# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Vera Müzik / Freebird Agency
07.06.2019

“Belirli gruplar neden ülkemize gelmiyor, neden çok yakınımıza gelen bazı gruplar burayı pas geçiyor, festival kadroları nasıl oluşturuluyor…”

Bir röportajdan daha merhaba. Bu kez ülkemizin metal festivalleri ve konserleri konusundaki en büyük iki organizatörü olan Vera Müzik ve Freebird Agency’yle birlikteyiz. Türkiye metal sahnesinin son 10-15 yılına damga vuran bu iki şirket, Headbangers’ Weekend ve Rock Off başta olmak üzere son yıllarda Türkiye’de düzenlenen iki büyük festivale ve sayısız konsere imzalarını attılar, atmaya da devam ediyorlar. 10 yıldır Türkiye metal ortamının içinde yer alan Pasifagresif olarak karşımıza çıkan olaylara baktığımızda, dinleyici kitlesi ile organizatörler arasında daha iyi bir iletişim kurulması gerektiğini, iki tarafın da kendisini daha iyi ifade edebilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu yüzden biz de şimdiye dek kısmen sessiz kalan organizatör tarafının sesini duyurabilmesi ve merak edilen konulara ışık tutabilmesi adına bu röportajın son derece sağlıklı olacağına inanıyoruz. Belirli gruplar neden ülkemize gelmiyor, neden çok yakınımıza gelen bazı gruplar burayı pas geçiyor, festival kadroları nasıl oluşturuluyor… Hepsinin cevabını aşağıda bulabilirsiniz diyor, röportaja geçiyoruz. Sorularımızı içtenlikle cevaplayan Vera Müzik’ten Ece Yörük ve Onur Şişman’a, Freebird Agency’den Onur Sabuncu’ya teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Röportaj: Ahmet Saraçoğlu

Ahmet: Selam arkadaşlar. Öncelikle biraz neler yaptığınızdan bahsedelim. Vera Müzik’ten, Freebird Agency’den, yaptıklarınızdan, yapacaklarınızdan biraz bahseder misiniz?

Ece Yörük (Vera Müzik): Onur’la (Şişman) birlikte müziğin basılı hâli ve küçük konserler olmak üzere 18 yaşından bu yana çalışıyoruz. Başta Host Productions olarak 2001 yılında kurulduk, sonra 2007’de Vera’ya dönüştürdük, şirketleştik ve bugüne dek faaliyetlerimizi sürdürdük. Her zaman sevdiğimiz grupları getirmeye çalıştık. DREAM THEATER, FAITH NO MORE, DEEP PURPLE gibi çok gurur duyduğumuz işlerimiz var. Onun dışında ANATHEMA, OPETH, KATATONIA gibi bizim için çok büyük anlam taşıyan gruplarla pek çok konser yaptık. Önümüzde çok gurur duyduğumuz ve heyecanlı olduğumuz bir MANOWAR konseri var.

Onur Şişman (Vera Müzik): Host Productions son zamanları ve Vera Müzik’in ilk zamanında Ece, ben ve Onur Sabuncu birlikte çalışıyorduk 2011’e kadar aynı ofiste çalıştık. Sonra biz Ece’yle Vera Müzik olarak devam ettik.

Onur Sabuncu (Freebird Agency): Aslında birbirimizden bağımsız yaptığımız işlerin sayısı epey az.

Onur Şişman: Çoğu zaman işlerimizi ortak yapmaya çalışıyoruz, bundan sonra da bu şekilde devam edeceğiz. Türkiye’deki iki büyük metal organizasyon şirketi olarak fiyat artırmamak adına birbirimizden gizli bir şey yapmıyoruz.

Onur Sabuncu: Ben de Freebird’ü 2012’de başlattım. Steve Vai dışında çoğu şeyi birlikte yaptık diyebilirim. Headbangers’ Weekend ve Rock Off’larda ayrıydık ama bu seneki Rock Off’u beraber yapıyoruz.

Onur Şişman: Ortak olmasak bile her zaman birbirimizi destekliyoruz zaten.

Ahmet: Onur (Şişman) sen ilk olarak ROTTING CHRIST, SEPTICFLESH yapmıştın sanırım Host ile.

Onur Şişman: İlk olarak İ.Ü. Rock Kulubü bünyesinde 1999 Ağustos depremzedelerine yardım konseri olarak ROTTING CHRIST konseri yaptım. Sanırım bir sene sonra ROTTING CHRIST ile SEPTICFLESH’i birlikte yaptım.

Onur Sabuncu: Benim Freebird olarak ilk konserim Steve Vai’dı. Ama ondan önce Bronx’ta BEHEMOTH ve MARDUK yapmıştım yıllar önce. Sanırım 2005’ti ve grupların Türkiye’ye ilk gelişiydi.

Ahmet: 2001’de Sold-Out’taki ilk DARK TRANQUILLITY konserini de sen yaptın değil mi Onur?

Onur Şişman: Aynen onu da ben yapmıştım.

Onur Sabuncu: Ama zaten sürekli aynı grupları getiriyoruz.

(gülüşmeler)

Ahmet: O zaman hazır lafı açılmışken herkesin gündemindeki soruyu baştan sorayım. Şu HAGGARD, ANATHEMA, ORPHANED LAND gibi birtakım grupların sık sık konsere gelmesi olayı. “Avrupa ülkelerine sürekli çeşit çeşit gruplar gelirken bizde dar bir grup skalası var” şeklinde bir düşünce var. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Ece Yörük: Ülkemizde en çok sevilen grupların sık sık getirilmesinden daha normal bir şey olamaz. Bu gruplar 2-3 senede bir çıktıkları yeni albüm turnelerinde ülkemize gelmek istiyorlar, insanlar bu grupları istiyorlar ve her konserleri çok başarılı, coşkulu geçiyor. Bu grupların müzikal kalitelerini yıllar içerisinde artırdıklarına inanıyorum. Bu başarıları sayesinde ve ülkemizde gördükleri destekten dolayı ülkemize gelmeye devam ediyorlar. Bunun sağlama oynamak gibi bir amacı yok. Bunlar dışında her sene ülkemize daha önce gelmemiş bazı grupları da mutlaka getiriyoruz ve o ilk konser başarılı olunca, bir sonraki albüm turnesinde o grubu doğal olarak tekrar getiriyoruz. Zaten konserler başarılı olduğu için grupların kendileri bunu talep ediyorlar.

Onur Şişman: 2002-2007 yılları arasında pek çok grubu ilk kez getirdik, bazılarını Türkiye’ye ilk kez getirmesek bile ilk Ankara veya İzmir konserlerini yaptık. BLIND GUARDIAN, THERION, HAGGARD, ANATHEMA, OPETH, DREAM THEATER, ORPHANED LAND gibi pek çok grup buradan çok memnun ayrıldılar. Bu gruplarla yakın ilişkiler, arkadaşlıklar kurduk. Dolayısıyla albüm çıkardıkça buraya gelmek istediler. Biz de hayır demedik, bir şekilde devamlı çalıştığımız gruplar hâline geldiler. Burada esas olay şu: bu grupların ülkemize sık sık gelmesi diğer grupların gelmesini etkilemiyor. Biz herkesi davet ediyoruz, bazısı kabul ediyor bazısı etmiyor. Bir grup buraya gelmek istemediğinde suç o grubundur. Buraya geldiğinde hem para kazanacaklar hem de bilinirlikleri artacak ve eminim buraya daha sık gelmek isteyecekler, ama bazı gruplar bunu istemiyor. Mesela biz yıllar önce IN FLAMES’i de bu sık sık gelen gruplar döngüsüne sokmak için çok uğraştık. İstedik ki IN FLAMES de her albümde buraya uğrasın ama olmadı, istemediler. OPETH de aynı şekilde. İnsanlar “yine mi OPETH” diyorlar ama OPETH’in bir önceki gelişi 2015 Mart ayı, 4 sene olmuş. Bu gruplar Avrupa’nın bazı şehirlerine aynı yıl 2-3 kez gidiyorlar. Bizim amacımız burada sevilen grupları her yeni albümde buraya getirmek ve bu döngüye giren grupların yanlarına sürekli yenilerini eklemek. Dolayısıyla şimdiye kadar ülkemize sık sık gelen gruplar bundan sonraki yeni albüm turnelerinde de gelmeye devam edecekler. Tekrar söylüyorum; bu sık sık gelen gruplar diğer grupların gelmesini engellemiyor, bilakis gelmelerine olumlu katkı yapıyor.

Ahmet: Yakında birileri “Yine mi AT THE GATES” demeye de başlayabilir.

Onur Şişman: AT THE GATES Rock Off’a da eklenecekti, direkten döndü. Şu ana dek 3 kez getirdik, her gelişlerinde yoğun ilgi gördü. Son konserinin biletleri konserden iki gün önce tükendi.

Ece Yörük: Bunun sebebi performanslarının iyi olması. İnsanlar konsere gelip grubun performansından memnun kalıyor, o zaman biz de tekrar getirmek istiyoruz. Bundan normal bir şey olamaz bence.

Onur Sabuncu: Bir kez gelen grup bir daha gelemez diye bir kural yok. Ben MEGADETH’i 3 kez getirdim ve son gelişlerinde “Yine mi MEGADETH” diyen insan gördüm. MEGADETH’ten bahsediyoruz arkadaşlar. IRON MAIDEN 4 yılda bir gelse “Yine mi IRON MAIDEN” diyecek kişiler olacaktır bence. Bu “sürekli geliyorlar” denen gruplara bakalım mesela. En çok adı geçen HAGGARD. Adamların Türkiye’deki son 3 turnesinin tamamı sold-out. Bunu nasıl açıklayacağız o zaman?

