# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Haberler
SABATON bu yılki 5. single’ını yayınladı
30.08.2021

Steel Commanders.

SABATON bu yıl belirli aralıklarla single’lar yayınlıyor. Son olarak “World of Tanks” oyunuyla ortaklaşa “Steel Commanders” adlı şarkı yayınlandı.

Temmuz’da yayınlanan “Kingdom Come”.

“Defence of Moscow” da klibiyle birlikte Mayıs ayında yayınlanmıştı.

Nisan’da çıkan “The Royal Guard”.

Şubat’ta yayınlanan “Livgardet”.

  Yorum alanı

“SABATON bu yılki 5. single’ını yayınladı” yazısına 67 yorum var

  1. mahakali says:

    Yıllardır aynı şeyler. Şu şarkının ‘The Last Stand’ albümündeki herhangi bir Sabaton şarkısından ne farkı var? Bir ‘mesaj müziği’ yapmak istiyorken de kaliteli işler yapılabilir değil mi?

  2. enemyofgod says:

    Evrende entropiyi arttırmayan tek şey Sabaton şarkıları olabilir çünkü hiç enerji harcanmıyor ve evrende hiç bir şeyi değiştirmiyor. Bu da klasik Sabaton olmuş, ne eksik ne fazla.

    O değil de ben şu videoda bitmiştim.
    https://www.youtube.com/watch?v=kZN5bw3wg9g

  3. Negro Lupus says:

    Nedense gram samimiyet alamıyorum şu gruptan ya .

  4. mahakali says:

    @enemyofgod, haha güzel anlatmışsın abi söylemeden geçemedim.

    İsveçli olup da bu kadar ‘Amerikan’ yüzeyselliğinde olmak büyük başarı cidden.

  5. Boba Fett says:

    Sabaton sevenler alınmasın ama bana acayip parodi gibi geliyor. Gerçi tüm Power Metal için bu hisleri besliyorum ama Sabaton bir başka.

  6. Twat says:

    2015 ya da 2016 civarına kadar Sabaton’un gerçek bir grup olduğunu bilmiyordum; dalga geçiyorlar sanıyordum. Şaka ya da aşağılamak için demiyorum bunu, hatta hayatımda benzer bir örnek de m*lih g*kçek’tir. Ben bu adamı da 2011′e kadar filan ankaralılar’ın uydurduğunu, şehrin ne kadar kötü yönetildiğini vurgulamak için absürd bir karakter yaratıldığını ve buna bir isim verildiğini, onun üzerinden abartılarak olacak o kadarvari bir mizah yapıldığını sanıyordum(o zamanlar behzat ç. filan çıkmıştı ve ankara yavaş yavaş ‘popülerleşmiş’ ankara ‘övmek’ moda olmuştu. Bir de şunu söylemem gerek internetle geç tanışmış ve ilk kişisel bilgisayarını 7 yıl önce almış bir y kuşağıyım).

    Dolayısıyla bu haberi de gördüğümde ilk tepkimin “bakalım ne komiklikler yapmışlar” olduğunu itiraf etmem gerek.

    Negro Lupus

    @Twat, hahahaha Bravo kardeşim bu ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi 😂😂😂🤘🏻🤘🏻🤘🏻

  7. Raddor says:

    2000 sonrası parlamış, gaza gelmelik, marş vari (anthemic) heavy metal yapan gruplar içinde (Powerwolf, Primal Fear, Grave Digger, Firewind gibi) yapılan en iyi albümün bunların Art of War olduğunu düşünüyorum. Sonrasında cıvıtmış olabilirler fakat bu tarzı sevip, önyargıyı kenara atıp da albümü dinleyenler bayağı coşkuyla dolabilir, Polonya’ya gidip vokalist Joakim’in dobak ensesine vurup “eferin lan” diyerek onunla bira tokuşturmanın hayalini kurabilirler. “Hayır şu albüm daha iyi!” diyen olursa önerilere açığım tabi.

  8. Yiğit says:

    Şarkıları tabii ki açıp dinlemedim ama thumbnaillar ne kadar ossuruk ya. Şunlara bakıp da o müziği ciddi ciddi dinleyecek adamın kendine saygısı yoktur bence. Şu grup 31 olsa çekmem.

