# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
MASS EXTINCTION – Never-Ending Holocaust
| 12.09.2020

Şimdi o elindeki kokoreçi yere bırak ve yavaşça teslim ol.

ismail vilehand

Hayat görüşümle alakalı kafam bazen çok karışıyor. Belirli inandığım doğrular var ancak o doğruları uygulamakta ciddi sorunlar yaşıyorum. Örnek vermem gerekirse, vegan hareketini ve vegan yaşam tarzını sonuna kadar destekliyorum ama uygulayamıyorum. Ve bunu uygulamam pek mümkün gözükmüyor.

Neden uygulayamadığımı kritiği perişan etmemek için uzun uzun anlatamayacağım ama en azından şunu söyleyebilirim, hepsi ailemin suçu. Rahmetli anneannem ve dedem bana 5-6 yaşlarımdan itibaren kokoreç başta olmak üzere ciğer, yürek, dalak, böbrek, koç yumurtası, kelle, paça, işkembe ne varsa yedirdiler. Hala daha bende devasa bir sakatat takıntısı vardır. Kankalarla ocakbaşına rakıya gideriz misal, diğer herkes kuzu şiş veya Adana attırırken ben oturur oturmaz ciğer şiş ve yürek şiş attırırım ustaya. Kokain bile kullanıp bıraktım ama sakatatı bırakamıyorum. Anlayacağınız bendeki sakatat takıntısı çok ciddi bir seviyede.

Vegan olmakla alakalı kendimi defalarca test ettim. Mesela ben Allahsız ve kitapsız bir adam olduğum halde; din konusu ile yüzde yüz alakasız olarak, domuz eti yiyemiyorum. Avrupa’nın büyük kısmında kırmızı et diye domuz eti verildiğinden ve benim o eti defalarca çiğneyip yutmaya çalışıp başarılı olmadığımdan dolayı, kendimi hep vegan lokantalara attım. Misal soyadan yapılan “vegan sosis” diye bir şey var, ondan bir “Hot Dog” yapıyorlar ki, güzeline denk gelirseniz dillere destan. Ve hiç bilmeyen adama “Al ulan sana dana sosis.” diye verseniz farkı imkânsız anlamaz. Öyle güzel bir şey, aynı kırmızı et gibi yani.

Bu tarz gerçek hayvan etini aratmayan güzel ve lezzetli ürünlere rağmen; “alkol ertesi hayvansal protein isteği” mi desem, ne desem bilemiyorum ama bu iş bende bir türlü tutmadı. Fikir olarak desteklesem de, “İki günlük dünyada yaşıyoruz. Bunu da mı yemeyeyim.” gibi sığ ve rezil bir kafa yapısıyla veganlık olayına bir türlü dâhil olamadım, ne varsa gömdüm ve hala gömüyorum. Birileri bana bu sebepten ana bacı söverse de haklıdır. Bu konuda boynum kıldan ince.

Umarım “Mass Extinction” elemanlarının bu kritikten asla haberleri olmaz. Çünkü “Cattle Decapitation” ile benzer temayı anlatıyor olsalar da bu adamlar çok daha fazla haklı ve çok daha fazla nefret dolular. Kısacası benim gibi hayvanları gıda maddesi olarak kullanan adamlara sonsuz bir nefret kusuyorlar ve bunun sonucunda hayatınızda duyabileceğiniz en sert grindcore albümlerinden biri çıkıyor.

Albüm kapağında yazan: “All around us lie the death camps we have created for our fellow creatures… Factory, farms and vivisection labs for subjugating the conqured species…” kısmı aslında neyle karşılaşacağımızı ile alakalı bize ufak bir “easter egg” olarak veriliyor. Hayatımda belirli bir fikre bu derece odaklanmış ve bu derece gürültü çıkararak düşüncelerini döve döve anlatan grup görmedim desem yeridir.

