# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
MESHUGGAH – Immutable
| 11.04.2022

Bir mental tatmin ve kişisel gelişim aracı olarak metal: Ne kadar şanslı olduğumuzun farkında mıyız?

Metal dinlemeye başlayalı 30 yıldan fazla oldu ve rahatlıkla söyleyebilirim ki, tatmin noktasında kişisel metal dinleyicilik sürecimin zirvelerini yaşamaktayım. Bu müziği seviyoruz, araştırıyoruz, bir nevi onunla nefes alıyoruz, ancak bunun da ötesinde bu müziğin farklı anlamlarda bize kattıklarının çok ama çok daha fazla olduğunu düşünüyorum.

Son birkaç gündür DEATHSPELL OMEGA’nın devasa uzunluktaki Bardo Methodology röportajının tercümesiyle uğraşıyordum. Az önce bitirdiğim bu tercüme, mesleğim de olan tercüme hayatımın en çetrefilli, uğraştırıcı ancak bir o kadar da tatmin edici tecrübelerinden biri oldu. Bu tür bir röportaj verebilen, fikirlerini bu şekilde ifade edebilen insanların yarattığı müzikleri dinliyor, yazdığı sözleri okuyup araştırıyor olmak gerçekten de çok büyük bir şans, çok büyük bir lütuf. Bu tercüme süreci sırasında, yakın zamanda yazacak olduğum yeni MESHUGGAH albümünü dinlemek de yine diğer bir çetrefilli, zihin açıcı süreç oldu. 23-24 yıldır dinlediğim ve hayatımdaki en önemli gruplardan biri olan MESHUGGAH’ın bu sefer ne yaptığını, ne yapmak istediğini analiz etmeye çalışmak, DEATHSPELL OMEGA röportajıyla bir araya gelince iyice katmerli bir deneyime dönüştü ve birkaç gündür devam eden bu süreçte gerçekten de kendime bir şeyler kattığımı hissettim.

Hemen akabinde; birkaç saat önce de sitemize değerli katkılar yapan isimlerden biri olan Emir Şekercioğlu’ndan gelen “Ekstrem Metal Müziğin Son 20 Yıldaki Atonal Avangartlaşmasına Yönelik Bir Bakış” adlı makale e-posta kutuma düşünce, kendimi bir anda bu sanatın insanın zihnini açan, onu geliştiren ve entelektüel bakış açısına zenginlikler katan pek çok bileşeninin içinde buluverdim.

DEATHSPELL OMEGA’nın, muhtemelen müzik tarihinde verilmiş en derinlikli röportajlardan biri olan röportajı ve sevgili Emir’in makalesi çok yakında sitede olacak. Bugün bu zekâ parıltıları arasından bizi düşünmeye, odaklanmaya, konsantre olmaya ve kafamızı çalıştırmaya iten; metal tarihinin en benzersiz ve ilham verici oluşumlarından biri olan MESHUGGAH’ya ve yeni albümü “Immutable”a odaklanacağız.

Hakkında kapsamlı araştırmalar yaparak çok daha detaylı şekilde incelemek istediğim bir konu olan “ritim” ve “ölçü” konuları, mevzubahis grup MESHUGGAH olduğunda diğer herkesten farklı bir yere taşınıyor. Bazen MESHUGGAH’yı dinlerken müzik kavramının hem en ilkel hem de en vizyoner anlayışlarını bir arada aldığımı hissediyorum. Üç yıl önce yazdığım “Black Metalin İnsan Psikolojisine Olan Etkileri” makalesinde, black metalin kötücül boyutunun insan zihni tarafından hangi noktada algılanabileceğine ilişkin şu ifadeleri kullanmıştım:

“…müziğin ritmik yapısının ve melodi örgülerinin bebeklerin zihinsel gelişimine faydalı olduğu pek çok yayında ifade edilmektedir.

Peki ya birkaç aylık bir bebeğe black metal dinletmek?

Bebeğin en huzurlu olması gereken anlarda, mesela onu emzirirken arkada DEATHSPELL OMEGA’dan usul usul “First Prayer” çalmak? Kucağınızda hafif hafif sallayıp uyuturken arkaya kısık sesle, bilinçaltına işleyecek şekilde AKHLYS – “The Dreaming I” açmak?

Sizce bu çocuk istismarına girer mi?”