    Negro Lupus

    @Yiğit, hahahaha 🤣🤣🤣

  9. Boba Fett says:

    Bu grubun hayranları aşırı şanslı adamlar hep aynı şeyi üretiyor. Hiçbir zaman hayal kırıklığına uğramak gibi bir durum yok.

  10. deadhouse says:

    Death metalde “üzerine hiçbir şey katmadan” demodeleşmiş, dinozor müziği yapınca alkış, demode heavy metal yapınca dünyanın en kötü grubu yeaa.

    Bence aynı bokun laciverti.

    Yeşil Rehber diye bir film çıkmıştı, Oscar vermişlerdi. O film ne kadar sikkoysa, bu bakış açısı da aynı derecede sikko. Aynı anlayış.

    Yiğit

    @deadhouse, evet öyle. Ve üzerine hiçbir şey katmayan dinozor death metal candır. Hayvan gibi iyi müzik. Buradaki müzik ise sikkoluğun önde gideni. Ossur ossur dinle yani öyle müzik.

    deadhouse

    @Yiğit, Öncü grupların ekmeğini yiye yiye obez olan yeni yetme Br*utal death metal gruplarının ezeli ve ebedi düşmanıyım.

    TanSolo

    @deadhouse, buradaki müziğin sikkoluğu heavy metal olmasından kaynaklı değil ki. Adamlar savaşın ismini Wikipedia’dan aratıp söz yazıyor. Kendileri de ne kadar osuruktan tayyare bir grup olduklarının farkına varmış olacaklar ki en az kendileri kadar sikko olan, ww2 snoblarının para basıp 31 çektiği götü boklu video oyununa şarkı yapmışlar.

    Ayrıca green bok mevzusuna katılıyorum. Zencilere yapılan onca zulümü anlatmaya çalışırken tam tersi ırkçı bir tavır sergilemiş rezil rüsva bir filmdir.

    Şunu da not düşeyim dinozor müzikten haz alan birisi değilim.

    deadhouse

    @TanSolo, Nedense boktan sözler yazan, sürekli aynı müziği yapan, fabrikasyon usulü, şarkıyı dinlerken evet şimdi de şu olacak dediğiniz death metal grupları için böyle konuşmuyorsunuz. Sabaton dünyanın en kötü grubu olabilir. Bu durum, death metal gruplarıyla ilgili tezimi çürütmüyor. Sana göre Sabaton kötü, ama dinleyen, seven var, albümlerine yüksek puanlar veren var.

    Burada mesele kim iyi, kim kötü, kim daha kötü değil. Anlayış meselesinden bahsediyorum. Sen death metal seviyorsun diye aynı anlayıştaki death metal gruplarını kayırıyorsun. Ama power ve heavy olunca rahat rahat sallıyoruz. İnsanların müzik zevkini sorgulamıyorum. Atarken, tutarken biraz tutarlı olmak gerek diyorum. 150 sene Hardcore punk, 300 sene raw black metal dinleyip huzurlu yaşayan insanlar var. Sorguladığımız şey bu değil.

    Kısacası, ekstremse hoşgörü gösteriyoruz; yumuşak olduğu zaman ise tolerans göstermiyoruz.

    Yiğit

    @deadhouse, abi olay sadece anlayış değil ki. Dinozor death metalcilerin yaptığı müzik özünde on numara, ama Sabaton’unki ossuruk. Bu sence de bir fark yaratmıyor mu? Yani olay Sabaton’un aynı müziği yapması değil, Sabaton’un aynı boktan kalitesiz müziğini tekrar tekrar yapması.

    İki senede bir zımparayla osbir çekip kaydederek albüm salayım. Beni eleştirenlere de “ama aynısını dinozor death metal yapanlara herörö” diyecek misin ki? Burada bence anlayış da farklı. Ayrıca o death metal gruplarını eleştirmiyor oluşumuz Sabaton’u eleştirmemizi engellemiyor. Yani Sabaton’a bok atmanın ön koşulu bu değil diye düşünüyorum. Bence biraz bağlamdan kopup strawman yapıyorsun.

    Ha yoksa söylediklerine katılmıyor değilim. Evet onlar da bunlar da aynı müziğin ekmeğini yiyor. Ben sadece birini diğerine göre daha niş ve kaliteli bulurken bunu sorun olarak görmüyorum. Ancak buradaki örnek hepten ossuruk olunca eleştirdim. Bence durum sadece ekstremse sevelim, değilse sallayalım değil.