Az önce de dediğim gibi, grup müzikal anlamda tam bir yıkım ekibi. Gelmiş en sert grindcore gruplarının başında gelen ve üzücü bir şekilde hakk’ın rahmetine kavuşmuş “Insect Warfare” ile kıyaslanabilecek bir sertlikten bahsediyorum. Adamlar davalarına kendilerini o kadar adamışlar ki, dertlerini anlatırken gitarda efsanevi HM-2 tonunu tercih etmişler. İşin içine HM-2 girince kulakta yaratılan tahribatın büyüklüğünü siz düşünün. Ya da düşünmeyin açın dinleyin işte.

Grup yer yer sound ve tarz olarak arada “crust” sularda yüzebiliyor ama işin “punk” kısmına hiç girmeden dümdüz yıkıp geçiyor. Türü yaratanlardan “Napalm Death” elemanlarının bile kabul ettiği üzere, gelmiş geçmiş en iyi grindcore grubu olan “Nasum” esintileri de duymak mümkün. Özellikle beste yapıları çok fazla “Nasum” kokuyor. Sertlik olarak ise “Insect Warfare” ile yarışıyorlar.

Uzun yıllar önce müzik muhabbeti dönen kalabalık bir ortamda demiştim: “Bence protest müzik naif olmamalı. Pink Floyd daha çok insana ulaşabilir ama Napalm Death kadar etkili olamaz.” diye. Hala aynı fikri savunuyorum. Bir davanız varsa onu savunurken duyanların kulak zarını patlatacaksınız. İnsanoğlu naifliği zayıflık olarak görür. Bu yüzden “Mass Extinction” davasını en doğru yoldan yürütüyor ve eminim kime ulaşabiliyorlarsa bu fikre katılan veya katılmayan herkesi çıkarttıkları gürültü ile düşünmeye zorluyorlar.

İşin içinde grindcore, crust, HM-2 ve dâhil olamadığım ama adanmış bir dava varken sürekli yaptığım şeyi yaparak kallavi bir puan vererek kendilerini uğurluyorum. Ve son olarak siz siz olun, bir konuda davasız veya kavganız varsa onu gürültü çıkararak halletmeye çalışın. Çünkü naif olursanız sizinle aynı fikirde olan insanlar bile yanınızda durmaz.

9,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.25/10, Toplam oy: 28)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2020
Şirket
El Emeği Göz Nûru Plakçılık
Kadro
Tom Maher: Vokal, sözler, gitar, bas, davul programlama
Mike Maher: Vokal, sözler
Şarkılar
1. Never-Ending Holocaust
2. Violent Acts of Liberation
3. Mindless Human Consumption
4. (A)bstain // (A)bolish
5. Confined
6. Profit-Driven Misery
7. Victimized
8. Smashing Systems of Oppression
9. Doomed Species
10. Industrialized Murder
  Yorum alanı

“MASS EXTINCTION – Never-Ending Holocaust” yazısına 33 yorum var

  1. kaziklubey says:

    şarkı sözlerini nerden bulabilirim acaba, biri yardımcı olursa çok sevinirim

    Yellow Eyes

    @kaziklubey, Bandcamp sayfalarında bulunuyor.

  2. ismail vilehand says:

    Son üç senede (2017-2020) bundan daha iyi olduğunu düşündüğünüz grindcore albümü var mı? Cattle Decapitation ve Misery Index gibi grind etkili gruplardan bahsetmediğimi baştan söyleyim.

    Ahmet Saraçoğlu

    @ismail vilehand, bu albümü henüz dinleyemedim ama son 3 seneyi düşündüğümde aklıma gelen en iyi 2 saf grindcore albümü (Implore’u falan saymıyorum) bu ikisi:

    http://www.pasifagresif.com/2017/06/phobia-lifeless-god/

    http://www.pasifagresif.com/2017/01/the-drip-the-haunting-fear-of-inevitability/

    ismail vilehand

    @Ahmet Saraçoğlu, bu albümü dinleyene kadar benim de favorim Lifeless God’dı. The Drip keza çok iyi ama Phobia veya bu grubun kalibresinde değil bence.