MESHUGGAH özelinde de bunun ritimler ve ölçüler babında sorgulanmasının çekici olacağını düşünüyorum. Yerli kabilelerin, belki de sadece savaş öncesinde ve sırasında bir korku unsuru oluşturmak için kullandığı tamtamları; belirli ayinler veya kurban etmeler sırasında ritüelistik olarak kullandığı tekrarlı ritimleri düşünelim. Genelde hayvan kemikleriyle vurulan bu “çalgı”ların milattan önce 70.000 yılına kadar dayandığı düşünülüyor. Bu kadar eski zamanlardan bahsediyoruz. Bu insanlar bunu yaparken, muhtemelen, büyük oranda lineer ritim örgüleri kullanmış ve de ya tansiyon yükseltme ya da tersine meditatif bir ruh hâli oluşturma düsturla yapmışlardır.

Şimdi gelin bu kabilelerden birinin tamtamlara vurmaktan sorumlu üyesinin, gergin derilere “Broken Cog”un girişindeki ritim eşliğinde vurduğunu düşünelim.

DADADADADAN
DADADADADADADADADADADADADAN

6/4’lük bu ölçü esasında çok da sıra dışı bir şey değil. TOOL’un “Schism”i, FOO FIGHTERS’ın “Enough Space”i, SOUNDGARDEN’ın “Fell On Black Days”i, RADIOHEAD’in “Ful Stop”ı gibi şarkılar da 6/4’lük ölçüye sahipler. Her ne kadar klasik müziği ölçülerden bağımsız değerlendirmek çok daha doğru olsa da Chopin’in “Nocturne Op.9 No.1”ında bile 6/4’lük ölçülere rastlayabiliyoruz.

Peki Chopin’in elinde dünyanın en huzur verici müziği olarak karşımıza çıkan 6/4’lük ölçü, MESHUGGAH gibi bir manyaklığın eline geçtiğinde neden başka şeyler konuşmamıza, belki de tamtamıyla o ritmi çalması hâlinde o kabile üyesinin diğer üyelerce katledilmesine neden olmaktadır?

Çünkü dostlarım, MESHUGGAH demek; MESHUGGAH olmak bunu gerektirir. MESHUGGAH rahatsız zihinlerden çıkan ve karşı tarafı “daha fazlası olmak” için zorlayan bir anlayış, bir vizyon, bir bakış açısıdır. Bu yüzdendir ki MESHUGGAH, azılı takipçilerinin dimağında sadece bir grup değil, bir müzikal düşünce biçimidir. 2002 yılında çıkan “Rational Gaze” ile belki de günümüzde djent olarak, modern progresif metal olarak bilinen şeyin hem tohumlarını atan hem de üstüne çıkılamayacak şekilde kitabını yazan bu adamlar, takvimler 2022’yi gösterdiğinde, dokuzuncu albümlerinde hâlâ yeni bir şeyler keşfetmeyi, hâlâ kendilerini geliştirmeyi ve dinleyicinin henüz her şeyi duymadığını anlamasını sağlayabiliyorlar.

Grup üç yıl önce yeni albümü için oturup düşünmeye başladığında akıllarındaki ilk fikir “MESHUGGAH’nın “Reign in Blood”ını yapalım” olmuş. Yarım saatin biraz üstünde, vurup geçen son derece direkt bir albüm vizyonuyla çıkılmış yola. “Immutable”a baktığımızda ise MESHUGGAH tarihinin en uzun, direkt olmaktan en uzak, içinde en çok farklı dinamiği barındıran albümünü görüyoruz. Belki grup zaten böyle bir albüm yapmak için yola çıksaydı “Immutable” gibi bir şey ortaya çıkmazdı. Belki süreç içerisindeki kavşaklar, tercihler, “e ama başta böyle demiştik” düşüncesine meydan okumalar sayesinde böyle bir albüm karşımıza çıktı. Sebebi ve motivasyonu her ne olursa olsun, geçerli ve değerli tek bir şey var, o da “Immutable”ın MESHUGGAH’nın yaptığı en iyi albümlerden biri olduğu.

