# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
SUICIDE SILENCE – Become the Hunter
| 17.02.2020

Bak şu çizgiyi geçersen sıkıntı oluruz sana bebe.

SUICIDE SILENCE kendi adını taşıyan 2017 çıkışlı albümünde ilk dönem KORN’u taklit eden “The Burning Red” dönemi MACHINE HEAD’ini taklit etmiş ve olgunlaşma ayağına ortalığa pislemişti. Grubun çeşitli demeçlerinde kibirli bir tavır takınması, dalyarağın teki olduğunu 1 km’den belli olan davulcularının epey sikko çıkışlar yaparak sosyal medyadan gelen eleştirilere cevap yetiştirmeye çalışması gibi yan faktörler de eklenince SUICIDE SILENCE’ın kabul etmek istemediği yenilgi zaten daha ilk günlerde gelmişti. Albüm grubun ilk haftasında en az satan çalışması olmuş (bir önceki “You Can’t Stop Me” ABD Billboard listesine 16. sıradan, “Suicide Silence” ise 163. sıradan girdi), SUICIDE SILENCE “deathcore’un en büyük grubu” olmaktan bir çırpıda çıkmıştı. Bugün kendilerini, kendi vatanlarında Ukraynalı JINJER’ın altında çalarken görüyoruz.

Yeni albümle birlikte verilen röportajlarda grubun “Suicide Silence” döneminde tükürdüklerini yalamayı geçtiğini ve bu tükürükleri bir damacanaya doldurup bardak bardak içtiğine tanık oluyoruz. “Köklere dönmemiz gerekiyordu”, “Bir şeyleri değiştirmek şarttı” gibi ifadelerle “biz feci sıçtık, bunun da farkındaydık ama çaktırmamaya çalışıyorduk” hissini net şekilde veren grup, pek çok grubun başına gelen “istemeye istemeye köklere döner gibi yapma” illetinin son kurbanlarından biri olarak karşımıza çıkıyor “Become the Hunter”da.

Şunu hâlâ öğrenemedik. Köklere dönüyoruz diye köklere dönülmez; bir şey yaparsınız ve o şey doğal akışında sizin geçmişinizi yansıtır. Ben bu kökler muhabbetinin bir grubun kendi kendini taklit etmeye çalışmasından daha ileri gidebildiğini bir türlü göremedim. Olay kurulduğunuz gün yaptığınız müziği 20 yıl sonra yapmak değil, şunu bir türlü anlayamadık metal camiası olarak. Bugün bokum gibi müzik yapan pek çok büyük grup efsane olarak görülen ilk birkaç albümleri gibi bir şey yapmaya çalışsa muhtemelen eline yüzüne bulaştıracaktır.

SUICIDE SILENCE’ta durup biraz farklı. Onlarda böyle bir kökler de kökler diretmesi yok; onlar işi sertleşerek çözme yoluna gitmişler. Son zamanlarda dinlediğim en ilginçlikten uzak albümlerden biri olan “Become the Hunter”ı dinlerken hissettiklerim, bir grubun önceki albümüne yönelik eleştiriler tarafından şekillendirilen bir kariyere kucak açarak evet demesinin ne kadar patetik bir şey olduğu ve koca koca adamların kaç albüm sonra “yok la olmadı böyle, millet nasıl istiyorsa öyle yapalım” diyerek kendi sanatlarını pazara çıkarmaları.

Yanlış anlaşılmasın; “Become the Hunter” bir önceki garabet gibi üstüne sümkürülecek bir albüm değil. Deathcore ve death metal harmanı adına iyi denebilecek şeyler içeriyor ve rif rif, şarkı şarkı bakınca olumlu yönde pek çok adım atıyor. Ancak albüme dair incelemelere (şirketler tarafından para verilmeyen metal sitelerindeki incelemelerine) baktığımızda dinlediği şeyi bilen yazarların albümün neden göstermelik bir kalite sunduğunu anladığını görüyoruz. “Uyuyan dev uyandı” minvalindeki yorumların albümü çok yüzeysel şekilde ele aldıklarını düşünüyorum. Şunu unutmayalım arkadaşlar; şu anda ortalıkta FIT FOR AN AUTOPSY, THY ART IS MURDER, LORNA SHORE, DESPISED ICON gibi isimler var ve “deathcore’un kralları geri döndü” türevi yorumlar ancak amatör eğlendirir, ancak şirketlere WhatsApp’tan IBAN attırır.