    Ahmet Saraçoğlu

    @ismail vilehand, bunu dinleyeceğim kesin, o zaman yorum yazarım.

    ismail vilehand

    @Ahmet Saraçoğlu, 21 dakika 44 saniyede kulak zarını dümdüz ediyorlar. Yapıştır gitsin.

    chuck

    @Ahmet Saraçoğlu, the drip’i hala unutamıyorum. çok iyi albümdü.

    gece gece ne güzel doom-death takılıyordum şimdi grindcore açasım geldi. alt kattaki kara çarşaflı ve apartman kültürü olmayan 2 bebekli 5 gürültülü çocuklu orospu çocuğu komşularıma gelsin.

    https://www.youtube.com/watch?v=3asK3hRX5lQ

    daud

    @ismail vilehand,

    Expurgo – Deformed by Law

    https://www.youtube.com/watch?v=QPyu4Uq1BT8

    P.L.F. – Jackhammering Deathblow of Nightmarish Trepidation

    https://www.youtube.com/watch?v=8_710mNEerw

    Bende bu albümü henüz dinlemediğim için kıyaslama yapamam ama bu ikisi son yıllarda dinlediğim sağlam grindcore albümleri.

  3. Mikko Aspa'nın Göbeği says:

    E.F.6 – The Sound of Meat
    P.O.O.R.Point of Our Resistance
    VBT – Fuck Grindcore

  4. cosku says:

    grindcore hiç dinlemiyorum ama bir beagle babası olarak grup fotolarından yakaladılar şimdi beni :)

  5. Köpek gibi (kelime oyunu) albüm. Harbiden tam bir yıkım. Hayvanları dünyadaki her şeyden çok seven bir insan olarak (bazılarını yemek hariç) aralara giren konuşmalar falan gerçekten insanı gaza getiriyor. Her yıl 6 milyar hayvanın öldürülüyor olması (bazılarını yiyor olsam da), her yıl milyonlarca dişi hayvana tecavüz edilerek üretim için kullanılması gibi konulardaki ses kayıtları müziğin öküzlüğünü iyi besliyor. İlk 17 dakika tekme tokat dövdükten sonra son şarkıda 4 dakikalık “epik grindcore” yapmaları da albümü çok iyi kapatıyor.

    deadhouse

    @Ahmet Saraçoğlu, Milyarlarca civciv 1 günlükken kıyma makinelerine vb. atılıyormuş. Hatta Almanya bunu yasaklamak istemiş falan filan. Tavuk yerken bu bilgiyi düşünürsem boğazımda kalır.

    Ahmet Saraçoğlu

    @deadhouse, civciv ayırma diye bir süreç var. Amaç yumurta elde etmek olduğundan, erkek civcivler direkt öğütücüye atılarak ya da karbondioksit verilerek öldürülüyor, genelde yem sanayisinde kullanılıyor. Yılda ortalama 7 milyar erkek civciv öldürülüyormuş.

  6. Berca B. says:

    “Hayat görüşümle alakalı kafam bazen çok karışıyor. Belirli inandığım doğrular var ancak o doğruları uygulamakta ciddi sorunlar yaşıyorum. Örnek vermem gerekirse, vegan hareketini ve vegan yaşam tarzını sonuna kadar destekliyorum ama uygulayamıyorum. Ve bunu uygulamam pek mümkün gözükmüyor.”

    Sanırım büyük çoğumuzun yaşadığı bir şey bu. En azından benim öyle. Çok sinirli bir insan değilim, sinirlensem de dışarı yansıtmam ama herhangi bir hayvana eziyet edildiğini gördüğüm anda gözüm kararıyor, yapanın elindekine/cüssesine vs bakmadan direkt dalıyorum. Bunun için 9. kattan aşağı vın diye fırlamışlığım var. Yaralı hayvanları veterinere götürürüm, başkası götürdüyse masraflarına ortak olurum vs ama gel gör ki hayvansal ürün tüketme konusunda o adımı hayatım boyunca atamayacağım kesin gibi.