    Çok da önemli bir mevzu değil. Sabaton hakkında bu kadar konuşmuş olmamdan bile utanıyorum zaten ahahdj

    deadhouse

    @Yiğit, Sabaton sevenler, albümlerine yüksek puan verenler var. Bilimsellik taslayıp bu mutlak kötüdür, bu da mutlak iyidir diyebilecek biri değilim. Olsa olsa bana göre kötü olur. Kanadalı bir death metal grubu vardı ismini unuttum çok meşhur. Bana göre bok gibi müzik yapıyorlar, ama albümlerini beğenen bir sürü kişi var. Ne yapabilirim şimdi. Göreceli deyip geçmemiz lazım.

    Retrokafa

    @TanSolo, dünyanın en sikko metal şarkısı budur
    https://www.youtube.com/watch?v=2ZQ0BsNi24A
    bknz: sikkoluk supremacy

    deadhouse

    @Retrokafa, Ahaha Therion neredeyse tek şarkısını bile dinlemediğim bir grup. Payşaştığın şarkıyı görünce ne kadar doğru yaptığımı anlamış oldum.

    Retrokafa

    @deadhouse, ya metalin karanlık yüzü de bu işte bu ve bunun gibi işler.orkestral yarak yuruk.işin kötüsü izlenme miktarına bir bak insanlar bunu sevebiliyor…ben de hiç dinlememiştim metalle alakası olmayan bi arkadaş dinletti bunu ‘lan bunları mı dinliyonuz’ diyor.

    -lan dedim evt. böyle işler var, sen de rap dinliyosun nasıl onda iyi şarkılar da var ama https://www.youtube.com/watch?v=TNTX3h2lPWI böyle işler de var aynı hesap…

    Boba Fett

    @Retrokafa, Therion’un bu albümlerinin sevilmediğine ilk defa şahitlik ediyorum, zevktir tabi ama neyini sevemediniz anlayamadım. Sevilmez zevktir de bu kadar gömülmesi garibime gitti.

    TanSolo

    @Retrokafa, doğrudur daha kötüsüne tanık olduğumu hatırlamıyorum.

