Seyircinin ateşli tavrı daha ilk dakikalardan belli olmuştu. Ama bir şey eksikti…
Birkaç saat sonra efsanevi bir grup izleyeceğini bilmek fikri son hazırlıkları daha bir acele yaptırıyor insana. “Hadi artık giyin, geç kalma, ulan ne çalacaklar acaba, iptal olmaz değil mi, olmasın lan” gibi kafada fır dönen cümlecikler, kapıyı kilitleyip çıkmamla geride kalmıştı. Çıkmıştım yola…
Konser mekânı olan Kemancı’ya yaklaşmamla kapıdaki kalabalığı görmek bir nebze şaşırtsa da, asıl şok içeride bekliyordu beni. Tahmin ettiğimden çok daha fazla sayıda Artillery fanı içerde yerlerini almıştı. Bu insanlar birazdan hem Artillery, hem de İstanbul konser seyircileri adına hayret verici olacaktı.
Klasik bir durum olan konsere sevdiği grup tişörtünü giyip gelme hadisesi had safhadaydı ve bir ara sadece kim ne giymiş diye baktım. Tanıdık simalara ve arkadaşlara verilen selamlar eşliğinde konserde hafif bir gecikme olduğunu öğrendim. Bu durum hafif bir sekte yaptıysa da Kemancı’nın arka bahçesinde bize eşlik eden koyu sohbet bekleme gerginliğini alıyordu üzerimden. Saat ilerlemiş ve iki ön grup sahneyi yavaş yavaş terk etmişken, işte diyordum an budur… Masadan kalkıp içeriye girdiğimde az önce şaşkınlık yaratan seyirci sayısına bakıp bir daha sevindim.
İntro başlamıştı ve Artillery karşımızdaydı. Son albümden “Rise Above It All” ile girmişlerdi. Seyircinin ateşli tavrı daha ilk dakikalardan belli olmuştu. Ama bir şey eksikti: Ses!

Ses sisteminin dandikliği yüzünden parçaları anlıyormuş gibi yapıp eğlenmeye çalışmıştım. Fakat olacak gibi de değildi. En azında efsanevi bir grubu yakından izlemek için sahnenin yanında yer bulmuştum kendime. İlk parça bittiğinde “By Inheritance” sıralamada yerini almıştı. Parçanın ağır fanı olduğumdan karambol bile olsa sonuna kadar eşlik etmiştim kendilerine. Bir yandan coğrafya hocası kılıklı basçıyı izliyor, bir yandan grubun metalcore tipli elemanına eşlik ediyordum. Bu arada yeni vokalistin tipi ile tezat olan performansını gayet beğendiğimi söylemeliyim.

Ardı ardına gelen parçalar eşliğinde özellikle sahne önü stage-dive rekoruna imza atıyordu. Bu sırada hafif talihsizlikler yaşayan arkadaşlar da olmadı değil (Amir, el sallıyorum canım). Seyirci karşısında şaşkınlığımı gizleyemediğim de kayda alınsın. Zaten tahminimin üzerinde seyirciye şahit olmuşken bir de böylesine eğlendiklerini görmek sürekli sırıtmama neden olmuştu. Ah bir de iyi bir ses sitemi olsaydı diyorum ama yıllarca grubu beklemiş ateşli fanlar için çok fark olmazdı sanırım.

Bis öncesi son parça “tireş” aleminin şahsımca en başarılı şarkılarından biri olan ve grubun official marşı olduğunu düşündüğüm “Khamoniac” idi. Parçayı Artillery’den hem de bir metre ötesinde canlı olarak dinlemiş gibi olmanın haklı gururunu taşıyorum. Michael Stützer’in parçaya girmeden önce yaptığı ve doğaçlama olduğunu düşündüğüm kısım da süperdi. Belirtmek lazım.
Yaşanan teknik aksaklıklara rağmen oldukça keyif aldım ve umarım en kısa sürede tekrar izleyebilirim. Yayında ve yapımda emeği geçen kişilere teşekkür eder, konserdeki fan kardeşlerimin de alınlarından öperim.
Volkan ATAY


Bir yanıt yazın