bence işe “Dismantling Devotion” yazısındaki ilk şarkıyı dinlemekle başlayın. Onu dinledikten sonra arkası zaten gelecektir.
Albüm bilgileri
- Barre Gambling: Gitar
- Egan O'Rourke: Bas, clean vokal
- Charlie Shackelford: Gitar
- Nathan Ellis: Vokal
- Jesse Haff: Davul
- Cathedral
- Descending
- A Subtle Violence
- And a Slow Surrender
- Last Alone
- Woke Up Lost
- The Morning Light
- At a Loss
- A Portrait In White

Bir yanıt yazın