    Murat 'HISTORIAN' KARAN

    @Retrokafa, Bakayım hangi parçaymış bu dünyanın en sikko parçası diyerek tıkladım, bir de ne göreyim Therion’un To Mega Therion klasiği. Sevgili arkadaşım, sana hiç katılmadığımı nasıl açıklayabilirim ama 23-24 senedir bu parçayı ve dahil olduğu albümü dinleyen biri olarak, bu aşağılama dolu yorumun beni çok rahatsız ettiği için, bu cevabı yazmak istedim. Herşeyden önce tabiidir ki, sözkonusu parçayı sevmek zorunda değilsin elbette. Müzik zevki denen olgu, doğası gereği görecelidir ve kişiden kişiye değişebilir. Ama bunu ‘sevmedim’ diye açıklayabilirdin lakin sen ‘sikko’ olarak tanımlamışsın, itirazım bunadır.
    Evet, şimdiki Therion müziğinden ben de hoşlanmıyorum. Tek track halinde sevdiğim parçaları nadiren de olsa çıkıyor ama bence albüm bazında elle tutulur en son iyi işleri 2004′deki Lemuria ve Sirius B albümleri oldu. Kanımca Therion müziğinin zirve noktası Theli ve ona bu zemini hazırlayan Lepaca Kliffoth albümü olmuştur. Theli muazzam bir Klasik Heavy Metal albümüdür herşeyden önce. Bünyesinde; koro vokallerle verilen opera müziği etkileriyle, klavyelerle oluşturulan orkestral ve senfonik etkilerin yanısıra, liriklerde bahsedilen kültler münasebetiyle alttan alta verilen Ortadoğu müziği -hemen aklınıza Orphaned Land ile Melechesh’in yaptıkları gelmesin, bu etki müziğe çok iyi yedirildiğinden baskın şekilde duyulmuyor- etkileri olmasına rağmen, Therion’un burada yaptığı direkt olarak senfonik metal şeklinde etiketlenemez. Yukarıda da açıklamaya çalıştığım üzere, Therion bu albümde opera,senfonik,orkestral ve ortadoğu müziği etkilerinin gözlendiği ama en baskın öğenin Klasik Heavy Metal olduğu bir müzik ortaya koymuştur. Daha iki albüm önce zangır zangır death metal icra eden, bir albüm önce de dümeni yavaştan heavy metal topraklarına kıran Therion, burada o death metal geçmişinden gelen bir cevvallikle burada çok sert, gümbür gümbür, gitarıyla davuluyla basıyla muazzam bir heavy metal icra etmiştir. -En sevdiğim – Therion bu albümden aldığı olumlu geri dönüşlerin etkisiyle, Vovin albümünde vokalleri tamamıyla koro vokallere bırakmış, canlı kaydedilmiş kemanların etkisiyle senfonik etkileri daha bir ön plana taşımış ve çok başarılı olmuştu. Ne yazık ki zaman içinde albümden albüme gitarların baskın karakteri azalmış ve artık grubun senfonik metal çizgisi dahilinde, üzülerek söylemeliyim ki gitarlar basit bir eşlikçi enstrümana dönüşmüş ve müzik artık vokal merkezli bir hal almıştır.
    Şimdi tartışmasız bir klasik olan Theli albümü ve onun açılış parçasına dönersek, To Mega Therion kesinlikle sikko bir parça asla ve asla değildir. Oturun bu parçayı iyi bir müzik sisteminde veya çok iyi bir kulaklıkla, başındaki muhteşem intro Preludium’dan itibaren başlatın. Sadece o değil; karanlık bir Ortadoğu (veya Mezopotamya mı demeliyim yoksa? ) atmosferinde, Cults Of The Shadows, In The Desert Of Set, muazzam Nightside Of Eden, Invocation Of Naamah ve enstrümantal outrodan önceki müthiş opera ballad The Sirens Of The Woods’u mutlaka deneyimleyin. Yine de sevmeyebilirsiniz, onu normal karşılarım. Grubu üç kere seyrettim, özellikle Eskişehir 222 Park konserindeki To Mega Therion performansları çok yıkıcıydı. Zamana karşı verdiği savaşı bileğinin hakkıyla kazanan bu klasik parça hakkındaki ‘sikko’ yorumunuzu geri almanızı, hiç olmazsa sadece ‘sevmiyorum’ demenizi rica ediyorum. Çünkü böyle üst seviye bir parça, yüzeysel bir dinlemeyle böylesine gömülmeyi hak etmiyor.

    deadhouse

    @Murat ‘HISTORIAN’ KARAN, Aydınlatıcı yorumun için teşekkürler. Heavy metal etkisi güçlü olan albümü dinleyeceğim, merak ettim gerçekten. Sanırım bu ülkede senfonik/opera metal pek sevilmiyor. Niye sevmiyoruz, sıkılıyoruz acaba. Bir bulantı geliyor hemen bana nedense. Heavy metal yönü güçlü olduğu için katlanacağım o albümün senfonik yönüne. Çünkü gerçekten iştahım kabardı. Katmanlı, zengin albümleri seviyorum.

    Murat 'HISTORIAN' KARAN

    @deadhouse, Ben çok severim metaldeki senfonik/orkestral/opera etkilenişimlerini. Metal müziğe cuk oturduğunu düşünmüşümdür her daim. Bu arada eğer hala Theli’yi dinlemeye girişmediysen, seni bir önceki albüm Lepaca Kliffoth’a yönlendirmek isterim. Neden diye soracak olursan, bir kere bu albüm daha vurdulu kırdılı. Vokaller raw yani çiğ tarzda, koro vokaller yok burada. Yalnız muhteşem bir davul tonu ve çalımı mevcut, prodüksiyon çok net. Klavye kullanımı efsane. Theli’yi dinleyip sevdiysen de ihmal etme bu albümü derim ben. Vovin’e de mutlaka kulak kabartmalısın. Sana keyif dolu dinlemeler dilerim. Nasıl bulduğunu yazarsan çok sevinirim.

    deadhouse

    @Murat ‘HISTORIAN’ KARAN, Theli’yi dinledim hocam. Cillop gibi müzik var ortada. Ancak maalesef bahsettiğiniz koro, opera vokaller biraz sıkmadı değil.

    Aslında opera/koro düşmanı değilim. Metal müzikte sevmiyorum. Lepaca Kliffoth’a da bakacağım. Onu daha fazla sevme ihtimalim var gibi görünüyor.