    Bu tarz konseptleri işleyen grupları da daha dinlemeden çok seviyorum. Helal olsun lan adamsınız.

    deadhouse

    @Berca B., Haddim olmadan bir yorumda bulunacağım. Tabii kimseyi yargılama, eleştirme derdinde değilim. Yalnız bahsettiğin bakış açısı bana sahici gelmiyor. Gerçekten canımız çok sıkılsaydı, hayvan eti yememezlik edebilirdik. Et yemeden gayet normal yaşanılabiliyor. Hiç olmazsa vejetaryen bile olamıyorsak, hayvanları böyle seviyorum, şöyle kolluyorum dememeliyiz bence. Yumurta, süt, tereyağı, bal, peynir tüketmeye devam edip et yemeyi kesmek aşırı kolay bence. Tabii süt endüstrisinin de vahşi yanları olduğunu ve yine bu yolla da hayvanlara eziyet edildiğinin farkındayım. Ancak bir insan et yemeyi dahi kesemiyorsa, veganlıktan önceki adım sayılan vejetaryenliğe bile ulaşamamışsa, hayvanlarla ilgili korumacı görüşleri sekteye uğrar. Bu çok geniş bir konu. Ben tamamen et ve süt ürünü tüketmemenin ve hayvansal ürünleri yasaklamanın doğru olmadığı kanısındayım. Evrimsel süreç binlerce, onbinlerce, yüzbinlerce yılda gelişen bir olay. Bir anda tüm insanlığın hayvansal ürünleri tamamen terketmesi bana akılcı, sahici veya doğru gelmiyor. Açıkçası bazen vicdani yaralanmalar hissetmekle beraber, peynir veya yumurta tükettiğim için acı çekiyorum diyemem. Bu anlamda veganlarla aynı düşüncede değilim, ancak et tüketimini sınırlamak veya et yemeye son vermek bence gayet yapılabilir bir şey. Et yemeyi bırakmak neden bu kadar zorlu anlamıyorum.

    Berca B.

    @deadhouse, Bu hayatta benim ve tahminimce pek çok insanın en çok kanına dokunan şey, doğru olmadığını bildiğin bir şeyle itham edilmek veya benzeri şekilde kendi iç dünyanda hissettiğin ve dile getirdiğin bir şeye inanılmamasıdır. Pek çok konuda yanılabilirim, yanlış bilgilerim olabilir ve bu da insanlar tarafından çürütülebilir ama kendi hislerimle ilgili bir konuda bana kimse “yanlış hissediyorsun öyle şey olamaz” diyemez. O yüzden başta doğru söylemişsin, haddin olmayan bir konuda bir yorum yapmışsın. Buraya kadarki yorumumu tamamen “bahsettiğin bakış açısı bana sahici gelmiyor”, “Hiç olmazsa vejetaryen bile olamıyorsak, hayvanları böyle seviyorum, şöyle kolluyorum dememeliyiz bence” cümlelerin üzerinden yaptım.

    Veganlık ve vejetaryenlik konusuna ise detaylı bir yorum yapmayacağım. Online ortamlarda bu konuların nasıl uzayıp çok fazla insanın dahil olduğu koca bir shitstorm’a dönüşebileceğini çok kez gördüm. Tek söyleyeceğim şey, bu konu benim için siyah veya beyaz değil. Hayvansal ürün tüketen bir insan olarak hayvanları insanlardan çok daha fazla seviyorum, hayvan şiddetine karşı gözüm dönüyor. Hayvansal ürün tüketen bir insanı pek çok farklı nedenden dolayı anlayabilirim (içine doğduğu kültür, beslenme alışkanlığı, vegan yaşamın Türkiye’de pahalı ve lüks olması), ama hayvanlara bilerek eziyet eden insanları asla anlamıyorum ve bu iki insanı aynı kefeye koymuyorum.

    deadhouse

    @Berca B., Peki. Bundan sonra “haddim” olmayan şeyler hakkında yorum yapmayacağım. Neden bu kadar sinirlendin anlamadım. Sana hakaret etmedim, hayvanları sevmiyorsun demedim. Nezaket ve saygı çerçevesinde olsun diye “haddim” yazdım. Bu kadar sinirleneceğini, yorumumu hakaret olarak algılayacağını bilseydim yorum yazmazdım. Şaşırdım doğrusu.

