# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
SANCTUARY – Into the Mirror Black
| 27.08.2019

“No more terror sleeps in me…”

Warrel Dane (1961-2017)

Emir Şekercioğlu

Sanctuary ile tanışmam, bu grubun bünyesinden çıkan birkaç müzisyenin kurmuş olduğu Nevermore ve bilhassa bu müzisyenlerden biri olup birçok kişinin gönlünde taht kuran vokalist Warrel Dane sayesinde olmuştu. Dane Nevermore ile devleşen bir isim haline gelmeden önce şarkı sözü yazmadaki becerisini, sesindeki muazzam derecede duygu yüklü acıyı ve opera etkileşimli tiz vokallerini ilk olarak Sanctuary’de konuşturmuştu. Ancak Sanctuary’nin bende çok daha özel bir yerinin olmasının sebebi yalnızca bu değil. Bir metal grubu olarak, Sanctuary’nin yaptığı iş ortalığı yıkıp geçmenin çok ötesinde. Kendine has yorumuyla karakteristik bir yan kazandırdığı melez power metalinden rif ve solo yazımı açısından sahip olduğu o klasik sound’a dek öne çıkan bir sürü sebep mevcut. Nitekim bu incelemede, şahsi fikrime göre tüm bu özellikleri bakımından Sanctuary’nin en değerli çalışması olan “Into the Mirror Black” albümünü irdelemeye çalışacağım elimden geldiği kadarıyla. Diğer yandan, Warrel Dane’in hayatta olduğu zaman diliminde hem Sanctuary’nin hem de Nevermore’un merkezinde yer alan bir isim olmasından ötürü albüm hakkında düşüncelerimi sizlerle paylaşırken zaman zaman Nevermore ile bağlantılar da kurmuş olacağım.

Dave Mustaine’in prodüktörlüğü ve desteğiyle 1988 yılında ilk albümleri “Refuge Denied”ı çıkaran grup, 1990’da melodik zenginliğinden sound’una, gelecek için “ip uçları” taşıyan şarkı sözlerinden barındırdığı atmosfere dek kariyerindeki en dikkat çekici iş olarak nitelendirilebilecek “Into the Mirror Black”i yayınladı.

Albüm, her ne kadar hareketli parçalar ve yüksek tempolu geçişler barındırsa da genel havası ve özellikle Dane’in yazdığı sözler, yaptığı vokaller itibariyle karamsar bir hava taşıyor. Havalı bir klibi bulunan açılış parçası “Future Tense” satirik üslubu, ana rifi, soloları ve sonlara doğru birden artan temposuyla albüme etkileyici bir giriş yapıyor, nakaratlarındaki korolarla sözleri dilimize doluyor. “Taste Revenge” ile devam eden bu hızlı başlangıç ve adrenalin havası yerini “Long Since Dark”ın başlamasıyla beraber yedinci parça “Seasons of Destruction”a dek sürecek minör gamların hakimiyetine bırakıyor. “Long Since Dark”, Dane’in sözlerinden yorumladığım kadarıyla ayın olduğu ihtişamlı bir gecede anlatıcının yaşadığı noktürnal sarhoşluğun ve bununla tetiklenen içsel sorgu sürecinin bir betimlemesini yaparken aynı zamanda vokallerle iyice dışa vurulan bir hüzünle birleşerek bizi kendini buram buram hissettiren bir melankoliye seyirci kılıyor. Tasvir ettiğim bu ruh halinin aksine temposu yüksek ve sert tuşelere sahip bir parça olan “Long Since Dark”ın bu özelliği, geceleyin otobüste şehirler arası yolculuk yaparken ışıkların kapanmasıyla beraber dışarıyı seyrettiğinizde ve kulağınızda bu parçanın çalmasıyla özümsenebiliyor.