Grubu tamamen içselleştirmiş bir dinleyicileri olarak esasında iflah olmaz bir “Destroy Erase Improve” ve “Chaosphere” MESHUGGAH’cısı olarak grubun “obZen”le birlikte kabuğunu kırmış olmasını değerli buluyorum. 6 Ağustos 2002 tarihinde Amsterdam’da gezerken, o gün piyasaya çıkan “Nothing”in CD’sini almış ve grubun genel anlamda yavaşlayan, dayaktan ziyade ezmeye odaklanan yeni “proto-djent” havasını çok da benimseyememiştim. Evet “Stengah” olağanüstü güzeldi, “Rational Gaze” akıllara zarardı, lakin grup daha önce yapmadığı -kısmen melodik- bir anlayışa da yer vererek “Straws Pulled at Random”ın son 2 dakikasını MESHUGGAH ölçütünde konformist sayılabilecek bir şekilde kapatabiliyordu.

Bu anlayış sonraki albümlerde de farklı şekillerde karşımıza çıktı. MESHUGGAH hiçbir zaman trendlere kapılmadı ve her zaman kendisi oldu. İlk dönem işleriyle sayısız Amerikalı grubun ortaya çıkmasına ve bir tür oluşturmasın katkıda bulunan IN FLAMES’in sonradan bu gruplara özenerek şekil değiştirmesi gibi, MESHUGGAH’nın da hızlı biçimde el üstünde tutulan modern djent/progresif metal gruplarının fikirlerine bir milimetre de olsa kayması beklenebilirdi. Ancak onlar buna tenezzül bile etmediler, hep aynı kaldılar ancak her daim farklı olmayı da sürdürdüler. Madem yukarıda DEATHSPELL OMEGA’dan bahsettik, “The Long Defeat”in ikinci şarkısının ismini de anmadan geçmeyelim.

“Eadem, Sed Aliter”; aynı, ama başka türlü.

MESHUGGAH’nın kendi içindeki bu gelişimleri, kendi doğrularını sapkın şekilde eğip bükmesi, bize “Immutable” adlı bu ihtişamlı çalışmayı vermelerini sağlayan bir numaralı faktör. Albümü dinlerken “Light the Shortening Fuse”da hem “Chaosphere”daki “Neurotica”yı hem de “obZen”e adını veren şarkının iç savaş hâlindeki motiflerini bir arada duyabiliyoruz. “Gods He Sees in Mirrors”da “New Millenium Cyanide Christ” şablonundan çıkma fikirlere rastlıyor, “Ligature Marks”ın sonunda ise MESUHGGAH’nın “Straws Pulled at Random”da başlattığı kişisel devriminin en güncel ve en baskın yansımalarından birine tanık oluyoruz (kapanış fikri dışında birbirinden tamamen alakasız olan bu iki şarkının da Hagström elinden çıkmış olmasına şaşmamalı). Tüm bunların yanına, grubun “Future Breed Machine”lerden, “Acrid Placidity”lerden bu yana -her daim kusursuz şekilde- yaptığı clean gitar kullanımı da girince, albümdeki dinamik miktarı daha da artıyor ve ortaya atmosferinden enerjisine, deneyciliğinden öğreticiliğine doyumsuz, yine ders niteliğinde bir albüm çıkıyor.

Yazının sonlarına yaklaşırken biraz da albüm temasından dem vuracak ve Fransa’daki karanlık dostlarımıza son bir kez göndermede bulunacak olursak, MESHUGGAH’nın bu albüm adının, yani “değişmez”in temasını da tıpkı DEATHSPELL OMEGA’nın “The Long Defeat”te işlediğine benzer bir düşünceyle seçtiğini görüyoruz. Davulculuğunun eşsizliği nedeniyle genelde geri planda kalan şarkı sözü yazarlığı konusunda iyice soyut ve kendine özgü bir noktaya ulaşan Tomas Haake albümdeki şarkıların yarıdan fazlasının sözlerinden de sorumlu ve her ne kadar son iki DEATHSPELL OMEGA albümünün incelemelerindeki gibi irdeleme niyetim olmasa da albümün sözlerinin de mutlaka okunması, incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Sözlerden referanslar sunmak yerine, Mårten Hagström’ün “değişmez”, “sabit” gibi anlamları olan “Immutable” temasına ilişkin kısacık açıklamasıyla konuyu toparlamış olayım.

“İnsanlık değişmez. Sürekli aynı hataları yapıp duruyoruz. Değişmiyoruz. Yapmamız gereken neyse onu yapıyoruz ve aynen devam ediyoruz.”

