<a href="http://www.sporx.com/fantezifutbol/i/leagues/img4a7885b2197f0.jpg">Kewell</a>'ın memleketinden melodik death metal manzaraları.
Metal grubu kurarken isim bulmak önemli mesele. Her ay bir dolu metal grubu albüm çıkarıyor, hepsini dinleyip fikir yürütmek imkansız. İnsanoğlu da hiç bilmediği bir gruba kıymetli zamanını ayırmadan önce adına göre yargılıyor.
Avustralyalı mevzubahis grubumuz Be’lakor’u da hem ismi hem de memleketi nedeniyle ilk önce böyle yargılamış, dinlemeden etmeden “iyi niyetli yarı-amatör grup” damgası yapıştırıp es geçmiştim niyeyse. Sonrasında her yerde adlarını duyunca albümü dinledim ve tam tersine gayet olgun ve ne yaptığını bilen bir grupla karşılaştım. Böyle hatalar olabiliyor tabii, neticede sunum önemli, ama biz müziğe bakalım esas.
Be’lakor biraz karma bir müzik icra eden enteresan bir grup. Bu noktadan sonra Insomnium‘u referans alarak anlatacağım grubu zira müzikal kimlikleri bir hayli yakın. In Flames/Dark Tranquillity tipi melodik Göteborg gruplarından etkilerle, çok hafif Opeth tandanslı, duygu dozu yüksek bol melodik bir death metal yapıyorlar.
Progresif death metal diye de anıldıklarını gördüm, evet şarkı süreleri ortalama 8-9 dakika, evet şarkılarda bolca rif var, ancak grubun şarkı düzenlemelerinde bilindik anlamda bir “progresif metal” anlayışı güttüğünü söylemek zor.
Progresif death metal diye anılan gruplarla karşılaştırırsak hele alâkaları sadece şarkı sürelerinin uzunluğuyla sınırlı. Bu uzunluk meselesi de esasında şarkıların gayet “yayvan” tutulması ve araya bol bol melodik pasajların atılmasından dolayı, yoksa atıyorum 15 dakikalık progresif metal sololarından dolayı değil.

Yine de ilk başta referans verdiğim Insomnium ile karşılaştırırsak şarkıların daha derli toplu yazıldığını da söylemek lazım. Insomnium dinlerken en çok sinir olduğum “bu melodi buradan, şu rif oradan” hissi Be’lakor’da mevcut değil, genel bir etkilenme seziliyor sadece. Ayrıca her ne kadar “progresif death metal” denecek kadar üstün olmasa da bariz biçimde daha eli yüzü düzgün düzenlemiş şarkılar mevcut albümde.
İki grubun en büyük ortak noktası seçtikleri melodilerde ve şarkı yapılarında daha “duygulu” tatları hedeflemeleri, zira albümdeki her şarkıda bilinçli yaratılmış bir “melankolik hava” var. Mesela Dark Tranquillity albümleri 4-5 dakikalık kompakt şarkılarla nasıl hem melankolik ve gaz oluyorsa, Be’lakor da 8-9 dakikalık yayvan tutulmuş orta tempolu şarkılarla daha karanlık ve melodik bir üslup tutturmayı hedeflemiş ve başarmış durumda.
Albümle alakalı tek problemim var, o da belki biraz fazla detay bir konu. Albümdeki şarkıların yapıları çok fazla blok-blok ilerliyor, hani şarkılar çok önceden bölümler halinde yazıldıklarını çok fazla belli ediyorlar. İfade etmesi zor zira kağıt üstünde tam karşılığı yok ama şarkıların oluşturulma şekli çok organik değil. Bayağı keskin biçimde sınırları belli bütün riflerin, melodilerin, vokallerin. Bu durum bazı bazı albümü de müziği de kasıyor.

Zaten grubun bestelerinde klavyecinin payının ağırlıklı olduğunu duyunca da çok şaşırmadım nedense, gitarların kullanımında da bu “klavyeci” mantığı hissediliyor ki esasında albüm boyunca klavye yok gibi bir şey. Şarkıları kaydetmeden önce biraz stüdyoda doğaçlama takılıp daha organik bir kayıt ortaya koyabilirlerdi sanıyorum. Prodüksiyonun aşırı temiz olması da bu “kuru ve fazla düzgün” havaya yardımcı oluyor.
Neticede ne bekleyeceğinizi biliyorsanız dinlerken gayet eğleneceğiniz bir albüm “Stone’s Reach”, bol melankolik ve melodik bir müzik peşinde koşanlar tatmin olacaklardır. Ama grup ileride bundan çok daha iyilerini çıkaracaktır kesinlikle. Zira daha bu ikinci albümleri ve ilk albüm gibi bunu da kendileri kaydedip dağıttılar, sonradan albümün başarısı üzerine Kolony Records ile anlaştılar. Kolony Records 5 Şubat itibariyle “düzgün” biçimde dağıtmaya başlayacak albümü.

Dolayısıyla profesyonel kariyerleri daha yeni başlıyor, şöyle adam gibi bir kaç tura çıksınlar, konser enerjisini albümlerine getirmeye başlasınlar esas o zaman göreceğiz gerçek Be’lakor sound’unu.
sambalici
Albüm bilgileri
- George Kosmas: Vokal, gitar
- Shaun Sykes: Gitar
- Jimmy Vanden Broeck: Davul
- Steven Merry: Klavye
- John Richardson: Bas
- Venator
- From Scythe To Sceptre
- Outlive The Hand
- Sun's Delusion
- Held In Hollows
- Husks
- Aspect
- Countless Skies


Bir yanıt yazın