    Necrobutcher

    @Murat ‘HISTORIAN’ KARAN, Konudan bağımsız ama Theli hayatımda gördüğüm en kötü albüm kapağı ya. yani hiç mi eşiniz dostunuz yoktu bunu kullanmayın abi diyecek.

    Murat 'HISTORIAN' KARAN

    @Necrobutcher, Bu konuda sana ne yazık ki katılıyorum. Bir müziğe bak bir kapağa, hiç yakışıyor mu böyle müthiş bir albüme böyle kıytırık kapak? Kesinlikle hayır!

    Raddor

    @TanSolo, ama metal müzisyenlerin geneli parçalarında dillendirdikleri konular hakkında cahiller zaten. Biz şarkıları dinlerken onları oldukça fikir sahibilermiş gibi düşünüyoruz. Aynı konuya röportajlarda denk gelince çoğunun iki satırlık bilgiden öte bir şey söyleyemediğini görüyoruz.

    enemyofgod

    @deadhouse, Bloodbath gibi belli bir gruba, döneme vs. saygı duruşu olmadığı sürece aynen öyle. Zibilyon tane Thrash metal grubu var ve çoğu power chord+cık cık+yeah hiç bir yeni özelliği yok. Ama yapan yapıyor (Havok, Warbringer…)

    Green Book konusunda @TanSolo’ya ve sana katılıyorum. Hiç bir ödül almaması gereken film En İyi Film ödülnü aldı. Bir de filmin hikâyesinin uydurmalarla dolu olduğunu öğrenince iyice nefret ettim. Şoför karakterin oğlu yazıyor hikâyeyi ama ”süsleyerek”. Zaten adam da tacizci çıkmış.

    deadhouse

    @enemyofgod, Filmin anlattığı şey, iki yüzlülüğü bir kenara, işleniş olarak da o kadar demode ki anca bu kadar olur. 50 yıl önce bu filmi yapsan eyvallah derim de karnımız tok klişelere boğulan filmlere.

    Faşist beyaz adamın karakter değişimi ve aslında iyi bir adammış gibi gösterilmesi. Öğğkk.

    Evine gelen siyahilerin kullandığı bardağı çöpe atan adam, birden gerçek dünyayı görüyor ve iyi bir adam oluyor. Bu Amerikalılar anca kendilerini kandırırlar.

    Raddor

    @deadhouse, @Tan Solo, oh be birileri Green Book’u gömünce rahatlıyorum.

    Necrobutcher

    @deadhouse, green book filmi gerçek bir hikayeden alınmıştır ve orada eleştirilen şey sadece siyahilere uygulanan ayrımcılık değil filmin başrolunde oynayan siyahi karakterin de beyazlar gibi müzik yapmaya çalışması bu yüzden kendi toplumu tarafından kendisini soyutlanmış hissetmesi,aynı dönemde ülkede yaşayan italyanların bulaştığı kirli işleri abd vatanseverliği ile yıkamaya çalışmaları, o dönemde beyazların avrupai tarzda müzik yapan sanatçıları dinlemeyi daha sosyetik görmeleri eleştirilir. aslında underground sahnelerde siyahilerin ve yaptıkları müzik tarzının egemen olduğunu anlatır ki sonradan soul sahneyi komple eline alacak olan siyah müzisyenler o dönemde çıkmaya başlamıştır (örn. aretha franklin.) şimdi burada gerçek bir hikayeden alınmış bir filmi “50 yıl önce çekilse tamam” diyerek eleştirmek son derece komik oluyor.

    TanSolo

    @Necrobutcher, evet o kadar gerçek bir hikayeden alınmış ki aile bu işten şikayetçi olmuş. https://www.indiewire.com/2018/12/green-book-controversy-shirley-family-lies-mahershala-ali-apology-1202028687/

    Filmin siyahilere yapılan ayrımcılığı falan eleştirdiği yok. Öyle bir durum olsaydı İtalyan Abi “Lan sen hiç kızarmış tavuk yemedin mi? Niye zenciler bayılır?” dediğinde film bunu komik bir şeymiş gibi aktarmazdı.

    Filme “50 yıl önce çekilmiş olsaydı tamam” denme sebebi de konusu değil. Bugün zencilere karşı yapılan ırkçılık hakkında durmaksızın film çıkıyor. Bu lafın özellikle Green Bok için denme sebebi filmin zayıf, ucuz ve ilkel bir hikaye anlatıcılığına sahip olması.