    Berca B.

    @deadhouse, neye sinirlendiğimi başta belirtmiştim ama sorun değil tekrar ederim. Ben böyle öznel bir konuda hislerimi ifade ediyorum, sen “sahici gelmiyor, gerçekten çok canın sıkılsaydı et yemezdin” diyorsun. Bunu sen değil, en yakınlarım eşim dostum annem babam da söylese “sana mı kaldı benim samimiyetimi sorgulamak” diye cevap verirdim. Burada politik doğruculuk yapmıyorum, böyle söylemek bana bir fayda sağlamıyor, kimseye de yalan borcum yok, o zaman neyimi sahici bulmuyorsun?

    “Esasında eti bırakmak için şöyle şöyle yöntemler var” gibi şeyler söylesen teşekkür eder araştırırdım ama yalan sıkıyormuşum gibi laflar beni hakaretten bile daha çok sinirlendiriyor.

    Dunedain

    @deadhouse, et yemeyi bırakmak çok zor çünkü bunu nöropsikiyatrik sebepleri var. 0-6 yaş arasında beynimiz hamur gibi istediğin yöne çekilir eğitilir öğretilir çünkü nöron ve sinaps fışkırması olur tabiri caizse. Bu yüzden bu yaşlarda annemiz babamız bize neyi ne şekilde yedirdiyse(doğuştan sindirim sistemi defektimiz vs yoksa) çoğu şeyi öyle severiz. Tabi bu alışkanlıklar sonradan değiştirilebilir kesinlikle ama zordur. Bu yaşlardan sonra işin içine toplumun bakış açısı dayatması daha çok girer.bu yüzden et yemeyi bırakmalıyım gibi bir algı zaten oluşmaz. Yani et yemek gibi çok eskiye dayanan alışkanlıkları silmek çoğu insan için zordur.
    ‘et yemeyi bırakmak neden bu kadar zor anlamıyorum’ bunu gel mesela hatay,adana,Antep çevresinde söyle aklını alırlar.
    Bana da bu ‘hayvanları ya seversiniz ya yersiniz ya da samimiyetsiz olursunuz’ tayfası itici geliyor. Çünkü akla mantığa sığar bir yanı yok.

    deadhouse

    @Dunedain, Nasıl bir kültürde, nasıl bir ortamda yetiştiğim, nerede yaşadığım hakkında en ufak bir fikrin olmadığı halde Adana, Urfa örneği vermen çok talihsiz olmuş. Öncelikle bunu belirtmem gerekiyordu. Düşüncelerim itici gelebilir, et yemeyi bırakmanın zor olduğunu da düşünüyor olabilirsin. Saygı duyarım. Zaten burada kimse kimseye düşüncesini dayatmıyor. Ancak ilk başta dediğim gibi insanları tanımadan “orada bunu dersen, şurada bunu dersen böyle olur” gibisinden söylemlerin gerçekten gülünç. Hayır burası kendimizi, yaşantımızı, çevremizi tanıtma yeri değil, o yüzden anlatmak istemiyorum. Ama maalesef yorumlarına cevap vermek zorundayım. İnsanların zeytin peynirle kahvaltı yaptığı zamanda, güne kavurmayla, ciğerle başlayabilen birine keşke o sözleri sarf etmeseydin. Ayrıca ben 6 ay kadar bir vakitte tüm et ürünlerini kestiğim bir zaman geçirdim ve benim için zorlayıcı olmadı. Etle fazlaca haşır neşir bir çevrede yetişen biri olarak, kendimden hareketle bir yorumda bulundum. Dikkat edersen orada “et yememek neden zor, anlamıyorum” demişim. Yani herhangi bir yargı, eleştiri vs yok. Anlamaya çalışma var.