Onur Şişman: Bunun yanında, daha önce gelmemiş grupları getirme konusunda da misal yakın zamanda WATAIN’i getirdik, millet coştu, ortalık yıkıldı ama biletler tükenmedi. Mekânın üçte ikisi doldu. Biz çok daha fazla insanın geleceğini düşünmüştük. Seyirci çok istedi, çok baskı yaptı, biz de onları dinledik ve getirdik ama umduğumuz ilgiyi görmedi. Şimdi bu durumda bir daha WATAIN’i getirir miyiz, açıkçası soru işaretlerimiz var. Ama HAGGARD’ı getiririz çünkü adamların tüm konserlerinin tüm biletleri tükeniyor.

Onur Sabuncu: Bu zaten olması gereken şey. Tutan bir şey tekrar getirilir. Olmaması gerekense bunun tepki görmesi. Mesela Rock Off’un ilk senesinde STRATOVARIUS, HIM, JORN LANDE vardı, GOJIRA vardı. GOJIRA’yı Türkiye’ye ilk kez getirmiştik. Sonraki sene ilk kez ANNIHILATOR’ı getirdik, sonrasında ANNIHILATOR’ın konserini de yaptık, 350 civarı insan geldi. Sonuçta biz elimizden geldiğince, ülkenin şartları el verdiğince gelmemiş gruplara yer vermeye çalışıyoruz. DRAGONFORCE mesela. Bu sene şartlar belli, ancak 2 yabancı grup olabildi. Üçüncü, dördüncüsü için de uğraştık ama olmadı. Sonuçta getirmiş olmak için de getiremiyoruz. Bizim de şartlarımız var, grupların da şartları var.

Onur Şişman: Bir de her grup bir diğerinin altında çıkmak istemeyebiliyor. Mesela Rock Off’ta ENSIFERUM’un altında çıkmayı kabul etmeyen grup oldu, bunları da biliyoruz. Yazışıyoruz, konuşuyoruz, bir sebepten kabul etmiyorlar, olmuyor. Şu da var; insanlar yeni gruplar gelsin istiyorlar, bize yazıyorlar, defalarca yazıyorlar ve biz de bir noktada isteklerini yerine getirmeye çalışıyoruz. Ama sonra sonuç bazen sandığımız gibi olmuyor. Bir grup takipçi yıllarca TARJA getirmemiz için her koldan resmen saldırdılar. TARJA’yı sonuçta getirdik ama salonlar neredeyse boştu. Headbangers’ Weekend öncesinde insanlar bize “CARCASS’ı getirin, CARCASS, CARCASS” diye defalarca yazdılar, onu da getirdik. Festivalde CARCASS çalarken ben grubu izlemeye çıktım, sahne önünde CARCASS’ı izleyen 300 kişi ya vardı ya yoktu. Bence bu skandal bir şey. Aynı festivalde CARCASS’ın birkaç katı insan vardı ENSIFERUM’un önünde. İki grubu da ben getirdim, ben görüyorum, dolayısıyla bu noktada hangi grubu getireyim diye düşününce ENSIFERUM’a yöneliyorum.

Ahmet: Peki gruplarla ve menajerlerle anlaşma sürecinde yaşanan sıkıntılar neler? Türkiye olunca değişen talepler oluyor mu?

Onur Şişman: İki tür menajer var. Bir kısmı gruplarının Türkiye’de çalmasını çok istiyor, grupları Türkiye’ye gitmeleri için gazlıyor, teşvik ediyor. Onlarla diyalog kurup grubu getirmek kolay. Bir kısmı da burayı Dubai, Katar gibi bir yer sanıyor, ona göre taleplerde bulunuyor. Çok uğraştırıyorlar. Mesela IN FLAMES, LAMB OF GOD gibi gruplara her sene mutlaka yazıyoruz, çağırıyoruz ama gelmiyorlar. Bu tür grupların menajerleri, çağıran yer Türkiye olunca grubun ederinin çok üstünde para talep ediyorlar. Hatta isim vermeyeyim ama bazı gruplar Türkiye’de konser vermek istemiyorlar, menajerlerine Türkiye’den gelen konser tekliflerini olduğu gibi yok say dediklerini düşünüyorum.

Ahmet: Dönem dönem burada olan olaylardan dolayı gelmek istemeyen, vazgeçen gruplar da var. Mesela ABD’yle sürtüşme döneminde DREAM THEATER baya çekinerek gelmişti.

Onur Sabuncu: Tabii canım o dönemde APOCALYPTICA iptal oldu, STEVE VAI iptal oldu.

Onur Şişman: O korkudan bütün bir festivalimiz iptal oldu.

Onur Sabuncu: Ben o dönem çok şanslıydım mesela, 2016 Rock Off’tan bir hafta önce havaalanında patlama oldu, kimse iptal etmedi.

Onur Şişman: Şu da var; Türkiye Avrupa Birliği üyesi değil. Bir grup Avrupa’da turneye çıktığında tur otobüsüne biniyor, sınırlarda hiç durmadan tüm Avrupa’yı rahatça dolaşıyor. Bize geldiğinde önce bir sınır problemiyle karşılaşıyor. Yanlarında sahne ekipmanı falan her şeyleriyle birlikte geliyorlar. O zaman sen mecburen bu adamları karadan değil uçakla getireceksin. Onun masrafı zaten en baştan biniyor. Dolayısıyla biz daha en baştan Avrupalı bir organizatörün ödediğinin 1,5-2 katını ödemek durumunda kalabiliyoruz. Mesela 2.000 Euro’luk gruba 4.000 Euro, 50.000 Euro’luk gruba 75.000 Euro ödenebiliyor.

Onur Sabuncu: En basitinden, uçakla gelme durumu olunca konserin bir gün öncesi ve bir gün sonrasını boş tutman gerekiyor. Grubu buraya Cumartesi günü çalsın diye getirmek istediğinde adamın hem Cuma gününü hem Pazar’ını öldürmüş oluyorsun.

Onur Şişman: Mesela grup Prag’da konser ayarlıyor, ertesi gün Budapeşte’de çalıyor, ertesi gün de Viyana’da çalıyor. Ama İstanbul’da ayarlayınca konser gününden önceki günü boş, sonraki günü boş geçiyor. Yani adam bir konser için 3 gün harcamış oluyor, bu yüzden de fazla para talep etmekte haklılar. Sonuçta adam sahne ekibine günlük para ödüyor, kiraladığı teçhizata günlük para ödüyor, dolayısıyla bunların masrafını da senden almak istiyor. Doğal olarak bu durumlar da grup seçiminde etkili oluyor, aklımıza gelen herkese hadi gelin diyemiyoruz.

Onur Sabuncu: Bir de burayı Katar gibi gören menajerler var. Grup ismi vermeyeyim ama ben aynı grubu hem Bulgaristan’da hem İstanbul’da yaptım, grup İstanbul konseri için Bulgaristan’ın 3 katı para aldı. Çok net söylüyorum. Üç katı verdim. Bulgaristan’da 15.000 Euro istediler burada 45.000 Euro istediler.

Ahmet: Komşu ülkelere gelip bize gelmeyen grup olduğunda da organizatörlerin vizyonunun dar olduğunu, o grubu bilmedikleri için getirmediklerini düşünen insanlar var. “Dibimize kadar geliyorlar ama buradaki organizatör ne anlar o gruptan” gibi bir algı da var.

Onur Şişman: “Organizatörler grup bilmiyor o yüzden aynı isimleri getiriyorlar” argümanı gerçekten son derece saçma. Buna şahsen çok kızıyorum. 41 yaşındayım, 1990’dan beri metal dinliyorum, her türden her grubu dinliyorum. Sonuçta bu benim mesleğim oldu. Ayrıca menajerler yeni bir grup çıkınca, gruplar yeni bir şey yayınlayınca bunları bize gönderiyorlar, “bak yeni şarkıları bu, albümleri de yakında çıkıyor, konser için düşünürseniz aklınızda olsun” diye grupları bize satmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla biz sürekli yeni şeyler dinliyoruz, ne olup bitiyor, kim ne çıkarıyor, hangi grup parlıyor, hepsini takip ediyoruz. O yüzden “bilmedikleri için getirmiyorlar” düşüncesi kadar saçma bir şey olamaz. Bize gönderilen tonlarca materyale bakarak bu grubu getirsek iş yapar mı, Türkiye’de konseri olur mu, festival kadrosuna eklenir mi diye bakıyoruz.

Onur Sabuncu: Türkiye’nin konumu ve AB üyesi olmamasından dolayı da çok etkileniyor. Mesela adam Avrupa’da hemen yandaki şehirde konser verme konusunda daha cesur olabiliyor. Sonuçta birkaç saat yol gidecek ve çalacak; insan gelir gelmez çok dert değil. Ama buraya getirdiğin zaman garanti bir kitlenin olması gerekiyor, çünkü akarı kokarı, lojistiği bilmem nesi fazla.

Ahmet: Yurt dışındaki festivallere gittiğinizde burası ile orası arasında ne gibi farklar görüyorsunuz? Hem organizasyon hem de kitle açısından soruyorum.