    Necrobutcher

    @TanSolo, birebir aynısı demedim zaten alınmış dedim aile de filmde adamın aslında ailesinden filmde anlatıldığı kadar soyut olmadığı için şikayette bulunmuş genel çerçevede hikaye yine aynı yani. Irkçılık hakkında film çıkacak tabiki çünkü mesela sen hala zenci diyorsun.

    deadhouse

    @Necrobutcher, Aslında zenci Arapça siyahi demek. Nigger/Nigga/Negro olaylarıyla bir ilgisi yok. Yanlış yerleştirme sonucu zenci demeyi ırkçılık olarak kabul ettirdiler bize.

    Necrobutcher

    @deadhouse, dil yaşayan bir şey şu an sokakta ne kabul ediliyorsa öyle kullanımı gerekiyor. Sokakta etimolojik bilgiyi verene kadar yumruğu yemiş oluyorsun. Mesela o dönemde colored sözcüğü kullanılmış simdi bakınca daha yumuşak geliyor ama aslında öyle değil. Yani bir beyaza da beyaz demek aynı kapıya çıkıyor da hiçbir siyah rengi için beyaz katletmetmediginden oradaki ayrımı ignore ediyoruz.

    deadhouse

    @Necrobutcher, Mantıklı önermeler. Haksızsın diyemem. Şu an böyle olabilir ama eskiden Amerika’da bile zenci demek ırkçılık olarak görülmüyormuş. 50 60′lardaki Amerikan filmlerinde bol bol zenci deniyor ve kimse ırkçılık olarak algılamıyor. Ben de bu hassasiyeti bildiğim için zenci yerine siyahi demeyi daha uygun buluyorum.

    Yalnız zencinin Türkçe’deki kullanımını bilip de “zenci” demeyi tercih edene de sen ırkçısın demem. Sanırım zenci diyenler genellikle bu bilgiyi bilerek zenci demeyi tercih ediyor. Irkçı derler korkusuyla insanlar siyahi demeyi daha uygun buluyor.

    Necrobutcher

    @deadhouse, bu insanların kendilerini ayırt edici yapan başka özellikleri de olabilir mesela filmdeki oyuncu için “müzisyen olan” da denebilir, ama direkt ten rengini ayırt edici unsur olarak tanımlamada kullanmak ırkçılık oluyor. mesela ben siyahi dedim benim ki de ırkçılık oluyor. burada kullanılan sözcüğün değil tanımlama da neyi temel aldığımız önemli olan.

    Yiğit

    @Necrobutcher, bunca kişi aynı şeyi söylemiş. Zenci ırkçı bir kelime değil. Kendin diyorsun dil yaşayan bir şey diye ki bu tarz şeylerin nasıl kabul edildiğini belirlemek pek somut değil ama olsun. Bizde siyahi/zenci yok. O yüzden sokak ağzına falan bakacaksak şu anda birine zenci dediğimiz zaman yumruğu yiyeceğimiz somut bir örnek yok. Ki burada insanları offend eden şeyi de nasıl belirleyeceğiz o da muallak. İnsanlar tamamen saçma ve masum şeylere bile tetiklenebiliyor. O yüzden katılamadım sana.

    Bu mevzular Türkiye gibi ülkelerde sürüncemede kalıyor. Mesela yine kendin söylüyorsun siyahi biri beyaz birini renginden ötürü katletmediği için beyaz demek ofansif veya ırkçı değildir diye. O zaman bu mantıktan yürürsek “zenci”leri hiç katletmediğimiz veya diğer ırklardan/renklerden daha ayrımcı bir tutum sergilemediğimiz için (Türkiye özelinde konuşuyorum çünkü konu Türkçe bir kelime) zenci demeyi de otomatikman ignore ediyoruz. Ama nigger kelimesi direkt ırkçılık yapmak için kullanılıyor. Adam kölesine nigger diyor, nigger’lar insan değil diyor. Belki Tamamen aynı anlama gelseler bile nigger ile zenci çok çok farklı söylemler. Çünkü birinin ucu ofansif anlamda insanlık dışı birçok olaya ve kişiye dokunurken diğerinin ucu somut olarak neredeyse hiçbir şeye dokunmadı.

