Zevkler ve renkler tartışılır lan!
Alışveriş yapmaktan (CD, kitap, dergi hariç) nefret eden bir insansanız, anneniz üstünüze başınıza bir şeyler almak için sizi sürükleyerek bir yerlere götürür. Aynı pantolonu, aynı bluzu aldığınızı gördüğünde de kriz geçirir. Bu durumda zevkler de renkler de tartışılır. Overkill sevgisi de aynı şekilde gayet tartışılır. Bunda en büyük ayırt edicilik sebebi Blitz’in karakteristik vokalleridir. Kült birkaç albümün (özellikle “Horrorscope”, belki “W.F.O.”, pek kimse bahsini açmasa da “The Years of Decay” ve kesinlikle hak ettiği değeri görememiş “Taking Over”) üzerine özellikle “W.F.O.” sonrasındaki modern bir değişimle birlikte kemik kitlesinin ilgisini büyük oranda kaybetmişti Overkill. Bunda zannımca en büyük etken efsane gitaristleri Bobby Gustafson’un gruptan ayrılmasıdır.
Thrash metalin en bilinen marşlarından “Necroshine” şarkısını da barındıran aynı isimli albüm pek çoğu için Overkill’ın zirvesidir. Ama bu durum Overkill’i anlayamamanın ya da yeterince dinleyememiş olmanın getirdiği bir sorundur diye düşünüyorum. Tavsiyem bir önceki paragrafta adı geçen albümlerin üç öğün dinlemesidir.
Bahsi geçen değişim sürecindeki en olağan gidişat grubun giderek daha da modernleşmesi, içimizden geleni yapıyoruz diyerekten yavaşça yok olması, besin zincirinin en altına yerleşmesidir. Ama Overkill, aynı şekilde bir değişimin ardından, aynen Onslaught ve Sadus gibi öyle bir toparlanma süreciyle karşımıza çıktı ki, uzun süredir grubun adını anmayanların da, normal koşullarda grubu sevmeyenlerin de, resmen umudunu kesenlerin de, “die-hard fan’ların” da dudağını uçuklattı.

2009 sonlarında malûm yerlere düşen albüm geçen yıl dinlediğimiz tüm efsane albümlerin yanında zerre sırıtmıyor, hatta bir kısmının pabucunu da dama atıyordu. Eski bir Overkill hayranı, genel olarak da bir thrash metal severi olarak hayran kaldım bu duruma. Özellikle albümün isim şarkısı başta olmak üzere on şarkının onu da mükemmel.
Gelelim bu albümü bu kadar efsane yapan, bu notu hak etmesine sebep olan durumlara. Öncelikle “altında müzisyen ya da prodüktör olarak adının yazdığı hiçbir albümü kötü olmayan” Peter Tagtgren burada da mix işlemine el atmış ve kendisi de ortaya çıkan şeyin tam olarak az evvel bahsettiğim kült albümlerin çıktığı dönem hissettirdiği şeyle eş değer bir hissiyata sahip olduğunu söylemiş. (Peter Tagtgren’le aynı fikirde olmak!)
Bir diğer durum Blitz’in tüm yeni dönem modern vokallere inat eski usûl thrash vokallerinde ısrar etmesi. Ki bu bence inanılmaz güzel bir sonuç ortaya çıkarmış. Çünkü “Horrorscope” albümünde olduğu gibi her şarkıya kendi kişiliğini kazandıran en önemli etken bizzat kendisi.

Aynı şekilde Overkill şarkılarıyla özdeşleşmiş olan D. D. Verni’nin fevkalede bas gitar kullanımı da bir diğer büyük etken. “Ironboud” albümünde artık orgazm seviyesine çıkan bu durum albümün genelinde de bu orgazmı zerre düşürmüyor.
Şarkıların bazı mühim noktalarında saygı duruşunun da es geçilmediği büyük gruplar bir yana albümü dinlerken hissedebileceğiniz en büyük yan etki ağzınızdan burnunuzdan alev çıkması, kapalı mekânlarda ya da toplu taşıma araçlarındayken tüm camları indirme ve duvarlara yumruk atma isteği ve de sürekli koşma arzusu uyandırması. Test edildi, onaylandı.
Tüm bunlar bir yana solo barındıran metal albümlerine özellikle ilgiliyseniz bu albümle birlikte mest olmanız da garanti. Sadece sololarla da değil thrash metalin en nefis kaidelerinden breakdown kullanımı için de aynını söyleyebilirim. Diğer yandan, normal Overkill albümlerinin de, aslında genel anlamda thrash metal gruplarının da, muhtemelen vokal ve bas gitarın ön planda olmasından kelli oluşan, davul atraksiyonlarına dinleyiciyi yeterince adapte edememe (Lombardo’yu tenzih ederim) sorunu da bu albümle birlikte yıkılıyor.
“Horrorscope” albümünde enfes bir davul performansı gösteren Sid Falck’ı aratmayan, hatta kendisini beşe bölüp on beşe katlayan Rob Libnick’i de saygıyla bir kez daha selamlıyorum.
Ortalama şarkı süresinin de normal thrash metal gruplarına nazaran uzun olduğu “Ironbound” kesinlikle yılın en önemli olaylarından biri. Beğenmeyenin bırakın metali, müzik dinlemeyi kesinlikle bırakmasını, sanatla olan ilgisine ebru falan yaparak devam etmesini öneriyorum.

Vur dedik ama resmen öldürdü Overkill. Muhteşem bir sunumla (özellikle kapağa dikkat ediniz) da resmen ziyafeti efsane hâle getiren Overkill için hep bir ağızdan söylüyoruz:
“We don’t care, what you say. Fuck you!”
Ayşe Nur
Albüm bilgileri
- Bobby "Blitz" Ellsworth: Vokal
- Dave Linsk: Solo gitar, geri vokaller
- Derek Tailer: Ritim gitar, geri vokaller
- D.D. Verni: Bas, geri vokaller
- Ron Lipnicki: Davul
- The Green And Black
- Ironbound
- Bring Me The Night
- The Goal Is Your Soul
- Give A Little
- Endless War
- The Head And Heart
- In Vain
- Killing For A Living
- The SRC

Bir yanıt yazın