Ece Yörük: Yurt dışındaki büyük festivallere baktığımızda maddi açıdan elbette ki bizden daha güçlüler. Ama konserlere bakarsak; mekân, organizasyon, bilet fiyatı, insanlara verilen hizmet açısından yurt dışında gördüğüm konserler Türkiye’den daha alt standartlarda. Almanya’da olsun, İspanya’da olsun; çok daha alt seviye mekânlara, amatör ses sistemlerine tanık oldum. Mesela THERION’un Sırbistan konserini gördüm; ben o grubu o ses sisteminde sahneye çıkaramazdım. Sanırım gruplar Avrupa’da otobüsle turladıklarında kimi yerlerdeki daha düşük standartlara uyum sağlayabiliyor ve en iyisini aramadan çalıp yollarına devam ediyorlar. Türkiye’deki konser mekânlarının ses sistemleri Avrupa’dan çok daha kaliteli durumda. Gruplar Türkiye’ye geldiklerinde onlara gösterdiğimiz özenden, ilgiden dolayı çok mutlu oluyorlar ve imkânlar açısından her zaman çok daha ileride olduğumuzu bize söylüyorlar. Ama iş festivallere gelince olay değişiyor. Mesela Headbangers’ Weekend’de elimizden gelen en çok sayıda grubu getirmeye çalıştık ve bugüne kadarki en büyük hezimeti yaşadık.

Onur Şişman: Yıllar önceki konserlerimizi düşündüğümde grubun standart rider’ını dikkate almadan mekânın mevcut ses düzeni ile sahne almalarını sağlardık. O zamanlar ilk amaç sanatçıyı getirmek ve konserde sahne almasını sağlamaktı. O zamanki bütçeler belki de böyle olmasına elveriyordu. Şimdi daha farklı bir anlayışla bakıyoruz. En basitinden BLIND GUARDIAN örneği vereyim; BLIND GUARDIAN’ın son İstanbul konserindeki sahnesi ile Wacken’da çaldığı sahne ve üzerinde kurulu olan tüm malzemeler aynıydı. Wacken’da izleyen seyirci de İstanbul’da izleyen seyirci de bire bir aynı dekoru, sahneyi, ışık şovunu gördü. Aynı şeyi son iki DREAM THEATER İstanbul konseri için de söyleyebiliriz. Demek istediğim artık ilk amaç konseri yapmak değil, amaç konseri en iyi hâliyle yapmak. Eğer bütçemiz bir şekilde o konserin olmasını engelliyorsa o grubun konserini yapmamayı tercih ediyoruz.

Ahmet: Seyircilerin mekânlara yönelik de bir şikâyeti var. Eskiden her konser garajistanbul’da düzenlenirken oradan şikâyet edilirdi, şimdi “IF’ten başka yer mi yok?” diyenler oluyor, KüçükÇiftlik Park’ı beğenmeyenler çıkıyor.

Onur Şişman: Günümüzde mekânlar az ama eskiden de azdı. Yıllar önce Yeni Melek varken orada bir ton konser yaptık. Refresh the Venue vardı bir ton konser yaptığımız başka bir mekân. Sonra garajistanbul çıktı. Seyirci bu üç mekânı, özellikle de Yeni Melek’i sürekli gömüyordu. Ne yazık ki üçü de artık faal değil. Şu anda konserleri IF ağırlıklı yapıyoruz. Umarım orası kapanmaz, IF olmazsa bu konserlerin pek çoğu yapılamayabilir. Avrupa’da konserlere gidiyorum, bizim IF’te çaldırdığımız grupları daha küçük mekânlarda izliyorum. Bunun yakında KüçükÇiftlik Park ve Moda Kayıkhane’de de konserler açıklayacağız. KüçükÇiftlik Park’ın beğenilmemesini pek anlayamıyorum. Şehrin tam ortasında, ulaşımı kolay. Türkiye’deki en büyük sahne o mekânda. Ses ve ışık düzeni grubun rider’ına göre birebir kuruluyor. Zaten grupların kendi ekipleri yönetiyor. Bu nedenle ses ve ışık kötü olamaz. İçecek fiyatları bizim konserler için her zaman ortalamanın altında kalıyor.

Onur Sabuncu: IF gayet de güzel mekân, tıka basa dolsa da nefes alabiliyorsun, havadar, rahat. Neden şikâyet ediliyor anlamıyorum. Avrupa’ya baksanız pek çok konser merkezin çok uzağında, köyde falan yapılıyor ve insanlar kalkıp hepsine gidiyorlar.

Onur Şişman: Şikâyet etmek isteyince her şeyden dert yanabilirsin. Mekânlardaki içecekler çok pahalı deniyor. Arkadaşlar orası bir canlı müzik mekânı, bu mekânlar oluşturulurken büyük yatırımlar yapılıyor. Ufak çaplı ortalama bir konserde güvenlik, temizlik, kulis, bar personeli vs. derken 40 kişiye yakın kişi emek harcıyor. Tüm bunların masrafları da içecek gelirlerinden çıkmak durumunda. Kiev’de AT THE GATES izledim. Dünyanın en ucuz memleketlerinden, mekândaki bira bakkaldakinin 4-5 katıydı. Dışarıda 15-20, mekânda 80’di. Türkiye’de hiçbir zaman böyle olmuyor. Ancak 2 katı civarı oluyor ki bu da normal. Buna rağmen “Neden bakkaldakiyle aynı fiyat değil?” diye soran insanlar var.

Ece Yörük: Festivaller konusunda yurt dışı ile Türkiye arasındaki en büyük fark aslında izleyicinin sahiplenmesi. Barcelona’da Türkiye’deki festival kadrosuna yakın bir festival düzenlendiğinde 15-16.000 bilet kesin satıyorlar, ama biz çok benzerini Headbangers’ Weekend olarak yaptığımızda 3.000 bilet satabiliyoruz. Konserlere bakarsak, konser açıklandığında aldığımız tepkinin çok azını konserde görünce bu ister istemez bizi üzüyor ve ülkemiz metal/rock kitlesinden yeterli desteği alamadığımız için belli oranda yalnız hissettiriyor.

Onur Sabuncu: Ben de tersten gideyim. Bilsek ki Rock Off’a 15.000 bilet satacağız, bunun garantisi olsa, o zaman görün o festivalin kadrosunu. Ben de böyle söyleyeyim. Ama işte Türkiye’de IRON MAIDEN olmadıkça 10.000’i geçmen mümkün değil. Öyle olunca da festivallerin ancak 2-3 yıl ömrü oluyor.

Onur Şişman: Headbangers’ Weekend’in ilki 2 günlüktü, ikincisi 1 günlüktü, üçüncüsü 3 günlüktü. Bakın her versiyonu denenmiş. Hiçbiri istenen düzeyde olmadı. Unirock patladı arkasından eleştirildi, sövüldü. Sonuçta ne yazık ki o festival de kendini ileriki yıllara taşıyacak ilgiyi göremedi. Şimdilerde 2010 Unirock festivalinin kadrosu efsane diye paylaşılıyor, ona da yeterince insan gitmemişti.

Ece Yörük: SLAYER, IN FLAMES, OVERKILL, DORO’nun olduğu Rock Republic’te de az kişi vardı.

Onur Sabuncu: 3.000 kişi ya vardı ya yoktu. Sonra da bir daha yapılmadı doğal olarak.

Ahmet: Peki Rock Off bundan sonra da devam edecek mi?

Onur Sabuncu: Anlaşmamız var, en az dört sene daha yapılacak.

Ahmet: Bu seneki Rock Off’un biraz geç açıklandığı, bu yüzden de az yabancı grup geldiği şeklinde yorumlar var. Bu konuda neler söylersiniz?

Onur Şişman: Biz OPETH’e teklifi Ocak ayında verdik. Ocak’tan beri OPETH’i bekliyorduk. SLAYER ile de görüşüldü. Ben yazıştım, çok istedim ama adamların İstanbul için tüm yaz tek müsait tarihi 15 Temmuz’du. Gerekli şartları sağlamaya hazırdık. Ama 15 Temmuz’da Türkiye’de konser yapılamaz, üstelik de pazartesi günü festival olmaz. Dolayısıyla mümkün değildi. İlgilenmedik, bilmiyoruz diye bir şey yok.

Ahmet: Rock Off için WINTERSUN, INSOMNIUM gibi gruplarla da görüşüldü.

Onur Sabuncu: Ben sana sayayım: DREAM THEATER, LAMB OF GOD, AMON AMARTH, TESTAMENT, GOJIRA, TRIVIUM, WINTERSUN, AT THE GATES, THERION, MYRATH, INSOMNIUM, LACUNA COIL, TIAMAT, AMARANTHE. Bunların hepsi düşünüldü, görüşüldü ve hiçbiri olmadı. Hiçbiri de maddi sebeplerden dolayı değil. Tarihten dolayı, bazı taleplerden dolayı falan olmadı. WINTERSUN ve INSOMNIUM neredeyse olmuştu, kesin gözüyle bakıyorduk ama son anda caydılar. Bu iş bekleme-eleme şeklinde yürüyor. Teklif gönderiyorsun, yazışıyorsun, bekliyorsun, aradan süre geçince mecburen başkasına yöneliyorsun. Planladığın 4 grup seni bekletip olumlu cevap vermese zaten 1 ay geçiyor.

Onur Şişman: Bu yüzden sonradan bilete zam yapmamaya karar verdik. Aslında son anda üçüncü bir yabancı grup eklenebilirdi ama o zaman da ilerleyen günlerde bilet fiyatına zam yapmamız gerekecekti, bu şekilde kalmasına karar verdik. OPETH bizce zaten yeterince büyük bir headliner ve festival için geliyor olsalar da full set çalacaklar. 100-120 dakika arası sahnede olacaklar. Bu şovu çok özel kılacak bazı şeyler planlıyor ve bunları grupla konuşuyoruz. ENSIFERUM da aynı şekilde full set sahne alacak.

Ahmet: Peki seneye Rock Off için hedeflenen isimler kimler?

Onur Sabuncu: MEGADETH, AMON AMARTH, GOJIRA.

