Türünün yeni hükümdarı.
Bazı albümleri daha açar açmaz, ya da herhangi bir parçasını dinler dinlemez “Budur” dersiniz. “The New Reign” böyle albümlerden biri. Öncelikle bu kritiğe attığım başlıkla ilgili bir şey söylemek istiyorum. Aslında tür geyiğini, “en iyi tür bu işte hacı” veya “abi x türünde y grubundan iyisini tanımam” muhabbetlerini pek sallamayan biriyim. “O zaman niye böyle bir başlık attın ulan!” dediğinizi duyar gibiyim. Başlığı hem albümün ismine (yeni hükümdarlık) bir gönderme yapmak, hem de hakikaten taçlandırılası bir albüm olduğunu belirtmek için attım. Yoksa iyiden iyiye kudurmuş Amerikalı bir deathcore grubunun bundan daha iyi bir albüm çıkarması belki de an meselesi (diyorum da aslında hiç sanmıyorum uzun bir süre daha iyisinin çıkacağını).

Deathcore çok geniş, kapsamlı, melez bir tür. Ekşi sözlükte bir yazı türün kapsamlılığını tek bir cümleyle çok güzel açıklamış. Aslında “progresif deathcore” gibi daha makûl bir kullanım mevcutsa da, pek az kişi tercih ettiği ve birbirinden alakasız gruplar aynı kategoriye sokulduğu için sadece “deathcore” deyip geçmek durumundayım. Çünkü deathcore’da, aynı grubun yaptığı bir diğer albüm, öncekine göre bayağı değişiklik gösterse de aynı kapsama alınıyor. Örneğin All Shall Perish’in “The Price of Existence” albümü. Türü gerçekten çok güzel tanımlıyor. Ama grubun yaptığı bir sonraki albüm, öncekinden bayağı bir farklı; yapısal değişiklikler var. E ama türden tam olarak da kopmuş değil. Türün ismine ön ek getirmek de çok tercih edilmiyor ve böylece ismi aynı şekilde kalıyor. Bir çeşit çıkmaza sokuyor. Bunun sebeplerinden biri bence kimi grupların sürekli yenilik getirmek istemesi, ki bundan daha süper çok az şey vardır. Peki ben neden bu muhabbeti bu kadar uzatıyorum? Çünkü “Abi deathcore demişsin ama Carnifex de deathcore, şimdi ne alakası var Carnifex’le bu grubun” diye tepki gelmesi olası. O yüzden türün içinde bulunduğu duruma bir açıklık getirmek istedim. Baymamak için daha fazla kurcalamak istemiyorum.
httpv://www.youtube.com/watch?v=PvVJ1lfwQ7w
Albümün ilk dikkat çeken özelliği uyum. Bu konuda mübalağa sanatına başvurursam, adamların sanki bir araya gelip böyle bir albüm yapmak için yaratıldığını falan söylerim. Bir kere ne kadar progresif olsa da, ne kadar dur kalklı olsa da akışı bozulmayan, akışı bozulmadığı gibi monotonluğa hiç bağlamayan, monotonluğu aklın kıyısına bile getirmeyen bir müzik var. Bunun ötesinde kulağı neredeyse hiç yormuyor. Yani aslına bakacak olursanız sertliktir, öküzlüktür bunlar var. Ama öyle inceden işlenmişler ki hiç ağır kaçmıyor. Teknik, melodi ve groove’un böylesine dillere destan bir uyumuna gerçekten az rastlanır. Parçalar girişlerinden itibaren direk koparan yapıda ve aslında 6-7 dakika boyunca devam edebilecekken uzatılmamaları tercih edilmiş. 4, hatta 3 dakikadan kısa tutulmuş genelde. Aslında parçalar en azından 5, 5 buçuk dakikaya yayılsa hiç de fena olmazdı diye düşünüyorum ancak kısa olmaları benim açımdan bit boyutunda bir sorun teşkil ediyor. Grubun bunu yapma sebepleri arasında ilk aklıma gelen şeylerden biri dinleyiciyi tam doyurmamak, iştahını çok gidermemek, tadı damakta bırakmak, dolayısıyla şarkıları dinlemeyi daha fazla isteyen bir kitle edinmek idi, ama belki de hiç alakası yoktur. Kendi tarzlarını, farklarını bu şekilde açığa çıkarmak istiyorlarsa, onu bilemeyeceğim. Bu konuda grup biraz fazla tepki alıyor nedense. Oysa böyle bir şeye odaklanmak yerine gitar ve davulun kendine özgü orgazmik tekniğine ve ruhuna dikkat edilse her şey çok daha güzel olur.
httpv://www.youtube.com/watch?v=F6YBBT1nFAI
Peki daha önce hiç mi denenmemiş şeyler yapıldı bu albümde? Hayır. Zaman zaman renk katan klavyeler ve cazımsı akorlarla güzel geçişler yakalamak ve bunu o groove’lu atmosferin içine yedirmek daha önceleri de yapıldı elbet. Bu albümü o kadar özel yapan şey, katılan her şeyin yoğurulma sanatındaki başarıdır. Klavyeler demişken tam ayarında bir klavye kullanımı mevcut. Bir iki parça dışında diğer parçaların kimisinde hiç yok, kimisinde de az bulunuyor, ama ne zaman olursa olsun girdiği andan itibaren parçanın nasıl güçleneceğini hissettiriyor.
httpv://www.youtube.com/watch?v=LTRg7zrbdrQ
An geliyor akan bir melodi dinleyeni yakalıyor, an geliyor davulun vurduğu o tom veya zil “İşte tam burada, burada buna vurması ne mükemmel, ne bütünleyici olmuş” dedirtiyor; an geliyor dur kalklı bir breakdown’ın arkasında gezinen klavye melodileriyle kendinizden geçiyorsunuz. Kalın tellerden çalınan aksak ve groove riflerden oluşan sert teknik bölümler, harmonik gitarlı, daha çok melodiyle sürüklemeye odaklı (çoğunlukla yine teknik) bölümler, bu bölümlerin kimi zaman karanlık bir atmosfer içinde bize sunulması, bir de arkasında zaman zaman eşlik eden, parçalara genelde boyut değiştirten klavye, on kaplan gücünde ve on mühendis yaratıcılığında bir davulculukla birleşince işte böyle bir eser ortaya çıkmış. Bütün bu faktörleriyle bu albüm temelde 3 farklı türden dinleyicinin en bağnaz olanlarına kadar ulaşabilecek seviyede.

Deathcore, icra eden gruplar ve icra edildiği albümler arasında değişik değişik formlara sokulmuştur ve bence en iyi formunu “The New Reign”de yakalamıştır.
duraganyolcu
Albüm bilgileri
- Ronnie Canizaro: Vokal
- Lee McKinney: Gitar
- Jason Richardson: Gitar
- Joe Buras: Klavye, geri vokal
- Cameron Losch: Davul
- David Darocha: Bas
- ) Rosecrance
- ) Empires Erased
- ) Open Arms To Damnation
- ) Abstract Art
- ) The New Reign
- ) Brace Legs
- ) Bow Down
- ) The Takeover

Bir yanıt yazın