Bu noktada MESHUGGAH’ı Haake’nin, Kidman’ın, Hagström’ün veya bu albümde beste katkısı bulunmayan ancak MESHUGGAH vizyonunun birincil bileşeni olan Thordendal’ın dehalarından bağımsız bir varlık, kimlik olarak gördüğümden bireysel performanslardan ve şarkılardan ayrı ayrı bahsetmeye gerek görmüyorum. Bu, diğer tüm MESHUGGAH albümlerinde olduğu gibi bir bütün olarak alınması, bir duruş olarak benimsenmesi gereken bir gövde gösterisi. MESHUGGAH gibi metal dünyasının en bilinen isimleri arasına adını yazdıran, gayet geniş bir kitleye hitap eden bir grubun, her şeyin pazarlama odaklı olduğu günümüzde, 66 dakikalık yeni albümünün 17 dakikasını enstrümantal parçalara ayırmış olması bile adamların yukarıda bahsettiğim trend dışı olma düsturunun, aynı zihniyeti sadece başka türlü sergileme niyetlerinin, kısacası bir müzik türü olmayı geçip bir “anlayış” sunduklarının bir göstergesi.

Tüm bunlardan dolayı “Immutable”ın çok başarılı, çok değerli bir çalışma olduğunu ve MESHUGGAH’nın “obZen”den bu yana çıkardığı en iyi albümü olduğunu düşünüyorum. Yazının en başına, metalin bir mental tatmin ve kişisel gelişim aracı olmasına dönersem; grubun yaklaşık çeyrek asırlık bir takipçisi olarak, ta 2022 yılında MESHUGGAH’dan böyle bir şey dinliyor olmaktan dolayı kendimi gerçekten de şanslı görüyor, bu deneyimi büyük bir zevk alarak yaşama lütfuna sahip özel bir kitleye dâhil olduğumu hissediyorum.

Tamtamlara vurmakla görevli o yerli, bundan on binlerce yıl önce, sadece herkesin duymak istediği ritimleri yine herkesin duymaya alışık olduğu ölçülerde mi çaldı bilemem. Lakin bir yerlerde birileri o döngüyü kırma cesaretini ve deneyselliğini gösterdi ve “normal”den, “olması gerekenden” saptığı gerekçesiyle kabilenin diğer üyeleri tarafından helak edildiyse, ona tek diyebileceğim adam gibi adam, insansı gibi insansı, ilk insan gibi ilk insan, insan gibi insan olduğu ve binlerce yıl önceki vizyonunun bugün el üstünde tutulur şekilde yaşatıldığı olacaktır.

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.64/10, Toplam oy: 56)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2022
Şirket
Atomic Fire Records
Kadro
Jens Kidman: Vokal
Fredrik Thordendal: Gitar
Mårten Hagström: Gitar, beste (1, 3, 5, 7, 9, 10, 11, 13), sözler (1, 3, 5)
Dick Lövgren: Bas, beste (2, 4, 6, 8, 12)
Tomas Haake: Davul, beste (4, 8), sözler (2, 4, 6, 8, 10-12)
Şarkılar
1. Broken Cog
2. The Abysmal Eye
3. Light the Shortening Fuse
4. Phantoms
5. Ligature Marks
6. God He Sees in Mirrors
7. They Move Below
8. Kaleidoscope
9. Black Cathedral
10. I Am That Thirst
11. The Faultless
12. Armies of the Preposterous
13. Past Tense
  Yorum alanı

“MESHUGGAH – Immutable” yazısına 26 yorum var

  1. Avenged sevenfold says:

    Özellikle enstrümantal versiyonu dinliyorum güzel bir albüm

  2. Death magnetic.instrumental says:

    Enstrümantal versiyonu olsun çok mutlu olurum Bir kaç tane var

  3. Civilized Green Vineyard says:

    Riffler bakimindan zayif album bence. Obzen’a nazaran cok yavan geldi

  4. Erhan says:

    Single halleriyle hiç ilgimi çekemeyen şarkılar albüm içerisinde adeta devleşmiş. Albümü beğeneceğimi sanmıyordum fakat Meshuggah çok fena ters köşe etti beni.

