Her canlı ölümü tadacaktır.
Death metalde minimalist grup isimleri henüz tükenmemişken, “Scream Bloody Gore“un ardından Death’le (“Chuck’la” desek daha doğru olacak) yollarını ayıran Chris Reifert’ün, “Autopsy” ismini kaparak kurduğu grup, iki yıllık demo çalışmalarının ardından çıkardığı Severed Survival’la 80’ler sonu Amerikan death metal patlamasının en güçlü temsilcilerinden biri haline gelmiş ve Avrupa’da yeni kurulmakta olan death metal gruplarına ilham kaynağı olmuştu.
Çağdaşlarının çoğundan farklı olarak atmosfere ağırlık vermeleri ve yeri geldiğinde doom ağırlığında bölümler ihtiva etmelerinden veya bir nebze istikrar sorunu yaşamalarından olsa gerek, popülarite açısından hiçbir zaman bir Cannibal Corpse olamasalar da özellikle ilk iki albümleriyle örümcek kafalıların onikiparmak bağırsaklarında taht kurdular, fakat sonrasında düşüş gösteren grafikleri, tatsız bir turnenin ardından noktalandı.
Reifert de punk etkili death metal projesi Abscess’e ağırlık vererek bize -misal benim favorim olan- “Tormented” gibi bir albümü ve daha nicelerini dinleme fırsatı verdi. “Severed Survival”ın yirminci yaşı münasebetiyle yayınlanacak iki şarkılık bir kayıt yapmak için 2008 yılında tekrar bir araya gelen grup, yola devam etme kararı alıp çıkardıkları iki EP ile içimizdeki zombiyi meraklara gark etti ve on beş yıllık sessizliği sonunda Macabre Eternal ile bozdu.
Daha ilk dinleyişte elemanlardan fışkıran enerji kulaklardan akıyor. Önden yayınladıkları EP’lerden hiçbir şarkı içermeyen albüm, on iki şarkı ve kemiksiz altmış beş dakikalık bir yamyam ziyafeti. Hızlı bölümler ile ağır bölümler genellikle iyi dengelenmiş ve bağlantılar da yirmi beş yıllık tecrübelerden beklendiği gibi, gerektiği şekilde yapılmış. Bridge of Bones’daki akustik gitar arpejleri üzerine yapılan brutal vokal veya Sadistic Gratification’ın on bir dakikayı geçen süresi gibi eski Autopsy albümlerinden alışık olmadığımız durumlar da albüme ustaca yedirilmiş.

Bu öğelerin sırıtmamasının nedeni de elemanların hâlâ hesap kitap yapmadan, kafalarına estiği gibi beste yapmaları olabilir ki Chris Reifert, az önce bahsettiğim Sadistic Gratification’ın on bir dakikayı geçtiğini, şarkıyı miksledikten sonra prodüktörden öğrendiklerini ve çok şaşırdıklarını söylüyor.
Dinleyici nazarında “gore” temalı death metal çoğunlukla korku filmleriyle özdeşleştirilir fakat Macabre Eternal, sözleriyle ve müziğiyle baştan sona daha çok bir korku öyküleri antolojisini andırıyor. Reifert’ün yazdığı sözler genellikle birinci tekil kişinin ağzından farklı hikâyeler anlatıyor. Kimi zaman sapık bir katil olup kadınların kafasına taş çalıp tecavüz ederken, kimi zaman akıl sağlığının fazla geldiği bir obsesif olarak, kimi zaman da kaval kemiğinden et sıyıran bir zombi veya türlü işkence aletleriyle insan oyan bir psikopat olarak karşımıza çıkıyor, ölüm metalin hakkını veriyor. Bunları anlatırken de bir yazar tasvirciliğiyle o karanlık atmosferi yaratıyor ve müzikle birleşen sözler, müzikli masal kitabı formatına giriveriyor.

Her şarkıda, her mısrada durumun gerektirdiği şekilde vokal yapmak için ciğerlerinin değişik bronşlarını kullanma yeteneğine sahip olan Reifert, insanötesi envai çeşit ses çıkararak yine sapıklık sınırlarını zorluyor. Sapıklık demişken Eric Cutler’ın da vokallerdeki katkısını es geçmemek gerek. Üç şarkıda yaptığı vokaller o kadar hastalıklı ki Chris Reifert bile “Leatherface’i stüdyoya salmışlar” benzetmesini yapıyor. Özellikle düğün ekosu verilmiş vokallerin ritimden kopup serbest stil takıldığı yerlerde bu etki korkunç bir hal alıyor, Dirty Gore Whore’da tavan yapıyor.
Enstrümanlarla ilgili fazla söylenecek bir şey yok sanırım. Her zamanki Autopsy ve old school death metal riflerine ek olarak kimi yerlerde groove, kimi yerlerde melodik rifler, bol öttürmeli karambol sololarla bezenmiş. Geçen on beş yıl içinde Abscess’le yaptıkları müziğin etkileri de doğal olarak kendini yer yer hissetiriyor. Davul tonu, Reifert’ün albümden önce söylediği gibi gayet akustik ve trigger’dan eser yok. Prodüksiyon, gelişen teknolojiyle birlikte daha temiz ve bütün enstrümanlar rahatça duyuluyor ama gitar ve davulların yapay olmayan tonları Autopsy için hala yeterince kirli. Albüm kapağı da -özellikle Slayer’a yaptığı işlerle tanıdığımız- Wes Benscoter’a emanet edilmiş ve albümle bütünleşen, el emeği göz nuru bir eser ortaya çıkmış. Ressam bu kapakta ölüme sesleniyor, doğal olarak.

Şarkıların uzunluğu meselesi “Macabre Eternal”ı kolay dinlenebilir bir albüm olmaktan uzaklaştırıyor ve dinlerken bütün kafayı albüme vermeyi gerektiriyor. Belki şarkılar biraz daha kısa tutulsaydı albümün daha fazla kişi tarafından beğenilme ihtimali olurdu ama o zaman da yukarıda bahsettiğim hikâye atmosferi oluşmayabilirdi. Autopsy’nin alâmetifarikası da bu olduğuna göre, bence uzun şarkılar amaçlarına hizmet ettikleri için albümün zayıf noktası olarak değerlendirilmemeli ve işbu albüm dinlenirken bu durum göz önünde bulundurulmalı.

“Macabre Eternal”, bir geri dönüş albümü olarak bakıldığında beklentilerin üzerinde; Autopsy açısından bakıldığındaysa ilk albümlerin çıktığı dönemin özelliklerini saymazsak onlarla kafa kafaya bir albüm. Bu gibi grupların gaza gelip birleşerek çıkardıkları albümün ardından aynı gazı koruyamamaları sıkça rastladığımız bir durum ancak, on beş yıllık arada farklı gruplarda müzik yapmaya devam ettikleri için idmanlı olduklarını ve devamının geleceğini düşünüyorum.
hysteresis
Albüm bilgileri
- Chris Reifert: Vokal, davul
- Danny Coralles: Gitar
- Eric Cutler: Gitar, Vokal (2, 11 ve 12. şarkılar)
- Joe Allen: Bas gitar
- Hand of Darkness
- Dirty Gore Whore
- Always About to Die
- Macabre Eternal
- Deliver Me From Sanity
- Seeds of the Doomed
- Bridge of Bones
- Born Undead
- Sewn Into One
- Bludgeoned and Brained
- Sadistic Gratification
- Spill My Blood

Bir yanıt yazın