# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
ASTARTE – Sirens
| 10.08.2019

Gidenlerin ardında bıraktıkları.

Ece Çetinel

Maria Kolokouri. Black metal kraliçesi. Çok zamansız bir şekilde aramızdan gitti.

Bu yazı aslında sadece bir albüm kritiğinden ziyade; bir anma, bir hatırlama niteliğine de sahip olacak desem yanlış olmaz sanırım. Zira 5 yıl önce tam da bugün hayata gözlerini yuman Maria’nın kurucusu olduğu Astarte grubu, belli açılardan ilklere sahip olmakla birlikte; bu yazının nesnesi olan Sirens albümü de grubun kendi içinde ve sound’unda birtakım değişikliklere gittiği bir albüm olarak öne çıkıyor. Direkt kritiğe geçmeden önce elbette biraz gruptan ve Maria’dan bahsetmek istiyorum.

1995 yılında Yunanistan’da kurulan grubun başlıca dikkat çeken özelliği, tüm üyelerinin kadınlardan oluşması diyebiliriz. Diğer bir deyişle, ilk ‘’All-female black metal’’ grubu olarak metal dünyasında aktif olmaya başlayan oluşum; 1997 yılına kadar ‘’Lloth’’ adı altında ‘’Dancing in the Dark Lakes of Evil’’ isimli bir demo çıkarıyor ve akabinde ‘’Astarte’’ adını alıyor. Mitoloji severlerin gözünden kaçmayacağına emin olduğum bir noktanın yine de altını çizmek istiyorum. Mezopotamya mitolojisinde bereket tanrıçası olarak kabul edilen bazı tanrıçaların, doğu akdeniz mitolojisindeki versiyonu olarak kabul edilen Astarte, aslında Yunanların Afrodit’inden önceki dönemlerde var olan bir varyasyonu. Kendisiyle yapılan bir röportajda Maria ‘’Astarte, Yunan Afrodit’in Fenikeli selefi. Benzerleri tarafımızca gayet iyi biliniyor; örneğin Sümerlerde İnanna, Babillilerde İştar. Ay ile ilişkilendiriliyordu ve ‘evren ana’ olarak anılıyordu. Dolayısıyla geçmişi, Yunan pagan ruhuna uygun.’’ diyerek grubun adını seçerken kaynak olarak beslendiği kanalları da net bir şekilde açıklamış zamanında.

Kuruluşundan bu yana değişmeyen tek üyenin Maria (Tristessa) olduğu grupta, işin davul kısmına da ek bir not düşmek istiyorum zira çıkardıkları 5 albümde de davuldan sorumlu kişiler konuk müzisyen olarak çalışmalarda yer almışlar. Grubun yıllar içerisinde çeşitli değişikliklere uğrayan kadrosunda hiçbir zaman asil üye olarak bir davulcu bulunmaması ve kuruluşundan bu yana neredeyse hiç canlı performanslarının olmaması ise Astarte’ye ait diğer bilgiler arasında yer alıyor.

Grubu önceden bilenlerin veya Yunan metal camiasını son yıllarda takip edenlerin aslında hazin hikâyeyi muhtemelen bildiklerini tahmin etmekteyim. Fakat yine de Astarte’yi hiç duymamış olanlar için, konuyu saptırıp lafı fazla uzatmadan biraz açıklama yapmanın uygun olduğunu düşünüyor, daha sonra ‘’Sirens’’a geçmek istiyorum.

Sadece kendi ülkesinde değil, grubun bilindiği çoğu ülkede ‘’Black Metal Kraliçesi’’ olarak anılan ve oldukça sevilen Maria; 2014 yazında lösemiden kaynaklı komplikasyonlar nedeniyle hayata gözlerini yumdu. Yunanistan başta olmak üzere Avrupa’nın çoğu ülkesinde büyük bir üzüntü yaratan bu hadise, öte yandan, ürettiği şeye tutkuyla bağlı olan yetenekli ve ruhu çok güzel bir müzisyenin çok zamansız bir şekilde aramızdan ayrılması anlamına gelmekteydi. Maria’yı uzun yıllardır tanıyan ve bir şekilde beraber çalıştığı müzisyenler arasında yer alan Shagrath, Angela Gossow gibi isimler ise kendisi hakkındaki düşüncelerini farklı mecralara belirterek Maria’nın kendi ülkesinin sınırları içerisinde kalmayıp; vizyonunu ve yeteneğini Yunanistan sınırları dışına taşıyan bir müzisyen olduğunu adeta ispatlıyorlardı.

Melodik black metal sevenleri asla hayal kırıklığına uğratmayacak albümler sunmuş olan grup, 2004 çıkışlı ve adını Yunan mitolojisindeki Siren’lerden alan Sirens albümü ile yazının başında belirttiğim gibi hem kadro hem sound olarak çeşitli değişiklikleri bünyesinde barındıran bir çalışmaya imza atmış. Bunların ilki, şüphesiz ki Maria’nın ilk defa vokallere geçmesi olarak göze çarpıyor. İlk 3 albümdeki vokallerde yer alan Kinthia’nın yanı sıra, diğer bir üye Nemesis’in de gruptan ayrılışı ile yeni kadronun ürettiği ilk albüm olarak grubun diskografisinde 4. sırayı alan Sirens; önceki albümlerde yoğun şekilde hissedilen raw sound’dan uzaklaşarak, daha profesyonel ve berrak bir prodüksiyonla farkını belli ediyor.