    Ha yarın bir gün Afganlardan sonra ülkemize Kenyalı, Etiyopyalı vs göçü olur ve onları sevmeyen büyükçe bir azınlık “sie lan zenci” gibi söylemlerle dışlarsa sözlerine hak verebilirim. Ancak şu anda ırkçılık karşıtı filmler yapmak Tan’ın böyle bir söylemde bulunması arasında hiçbir bağlantı yok. O yüzden kendisine tamamen hak veriyorum, birisi beni ırkçı diye itham etse ben daha sert çıkışırdım Tan’dan.

    Necrobutcher

    @Yiğit, zenci de siyahi de ırkçı kelimeler.

    Yiğit

    @Necrobutcher, usman aga’nın kara kızan demesi kadar bile ırkçı değil.

    Necrobutcher

    @Yiğit, bu ülkede ırkçılığın ne kadar içselleştirildiğinin örneğisin.

    Yiğit

    @Necrobutcher, günümüz politik doğruculuğunun, rasyonalizmin nasıl önüne geçtiğinin açık açık örneğisin. Evet abicim her şeyi siz biliyorsunuz ya hadi yallah kurban olayım. Evet ırkçıyım, çok içselleştirdim. Sen süpersin ama gönlün rahat olsun.

    enemyofgod

    @Necrobutcher, Arapça zenc sözcüğü “siyah” anlamına, zenci sözcüğü “siyahî” anlamına gelir. N word ile karşılaştırılamaz bir kelime zenci. Siyahi demekle eş değerdir.

    Retrokafa

    @enemyofgod, E negro’da koyu siyah anlamına geliyor ama negro diyene ırkçı diyorlar.bence illa nitelemek gerekiyorsa veya dış görünüşüyle belirtmek gerekiyorsa Afrika asıllı demek en makul olanı.
    mesela japonu çinliyi betimlerken çekik gözlü demiyoruz asyalı diyoruz.bu da öyledir

    TanSolo

    @Necrobutcher, zenci kelimesinin kökeni farsça zangi kelimesidir, zangi paslı, kara derili anlamına gelmektedir. O da zang kelimesinden türemektedir. Zang de pas demektir. Ben şahsen zenci ırkına mensup olan insanların ten rengini siyahtan çok pas rengine benzetiyorum bu yüzden zenci diyorum. Sen ne demek istiyorsan demeye devam edebilirsin ama beni burada ırkçı biriymişim gibi lanse edemezsin. Diğer söylediğin saçmalıklara da bu saatten sonra cevap vermiyorum.

    Necrobutcher

    @TanSolo, elinde sadece siyasilerin görebildiği otellerin listesiyle turneye çıkan bir piyanist hikayesinin anlatıldığı filme burada siyasilere ayrımı elestirmiyorlar diyerek sen saçmalamış oluyorsun. Yani sizle aynı fikirde olmayınca hemen gerçek seviyeniz ortaya çıkıyor.

    Necrobutcher

    @Necrobutcher, telefondan yazınca bir sürü yazım hatası olmuş

    Boba Fett

    @Necrobutcher, Siyahi demek bana daha kaba ve ırkçı geliyor bu arada. Zenci daha kibarı.

    Necrobutcher

    @TanSolo, adam ülkenin irkciligiyla bilinen güney şehirlerini geziyor,bazı yerlerde dışarıdaki tuvalete gönderiyorlar bazı yerde konsere vereceği restorantta yemek vermiyorlar. Sen filmi izledigine emin misin? Nasil filmin siyasilere yapılan ayrımcılıkla alakası yok?

    Boba Fett

    @Necrobutcher, Hocam daha sık yaz yav, yazılarını keyifle takip ediyorum.

    Necrobutcher

    @Boba Fett, tamam yav istersen yaklaşym biraz sana daha zevkli olur ?

    Boba Fett

    @Necrobutcher, Sitenin adı yanılttı sanırım, yumuşak değilim.

    enemyofgod

    @Necrobutcher, Filmin yazarı Tony Vallelonga filmin baş karakteri piyanist Don Shirley henüz hayattayken hikayeyi senaryolaşma fikrinden bahsetmiş ancak Don, Tony’nin hikâyeyi olması gerektiği gibi anlatmadığından izin vermemiş. Daha sonra film çıktığı zaman Tony, tüm hikâyeyi babasından direkt aldığını iddia etmiş. Ve yukarıda @TanSolo’nun da attığı haberdeki gibi ailesi anlatılan hikâyenin aslının böyle olmadığını açıklamış. Ha bir de adamın anti-müslüman tweetleri ortaya çıkmış, ırkçılığa karşı film yapan bir insan için oldukça ironik.

    enemyofgod

    @enemyofgod, Kaynak vermeyi çok isterdim ama şimdi arayınca bulamadım, özür dilerim. Bulurusam atarım.