Ahmet: Headbangers’ Weekend’in geleceğine dair neler söylersiniz?

Onur Şişman: Şu an için seneye Headbangers’ Weekend yapmayı düşünmüyoruz. Bunun başlıca sebebi son yaptığımız 3 günlük festivale aşırı derecede az katılım olması. Sonrasındaki festivalde açıklanan grupların, yani BLIND GUARDIAN, TESTAMENT, PARADISE LOST, INSOMNIUM, ABBATH, SODOM’un neredeyse tamamının teker teker terör ve darbe nedeniyle iptal olması. Bu da beni daha ziyade tek grupluk konserlere yönlendirdi. Zaten her yaz bir festival şu noktada yeterli oluyor Türkiye için.

Ece Yörük: Ülkemizdeki metal kitlesinden yeterli katılımı görebileceğimize inandığımız anda bir sürü grubun katılacağı dolu dolu bir Headbangers’ Weekend yapmayı tabii ki isteriz. Ama bunun için gerçekten de karşılığını göreceğimizi bilmemiz gerekiyor. Şu noktada en azından bir tane metal festivalinin ülkemizde gelenekselleşmesi çok önemli ve bu yüzden biz de iki şirket olarak Rock Off’a odaklanmış durumdayız.

Ahmet: Son 2 senedir ülkemizdeki konser yoğunluğu artmış görünüyor. Grup ve tür çeşitliliği de aynı şekilde artıyor. Bu konuda neler söylersiniz?

Onur Şişman: 2016-2017’de çeşitli olaylardan dolayı Türkiye’de çok az konser oldu. Bu dönemin ardından seyirci konserlere aç olduğundan yapılan konserlerin hepsinde katılım iyiydi. Zorlu ve VW Arena’nın konser yapmaya başlamasının da bunda etkisi oldu.

Onur Sabuncu: Holdinglerin konser işine girmesi konusunda, onların konser düzenlemesinin daha kolay olduğu ortada. Onların kendi salonları, ses sistemleri var. Grubun konaklamasını da kendilerine ait yerlerde sağlayabiliyorlar. Biz ise kendi cebimizden grup getirdiğimiz için riske girme şansımız daha az. Bu bizim tek işimiz, bir yerlerden maaş almıyoruz. Dolayısıyla ince eleyip sık dokumak zorundayız. Holdingler az sayıda seyirci çekecek grupları getirmekte sıkıntı çekmiyorlar, çünkü yan giderleri yok. Biz ise belli sayıda bilet satılmasını sağlamak ve zarara girmemek durumundayız. Bu yüzden onlar ve biz diye bir karşılaştırma, kıyaslama yapılmamalı. Bizim sırtımızı dayayacağımız bir yer yok, holdingler gibi imkânlarımız yok. Bizim birtakım yan harcamalar nedeniyle kesin batacağımız grupları onlar sadece grubun maliyetini karşılayarak getirebiliyorlar. Onların bu işe girmesiyle konser sayısı arttı, çünkü onların atabileceği çok kurşun var. Bizim o kadar kurşunumuz yok, o yüzden dikkatli olmak zorundayız. O holding konser organizasyonu tarafını yarın öbür gün kapatmaya karar verebilir ama biz bugün nasıl varsak yarın da, öbür gün de, bundan 10 sene sonra da konser yapmaya devam ediyor olacağız.

Ahmet: Yavaştan röportajın sonlarına yaklaşıyoruz, aklınızda kalan, söylemek istediğiniz bir şeyler varsa buyurun.

Onur Sabuncu: Şöyle bir mesaj verebilirim; her türlü organizasyonu kapsayacak şekilde konuşuyorum. Son dönemde Rock Off için de karşımıza çıkıyor, başka şeyler için de; insanlar bir konuyu yerin dibine sokmayı, onunla dalga geçmeyi, trollemeyi bir maharet olarak görüyorlar. Bizim metal dinleyicileri olarak daha duyarlı insanlar olmamız gerekirken, bir festival afişinin altındaki yorumlarla herhangi bir gazete haberinin altına yapılan yorumların birbirine ne kadar benzediğini görüyorum. Bu şekilde davranmaktan zevk alıyor, bir şekilde öne çıkmaya çalışıyorlar. Halbuki bu yaklaşımlar bizim gibi konser organize eden insanlara zarar veriyor. İnsanların bunu bilmesi lazım. Biz metal camiası olarak çok büyük bir kitle değiliz. Bu ülkenin metal festivallerine, konserlerine gösterdiği ilgi belli. Biz gerçekten de biz bize bir kitleyiz ve Vera ile Freebird bu kitlenin içinden çıkmış, bu kitleye karşılıksız olarak defalarca hizmet etmiş oluşumlar. Ücretsiz dergiler çıkarmaktan tutun da Rock FM’in tekrar açılmasına destek olmaya kadar, bu kadar yapıcı olmaya çalışırken ve biz bizeyken insanların bizi tiye almaları, üstümüzden şakalar yapıp öne çıkmaya çalışmaları gerçekten hoşumuza gitmiyor.

Ece Yörük: Kalabalık bir ülke olsak da ülkenin çeşitli dinamiklerinden dolayı burada bazı şeyleri yapmak gerçekten zor. Sadece Euro’nun durumu bile pek çok şeyi açıklamaya yetiyor. Yurt dışıyla kıyaslandığında buradaki konserler gerçekten bedavaya yakın durumdalar.

Onur Şişman: Biletler gerçekten pahalı değil, esas pahalı olan kur. OPETH’i Avrupa’da 30 Euro’nun aşağısına izlemenize imkân yok.

Ece Yörük: Metal müzik konusunda kısıtlı bir ülkede yaşayan ve bu konuda güzel şeyler yapmaya çalışan bir avuç insanın önüne taş koymaya çalışmak, onları engellemek gerçekten çok gereksiz. Keşke ülkemizdeki metal kitlesi bizimle olsa, bizimle ilerlese, keşke daha fazla katılım olsa, keşke her sene daha fazla grup getirsek, daha büyük festivaller yapsak… Bunu hepimiz istiyoruz.

Onur Sabuncu: Bu arada yanlış anlaşılmasın, destek istemiyoruz. Tek isteğimiz köstek olunmasın. OPETH’i sevmiyorsanız neden olumsuz bir şey demek zorunda hissediyorsunuz? Sevmiyorsanız konsere gelmezsiniz, grubu sevenler gelir eğlenir, olur biter.

Ahmet: Son olarak da eğlenceli bir şeyden bahsedelim. Metal gruplarının “otel odamda mutlaka sütte bekletilmiş bin adet kırmızı gül ve beyaz kedi yavrularıyla dolu kalp şeklinde bir sepet olsun” gibi garip taleplerde bulunmadıkları kesin, ama siz de bugüne dek birtakım garip isteklerle karşılaşmışsınızdır. Aklınıza geliyorsa biraz bahseder misiniz?

Ece Yörük: DREAM THEATER her yere kendi aşçısını götürüyor. O aşçı gittikleri her şehirdeki önemli bir süpermarkete gidip oradan grup için alışveriş yapıyor. İstanbul’da da Metro’yu seçmişler. Metro normalde 06.00’da açılıyor, biz Metro’yla görüşerek saat 04.30’da açtırmıştık, aşçıları o saatte gidip en taze ürünleri DREAM THEATER elemanları için seçmişti. Aklıma gelen en gariplerinden biri bu.

Onur Sabuncu: Eskiden grup elemanları soya sütü, badem sütü, hindistancevizi sütü istedikleri zaman garip geliyordu, şimdi markete gidince hepsini bulabiliyoruz.

Ece Yörük: Bir de tüm bu metal camiasında vegan ve vejetaryen beslenen insan sayısının çokluğu gerçekten çok şaşırtıcı. Sahnede gördükleri o sert adamların birçoğunun vegan ya da vejetaryen olduğunu bilseler, pek çok kişi çok şaşırabilir.

Onur Şişman: 2005’te THERION’la turnedeyiz, Ankara’ya gidiyoruz. Grubun esas adamı Christofer Johnsson da vejetaryen. Bir yerde yemek yiyeceğiz. Restorandaki adam bana et koydu, sonra aynı kepçeyi pilava daldırarak Christofer’a da pilav koydu. Christofer bana baktı, “Ben bunu yemem” dedi. “Neden?” dedim, “Bir kaşığı önce boka daldırsalar, sonra aynı kaşıkla sana servis yapsalar sen yer misin?” dedi. Ben de peki dedim gittim temiz kaşıkla alınmış pilav getirdim. Aklıma gelen en uç örnek bu sanırım.

Ahmet: Son olarak da bize en çok sorulan ve bizden en çok talep edilen grubu sorarak röportajı noktalayalım. MESHUGGAH Türkiye’de ne zaman konser verecek?

Onur Şişman: MESHUGGAH’yı getirmeyi ben de çok istedim, ama MESHUGGAH’yı Türkiye’ye getirmek iki açıdan zor. Birincisi MESHUGGAH’nın konserini anlamlandıran çok önemli ve oldukça maliyetli bir ışık şovu var. Festivale koyacaksan mutlaka headliner pozisyonunda ya da headliner öncesinde olması gerekiyor. Eğer kapalı mekân olacaksa IF gibi bir mekânda o ışık rider’ını sağlayamazsın. Bu nedenle Zorlu Ana Sahne veya Volkswagen Arena gibi o rider’ın kurulabileceği bir mekân lazım. MESHUGGAH’nın ışık kullanımı neredeyse METALLICA düzeyinde. İkincisi yan maliyetlerinin yanında aldıkları ücret de buranın şartlarında çok yüksek. Eğer getirirsek bilet fiyatı yüksek olmak zorunda ve grubu seven insan bile o fiyatı görünce bize küfredecektir. Şartlar uygun olsa da getirsek ben de çok istiyorum. Belki bir gün olur. :)

Ece Yörük: MESHUGGAH, MASTODON gibi daha geniş vizyonlu diyebileceğimiz grupları elbette ki biliyoruz, yazışıyoruz ancak onları uygun şartlar oluştuğunda getirebiliyoruz. İnanın biz de istiyoruz, uğraşıyoruz, deniyoruz.

