# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
BRITISH LION – The Burning
| 26.01.2020

Londra’da bir aslan var: Steve Harris’in IRON MAIDEN forsundan uzak tuttuğu garaj grubu.

IRON MAIDEN gibi bir grubun kurucusuysanız müzikal anlamda yapacağınız her hareketin büyük sonuçları olabilir. Heavy metal dendiğinde, bu müziğin yapı taşlarını belirleyen insanlar düşünüldüğünde akla gelen 3-5 kişiden biriyseniz, sizi siz yapan grup dışındaki eylemleriniz de normal bir müzisyene oranla çok daha önemli hâle gelebilir.

Steve Harris metal tarihi açısından tartışmasız bir efsane. IRON MAIDEN’la yaptıkları bir daha asla tekrarlanamayacak, yanına yaklaşılamayacak şeyler. 2010’da çıkan “The Final Frontier” sonrasında IRON MAIDEN her zamanki gibi o ülke senin bu ülke benim turlamış, ardından da bir sonraki albüme kadar standart aralarından birini vermişti.

Steve Harris bu noktada “o kadar da büyük çaplı olmayan” bir şeyler yapmak, değişik bir şeylerle uğraşmak istemiş olacak ki doksanların başından beri tanıştığı ve bir noktada birlikte çalışma niyetini paylaştığı vokalist Richard Taylor ve gitarist Graham Leslie ile birlikte bir şey yapmanın iyi bir fikir olacağını düşündü. İşte bu noktada şan şöhret devreye girdi ve Taylor ile Leslie’nin 30 yıl önce çaldıkları BRITISH LION, oldu sana STEVE HARRIS’ BRITISH LION.

Aynı yıl çıkan ilk albüm “British Lion” her tür tepkiyi almış; kimileri albümü beğenirken pek çokları da “bir olayı yok” şeklinde yaklaşmıştı. Harris ve arkadaşları o albümde epey güvenli sularda yüzüyor ve biraz nefes almak adına IRON MAIDEN’dan farklı bir şeyler yapmak istediğinin işaretlerini veriyordu. Grubun bu ilk albümü alternatif rock ile hard rock arasında gidip gelen son derece orta karar bir albümdü. Bir ileri yaş krizi değildi belki, ancak Harris’in farklı bir şeyler yapmak istediğini de açıkça hissettiriyordu.

Aradan geçen sekiz yılın ardından yeni albüm raflardaki yerini aldı. “The Burning”e dair söylenebilecek ilk kez, grubun adındaki STEVE HARRIS’ ibaresinin silinip direkt BRITISH LION’a dönüşmesi ve “Steve Harris’in solo projesi”nden çıkarak “Steve Harris’in yan projesi”ne dönüşmüş olması. Bunu görmek için albümü başlatmak da yeterli aslında. “The Burning”, ilk albüme kıyasla çok daha ortak bir çalışmanın ürünü olduğunu hissettiren kolektif bir albüm. İlk albümdeki “yaşımız geçti ama iş bitmedi” vurgusuna hiç bulaşmadan, alternatif rock tarafının tamamen törpülendiği ve saf hard rock/heavy rock’a evrilen bir BRITISH LION görüyoruz. Bu durum “The Burning”in daha çok yönlü bir işe dönüşmesini sağlıyor ve ömrünü uzatıyor. Albümü dinlerken aklıma IRON MAIDEN’ın çeşitli özellikleri de geldi, THIN LIZZY de geldi, JORN da SCORPIONS da.

Çıkalı bir hafta olan “The Burning”in Spotify’daki dinlenme sayılarına bakıyorum, single olarak yayınlananlar dışındakiler 5.000-20.000 arası dinlenmiş. IRON MAIDEN kitlesinin boyutları düşünüldüğünde Steve Harris’in BRITISH LION’ının biraz butik, biraz kendi hâlinde bir grup olduğunu söyleyebiliriz. 7 yıl önce yayınlanan ilk klibinin YouTube’da 250.000’i geçememiş olması bile bu durumun bir göstergesi. Lakin gördüğüm kadarıyla Steve Harris BRITISH LION’ın bu şekilde var olmasını istiyor ve “IRON MAIDEN KURUCUSUNDAN YENİ ALBÜM!!!” türünde reklamlardan bilerek kaçınıyor. Bunun sebeplerinden biri; insanların BRITISH LION’ı ister istemez IRON MAIDEN’la karşılaştırma ve bu bağlamda eleştirme ihtimali. Grup eleştirilecek bir müzik yaptığından değil, ancak eğer IRON MAIDEN’sanız koyduğunuz çay bile “güzel çay ama bir IRON MAIDEN değil” şeklinde eleştirilebilir.