    Gereksiz olan son enstrümantal şarkı haricinde bütün albümü çok sevdim. Bir de Light the Shortening Fuse giriş parçası olsaymış daha iyi olurmuş.

    9/10

  5. Noumena says:

    Albüm öyle aman aman Meshuggah fanı olmayan ancak her albümü ile haşır neşir olmuş beni çok tatmin etti. Özellikle albümün ilk yarısı ve tam ortasındaki enstrümental şahane ANCAK sonrasındaki şarkılarda sona doğru giderek dikkatim dağılıyor, neden böyle oluyor bilmiyorum ama her dinleyişimde böyle oldu. Tabii bu albümü sevmeme engel değil. Favorim (hala) God He Sees in Mirrors

  6. feel the groovity says:

    meshuggah en sevdiğim metal grubu. albümde keyifli anlar mevcut ancak totalde ben pek etkilenmedim. aklıma gelen noktalar:

    - gerçekten heyecanlandıran yaratıcı rif eksikliği bulunuyor.
    - yenilik babında uzun enstrümantal şarkıyı gösterebiliriz.
    - Kaleidoscope’un saçmasapan solosu epey eğlenceli.
    - phantoms’un ortasından sonra müthiş bir groove var. oradaki ton tam “nothing” albümü tonu.
    - Broken Cog’da, girişteki dadadadan’ların akabinde giren clean tonlu gizemli arpej nefis.
    - The Faultless favorilerimden oldu. sanırım spoken vocal’de tomas haake var.
    - fredrik reyiz sol niger within 2′ye mi saklıyor kendini acaba?
    - tomas haake’nin bir kaç yerde değişik davul partisyonları yazma çabasını görüyoruz (mesela the abysmal eye, herkes neresi olduğunu anlamıştır)
    - albüm düşük bir tempoda değil kesinlikle. ama groove’un olduğu şarkılar da mevcut.
    - ben ahmet abi’nin tersine, bodozlama meshuggah yerine groovy meshuggah’ı daha çok seviyorum. do not look down, break those bones.. gibi şarkılardan ötürü bu sebepten koloss’a acayip hastayım.
    - bence meshuggah da artık tekrara düştü bu albümle. fredrik ağırlıklı gelecek yeni bir albüm, bu tezimi çürütür ama.

    albüme puanım 8, aldığım keyif inanın 7,5′larda. diğer albümlerin puan sıralaması ise şöyle. özellikle koloss’a çok büyük haksızlık ediliyor. kanımca grubun bence en iyi işi koloss.

    koloss 9.5 puan
    obzen 9 puan
    the violent sleep of reason 8-8.5 arası
    immutable 8 puan

    deadhouse

    @feel the groovity, Meshuggah’ın yeni ne yapmasını bekleyebiliriz diye düşünüyorum. Pek kafam almıyor. Müziğin sınırları yoktur. Bu müziğin üstüne hiçbir yenilik yapılamaz demiyorum. Elbette yapılabilir, ama ortaya çıkacak olan şey Meshuggah olur mu bilemem. Yenilik denince modern müzikte son yıllarda akla klasik ve elektronik elementler gelir. Sence nasıl durur bu eklentiler Meshuggah üzerinde?

    Dysplasia

    @deadhouse, Meshuggah’a elektronik eklentiler gayet uydurulabilir, melodik olmadıktan sonra. Belki bi dubstep etkisi yaratır ama müzikleri kaldırır diye düşünüyorum. Ha yeni enstrümanlara ihtiyaçları olduğunu sanmıyorum o ayrı.
    Benim Meshuggah’ta duymak istediğim şey bas ve davulun yalnız kaldığı anlar. Hatta basçının da slapping gibi tekniklere dalması.

    deadhouse

    @Dysplasia, Pek iyimser olamıyorum senin gibi. Meshuggah ortası olmayan bir grup. Elektronik veya klasik eklentiler Meshuggah’ı ya uçurur ya da dibe vurdurur. Yeni enstrüman konusunda ayrılıyoruz. Mesela saksafon iyi giderdi bence. Ihsahn’ın yaptığından metali yumuşatmayacak şekilde (on the shores) yapılsa harika olabilir. Avantgard Meshuggah. Bence bu tür riskleri müzik kariyerleri daha uzun süre devam edecekse almak zorundalar. Ben bu hallerine bayılıyorum. Ama 5 albüm daha Koloss veya Immutable dinletmek işlerine gelmeyebilir.

    feel the groovity

    @deadhouse, meshuggah girmez o toplara. hatta daha ilginç bir şey farkettim biraz önce, meshuggah albümlerinde hiç konuk sanatçı yer aldı mı bugüne dek? sanırım olmadı. sound üzerinde denemeleri oluyor genelde. misal koloss’ta toontrack ile yorucu olmayan şeker gibi bir sound elde ederken, the violent sleep..’te canlı/organik bir sound kovaladılar gibi.

