# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DARK FUNERAL – The Secrets of the Black Arts
| 28.07.2019

1996, Stockholm.

Black metal dünyasının kimine göre değerli kimine göre poser grubu DARK FUNERAL’ın 1996’da çıkan ilk albümüyle birlikteyiz bugün. DARK FUNERAL logolu bikini, tanga, yün içlik falan çıkarmaya başlamadan önce DARK FUNERAL da herkes gibi ruhunu şeytana satmış, karanlık sanatın sırlarını kurcalayan bir black metal oluşumuydu. Zaman içinde işin ticari kısmını ilerlettiler ve 2009-2016 arasında verdikleri uzunca aranın ardından kariyerlerinin en iyi albümlerinden biri olan “Where Shadows Forever Reign” ile geri döndüler. İşte bu albümün kapağı, verilen aranın ardından eski gücümüzle ve kimliğimizle geri dönüyoruz mesajı vermek adına ilk DARK FUNERAL albümü olan “The Secrets of the Black Arts”a bir referans niteliğindeydi ve elbette ki yine Necrolord tarafından yaratılmıştı.

Şimdi gelin 23 yıl öncesine gidelim ve ABD’dekiler başta olmak üzere kalburüstü kabul edilen pek çok grup can çekişirken metal tarihine etki anlamında en verimli zamanlarını geçiren İskandinav piyasasının karanlık taraflarına göz atalım.

DARK FUNERAL ikinci dalga black metali sonunda yakalayabilen bir grup. Kendisinden 1-2 sene önce kurulan pek çok Norveçli ve İsveçli grup, DARK FUNERAL bu albümü yayınladığında ikinci, üçüncü albümünü yayınlamıştı. DARK FUNERAL’dan 3 yıl önce kurulan MARDUK, DARK FUNERAL ilk albümünü yayınladığı sırada dördüncü albümü “Heaven Shall Burn… When We Are Gathered”ı kaydetmekle meşguldü. Aynı şekilde SATYRICON üçüncü albümünü yayınlamaya hazırlanıyordu. Bu açıdan bakınca DARK FUNERAL’ın ilham vericilik namına dönemindeki türdaşı pek çok grubun gerisinde olduğunu söylemek mümkün. “The Secrets of the Black Arts” yayınlandığında EMPEROR ve GORGOROTH gibi devlerin yalnızca bir albümleri vardı ve aşağı yukarı aynı anda yola çıkan bu gruplardan hangilerinin daha ilham verici olduğu ve yol kat ettiği herhalde ortada.

“The Secrets of the Black Arts”a baktığımızda DARK FUNERAL’ın sonradan giderek şiddetlenecek ve nefes aldırmaz bir boyuta ulaşacak black metalini olanca gücüyle görüyoruz. Soğuk bir ses duvarı oluşturan akorlar ve genelde göze sokmadan, akorlara yedirilerek sunulan melodiler albümün genelini kapsıyor. MARDUK ve sonradan çıkacak 1349 gibi gruplarda da benzerlerini gördüğümüz türde bir amansızlık, DARK FUNERAL’ın merkezindeki esas güç konumunda. Sonraki işlerinde daha bir şeytancı takılmayan başlayan DARK FUNERAL, bu albümde bir şekilde daha makul; döneminin havasını yansıtan bir iş sunuyor.

Albümle ilgili ilginç bazı noktalardan söz edecek olursak, “The Secrets of the Black Arts”da yer alan 4 müzisyenden Lord Ahriman dışındaki 3’ü sadece bu albümde yer alıyorlar ve sonraki DARK FUNERAL albümlerinde yer almıyorlar. Diğer bir ilginç konu ise albümün kaydı konusunda yaşanıyor. Grup Dan Swanö’nün Unisound stüdyosunda albümü kaydettikten sonra, gitarist Blackmoon kayıttan memnun olmadığını ve albümü bu şekilde yayınlayamayacaklarını söylüyor. Sonraki bir röportajında, kayda başladıkları sırada Swanö’nün çok yorgun olduğunu ve bu yüzden de kayıtlara yeterince konsantre olamadığını söyleyen Blackmoon, çıkan sonucun çok kötü olduğunu ve albümü bu şekilde yayınlayamayacaklarını diğer elemanlara söylediğini ifade ediyor. Diğer üç eleman “valla bizim için iyi yani daha fazla kasmaya gerek yok” dese de Blackmoon taviz vermiyor ve albüm Peter Tägtgren’in The Abyss stüdyosunda en baştan bir daha kaydediliyor ve bu yeni versiyon yayınlanıyor. Ne acıdır ki o günlerde albümün kaydı konusunda taviz vermeyen Blackmoon (David Parland), 2013 yılında kendi yaşamından taviz verdi ve canına kıyarak aramızdan ayrıldı.

