Sahalarda görmek istediğimiz hareketler.
Born Of Osiris’in henüz 3 albümü var. İşin başından beri Deathcore’un kısıtlamalarının farkında oldukları için, ilk albümden başlayarak yaptıkları müziğe bazen yan element, bazen de ana element olarak elektronik öğeler, klavyenin daha çok yedirildiği bölümler eklediler.

Bunu yaparken aynı zamanda karakterli melodi ve solo yazımına da önem verdiler. Tüm bunları oldukça etkili bir şekilde yaptıkları için ilk albüm çalışmaları olan “The New Reign” ile türün zirvesine ulaştılar. A Higher Place’de kendilerini farklı yapan faktörler, modernleşmiş bir soundla daha da belirgin oldu. Ancak A Higher Place ne kadar güzel olsa da bir şeyler eksik gibiydi; kimi zamanlar dinleyenlerin bir enstürman – sound karmaşasına boğulması olasıydı. The Discovery için ise 2011’in en iyi albümlerinden biri diyebilirim.
Grubun hem sound hem melodilerinin şekillenmesinde iki önemli kişi rol oynuyor: Biri gitarist Lee Mckinney, diğeri de klavye/geri vokal/efektlerden sorumlu Joe Buras. Kimi zaman kasvetli, kimi zaman coşkun bir havaya sokulan melodiler, klavyenin gitarı arka plana almasıyla veya gitarın klavyeyi arka plana almasıyla sergileniyor. Oluşturdukları melodilerin genel özelliği The Discovery’e kadar olan iki albümde bu şekilde özetlenebilir. Ancak “The Discovery”de eskilere nazaran daha fazla solo, daha fazla elektronik alt yapı ve daha olgunlaşmış rifler var. Grubun kurucularından, henüz 22 yaşında olan gitarist Lee Mckinney’nin en delişmen soloları bu albümde mevcut. Davulcu Cameron Losch da grubun kurucu ve kilit elemanlarından. Mckinney gibi, onun da gösterdiği hüner, yaşıyla ters orantılı.
Albümdeki vokallerin de eskilere nazaran çok daha güçlü olduğunu belirtmem gerek. Ronnie Canizaro’nun artık çok daha kendinden emin bir brutali var. Önceleri vokali kötü veya rahatsız edici olmasa da, şu ankine kıyasla biraz daha kuru gibiydi. Bu albümde kulağa çok daha dolgun, daha agresif geliyor. Klavyeci Joe Buras’ın yaptığı geri vokallerin çoğalması, zaman zaman Canizaro ile paslaşmaları da çeşitliliği arttırmış. Dolayısıyla vokal konusunda şu ana kadar en iyi Born Of Osiris albümü şüphesiz “The Discovery”dir diyebilirim.
The Discovery’de çok daha “teknolojik” bir sound var. Devin Townsend tarzı bir teknolojikliğe yakın diyebilirim. Gitar tonunun Djent’e kayması, elektronik öğelerin sıklığının artması ilk andan anlaşılan farklılıklar. Aslında elektronik öğelerin sıklığı arttırılmakla kalmıyor, zaman zaman diğer tüm enstürmanlardan bağımsız olarak yer alıyorlar. Shaping The Masterpiece, A Solution, The Omniscient, XIV/Behold gibi parçalar bir metal albümünde elektronik öğelerin kullanımı konusunda ders verir nitelikte.Daha önce birçok kritiğimde metal müziğin, eğer ayarında kullanılırsa elektronik öğeler ile çok iyi bir hale gelebildiğini belirtmişimdir. The Discovery’de bu öğeler kimi zaman köprü olarak, kimi zaman odak noktası olarak, kimi zaman epik bir kapanış olarak parçaların içine yedirilmiş biçimde. Bu açıdan, hem diğer Born Of Osiris albümleriyle, hem diğer gruplarla kıyaslanınca elektronik altyapılar albümü çok farklı bir yere getiriyor. Şunu açıkça söyleyebilirim: The Discovery tüm bu Sumeriancore grupları arasında, bulunduğu camiada elektronik öğelerin en harika biçimde kullanıldığı albümdür.
Albümün muhtemel bir eksi yönü ise bu teknolojik havadan ötürü nadiren de olsa dinlenen müziğin mekanik bir his verme ihtimali. Ancak bunun elektronik öğelerden ziyade, gitarın kendi tonuyla alakalı olduğunu düşünüyorum. Önceki albüm “A Higher Place”te de benzer bir his yaşamıştım. The Discovery’de daha iyi düzenlemelerle o ses karmaşıklığı durumunu biraz onarmış gibiler, ancak yine de o “The New Reign”deki gibi dinleyene kafa göz giren bir ton yok. Yine de dediğim gibi, The Discovery bu konuda “A Higher Place”ten daha iyi.

Genel olarak 30 – 45 dakika arası süren deathcore albümleri, süresinden ötürü “eğlencelik, çerezlik albüm” hissiyatı yaratma eğiliminde olur. Oysa “Awaken The Dreamers”, “[id]”, “A Higher Place” gibi kısa süreli olmalarına bir türlü anlam veremediğim albümler oldukça dolgun, dipdiri, bıngıl bıngıl albümlerdir. 1 saate yakın süresiyle, Born of Osiris ve buna benzer gruplar içerisinde olumsuzluk yaratabilecek bir “albüm süresi” meselesinden yırtıyor “The Discovery”.

Born Of Osiris’i daha önceleri zayıf bulan eleştirmenler ve bir takım dinleyicilerin fikrinin The Discovery albümü ile değiştiğini de eklemek isterim. Bu albüm ile Born Of Osiris elemanları enstürmanlarına daha hakim bir halde, cesurca işlere kalktılar. Sonuç ise bana göre oldukça başarılı.
Zamanında türünün zirvesine ulaşmış bir grubun, sonrasında onu daha da ileri taşıyacak, standartlarını yükseltecek şeyler yapması şaşırtıcı değil.
duraganyolcu
Albüm bilgileri
- Ronnie Canizaro: Vokal
- Lee McKinney: Gitar
- Joe Buras: Klavye, efektler, geri vokal
- David Darocha: Bas
- Cameron Losch: Davul
- Jason Richardson: Gitar
- Follow The Signs
- Singularity
- Ascension
- Devastate
- Recreate
- Two Worlds Of Design
- A Solution
- Shaping The Masterpiece
- Dissimulation
- Automatic Motion
- The Omniscient (An Interlude)
- Last Straw
- Regenerate
- XIV
- Behold

Bir yanıt yazın