  7. Backbone says:

    Bastım 10′u. Meshuggah’dan beklediğimi tam olarak vermiştir. Albüm baştan sona resmen akıyor ve her dinlediğimde farklı bir favorim ortaya çıkıyor. Çıkan 3 single’ı da albümden önce dinlememiştim, onlar da ayrı enfesmiş. Düşünüyorum şu kısım daha iyi nasıl olabilirdi diye, aklıma bir şey gelmiyor.

    Ben bu albümü şimdiden obZen ile eşit görüyorum. obZen’in zaten herkes için nasıl bir seviyede olduğunu konuşmaya gerek yok. Fakat bazı kişilerin bunu beğenmemesine şaşırdım doğrusu. Yavan bulmak, tekrara düştü demek falan nedir yapmayın gözünüzü seveyim. Bana göre bu albümdeki herhangi bir şarkı Koloss’un en iyisini dövecek seviyede, ki Koloss’u da severim…

  8. Dysplasia says:

    Bir Bleed, bir Clockworks, bir Rational Gaze vs çıkaramamışlar sanki ama uzun uzun lineer partisyon da çalsalar daş gibi Meshuggah albümü sonuçta.

  9. crowkiller says:

    başarmışlar,sonunda bir albümü dinlerken yeter amk kafam s.kildi diyebildim, hayatımda beni bu kadar yoran başka bir albüm olmadı, ortalara doğru sinir krizi geçirdim, bir ara bayılacak gibi oldum, dissonant müzik severim ama bu bana göre değil

  10. poison says:

    10 ulan 10.

  11. Evrim Eren says:

    yıl sonu gelince “yılın en kötü albüm kapağı” anketi yapmaya gerek kalmadı. rekabet yok

  12. şeyh hulud says:

    Normalde meshuggah dinleyen biri değilim ama sardı bu albüm. 1-2 önceki albümlerine de bakacam bi ara.

  13. poison says:

    şarkı sıralamasına göre albümdeki şimdilik favori yerlerim:

    ▪️broken cog’da 3:02′de çeneyi ileri ittiren kısım
    ▪️the abysmal eye’ın 02:32′de giren manyaklığı ve solosu
    ▪️light the shortening fuse’un ortasında giren atmosferik gitarlar
    ▪️phantoms’ın kabus outro’su
    ▪️god he sees in mirrors’ın tuhaf sonu ve 1:16′sında giren saçma sapan riff
    ▪️they move below’un clean gitarları
    ▪️kaleidoscope’un spazmlara yol açan solosu
    ▪️i am that thirst’ün outrosu
    ▪️past tense’te 3:13′te başlayan melodi

  14. poison says:

    phantoms’ın outro’su bitmek bilmeyen balyoz darbeleri gibi. sonuna doğru da iyice kötücül bi hal alıyor. harbiden acayip bi şey ya, kafa mafa bırakmadı.

  15. deadhouse says:

    İyi ki Meshuggah var. Ortalıkta hiçbir özelliği olmayan, bi beleş, gereksiz o kadar çok grup var ki Meshuggah çölde bir vaha. Minnettarım.

  16. poison says:

    past tense’in ortaları çok hüzünlü lan.

  17. Dysplasia says:

    Yogav Gabay’dan ‘i am that thirst’ analizi geldi.
    https://youtu.be/A3_OjcLS3Jc

  18. Rzeczom says:

    kitap okurken, duş alırken, yemek yaparken, ne yaparsanız yapın yanında gidiyor albüm.

  19. Dysplasia says:

    Yogev Gabay – Phantoms
    https://youtu.be/WN4Uo9NUG_I

  20. Endopılazmik retikulum says:

    Immutable=Taşmak
    9/10
    ilk 5′te olmalı.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.