2001 yılında çıkan ve grupla tanışmamı sağlayan “Diabolis Interium”da anormal boyutlara çıkan aşırı hızlı black metal düşünüldüğünde, “The Secrets of the Black Arts”ın gayet standartlar içerisinde bir albüm olduğunu söyleyebiliriz. Şarkılar büyük oranda benzer bir havayı sürdürüyor ve misal son albümdeki gibi dramatik farklar, çok yönlü karakterler barındırmıyorlar. Bu açıdan bakınca “The Secrets of the Black Arts” bir miktar tek yönlü bir albüm ve pek bir yenilik sunma amacı gütmüyor. “The Dawn No Longer Rises” ve “Bloodfrozen” gibi şarkılarda gördüğümüz orta tempolar albüme belli oranda atmosfer katıyor ve diğer şarkılardaki vahşeti bir miktar dengeliyorlar. Sonuçta ortaya konan şeyin inanmışlığı, iştahı ve tutkusu albümü doksanların değerli black metal işlerinden biri yapmaya yetiyor.

“The Secrets of the Black Arts” genelde DARK FUNERAL’ı nasıl gördüğünüze göre şekillenen bir albüm. Grubu sevenlerin yücelttiği, DARK FUNERAL’ın genel olarak poser bir grup olduğunu düşünenlerin ise fazla ihtimam göstermediği albüm, bana kalırsa “Where Shadows Forever Reign” ile birlikte DARK FUNERAL’ın en iyi iki albümünden biri. Grubu seversiniz sevmezsiniz, ama doksanlar black metali konusunda fikir edinmek ve bir dinleyici olarak bu dönemin hakkını vermek istiyorsanız “The Secrets of the Black Arts”ı dinlemelisiniz.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.50/10, Toplam oy: 22)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1996
Şirket
No Fashion Records
Kadro
Lord Ahriman: Gitar
Themgoroth: Vokal, bas
Blackmoon: Gitar, vokal
Equimanthorn: Davul
Şarkılar
1. The Dark Age Has Arrived
2. The Secrets of the Black Arts
3. My Dark Desires
4. The Dawn No More Rises
5. When Angels Forever Diev 6. The Fire Eternal
7. Satan's Mayhem
8. Shadows over Transylvania
9. Bloodfrozen
10. Satanic Blood (VON cover)
11. Dark Are the Paths to Eternity (A Summoning Nocturnal)
  Yorum alanı

“DARK FUNERAL – The Secrets of the Black Arts” yazısına 4 yorum var

  1. Retrokafa says:

    İlk dalga,(2.), bir de (3.) dalga diye tabir edilecek gruplar var.onlar benim ‘suyunun suyu’dediğim 95-2000 arası, Black Metal dünya çapında trend e dönüştüğünde çıkan gruplar…Dark Funeral da bu grupların önde gidenlerinden.

    O dönem bu müziği gören binlerce çocuk balıklama atladı,çoğu kendi grubunu kurdu aynı ‘Punk’ akımı gibi.Çünkü BlACK METAL icra etmesi çok basit bir müzik türü…Ancak Cruyff’un dediği gibi zor olan da basit oynamaktır…Bu müziğin iyisini yapabilmek için gerçek dahilik ve yetenek gereklidir…

    Ne yazık ki 3. dönem grupların çok azı bu beceriye ve sanata sahipti, içlerinden eski grupların yeteneğine eş değer albümler de çıktı (Nattens madrigal gibi..) ama geri kalan çoğu, türü dejenere etmekten başka hiçbir halta yaramadı… Bunu da melodikleşme,hacı yağı gibi klavye kullanımı,kadın vokaller,dahilik barındırmayan(günü kurtarma riff’leri),müziği sallamayıp imaja abanma(ki o imaj da şaklabanlığa dönüştü) gibi unsurlarla yerine getirdiler.

    Yani Black metal büyüsünü yitireli çok oldu…Dark funeral da herzaman bu ‘su katılmış çorba’ tadında gruplardan biriydi benim için.

  2. Fogs Kiss says:

    Unisound Stüdyodaki kayıt çok daha başarılı bence diğer kayıttaki gitarlar çok boğuk duyuluyor.

  3. codeorangedd says:

    Aslında bu albüm benim sevdiğim albümlerden biridir genel olarak atmosferi beni etkilemiştir. kritik için teşekkürler :D

  4. \m/ says:

    Bir aralar bu gruba takmıştım ama şu an dönüp bakınca Where Shadows Forever Reign dışında dinleyeceğim bir işleri yok

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.