Onur Şişman: WATAIN’i de 1,5-2 yıl yazıştıktan sonra getirebildik. Uğraştırdılar ama sonunda getirdik. MESHUGGAH’yla 5 yıldır yazışıyoruz, bir yerinden tutabildiğimiz anda getireceğiz.

etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“Vera Müzik / Freebird Agency” yazısına 58 yorum var

  1. Berca B. says:

    Organizatörlerin kendini ifade edebildiği bir ortam olması iyi olmuş, bu yüzden vakit ayırdıkları için teşekkürler.

    Benim röportaj boyunca kendilerine hak verdiğim ve yine soru işaretlerimin devam ettiği birkaç nokta oldu. Önce hak verdiklerimden başlarsam;

    - Tutmuş grupların tekrar tekrar konsere gelmeleri çok doğal cidden. Sonuçta bu bir iş ve arz-talep ilişkisi ilk bakılan şey. Adamlar tutmayan grupları getirip dursalar “niye aynı grupları getiriyorlar?” denmesini anlarım da konserler sold out geçiyorsa tabii ki getirecekler. Benim mesela Haggard’la hiçbir alakam yok -sold out olmasına da şaşırmıyorum değil-, ancak madem bu kadar insan çekebiliyor, getireceksin arkadaş. Çok basit bir denklem bu. Başkasının gelmesini olumsuz etkilemiyor, bilakis olumlu etkiliyorsa gelmeleri lazım. Ayrıca yine kendimden örnek verecek olursam, At the Gates 3 kere geldi ve bir şekilde 3′ünü de kaçırdım. Dördüncü kez gelse, bilemiyorum belki yine işlerimin yoğunluğundan kaçırırım ama en azından kafamın bir köşesinde “bir kere geldiler ve ben de şansımı kaçırdım” düşüncesi yok. Ne güzel ki konserler iyi geçmiş, tekrar gelme ihtimalleri var ve bu benim için iyi bir şey. Dinleyicideki sirkülasyon sebebiyle bir grup 10 kez de gelmiş dahi olsa birilerinin o grubu ilk defa dinleyeceği gerçeğine değinmiyorum bile.

    - Aynı şekilde ülkede bir şekilde sürekli metal konseri olması ülke açısından olumlu bir durum. Ülkenin boğuştuğu zihniyet herkesin malumu. Bırakın ülke olarak bir yerlerde metal konserlerinin yapıldığını bilmeye devam edelim. Yarın öbür gün bu bahsi geçen gruplar da gelmezse şimdi laf atanlar dahil hepimiz çok net bu konserleri özleriz. Bu bir gerçek.

    - Son olarak organizatörlerle en çok empati kurduğum şey, ülkenin kanseri olan linç kültürü. Maalesef bir şeyleri gömmek konusunda uzman bir milletiz ve kesinlikle ayarımız yok, ya hep ya hiç. Şikayet etmek herkesin hakkı ama vur diyince de öldürmesek gerçekten çok daha iletişime açık olacağız. Beklediğin gruplar gelmedi, geçen sene gelen grup geldi diye “yapacağınız işe sokayım Fuck Off 2019″ falan yazmak ne bileyim biraz şey değil mi, ayıp? Vergi gibi bişi değil ki bu, cebinden zorla para almıyor, konsere sürüklemiyor kimse. Gitmeyeceğin ve seni etkilemeyen bişi için bu kadar yüksek volümlü tepki vermek neden? “OPETH’i sevmiyorsanız neden olumsuz bir şey demek zorunda hissediyorsunuz? Sevmiyorsanız konsere gelmezsiniz, grubu sevenler gelir eğlenir, olur biter.” demişler, aşırı haklı bir cümle.

    Kendileriyle aynı fikirde olmadığım şeylerse;

    - Bir kere madem buna bir “iş” gözüyle bakıyoruz, o zaman hizmet sektöründe olduğumuzun farkında olarak davranmamız lazım. En güncel iki örnekten bahsetmek gerekirse, Watain konseri öncesi burada Ahmet “grubun sahne şovu birebir gerçekleşecek, tüm izinler alındı, Watain o şovu yapamadığı yerde sahneye kesinlikle çıkmıyor” diyordu. Eminim bunları kafasına göre söylemiyordur, bu bilgiyi sizlerden alıyordur. Konsere gelen herkesin gördüğü gibi o bahsi geçen şovun ş’si yoktu ortada, ki sonradan bir açıklama da yapılmadı. Satamayacağın ürünün bu kadar beklentisinin oluşturulması neden? Ben de senelerce turizm sektöründe çalıştım, hizmet sattım. Müşteriye Kapadokya’da tur satsam, şöyle balon olacak, böyle yeraltı şehrine gideceğiz, şampanya içeceğiz, ATV turu yapacağız desem ve bunlardan biri veya birkaçı olmasa beni orada keserler. Sonuçta ön bilgilendirmeyi ona göre yapmışım, müşteri verdiği parayla ne satın aldığını biliyor. Eğer eksik hizmet verirsem bu benim ayıbım. Ya baştan o şeyi paketin içine koymayacağım, ya da sonunda ona göre doğru düzgün bir açıklama yapacağım, bir telafi sunacağım. İşse iş, bu her yerde böyledir.

    - Aynı şekilde Rock Off’ta öyle bir beklenti oluşturuldu ki, ulan dedik ne geliyor acaba. Zaten aylar öncesinden bu sene konserler/festivaller çok çılgın olacak, beklemede kalın diye beklenti arttırılmaya başlandı burada. Sosyal medya kullanmadığım için bizzat görmedim ama yorumlardan okuduğum kadarıyla hesaplarından Slayer, Gojira şarkı sözleri vs paylaşılmış. Konsere kısa bir süre varken Opeth açıklandı, biletler satışa sürüldü ama beklenti devam etti. Sonra bir şekilde oldu bittiye getirilerek Ensiferum açıklandı ve konu kapandı. Herkes yorumlarda bahsetmiş, bu kadar beklentiye sokulduktan, insanlar gazlandıktan sonra, biletler de satılırken festival kadrosunun bu şekilde bir anda bağlanması ekşi bi tat bıraktı insanlarda. Benim kendileriyle en aynı fikirde olmadığım konulardan biri, “şöyle konuştuk da böyle yazıştık da cevap vermediler de son anda olmadı da” türü açıklamalar yapmaları. Bu, yukardaki Watain’in sahne şovu meselesinden farklı bişi. Madem elinde kesin bir şey yok, imza yok şu yok bu yok, niye insanları o kadar dev beklentiye sokuyorsun, o halde bilet almalarını sağlıyorsun? Bu bence en büyük günahları. Hizmet sektöründeysen senin kredin her şeydir. Bu şekilde ellerindeki krediye zarar veriyorlar. Ben şahsen festival kadroları tam olarak açıklanmadan hayatta bilet almam bir daha. Tek grupluk konser ok ama festival bambaşka bir şey. Hem bilet fiyatı daha yüksek, hem de günün sonunda elinde ne olacağını bilmiyorsun, güvenemiyorsun, olacak iş değil. Organizatör “ben şu kadar bilet satacağımı bilsem iyi olur diyor” ancak seyircinin organizatörün kimi getireceğini bilmeden elini cebine atmasını istiyor. Bu da enteresan bir ikilem.

    - Bir de doğru anladıysam, seyirciye genel olarak bir sitem var. Watain çok istenmiş, mekanın üçte ikisi dolmuş, aslında çok daha fazla insan bekliyorlarmış. Babacım Watain diyoruz ya, satanist black metal grubu Türkiye’ye gelmiş, mekanın üçte ikisi dolmuş daha ne istiyorsun. Çok daha fazlasını beklemek nedir? Zaten gayet iyi dolmuş mekan işte. Beni böyle şeyler okumak biraz itiyor açıkçası.

    Neyse çok uzun oldu özet geçeyim:

    + Sürekli gelen grupların yeniden gelmesinde bence bir sakınca yok. Onlardan gelen para, daha niş grupların gelmesine ön ayak oluyorsa ne mutlu.
    + İnsanların verdiği tepkileri daha iyi ayarlaması gerekiyor. Bu sadece burada değil, her konuda bizim kanayan yaramız.

    - Organizatörlerin beklenti oluşturma ve sundukları ürün arasında uçurum olabiliyor. Daha dikkatli olmaları lazım.
    - Aynı şekilde neyi neden yapamadıkları konusunda mazeret sunmaktansa, bir şey kesinleşmeden insanları çok da gaza getirmemeleri lazım. Evet insanlar tepki verirken ölçüsüz olabiliyorlar ama siz de insanınızı tanıyın be kardeşim. Sen o kadar beklentiyi boşa çıkarırsan aşağı yukarı böyle bir tepki göreceğini tahmin edip en baştan ona göre davranman lazım.

    Koralp

    @Berca B., Yorumlar kısmına indim, tam Watain ile ilgili yazdığın şeylerin birebir aynısını yazacaktım ben de, duygularıma tercüman oldun.