    Dunedain

    @deadhouse, valla ne yediğin ya da yemediğin beni ilgilendirmiyor yazdıklarımı falan gülünç bulman da umrumda değil ben sadece et yemeği bırakmanın neden sandığından zor olduğunu açıklamaya çalıştım. Ki 6 ay et ürünleri bırakmak da sandığın kadar büyük bir başarı değil. Kendinden yola çıkarak şunu yapmak çok zor ya da şunu bunu yapmak samimiyetsizliktir, hayvanları şöyle seviyorum böyle seviyorum dememeliyiz gibi cümleler muhatap aldığın kişiyi küçümsemektir. Zaten işin bilim kısmını sallamadığın da belli de neyse pek bir şey diyemiyorum sonuçta ortadoğuluyuz değil mi

    SA

    @Berca B., bu konu ile ilgili daha önce arkadaşlarla tartıştığımızda biraz düşünmüştüm. Şu sonuca vardım.

    Tek et yiyen canlı biz değiliz. Et yemek yanlışsa ozaman diğer etobur canlıları da engellememiz lazım. Yanlışsa onlar da yememeli. Eğer onların yemesi normalse bizim de et yememiz normal.

    Bununla beraber bu işin fabrikasyon boyutunda olan sıkıntıların giderilmesi lazım tabi ki. Ama mevcut dünya sisteminde nasıl olacak bilmiyorum.

    Rzeczom

    @SA, ”ek et yiyen canlı biz değiliz. Et yemek yanlışsa ozaman diğer etobur canlıları da engellememiz lazım. Yanlışsa onlar da yememeli. Eğer onların yemesi normalse bizim de et yememiz normal.”

    neredeyse her 10 günde bir et tüketen birisi olarak çok düz mantıkla yola gelmiş bir düşünce olduğunu düşünüyorum yazdığının. amacım seni küçümsemek değil, yanlış anlama sakın.

    hayvanlar bizim kadar bilinç sahibi değil. insanı diğer canlılardan ayıran belki de en temel özellik de bu bence. bi hayvan insan gibi kendi yemeğini yetiştiremez, pişiremez; bulduğunu; tüketebildiğini yer. insan ise bunu yapabiliyor. ondan dolayı zaten veganlık vs. var. (ki diğeriyle olan farkını bile bilmem, umurumda değil pek ne yiyip ne yemeyene ne deniyor falan)

    bence işin fabrikasyon boyutu da iyi çalışıyor. nesillerini tüketmeden canlılardan beslenebiliyoruz. elbette kendi halinde takılan ve yaşama mücadelesi veren bir grup canlıyı alıp, sistematik bir şekilde katletmek, dönüştürmek üzücü bir şey. ancak insanın en temel ihtiyaçlarından bir kaçını sağlıyor bu canlılar. et yemeden vs. de hayatta kalınabilir. ama spor yapan ya da dümdüz benim gibi seven bir insan neden kendisini lezzetli bir şeyden mahrum bıraksın ki?

    ikiyüzlülük mü bilemiyorum ama bunları avcılık, sirk-karnaval ve hayvanat bahçesi karşıtı bir insan olarak yazıyorum haha.

    SA

    @Rzeczom, ben de senin düşünceni çok düz mantık buldum kardeş.

    chuck

    @SA, valla uc paragraf yazdim tartisiriz fikir alışverişi diye. açıklamak istedim neden öyle düşündüğümü de alınmışsın duz mantik cumlesine herhalde.

    neyse sağlık olsun. kirdiysam özür dilerim.

    deadhouse

    @SA, Şöyle de düşünülebilir: Doğada yaşayan eski insanlar, aç kalan hayvanlara yem olabiliyordu ve onlar da acıkınca bu defa hayvanlar onlara yem oluyordu. Biraz da ihtiyaç meselesi. Tabii modern insanlar daha farklı ama şu an için bile açlık çeken birine neden hayvan eti yiyorsun demek abes olur bence. Sonuçta insan da doğanın bir parçası ve o da her an bir hayvanın akşam yemeği olabilir.

