15 yıl öncesinin gizli hazineleri.
Vaktiyle Muzak Corporation tarafından türetilen, “foreground music”in manipülatif doğasına işaret eden, sonrasında post-endüstriyel/deneysel tayfanın kriter uçurumunu vurgulamak için kullandığı “Müzik sanattır, Muzak bilim” (“Music is art, Muzak is science”) sloganını, heybetli corpus‘u ve kazanımlarıyla popüler müzikte yapısalcılık deyince akla gelecek ilk janrlardan biri olan death metal için kullanmak pekala isabetli olacaktır. Possessed’den Hate Eternal’a, Florida’dan Birmingham’a ve oradan Kıta Avrupası’nın grottolarına, ezoterisini imaj, literatür ya da çağın baskın hissiyatı gibi unsurlar değil de tavizsiz müzisyenlik ve bütünüyle yenilikçi bir enformasyon kodlama ahlâkıyla kuran death metal, sanat olduğu kadar “bilim”dir de.
Danimarkalı Iniquity’nin Kıta Avrupası death metal liginin İskandinav melodizmine kaymaya başladığı, stoner denemelerin su yüzüne çıktığı bir zamanda, 1996’da piyasaya çıkan debut’u “Serenadium”, doygunluğuyla death metal kanonunda Entombed, Pestilence ya da Dismember’ın olgunluk dönemi işleri seviyesinde bir yer edinmesi gerekirken, gerek söz konusu eksen kaymasının şiddeti, gerekse grubun istikrarsızlığı dolayısıyla dönemin ve death metal tarihinin en “değeri verilmemiş” albümlerinden biri olarak onurlandırıldı.
Diehard/ Emanzipation Productions etiketli “Serenadium”, Kıta Avrupası death metalinin ufuklarını iki yenilikle genişletiyordu: Death metalin keskin kromatizmini armonik renklerle buluştururken, labirentsi yapılar kurabilen bir kompozisyon zekası ve “doomy” sıfatıyla nitelenebilecek lâkin asla lirizme çökmeyen, şahsiyetli synth işçiliğiyle desteklenmiş karanlık, nemli bir atmosferizm.

Albüm, giriş parçasından son dakikasına kadar deneyim heyecanını körükleyen bir ayrıntı bolluğunun ve virtüözlük derecesinde enstrümantasyon gösterilerinin yanı sıra, adeta bilinçaltına işleyen, bulaşıcı bir atmosfere de yataklık ediyordu.
“Serenadium”u baştan sona kat eden ve her şarkıya adeta epik bir çağrışım uzamı hediye eden tempo zenginliği, kendini daha ilk parçada, Tranquil Seizure’ın aheste girizgâhından yüz bulldog çenesi gücünde bir death metal saldırısına toparlanışında ele verirken, grubun parmak ısırtan ritim teşkilatlandırma becerisi ve kontrollü saldırganlığı, “Serenadium”un, tüm iyi death metal albümleri gibi “deşarjdan” çok – burada aeon’luk uykusundan yeni yeni uyanan Leviathan’ın ikametgâhı kadar soğuk – bir “derinlikle” ilgili olduğunu gösteriyordu.
Prophecy of the Dying Watcher, Serenadium, Spectral Scent ve Encysted and Dormant’ın labirentsi rif şebekeleri, küle ve toza çözülüyormuş gibi yapıp tüm görkemiyle yeniden canlanabilen ekonomileri, progresif death metalin (Cynic, Atheist) yapısökümcü, “Kum Kitabı” yaklaşımından çok dinleyiciyi orgazmik bir miyopluğa mahkûm eden, gizemi daima merkezde tutan bir mimari yaklaşımın ürünleriydi.
Diğer taraftan interludia mahiyetinde değil, albümün sancılı, ağır, bulanık conatus’uyla bütünleşik yankılanan -kaliteli prodüksiyon sayesinde gayet gövdeli duyulan fakat groove çılgınlığına kendini kamçılatmayan basın da soyunduğu– virtüözlük gösterileri, Iniquity’nin, primitif ve süblim arasındaki uçurumu köprüleme zanaatinde vardığı seviyeyi gösteriyordu.
“Serenadium” sonrasında (öncesinde olduğu gibi) bitmek bilmeyen kadro değişiklikleriyle boğuşan Iniquity, Amerikan death metali revizyonizmiye bir nevi “niş markete” hitap etmeyi başardığı 2001 tarihli “swansong’u” “Grime”a imza attıktan ve “Iniquity Bloody Iniquity” best-of’unu yayınladıktan sonra 2004 yılında dağıldı. “Serenadium” ise connoisseur‘lerin kalplerinde yaşıyor.
Mutlu YETKİN
Albüm bilgileri
- Thomas Christensen: Bas
- Lars Friis: Gitar
- Brian Petrowsky: Vokal, gitar
- Jacob Olsen: Davul
- Tranquil Seizure
- Prophecy of the Dying Watcher
- Mockery Retained to Obturate
- Encysted and Dormant
- Son of Cosmos
- Retorn

Bir yanıt yazın