  11. Boba Fett says:

    Bu arada lafı geçmişken, Paradox oyunları baya iyidir, illa ki ikinci dünya savaşı sevmenize gerek yok.

  12. Mahakali says:

    Şu grubun logosu bile “biz sikko bir grubuz arkadaş” diye bağırıyor.

  13. Salata says:

    “Steel Commanders” hayatımda duyduğum ve izlediğim en kötü ve cringe şeylerden biri. Bu adamlar nasıl dayanıyor kendi müzik ve kliplerine hayret gerçekten. Hadi bir şans daha vereyim dedim, “Defence of Moscow”un introsunun bitip sözlerin gireceği yerde Europe’un The Final Countdown’ı başlayacak zannettim kapattım. Sabatonmuş Powerwolfmuş ne abi bunlar

  14. Emre Görür says:

    Sabaton daha ilk albümünden keşfettiğim bir grup. O zaman bayağı sevmiştim ve kime dinletsem beğeniyordu. Grubun agresif vokalli heavy/power tarzı kesinlikle o dönem için klişe değildi ve Primo Victoria, Panzer Battalion gibi şarkıları gayet etkileyiciydi. Sonra hızlıca baymış olsa da bu kadar büyümüş olmalarını takdir ediyorum. Bir şekilde çok fazla şeyi doğru yapıyorlar.
    Diğer yandan, deadhouse kesinlikle haklı tabii. Old school death veya black gruplarını göklere çıkarıp Sabaton ile dalga geçmek ciddiye alınacak bir tutum değil.

    Dysplasia

    @Emre Görür, @deadhouse
    old school meselesi için +1

  15. Bu grup hiç utanmıyor mu? (genel)

  16. Necrobutcher says:

    işini iyi yaptığı için linç yiyen tek grup sabaton olabilir . savaş temalı albüm yapıp hala ırkçı ya da nazi damgası yemediler. adamlar sahneye tank üzerlerinde kamuflajla çıkıyorlar. sabaton hiç sevmem ama cidden saygı duyuyorum.

  17. Emre Görür says:

    Büyümek isteyen bir metal grubu ne yapar? Çok basit: Tabii ki ABD trendlerine uyum göstermeye, Amerikan piyasasında kendine yer açmaya çalışır. Bunun son başarılı örneğini Gojira’da gördük. En yeni başarısız girişim ise muhtemelen Rivers of Nihil’e ait olacak.
    Sabaton örneği bu noktada oldukça ilginç. ABD piyasasını zerre önemsemeden gerçek anlamda büyüdüler. Avrupa’da ciddi liste başarıları elde edip festivallerde adlarını en üstlere yazdırıyorlar. Son 15-20 yılda bunu başaran başka bir grup var mı diye düşünüyorum, aklıma pek bir isim gelmiyor. Ciddi ciddi Avrupa’nın en büyük metal grubu olmaya adaylar.

    Opethsevenbiri

    @Emre Görür, RoN neden US’e açılma konusunda başarısız? Meraktan soruyorum, single’lar dandik olduğu için mi yoksa pazarlama tarafında falan bir sıkıntı mı var?

    Emre Görür

    @Opethsevenbiri, işin pazarlama kısmını bilemiyorum henüz, albüm yarın çıkıyor. Single’ları çok başarısız bulduğum için öyle bir öngörüde bulundum.
    2018′de metal sitelerinin yıl sonu listelerini birleştirsek muhtemelen Where Owls Know My Name ilk sırada yer alırdı. Yakaladıkları o dalgayı değerlendirmeyip hiç olmadığı kadar Amerikan sound’una kayıyorlar gibi görünüyor. Eldeki bulgurdan olmaları gayet olası. Ama bunlar albüm çıkmadan geliştirilen varsayımlar tabii. Aldıkları notlar fena değil. Albümü sindirdikten sonra yorum yapmak lazım.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.