    Konserde unutulamayacak kadar üst düzey bir performans sergileyen Watain’in tek unutulamayacak kısmı bu oldu. 23 yaşındayım, İzmir’de yaşıyorum ve hayatımda ilk defa İstanbul’a geldim Watain konserini izleyebilmek için. Öğlen 3′te İzmir’den uçağım vardı, sabahtan okulda sınava girip uçağa yetiştim ve ertesi gün sabah İzmir’e dönüp öğlen 12′de bir sınava daha girdim. Bunlar işin manevi kısmı, bir de öğrenciyseniz işin zor olan maddi kısmı da var. Bu dediğim mazeretler belki çok fazla kişi için önemsiz gelebilir, organizatörler için de önemsiz gelebilir. Ama daha önceden söylendiği gibi, konsere gelecek insanlara “Sahne genişletilecek, sahne şovu birebir olacak” şeklinde açıklama yaparak bilet satıyorsanız, biz seyirciler nasıl fedakarlık yapıyorsak sizin de bu işin arkasındaki problemleri (güvenlik sorunu, mekanın ya da grubun isteği vb) gidermeniz, gideremiyorsanız da konuyla ilgili bilgilendirmeyi önceden yapmanız gerektiğini düşünüyorum.

    “Onur Şişman: Bunun yanında, daha önce gelmemiş grupları getirme konusunda da misal yakın zamanda WATAIN’i getirdik, millet coştu, ortalık yıkıldı ama biletler tükenmedi. Mekânın üçte ikisi doldu. Biz çok daha fazla insanın geleceğini düşünmüştük. Seyirci çok istedi, çok baskı yaptı, biz de onları dinledik ve getirdik ama umduğumuz ilgiyi görmedi. Şimdi bu durumda bir daha WATAIN’i getirir miyiz, açıkçası soru işaretlerimiz var. Ama HAGGARD’ı getiririz çünkü adamların tüm konserlerinin tüm biletleri tükeniyor.”

    Neredeyse her şeyi açıklığa kavuşturmuşlar, ve kendilerini yanlış ifade etmedilerse maalesef işin duygusal kısmı değil, maalesef sadece iş ve para kısmıyla ilgilendiklerini düşündüm şu paragrafı okuyunca. Üstte de belirttiğim gibi, madem bu işe “100 bilet az sattık, 500 bekliyorduk 300 geldi, bir daha bu grubu getirmeyelim de size ders olsun” mantalitesiyle bakıyorsunuz, o zaman sizin de hata veya eksik iş yapma lüksünüz azalıyor “müşteri”nin gözünde. Yarattığınız bütün beklentiyi karşılamanızı bekliyoruz doğal olarak.

    Bunun dışında linç konusunda sonuna kadar haklılar. Ben de Rock Off gönderisinin altına “Roxk Off” yorumunda bulunmuştum ama işin diğer ucundaki insanları dinlemek, empati kurmak, bazı şeylerin daha anlaşılır olmasını sağlıyor.

    Özetlemem gerekirse; konserleri sıklıkla takip eden, fırsat ve imkan buldukça hiçbir konseri kaçırmayan bir metal dinleyicisi olarak, benim de içinde olduğumu düşündüğüm kısıtlı bir kemik kitle yerine büyük kitlelere oynamanızı anlayışla karşılıyorum fakat yılda 1-2 defa da olsa bu tarz konserler için kafanızdaki soru işaretlerini göz ardı etmeniz benim gibi dinleyicileri memnun eder. Bu iki tür dinleyiciyi de küstürmeyeceğinizi umuyorum. Umarım ülkemiz adına hafızalara kazınacak birçok konseri yapmaya devam edersiniz.

    Berca B.

    @Koralp, “Onur Şişman: Bunun yanında, daha önce gelmemiş grupları getirme konusunda da misal yakın zamanda WATAIN’i getirdik, millet coştu, ortalık yıkıldı ama biletler tükenmedi. Mekânın üçte ikisi doldu. Biz çok daha fazla insanın geleceğini düşünmüştük. Seyirci çok istedi, çok baskı yaptı, biz de onları dinledik ve getirdik ama umduğumuz ilgiyi görmedi. Şimdi bu durumda bir daha WATAIN’i getirir miyiz, açıkçası soru işaretlerimiz var. Ama HAGGARD’ı getiririz çünkü adamların tüm konserlerinin tüm biletleri tükeniyor.”

    Burada söylediğin şeye aynen katılıyorum. Watain gibi bir grup mekanın 3′te 2′sini dolduruyorsa ve bu organizatörü tatmin etmeyip, “artık bi daha Watain’i getirmekle uğraşmaktansa Haggard’ı getiririz yine” dedirtiyorsa orada bir sorun var. Madem organizatör seyirciden -bu ekonomik şartlarda- konserlere gelmesini, destek vermesini istiyor, bu işte beraber olduğumuzu söylüyor, o zaman bu ülkenin metal müzik vizyonunun gelişmesinde sadece seyircinin değil, organizatörün de sorumluluğu var. Bu durumda Haggard gibi bir gruptan gelen gelirin bir kısmının daha az bilinen Watain gibi gruplara gitmesi zaten gerekli ve mekan yine de hatırı sayılır bir şekilde dolduğunda da “bir daha böyle bir işe girer miyiz bilmem” demek hoş değil. Her konserin sold-out geçmesini beklemek bir ne kadar doğru bir beklenti, veya bu beklenti gerçekleşmeyince “madem öyle, o zaman böyle” tavrına girmek ne kadar doğru, bilemiyorum.

    onurthefat

    @Berca B.,

    Seyirciye neden sitem etme, ders vermeye kalkma gibi niyetim olsun? Ayrıca hiç kimse destek olmak adına sevmediği bir grubun konserine bilet almak zorunda değil. Konseri kimin yaptığı önemli değil herkes sevdiği grubun konserine gitmeye çalışsın bu sektör için yeterlidir.

    Basitçe seyircinin de daha yüksek katılım beklentisi olan gruplarda bazen o beklenti kadar seyirciyi çekemeyebiliyorlar. Seyircide burada yanılabiliyor diye düşünüyorum. Watain dışında Carcass ve Tarja örneklerini de verdim. Bu bağlamda da Watain’e gösterilen ilgiyi düşündüğümde katılımın benim beklentimden az olduğunu ifade ettim. Konser öncesi getirmemiz için bu derece talep gören bir grup ile hiç karşılaşmamıştık. Grubun ajansı ile 1,5-2 yıl kadar yazıştık, konseri gerçekleştirmek için uğraştık, grupta gelmeye hep gönüllüydü. Uygun zamanın oluşmasını bekledik İstanbul’u içine alan turne yaklaşık 4-5 kez ertelendi hiç birinde vazgeçmedik. Onca uğraş ve bu derece ilgiden sonra konsere daha fazla katılım beklemeye hakkım yok mudur?

    Ayrıca ne yazık ki bazı bu tarz ortalama çaplı konserlerde mekanın üçte ikisinin dolması gelir sağlanmasına yetmeyebiliyor.

    “Sadece para kısmı ile ilgilenmek”
    İşin her kısmı ile ilgileniyorum. Bir kere sevdiğin bir grubun konseri yapıyor olmak bam başka bir haz. Kısaca bu müziğe hissettiklerimin senden daha farklı olduğunu hiç düşünmüyorum ama iş kısmı ile fanlık kısmını birbirinden ayırmam gerekiyor.

    Para bu işin doğasında olan bir şey, sanatçı burada para kazanıyor, menajeri, ajansı, rodisi para kazanıyor, sahne malzemelerini kiralayan firma para kazanıyor kısaca konserde çalışan herkes bir şekilde para kazanıyor. Konser zarar etse de biz herkesin parasını ödüyoruz. Bizim bu harcadığımız zamanın ve emeğin karşılığını yerine koyabilecek tek şey ise elbette yine para oluyor. Bu işin sürdürülebilir olması için zaten böyle olmak durumunda.

    onurthefat

    @Koralp,

    Watain’in sahne şovu ile ilgili konuya şöyle bir açıklık getireyim;
    Watain bize daha ilk teklif aşamasında bir rider yolladı ve bu rider onaylanırsa konser olasılığı konuşulabilir dedi. Biz teknik açıdan nasıl yapılabileceğini ve maliyeti çıkarıp onayladık. İstanbul’da eksik olan ateşli şova dair ayrıntılar bu riderda vardı. Ben, Ahmet’e bu bilgiyi verdiğim için bu şekilde bir paylaşım yapıldı.
    Sahne amirimiz bu yönde hazırlıklarına başladı. Fakat belli bir zaman sonra grup tarafı Eeastern Europe turnesini uçak ile yapmaya karar verdi ve daha farklı bir rider gönderdi. Bu yeni gelen ridera göre de sahne bire-bir kuruldu.
    Vera Müzik’in reklamlarında sahnenin büyüyeceğinden veya şovun detaylarından bahsedilmedi, reklam fotoğraflarında sahne fotoğrafı kullanılmadı. Sadece ilk anons günü “alevlerle dolu görkemli sahne ayinini tüm konserlerinde olduğu gibi İstanbul konserine de taşıyacak” yazmışız. Bunu kaldırmamamın nedeni yeni riderda da az da olsa bazı ateşlerin yine de bulunmasıydı.

    Anons sonrası kullandığımız reklam metinlerinin bazıları;
    -Dünyada turlamadık yer bırakmayan ve konser performansıyla dillerden düşmeyen Watain, ülkemizdeki black metal dinleyicilerine asla unutamayacakları ve %100 Metal bir deneyim yaşatmak için 2 Mayıs akşamı IF Beşiktaş’ta! Biletler Hammer Muzik Metal Shop ve Biletix’te.
    -Kendine has karanlık şovuyla black metal bayrağını başarıyla taşıyan Watain 2 Mayıs’ta ilk Türkiye konserini verecek.
    -5 Mart 2019 tarihine kadar geçerli avantajlı dönem biletleri Hammer Müzik (Kadıköy), Mephisto (Beyoğlu) ve tüm Biletix satış kanallarından satışta! https://bit.ly/2UGp1kw

    İlk paylaşımlar o günün koşullarında doğru olsalar bile bu şekilde yanlış bir beklentiye yol açan paylaşımlardan dolayı hatalıyım sizlerden özür dilerim ama şunu da eklemek isterim konserin pr’ını sahne şovunun üzerinden yapmadık.

