Gölgelerin bahçesinde gizli kalmak.
Ömer Kuş
Gizli saklı kalmış kaliteli grupları ifşa ettiğimiz programımızın yeni bölümüne hoşgeldiniz. Bugünkü konuğumuz da tıpkı diğer bahtsız gruplar gibi harika bir albüm çıkarmasına rağmen bir avuç insan dışında tanıyanı olmayan, incelemesini az sonra yapacağımız albümü çıkardıktan sonra dağılıp tarihin tozlu sayfalarına gömülmüş, bayramlarda ziyaretçisi olmayan, ana haber bültenlerinde “Eski metalci şimdi yalnızları oynuyor”, “Bu sefer kafa sallatmadı” gibi başlıklarla boy gösteren elemanlara sahip Amerikalı bir melodik death metal grubu. Eğer melodik death metali seviyorsanız kendinizi şanslı sayın (dikkat klişe tabir geliyor), çünkü şu ana kadar duymadığınız en iyi melodik death metal gruplarından biri GARDEN OF SHADOWS.

Grubu nasıl bulduğumu tam olarak hatırlamıyorum ama sanırım okuduğum başka bir albüm kritiğinde bu albümün adı geçiyordu ve gelmiş geçmiş en iyi ama hak ettiği değeri görmemiş melodik death metal albümlerinden biri olarak gösteriliyordu. Ben de deli gibi merak ettim tabi kimmiş bu arkadaşlar bir araştırayım edeyim dedim. Okuduğum hiçbir albüm kritiğinde kötü bir yoruma rastlamamam, aksine hepsinde 9-10 gibi puanlar görmemle birlikte “bunu dinlemem lazım ulaaaan” diye bir hışımla odadan çıktım. Sonra bilgisayarın odada kaldığını fark ederek geri döndüm ve albümü kısa bir araştırma sonucunda edindim. Daha ilk dinlemede albüme yapılan övgülerin boş olmadığını anlamıştım ve uzun bir süre sonra tekrar böyle muazzam bir melodik death metal albümü keşfetmenin keyfini yaşıyordum. Tabi ki bencil bir insan olmadığımdan şu anda siz de bu yazıyı okuyorsunuz ve umarım sizi albümü dinlemeye itecek kadar merakınızı uyandırabilirim.
Şimdi bir kere grup Amerikalı, o yüzden Göteborg usulüne pek yakın bir melodik death metal olduğu söylenemez. Albümde sadece 7 şarkı olduğunu, 25 saniyelik bir geçiş parçası olan Into Infinity dışındaki bütün şarkıların 8 ila 9 dakika arasında süreye sahip olduğunu söylersem karşımızda çerezlik bir melodik death metal grubu olmadığını anlarsınız zaten. Bu uzun şarkılar boyunca birbirinden melodik, teknik ve akılda kalıcı rifler arka arkaya geliyor, müziğe mükemmel uyum sağlayan ve klasik melodik death metal standartlarının üstünde seyreden davullar ve “doom’umsu” (kelimeye gel) atmosferi yaratmada büyük rol oynayan, çok öne çıkmasa da arkada da kalmayan tam ayarında klavyeler ve değme brutal death metal vokalistlerine taş çıkartacak kadar derin guttural vokaller son zamanlarda duyduğum en epik death metal albümlerinden birinin ortaya çıkmasına yol açıyor.

Şarkılarda tempo değişiklikleri sık sık olsa da, genel olarak albümün orta tempoda gittiğini söylemeliyim. Bu yüzden agresif, hızlı melodik death metal arayanlar hayal kırıklığına uğrayabilir. Ama gitar riflerinin kesinlikle şahane olduğunu belirtmek istiyorum. Hepsinden yaratıcılık, akılda kalıcılık, melodiklik ve çoğu zaman da duygu fışkırıyor. Saniye saniye vermeye kalksam baya uzar ama Desert Shadows, Oracle Moon, Citadel of Dreams, yani kısacası bütün albümde gerçekten çok başarılı rifler var. Bu hafif doom havası ve orta tempo rifler sizi rahatsız etmezse ağzınızın suyunun akacağını söyleyebilirim. Ne zaman albümü tek başıma dinlesem kendimi air guitar çalarken buluyorum. Yani uzun lafın kısası, adamlar rifleri ip gibi dizmişler arkadaş, hastası oldum.
Klavyeler dediğim gibi olayın suyunu çıkarıp güzelim riflerin içine etmeden, inceden destek görevi görüyor. Kesinlikle albümü bir üst seviyeye taşıyorlar. Klavye deyince nem kapanlardansanız bile burada sizi rahatsız edeceğini hiç sanmıyorum. Zaten albüm melodik death metal falan ama aslında son dönem çıkan modern melodik death metal gruplarıyla falan karıştırmayın sakın.
Albüm 2000 yılında çıktığı için bu tür etkileri içermemesi de normal tabi. Son şarkının son bölümlerinde giren bayan vokal haricinde temiz vokalin esamesi okunmuyor, Allah ne verdiyse öküz gibi böğürüyor abimiz. Nakarattır bilmemnedir akılda kalıcı vokallerdir falan bunlara prim vermiyor arkadaşlar. Ne varsa riflerde, davullarda, atmosferde var. Belki de bu yüzden arka planda kalmışlardır ama gerçekten bu kadar az tanınmaları şaşılacak bir şey. Bu arada grubun basçısının DYING FETUS basçısı Sean Beasley olduğunu da yeni öğrendim ve bir kez daha dumur oldum. Albümdeki ana vokalleri Chad adlı bir arkadaş yapıyor sanırım ama Beasley de bazı kısımlarda destek veriyor sanırım.
İşte böyle bir albüm “Oracle Moon”. Melodik death metalle uzaktan yakından alakanız varsa kesinlikle şans vermeniz gereken, son yıllarda dinlediğim en iyi melodik death metal albümlerinden biri. Minimum 8 dakika süreleri olsa da bir saniyesi bile sıkmayan 6 tane şarkı, tonla güzel rif, başarılı geçişler ve besteler, tam dozunda klavye, hayvan gibi sert vokaller ve tekdüzelikten uzak davullar. Peki ya sonuç? Grubun dağılması ve esamesinin okunmaması. Adaletin bu mu zalım dünya?
Albüm bilgileri
- Chad: Vokal
- Mary: Gitar, vokal
- Brian: Gitar, klavye
- Sean Beasley: Bas, vokal
- Brett O’Connor: Davul
- Oracle Moon
- Citadel of Dreams
- Into Infinity
- Dissolution of the Forms
- Continuum (Garden of Shadows)
- Desert Shadows
- Twilight Odyssey

Bir yanıt yazın