BRITISH LION’ın Steve Harris standartlarında biraz daha “underground” tutulmasının diğer bir sebebi de Harris’in bu işi CV’si olmadan başarmak istemesi olabilir. Sonuçta IRON MAIDEN bir gruptan çok daha fazlasına dönüşmüş bir yapı, bir şirket, bir kavram. Dolayısıyla Harris’in BRITISH LION’ı istediği müziği istediği gibi yaptığı, prodüksiyonunu istediği gibi ayarladığı, “bizim çocuklarla takılıyoruz” hissini alabildiği kendi “garaj grubu” olarak kurgulaması da gayet anlaşılır. 40 yıldır sürekli stadyumlarda çalan bu adamın herhangi bir hard/heavy rock grubu kıvamındaki bu projeyi bu şekilde samimi, abartısız, naif şekilde yürütmesi bu açıdan bence mantıklı.

“The Burning”e dair en sevdiğim şey albümün “yaşımız ilerledi ama…” hissini bir an olsun vermemesi ve deneyim, yaşanmışlık ve sadece istedikleri müziği yapma üzerinden dönüyor olması. Albümü dinlerken kendimizi yetmişlerin sonunda, seksenlerde buluyoruz ve bunu birtakım modern fikirler eşliğinde geçerliliğini, anlamını yitirmemiş şekilde deneyimliyoruz. Bazı nakaratlarda yetmişler ve seksenlerde asla karşımıza çıkmayacak türde, misal FOO FIGHTERS’ın kullandığı türde fikirler varken (Legend), bazılarında ise çok daha nostaljik ama yine ilgi çekici ve kulağa taze gelen fikirler var.

Steve Harris’in IRON MAIDEN albümlerinin prodüksiyonuna el atmasının ya da komple üstlenmesinin geçmişte kimi şikâyetlere konu olduğu herkesçe biliniyor. Özellikle Martin Birch sonrasında “The X Factor”ı Nigel Green’den destek alarak ancak büyük ölçüde kendi başına yapması, o albümün IRON MAIDEN tarihinin prodüksiyonu en çok tartışılan albümü olmasına neden olmuştu. Kimileri albümün karanlık konseptinden dolayı prodüksiyonu severken, bir kesim de bu soğuk atmosferin IRON MAIDEN’a hiç uygun olmadığını söylemişti. “The Burning”de yapımcı koltuğunda yine Steve Harris oturuyor ve şahsen albümün ılıman diyebileceğim sound’undan memnunum. Biraz IRON MAIDEN’a biraz da daha klasik heavy rock gruplarına kayan sound bence bu tarz bir müziği olması gerektiği gibi yansıtıyor. Kimileri biraz kuru ve renksiz bulabilir ama ben bu tür müziğe bu garaj grubu canlılığının ve hafif çiğliğinin yakıştığını düşünüyorum.

Neticede “The Burning” bence gayet iyi bir hard/heavy rock albümü. IRON MAIDEN’ın karakteristik bazı özelliklerini barındırsa da genel itibarıyla Eddie’den ekmek yeme çabası asla gütmeyen, bu tecrübeli adamların istedikleri müziği yapmak için oluşturdukları ve ortaya da güzel bir iş çıkardıkları bir albüm. İlk albümden tartışmasız şekilde daha iyi olduğunu düşündüğüm “The Burning”i IRON MAIDEN seven ya da sevmeyen hard rock, heavy rock dinleyicilerine tavsiye ederim.

7/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.71/10, Toplam oy: 17)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2020
Şirket
Parlophone
Kadro
Steve Harris: Bas
Richard Taylor: Vokal
Graeme Leslie: Gitar
David Hawkins: Gitar, klavye
Simon Dawson: Davul
Şarkılar
1. City of Fallen Angels
2. The Burning
3. Father Lucifer
4. Elysium
5. Lightning
6. Last Chance
7. Legend
8. Spit Fire
9. Land of the Perfect People
10. Bible Black
11. Native Son
  Yorum alanı

“BRITISH LION – The Burning” yazısına 1 yorum var

  1. bab-ı esrar says:

    Bence de ilk albümden daha iyi The Burning, özellikle The Burning ve Spit Fire’da Maiden numaralarını çok rahat duyabiliyoruz. Benim bu proje de en sevmediğim taraf vokalist Richard Taylor’ın cılız sesi yani bu türe hiç gitmiyor. Sanki pop vokalistiymiş de zorla klasik rock söyletiliyormuş gibi hissediyorum. Üst perdelere çıkması gereken yerlerde cılız bağırması bu türe göre yetersiz geliyor. Neyse kişisel bir düşünce benimki ama bu tür de o kadar nefis ses dinleyince biraz yavan geliyor.

    Bir de Steve Harris gibi metalin en büyük 2-3 isminden birini küçük kulüplerde dinleme imkanı açısından aslında unutulmayacak bir proje British Lion. Keşke bizim buralara da yolları düşse kesinlikle efsane ve unutulmayacak bir konser olurdu.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.