  2. deadhouse says:

    Türkiye’de konser vermek istemeyen grupları merak ettim. Bence bu çirkin bir şey. Ülke, millet gözetmek sanatın doğasına aykırı.

  3. Bass says:

    Seneye Megadeth be Gojira’nin Yanina bi de Trivium koyarsaniz benim için fiyatın önemi kalmaz lütfen yapın.

    Rust in Peace.

    @Bass, başka gruba gerek yok, sadece Megadeth ve Gojira gelsin uçarak giderim

  4. NeObliviscaris says:

    @deadhouse, Afganistan’dan Pakistan’dan teklif gelse gider misin abi.Sen çoğu ülkenin/insanın gözünde orta doğulu müslüman hala deveye binen bir ülkesin, gelmek istenmemesi gayet mantıklı.

    deadhouse

    @NeObliviscaris, Deveye binen insanlar eğer seni tutkuyla dinleyip saygı duyuyorsa deveye binen insanlara da konser vermelisin. Güvenlik endişesi dışında konser vermek istememe biraz hava bence.

    DrDarkness

    @deadhouse, gün sonunda iş duygusalaa bakıyor o deveye binenlerin tutkulu olmasına gerek yok parayı bastırdıklarında zaten konser vermeye gidiyorlar.

  5. deli_kassap says:

    Tek eksik nokta, kesinleşmeden yapılan paylaşım olayı. Sonuna kadar her noktada her konuda kendilerine hak veriyorum. Ve hatta iptal edilen gruplar/festivaller hususunda ellerinden bir şey gelmediğine de yürekten inanıyorum. Fakat böyle her şeyin pamuk ipliğine bağlı olduğu bir coğrafyada, destek olmak yerine köstek olmayı davranış biçimi olarak benimseyen insanların olduğu bir yerde 1+1=2 sonucunu almadan duyuru, paylaşım yapmak biraz kendi işini baltalamak oluyor. 2020 Rock Off’mu var gelecek yıl ve gruplar seni 2 ay askıda mı tutuyor? Siyasi parti seçim çalışması gibi 1 sene, 1.5 sene önceden tarih, mekan, grup çalışmalarına gir ki, hem organizasyon yapan firma olarak sana hemde oraya gelen dinleyicilere olumlu-olumsuz durumda hareket alanı bırak.

  6. Pek çok yerde gördüğüm için bir konudan bahsedeyim.

    Rock Off’ta Slayer veya Gojira’nın olacağına dair bir söz veya ipucu verildiği ve sonradan bunun gerçekleşmediği yönünde yorumlar var.

    İki şirket de böyle bir şey yapmadı. Bir basın organı tam bu Rock Off duyuruları sırasında sosyal medyadan Slayer ve Gojira şarkı sözleri paylaştığı için insanlar bunun bir ipucu olduğunu sandı.

    Slayer’ın bu yıl Türkiye’ye gelmeyeceği zaten geçen sonbahardan falan belliydi. O açıdan şirketlerin bir günahı yok, başkasından kaynaklanan bir yanlış anlaşılmadan dolayı bu “gelecek dediniz getiremediniz” durumu oldu.

    Röportajda bundan bahsedilmiyor, açıklık getireyim dedim.

  7. Rashid says:

    Azerbaycanda doğup, büyümüş ve şimdiye kadar yurt dışı grubu denildiğinde Gürcistan grubundan öteyi bu ülkede görmemiş biri olarak söyleyebilirim ki, bazen Türk metal dinleyicilerinin aşırı söylentileri beni çıldırtıyor. Opeth, Slayer, Megadeth tarzı grupların ülkene gelmesi bile başlı-başına bi olay. O gruplar gelecek ki, onların sayesinde diğer grupların da yolu açılacak. Organizatörlerin de dediği gibi eğer bir grubun tüm konserleri sold out oluyorsa o grubu bin kere bile getirsen hiç kimsenin konuşmaya hakkı yok. Çünkü, neticede grup bilet sattırmayı başarıyor.

    Ocak ayında Bakü’de 3 Azeri ve 2 Gürcü(iki grubun da ne tür müzik yaptığından kitlenin haberi bile yoktu. Tek bildiğimiz ekstrem metal tadında çaldıklarıydı.) grubunun olduğu küçücük mekandakı konsere 10 AZN’den(35 lira yapıyor yanlış hesaplamıyorsam) 300+(Bakü gibi metal müzik dinleyici kitlesi pek fazla olmayan bir yer için büyük bir rakam bu) bilet satılmışdı. Çünkü, seyirci metal müziğe aç. Bunu söylememin nedeni de şu ki, eğer elindekinin değerini bilmezsen bir gün Opeth, Anathema, Amon Amarth gibi grupların bile gelmesi için yalvarır duruma düşersin.

  8. Ubeydullah İndiroğlu says:

    Öncelikle böyle röportajlar olması iki taraf için de iyi oluyor, elinize sağlık diyorum. Belirttikleri çoğu nokta mantıklı ve doğru ki az çok tahmin ettiğimiz şeyler. Fakat bazı noktalara daha farklı yaklaşılması lazım.

    Metal konserlerinin patlamaya başladığı dönem 2004-2005 civarlarıydı. Rock The Nations festivali, Anathema’nın ilk Türkiye turnesi, ardından Opeth, Therion, Orphaned Land gibi grupların turneleri derken bayağı bir ivme yakalanmıştı. Zaten bu ivmenin zirvesi olarak 3 Metallica, 2 Iron Maiden konseri, sayısız grubun festival/solo konseri ve Sonisphere 2010 gibi mega bir etkinliği gördük topraklarımızda.

    2004-2005 yılları arasında yoğunlaşan konserler bir jenerasyonun müzik zevkini şekillendirdi diye düşünüyorum. Yani bir nevi organizatörler insanları yönlendirdi. Dolayısıyla bazı gruplar Türkiye’de bayağı parlar oldu. Anathema, Orphaned Land, Rotting Christ ve Haggard kolayca tahmin edebileceğiniz isimler. Bazı gruplara olan ilgi ise abartı oldu ki bence Haggard Türkiye’de fazlaca abartılmış bir grup.

    Ülkenin hali, ahvali, ekonomik şartları vs… işin içine girince, bir de konserlerin ayrıca organizatörlerin ekmek parası olması da eklenince tabii herşey kitleniyor. Ama bir çare bulunsa buna keşke. Zorlu PSM son iki senedir bomba gruplar getirdi, organizatörlere de destek veremez mi acaba… Bizler için de üzücü, Black Sabbath’ı göremeden grup kariyerini noktaladı. Mötley Crüe’yu hiç görmedik, adamlar artık turneye çıkmıyorlar. Slayer’ı büyük ihtimal son kez göremeden emekliye ayıracağız. Yıllardır beklenen ama “garanti edilemediği” için gelmeyen bir çok grup var. 2003-2004′te Cradle Of Filth popülerliğinin zirvesindeyken gelse hayvan gibi bilet kesebilirdi. Şu an gelmeleri için birinin zararına da olsa elini cebine atması gerekiyor, çünkü 2003′teki Cradle Of Filth yok. E ekmeği bu olan organizatör doğal olarak o topa giremiyor.

    Ben Ankara’da yaşıyorum ve bir konsere gidip gelmem neredeyse 500-600₺ . Ama sevdiğim grup olunca ne yapıp ne edip gitmeye çalışıyorum. Tabii ki herkes benim gösterdiğim (ya da gösterebildiğim) özveriyi göstermiyor veya gösteremiyor. Gerçekçi olmak da lazım bir yandan, bu ülkede, dolmasa da Enslaved ve ya Watain konserlerinin olabilmesi de büyük iş. Ben organizatör olsam bu konserlerin dolmasını beklemem, “gönül belediyeciliği” kapsamında yaparım. Tamam, 3 Haggard yapın, giden zaten gider. Sonra bir Watain gelsin. Dediğim gibi Haggard’ı organizatörler büyüttü bu ülkede. Adamları memleketinde sallayan yok, sad but true! :p

    İşin özü, iki taraf da birbirini suçlamaktansa alternatif girişimleri düşünmeli. Bizler de üzerimize düşeni yapalım, organizatörler de dubaların ilerisine gidebilsin. Yoksa Haggard’a devam yani. :D

    DrDarkness

    @Ubeydullah İndiroğlu, Haggard’ı seven biri olarak ben bile bu kadar çok bilet satmalarını açıklayamıyorum üstelik sadece İStanbul’da değil.

    Black Sabbath’ı ben de yazdım Heaven&Hell olarak maalesef Dio’nun vefatı nedeniyle 2010 Sonisphere’de olamamışlardı ben mecburen son turnelerinde Budapeşte’de izleyebildim.

    Bu arada Cradle of Filth ve Slayer’in adı yanlış hatırlamıyorsam 4-5 sene önce bir festival için önce açıklanıp sonra her ikisi de iptal edilmişti.