Bu faktörlerin yanı sıra, albüm her ne kadar kendinden sonra gelen ‘’Demonized’’da kendini iyiden iyiye hissettiren death/thrash esintilerinin ilk kıvılcımlarını barındırsa da (Twist, Nail, Torture’ın 2.24 – 2.46 arasındaki rif ve davullar); yer yer enstrümental parçalarla, yer yer de black metal dinamiklerini temsil eden parçaların içine serpiştirilmiş melodik kısımlarla agresif ve melankolik black metal kombinasyonunun en güzel örneklerini sunuyor, ilk albümden beri kullandıkları klavyeyi de unutmayarak grubun alışılmış formülünden taviz vermediğini apaçık şekilde gösteriyor.

Sirens’a biraz daha dikkatli baktığımızda grubun asıl kadrosu dışında gördüğümüz isimler, aslında hepimizin yakından bildiği simalar olarak Maria ile işbirliği neticesinde albümün kadrosunda yerlerini alıyorlar. Shagrath ile ‘’The Ring (Of Sorrow)’’da, Sakis Tolis ile ‘’Oceanus Procellarum’’da ve eşi Nicolas Maiis ile ‘’Bitterness of Mortality’’de güçlerini birleştiren Maria, aslında bir bakıma albüme farklı bir atmosfer ve renk de katmış denilebilir. Belki kimilerince piyasaya oynamak olarak adlandırılabilecek bu adımını, başka bir röportajında ‘uzun zamandır tanıdığı ve müziğini sevdiği isimlerle beraber çalışıp, albüme iyi bir katkı sağlamak’ olarak gördüğünü açıklıyor. Albümden hit olarak çıkan The Ring (Of Sorrow), Black Mighty Gods gibi klasik black parçaların yanı sıra; Lloth, Sirens, Underwater Persephone gibi enstrümantal veya en azından bir kısmı enstrümantal olan parçalar ise yukarıda bahsettiğim melankolik unsurların demirbaşı olarak dinleyici karşısına çıkıyor, albümün ‘’çok yönlü’’ sıfatını hak etmesini sağlıyor.

Ölüm, şüphesiz ki hayatın en acı ve yadsınamaz gerçeklerinin başında geliyor. İnsan, zaman ayırt etmeksizin o zehirli okunu umarsızca fırlatabiliyor. Maria hâlâ hayatta olsaydı, eminim ki çok uzun aralar vermeden çıkardığı albümlerle – ki vefatından önce Blackdemonium isimli albümü 2015 başında çıkarmayı planlıyordu – bizlere yaratıcılığının ve o bitmeyen iştahının en güzel ürünlerini vermeye devam edecekti. Tıpkı albümün son şarkısında adı geçen Persephone’un hak etmediği diyarlara kaçırılıp hâlâ konuşuluyor olması gibi, Maria da ardında bıraktığı eserleriyle konuşulmayı, unutulmamayı hak ediyor.

Büyük bir tutku ve inanmışlıkla ürettiğin, bizlere bıraktığın her şey için sonsuz teşekkürler; Tristessa. Charon’un kayığıyla ruhların soyut diyarlara götürülme sırası bize gelince, ‘orada’ görüşmek üzere.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.57/10, Toplam oy: 23)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2004
Şirket
Avantgarde Music
Kadro
Tristessa: Vokal, bas, sözler
Hybris: Gitar
Katharsis: Klavye

Konuk:
Ice: Davul
Nicolas Sic Maiis: Vokal (4)
Sakis Tolis: Vokal (6)
Shagrath: Vokal (7)
Şarkılar
1. Dark Infected Circles (OutbreaK)
2. Black Mighty Gods
3. Lloth
4. Bitterness of Mortality (MecomaN)
5. Deviate
6. Oceanus Procellarum (Liquid Tomb)
7. The Ring (of SorroW)
8. Twist, Nail, Torture
9. Sirens
10. Underwater Persephone
  Yorum alanı

“ASTARTE – Sirens” yazısına 7 yorum var

  1. idris says:

    7.62 mi?????????10 hak ediyor bu yazı. Düzgün oylayın aq

    Ahmet Saraçoğlu

    @idris, oylanan şey yazı değil, albüm.

  2. den4x says:

    ölüm her şekilde üzücü ama bu gibi hikayeler farklı bir hüzün yaratıyor. eserini dinlediğin insanın şu anda olmaması falan. lhasa de sela geldi aklıma okurken, benzeri bir hikayesi vardı, seneler önce okumuştum. çok güzel yazmışsın.

    Ece

    @den4x, Teşekkür ederim. İşin çok daha hüzünlü kısmı ise sırf hastanede yeterli kan bulunmamasından dolayı pisi pisine vefat etmesi (iyileşme aşamasındaymış sanırım)ve o yıl 2-3 yaşındaki çocuğunun annesiz kalması. Tam bir trajedi. Bu yüzden adına kan bankası falan kuruldu Atina’da.

    den4x

    @Ece, :/

  3. Eline sağlık Ece, böyle üzücü durumların yıl dönümleri için olmayan yazılarını da bekliyoruz.

    Ece

    @Ahmet Saraçoğlu, Sağol Ahmet abi, mesajı aldım tamamdır..

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.