    Opethsevenbiri

    @SA, Hocam sıklıkla et tüketen biri olarak insanın aşırı gelişmiş bir maymun olmasından ötürü ortaya çıkan ahlak ve etik kavramlarını tam olarak anladığını düşünmüyorum.

    Maalesef insanların dil ve yazı sayesinde geliştirdiği etik anlayışı insan ile insan arasında işlerken aynı etik anlayışını diğer canlılara uygulayamıyoruz. İnsan-insan ilişkilerinde her şey oldukça doğa dışı ve yapay iken et tüketimi tarzı mevzularda insanın besin zincirindeki yeri aklımıza geliyor.

    Çoğu memeli tarafından uygulanan ve haberlerde insanın insana yaptığını okusak ağzımızı açık bırakacak o kadar davranış var ki ”Zaten kedilerde et yiyor”a sıra gelmiyor.

    enemyofgod

    @SA, bence işin tek problemi fabrikasyon boyutu. Dediğin gibi tüm etçil ve hepçil canlılar başka hayvanları avlar ve yer, tüm hayvanlar gibi insanın da yapması normal ama günümüzde ihtiyacımızdan daha fazlasını öldürdüğümüz de bir gerçek.

    Bir yılda çöpe giden, gitmek zorunda kalan et ürünleri sayısını toplasak bir sürü hayvan ortaya çıkar.

    Ayrıca ben her türlü eti yiyen bir insan olarak söylüyorum bunu.

  7. P L A G U E says:

    Beni özlediğini biliyorum. Gurbette başlık parasi toplayıp gelicem, bekle beni…

  8. Arkadaşlar bunca yıldır buradayız, sitede 150.000′e yakın yorum yapıldı ve pek çoğunuz uzun yıllardır burayı takip ediyorsunuz. Artık hangi yorumun yayınlanıp hangisinin yayınlanmayacağını bilip ona göre yazın rica ediyorum. Zaten herhangi bir hakaret olmadığı sürece her şeyi yayınlıyoruz. Tartışmadan sıkıldıysanız cevap vermezsiniz, olur biter. Birisiyle fikir ayrılığına düştüğünüzde, karşı taraf size dair yanlış bir yorumda bulunduğunda karşı tarafa yönelik küçültücü ifadeler kullanmadan yazmak, kendinizi savunmak çok da zor değildir diye düşünüyorum. Ben de 12 yıldır burada türlü türlü konuda tartıştım, bir kişiye de sen şöylesin sen böylesin demedim. Lütfen siteyi dün keşfetmiş gibi davranmayalım.

    deadhouse

    @Ahmet Saraçoğlu, Haklısın. Tamamen katılıyorum dediklerine. Yalnız “Dunedain” adlı kişi benim yazdığım yorumu tamamen bilerek ya da bilmeyerek yanlış anladığı için ne diyeceğimi bilemedim. “Ruh hastası” hakaret midir bilmiyorum, ama gerçekten yoruldum. Bana Adana’da, Urfa’da böyle dersen aklını alırlar diyor, ben de zahmet edip nedenini anlatmaya çalışıyorum. Sonra bana “yediklerin veya yemediklerin” beni ilgilendirmiyor diyor. Ahaha ne söyleyeyim şimdi ben buna. Kardeşim o zaman niçin bana yorum yazıyorsun. Beni tanımadan o örnekleri nasıl verebiliyorsun. Cevap yazıyorum tamamen yanlış anlıyor ve niyet okumayı sevmem ama bence bilerek yanlış anlıyor. Bu arada bence birine ruh hastası demek hakaretse, birine seviyesiz demek de hayli hayli hakarettir.

  9. P L A G U E says:

    Şu an yine sağa sola saldırıyorum. Yarın işim hayvan gibi yoğun olacak ama biraz önce 2 corona, 1 efes extra fondipledim. Bu albümün üzerine de ‘graves of the archangels’ patlatıcam…kolay gelsin bana.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.