Bu parçanın ardından gelen “Epitaph” ise, karanlık manzaraların iyice derinleştiği bir noktaya götürüyor albümü. En yoğun atmosfere sahip parçalardan biri olan bu beste hem albüm içerisindeki yeri hem de Warrel Dane’in düşünce dünyası açısından mesajlarla dolu. Vokal performansı kasvetle örülmüş, bir nasihati seslendirirken kelimelere verilen vurgu ve tonlama Queensrÿche ile tanıdığımız efsane ses Geoff Tate’in “Roads to Madness” ve “I Will Remember” şarkılarındaki performansını bir hayli çağrıştıracak anlar sunuyor. Müzikal zeminini zaman, ölüm, ölüm ötesi ve mezar gibi metaforlarla, felsefi çıkarımlarla (“Time is an illusion, death is not conclusion.”) birleştiren sözlere yer vermesiyle “Epitaph”, Warrel Dane’in henüz epey genç olduğu ve Sanctuary ile filizlendiği günlerinde bir “Dreaming Neon Black” ruhu taşıyor ve Nevermore’daki zamanlarında çok daha sık karşımıza çıkacak aforizmik liriklerin en göze çarpan örneklerinden birini sunuyor.

“Eden Lies Obscured” ile Cennet arayışının, çıplak doğumun ve günahkarlığın maceralarında zaman geçirdikten sonra “The Mirror Black” şarkısına geçiş yapıyoruz. Gotik romantizmin Hristiyan temsillerle (“bakire bir kadın”, “kurtuluş istenci”), felsefenin bir noktada çaresiz kaldığı ana fikriyle ( “philosophy cannot soothe your soul…”) ve korkuyla yüzleşme olgusunun canlandırıldığı bir “ayna” metaforuyla buluştuğu bu balad albümün, ismini aldığı beste olarak Warrel Dane’in canlandırdığı karakterdeki korkuyu, umut kırıntısını, arınma özlemini vokallerinin tüm iniş-çıkışlarında dışa vuruyor. Dane’in baş rollerini oynadığı bu anlatımda gitarist ikili Lenny Rutledge ve Sean Blosl, bas gitarist Jim Sheppard ve davulcu Dave Budbill, albüm boyunca olduğu gibi burada da agresyon ile dram arasında başarılı bir denge kurarak eserin etkileyiciliğini pekiştiriyor.

“No more terror sleeps in me
I will not cry, I’ll be strong
The last tear has rolled down on my face
I’m stronger, stronger than yesterday.”

“Seasons of Destruction” ile albümün ibresi yeniden yükselmeye başlıyor. Savaşların yarattığı kitlesel tehditin ve politik suçların betimlemelerini yapan bu bestenin akabinde “One More Murder”, sokaklar arasında dönen kanlı oyunların öyküsünü anlatıyor. Albümün kapanış şarkısı “Communion” ise, Warrel Dane’in din olgusu üzerine görüşlerini paylaştığı şarkı olması itibariyle öne çıkıyor. Nevermore’da içerisine çok daha sistem ve serzeniş kattığı bu düşüncelerini, mevcut şarkıda da tavır itibariyle net bir şekilde görebiliyoruz. Hristiyanlık’ın terminolojisinde “Efkaristiya” (Eucharist) olarak da bilinen bir ibadet olan Komünyon, İsa’nın Son Akşam Yemeği’nde bedenini ekmekle ve kanını şarapla özdeşleştirdiği anlatıyla biliniyor. Hristiyanların bir topluluk olarak İsa ile bütünleşmesi fikri açısından önem taşıyan bu ibadet içerisinde Warrel Dane akla, rasyonel düşünceye inanan biri olarak kendini o topluluğa ait görmediğini açık bir şekilde anlatıyor:

“I will not worship your deity
There is no place in your religion for me
….”

“Communion is evolution
Of the mind to a higher form of reason.
Communion, a resolution
A search for inner peace.”

Nevermore’un dağılmasıyla tekrar Sanctuary’e dönüş yapan Dane, grup ile “The Year the Sun Died” albümünü kaydettikten sonra 2017’de aramızdan ayrıldı. Şarkı sözlerinden vokallerine dek çektiği bütün sıkıntıları, yaşadığı trajedileri, hayal dünyasını ve kaldığı ikilemleri müziği vasıtasıyla hayranlarına aktararak yıllarca kendi “komünyon”unda sahne alan bu sanatçı ölümüyle birlikte, hayatını anlamlandırırken onun eserlerine de başvuran hayranlarını üzdü. Öfkesinden hüznüne değin, kendi eliyle kendisi için yazdığı bir ağıt gibi duran “Into the Mirror Black”, altıncı şarkısında içerdiği ve yukarıda da paylaştığım o sözle Warrel Dane’in içinde bulunmasını temenni edebileceğimiz bir ruh halini betimliyor:

“No more terror sleeps in me…”

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.36/10, Toplam oy: 14)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1990
Şirket
Epic Records
Kadro
Warrel Dane: Vokal
Lenny Rutledge: Gitar
Sean Blosl: Gitar
Jim Sheppard: Bas
Dave Budbill: Davul, perküsyon
Şarkılar
1) Future Tense
2) Taste Revenge
3) Long Since Dark
4) Epitaph
5) Eden Lies Obscured
6) The Mirror Black
7) Seasons of Destruction
8) One More Murder
9) Communion
  Yorum alanı

“SANCTUARY – Into the Mirror Black” yazısına 10 yorum var

  1. Ouz says:

    Her zamanki gibi oldukça başarılı bir kritik, zihnine, ellerine sağlık.

    Albümle sınırlı defa etkileşime geçmişliğim var, daha önce yaptığım yorumlarda bu tarafımın eksik olduğunu söylemiştim. Ama nereden nasıl anımsadığımı bilememekle birlikte kapaktaki bey amcanın Fates Warning’in Perfect Symmetry ve Parallels albümlerindeki bey amcayla aynı kişi olduğuna dair, doğruluğundan tam da emin olamadığım bir bilgim var. Aslı astarı nedir, bilgisi olan var mı?

    Noshophoros

    @Ouz, Çok teşekkür ederim kritik hakkındaki yorumun için.

    Aslında o amca benim de dikkatimi çekmişti ancak ben de onun kim olduğuna, ne iş yaptığına dair hiçbir bilgiye ulaşamadım.

    Ouz

    @Noshophoros, “into the mirror black album cover fates warning” şeklindeki über saçma Google aramamda çıkan sonuçları tarayarak aklımda yer eden bilginin kaynağına ulaştım:

    http://www.nolifetilmetal.com/fateswarning.htm adresinde “OK, Fates are no longer a heavy metal band” şeklinde başlayan paragrafta yaşlı amcaya dair bir yorum var. Yine de tartışmaya açık bir konu galiba.

  2. Noshophoros says:

    @Ouz, Evet, o sitedeki yazar da aynı benzetmeyi yapmış. Doğru bilgi gibi görünüyor. Fates Warning dinlemediğim için albüm kapaklarına da pek dikkat etmemiştim, sen yakalamışsın ama :)

    Noshophoros

    @Ouz, Bu arada site baya güzelmiş, daha önce karşılaşmamıştım, sayende öğrenmiş oldum teşekkür ederim.

    Ouz

    @Noshophoros, Oradaki abi bayağı bilgili ve bu işlere meraklı, burada bahsedene kadar açtığı YouTube sayfasından da habersizdim işin açığı. Senin kritik vesilesiyle uzun zamandan sonra o siteye girmek kısmet oldu, asıl ben teşekkür ederim. :)

  3. OblomoV says:

    Geoff Tate benzerliğinin yanında albümün genel müzikalitesinden ve özellikle gitar işçiliğinden Savatage tadı alıyorum, ki bu müthiş bir karışım.

    Güzel kritik olmuş, elinize sağlık. Şarkıların tek tek incelendiği derinlemesine incelemeleri bir ayrı seviyorum.

    OblomoV

    @OblomoV, Ve Warrel Dane’in vokal performansı ayrıca övülesi. Bu erken dönem işlerinde daha kuvvetli, daha bir tiz perdelerde, çok daha fazla varyasyonlu bir performanslar sergilemiş. En iyi vokalist listelerinde daha üst sıraları hak ettiğini düşünüyorum kendisinin.

  4. Emre says:

    Warrel Dane’in açık ara en sevdiğim işi. Bir daha bu vokal seviyesine çıkabildiğini düşünmüyorum.

    OblomoV

    @Emre, Yer yer Rob Halford yer yer King Diamondvari performanslar sergilemiş. Bu kadar farklı karakterde vokali bir arada kullanmış olması müthiş.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.