Burada “ben büyük resmi görüyorum hıammına” gibi bir barzoluğa bürünmek istemiyorum ama albümdeki şarkıların pek çoğunda SUICIDE SILENCE’çılık oynandığını, deathcore’a bir şey katmayan 10-15 yıllık fikirlerin parlatıldığını, kısacası deathcore yapan ile deathcore seven arasında karşılıklı bir sıvazlama festivaline girişilmeye çalışıldığını görüyorum. Promo fotoğraflarda bir elemanın KoRn, bir diğerinin DEEDS OF FLESH hoodie’si giymesi suretiyle ne yardan ne serden geçmeye çalışan SUICIDE SILENCE, scene kid olmanın bir adım ötesine geçen asgari bilinçli deathcore dinleyicisi için bile plastikleşmiş bir iş ortaya koyuyor. Evet, bazılarınız “ne yapsalara yaranamayacaklar” diye düşünüyor olabilir ama bir önceki albüme bir de bu albüme baktığımda ben yapmacıklık ve göz boyama görüyorum.

“Become the Hunter” bence kötü niyetli bir albüm değil, ama olmak istediği şey olmasına imkân olmayan, işi işten geçmiş durumdaki bir çalışma. Albümü her dinleyişimde hissettiğim tek şey boşluk, plan programla yapılan besteler ve göstermelik bir “bi de bunu deneyelim” anlayışı. Belki siz her şarkıda ayrı coşuyor, duvardan duvara sekiyorsunuz. Ama önceki albümü tecrübe eden, grubun yaklaşımını ve dinleyicileriyle olan etkileşimini görmüş bir insan olarak şahsen SUICIDE SILENCE’ı inandırıcı ve samimi bulmuyorum. Eddie Hermida paranın kokusunu alarak SUICIDE SILENCE’a kapağı attı ama bu çukurdan çıkması için yapması gereken şey arkasında neredeyse 10 yıldır onu bekleyen taş gibi ALL SHALL PERISH’e dönmesi ve maddi kaygıların altına gömülmemiş, türe bir şeyler katan yaratıcı bir dönüş albümüyle şu an kendisine bok atan herkesi tokatlaması. Açıkçası şu anda SUICIDE SILINCE’ın geleceğine dair beni ilgilendiren tek şey Hermida’nın gruptan ayrılması ve ALL SHALL PERISH kalitesinin ortamlara geri dönmesi. Yoksa SUICIDE SILENCE köküne dönmüş dönmemiş, ta aşağılara, Kasımpaşalara…

4,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (4.63/10, Toplam oy: 24)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2020
Şirket
Nuclear Blast
Kadro
Eddie Hermida: Vokal
Chris Garza: Gitar
Mark Heylmun: Gitar
Dan Kenny: Bas
Alex Lopez: Davul
Şarkılar
01. Meltdown
02. Two Steps
03. Feel Alive
04. Love Me To Death
05. In Hiding
06. Death's Anxiety
07. Skin Tight
08. The Scythe
09. Serene Obscene
10. Disaster Valley
11. Become The Hunter
  Yorum alanı

“SUICIDE SILENCE – Become the Hunter” yazısına 3 yorum var

  1. Alondate says:

    Trajikomedi olarak adlandiriyorum bu faciayi. Eddie sen beyinsiz bir itsin baska da bir sey demiyorum.

  2. Rashid says:

    Eddie Hermida piçlik yapmanın sınırını zorlama, bırak şu grubu ve gerçekten özüne, All Shall Perish’e dön. Plastik Deathcore yapmaktan ne zaman bıkacak lan bu herif.

  3. chuck says:

    ”Bugün kendilerini, kendi vatanlarında Ukraynalı JINJER’ın altında çalarken görüyoruz”

    gerçekten beter olsunlar. müzik olarak o kadar vasat bir albüm ki şu albüm için çizilmiş olan kapağa üzüldüm.

    Davulcu dalyarrak, solist inanılmaz bir kariyer düşüşü yaşıyor, gitaristler bütün grupla birlikte ölen eski üyelerinin senelerdir ekmeğini yemenin peşinde. gerçekten suicide silence davranış, strateji, kariyer, yol ve daha pek çok anlamda ”bir grup ne hale gelmemeli”nin haritasını çizdi.

    her yerde söyledim, yine söylemek istiyorum. gerçek suicide silence The Cleansing’dir. onu dinleyin ve bir daha gruba dönmemek üzere gidin derim.

    ilk dinlediğim deathcore grubu olmalarından mıdır bilemiyorum ancak başlarda hallerine üzülürken şimdi beter olsunlar diyorum.

    kritiğe gelirsek; bence oldukça subjektif bir bakış açısıyla adam gibi bir SS incelemesi olmuş. amerika’daki inceleme yazan (satan) pezevenkler dilimizi anlasa da örnek alsa.

    bi’ de ufak bir yazım yanlışı var. izninizle yazıyorum: 4. paragrafın başı olan ilk cümle ”SUICIDE SILENCE’ta durup biraz farklı” durum olacaktı.

    death anxiety hatrına notum: 3

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.