    Bu arada uzun süredir yapılan metal konserlerine/festivallerine grubu veya lineup’ı beğenmesem de destek olmak amacıyla 1-2 sene öncesine kadar katılıyordum çünkü belki ülkeye gelmemiş Black Sabbath, Mötley Crüe, AC/DC veya Kiss gibi grupları ülkede canlı izlemeye ön ayak olmak için ancak şimdi biraz daha seçiciyim (Enslaved ve Watain’e gittim yine de) çünkü bir noktadan sonra paranızı gerçekten izlemek istediğinizi grupların konserlerine harcamak istiyorsunuz, bir şekilde sizin istediğinizi grubu getireceğini düşündüğünüz organizatörlerin diğer organizasyonları yerine. Örneğin eskiden olsa Rock-off 2019′a kesinlikle katılırdım şimdi ise ona para vermektense bir kaç katı paraya Bulgarsitan’a gidip izlemek istediğim grubu izlemek ekonomik olarak daha zorlayıcı olsa da daha mantıklı geliyor.

  9. feel the groovity says:

    öncelikle bu iletişim halinde olma durumunun devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. bu röportajdan bile, arka planda olan bitene dair pek çok satırbaşı hakkında bilgi sahibi olduk. madem bizbizeyiz, gerçekleri kaçınmadan paylaşmak ve fikirlerimizi ifade etmek iki taraf için de yararlı olacaktır.

    organizasyon olayı cidden epey detaylı ve meşakkatli bir iş. yüzlerce e-mail trafiği oluyordur. organizasyon tarafının haklı olduğu epey konu var. örneğin 2015′teki headbanger’s journey’deki mevzu. kadro gerçekten çok iyiydi. müthiş gruplar vardı, ben askerdeydim ve bu festival için özellikle izin kullanmıştım. hakikaten kalabalığın azlığını biz de farketmiştik arkadaşlarla. o organizasyon için teşekkür ederim ayrıca.

    bununla birlikte merak edip sormak istediklerim de var. mesela bu seneki rock off için yapılanı açıklamaları tatmin edici bulamadım. evet epey uğraşılmış ama açıklanan gruplar net bir şekilde heyecanlandırmadı insanları. rock off bağlamında uzun vadeli bir antlaşmanız(min. 4 sene daha) olduğunu söylüyorsunuz ve her yaz 1 festivalin yeterli olacağını kendiniz dile getirmişsiniz röportajda. bu rock off için daha iyi hazırlık yapılabilirdi. veya “arkadaşlar biz sadece bu grupları ayarlayabildik, kesin line-up budur, buna göre de bilet fiyatımızı belirledik vs..” şeffaflık gösterilse bu kadar tepki olmazdı. bir kaç da soru var aklımda.

    - beni konserlerde en çok rahatsız eden noktalardan biri wc konusudur. yeme-içme konusunun pahalılığı evet anlaşılabilir ama bu wc’ler neden hep leş oluyor?

    - neden insanlar, konser saati gelmesine rağmen ayakta dikilmek zorunda kalıyor? gruplar neden hep geç çıkıyor? son ana kadar bilet satma isteğinden midir, inanın bilmediğim için soruyorum.

    - vera-freebird arasındaki işbirliğinin bir benzerinin zorlu tarafı ile de kurulma şansı var mıdır?

    Berca B.

    @feel the groovity, konu dışı, Socrates – Cedi Osman ödülün için kutlarım ahah. Nasıl olduysa nick’in aklımda kalmış.

    feel the groovity

    @Berca B., ahaha sağolasın. kaan kural “feel the groovity’ye başka bir şey daha vermek lazım” deyince kalmaması mümkün değildi zati :D

    ben de aynı video altına, “kaan abi cümle sonlarında kullanmadığın yüklemleri bana verebilir misin?” diye yorum atmıştım, güme gitti galiba :)

    socrates’i severim, destek babında 6 aylık dergi abonesi de olmuştum hatta.

  10. Oğulcan Yolcu says:

    Açıkçası çok iyi bir röportaj olmuş. Bazı konularda ben de “Neden yine aynı grup geliyor, niye bu gelmiyor, niye öyle niye böyle” sorularını çok sordum. Ama bu ülkede festival yapılmasını istemiyorum artık. Katılım az. Ayrıca niye sırf Avrupa ülkeleri oldukları için bizden bile daha fakir, bizim yarımız kadar gelişememiş Sırbistan, Bulgaristan gibi ülkelerle kendimizi kıyaslıyoruz? Polonya’daki line-upları görseniz çıldırırsınız. Ben her zaman bir progressive müzik festivalinin yapılmasını istedim Türkiye’de. Olmayacaksa da tüm konserlerin solo konser olmasından yanayım. Geçtiğimiz yıllarda Dream Theater, Anathema, Steven Wilson (2) ve Pain of Salvation konserleri gördük. Hangimiz o konserlerden memnuniyetsiz olarak ayrıldı? Mekanlar çok iyi, Volkswagen ya da Zorlu’da oluyor. Dolayısıyla cayır cayır da ses kalitesi alıyoruz. Son konserlerinden beri Opeth’in yeniden gelmesini bekliyorum (umarım son 3 albümden dolu dolu çalarlar da insanları delirtirler siktir olup giderler, az buz güzel bir kitle ile konser izleriz). Ama sevinsem mi üzülsem mi karar veremediğim bir durum oldu hem festivale gelmeleri hem de festivalin Park Orman’da olması. Yapmayın abi festival falan, Ensiferum’un altındaki grupları dünyaya biz yayacak değiliz. Yerli müzik de bahane. Yok ulan işte kaliteli yerli metal grubu, Taksim’de barzo barzo fıçı Efes içenleri mermerle bile sevindirirsin. Slayer mı kaldı, Megadeth mi kaldı? “Sonuçta Megadeth’den bahsediyoruz” diyen hanımefendinin lütfen son 5 yıldaki konserleri incelemelerini istiyorum. Dave Mustaine’in yaşam belirtisi verdiğinden şüpheliyiz çünkü. Geçin şu klişeleri artık. 15 yaşındaki Kadıköy Anadolu Liseliler dinliyor artık 40 yıllık thrash gruplarını.
    1986 yılında da değiliz. 2019 yılında Thrash metal yaparak adını duyuran yeni nesil grup bile yok ortada. İnsanların IQlarını artıracak gruplara yönelin. Pek dinlediğim gruplar olmasalar da Leprous ve Haken’ın İstanbul’a gelmesine çok sevindim. DEVIN TOWNSEND’LE KONUŞUN ABİ. RIVERSIDE’LA KONUŞUN. ŞU İNSANLAR BİR KEZ BASS GİTAR DUYSUNLAR. Solo konserlerin tamamı sold-out ya da ucu ucuna kapanıyor. Muhteşem bir konser için de Nightwish’i çok isterdim. Floor Jensen’in dahil olmasından sonra grup kasıp kavuruyor. Goth ya da symph denilecek kadar seviyesiz bir grup da değil. Keşke daha önce farkında varsaydım önyargılı olmak yerine.

    Birkaç ismi yazmak isterim, görürsünüz görmezsiniz bir şey diyemem.

    Devin Townsend
    Opeth (Daha sık)
    Dream Theater (Daha sık)
    Anathema (Gelsinler abi son konserleri muhteşemdi)
    Pain of Salvation (Enselerine yapışın)
    Riverside (Yanılmıyorsam hiç gelmediler ve bu inanılmaz büyük bir ayıp)
    Katatonia (Yukardakileri dinleyenler bunu da dinler, dolayısıyla konser dolar)
    Between the Buried and Me
    Alice in Chains
    Queensryche (Geoff Tate’in rezalet konserinden sonra ilaç gibi gelir, buzları eritir)
    Animals as Leaders
    The Aristocrats
    Ayreon
    Gazpacho (!!!!!!)

    Aklıma gelenler bunlar, elbette isteyeceğim çok grup vardır. Tabiki “YA BUNLAR NİYE GELMİYOR GETİRİN ŞUNLARI” diye yazmıyorum. Ağırlık verilmesi gereken bir öneri olarak görülsün. Devir artık bu tür grupların devri, kimse kusura bakmasın. Kusura bakanlar da zırlaya zırlaya ağlayabilirler, sidik yarıştırmaya devam edin Metallica, Megadeth ve alakasız bir şekilde ortaya çıkıp İKİNİZ DE DEĞİL, MANOWARcular.

    Oğulcan Yolcu

    @Oğulcan Yolcu, Polonya örneğimi de şimdi POLONYA BİZDEN DAHA MI İYİ LAN diye algılarsınız falan, böyle yazmış olayım da “hayir ya abi hayır ponalya kim ki abi :(” kızmayın.

    Ubeydullah İndiroğlu

    @Oğulcan Yolcu, Riverside geldi Türkiye’ye. 2007′de turne yaptılar, sonra 2010′da geldiler. 2013′te Gezi’ye denk geldi. Sonra da gelemediler. :D

    DrDarkness

    @Ubeydullah İndiroğlu, Gezi zamanını ben de yazacaktım bileti almıştık ama gerçekleşmedi maalesef.

    DrDarkness

    @Oğulcan Yolcu, yalnız Sırbistan’ı Polonya’yı bilemem ama Bulgaristan ile kendimizi kıyaslamayalım zaten adamların nüfusu bizim 10′da birimiz değil ama ülkenin en az üç şehrinde metal festivali oluyor ve en azından benim geçen sene birinde gördüğüm kadarıyla yeterince dolu oluyor da. Ben bizde yabancı grup ağılıklı İzmir, Ankara ve İstanbul’da aynı yaz festival görüp bunları yeterli dolulukta göreceğime kesinlikle inanmıyorum.

    Mustaineisgod

    @Oğulcan Yolcu, bu ne saçma bir yorum yahu? Sen megadeth’i slayer’ı Metallica’yı manowar’ı sevmiyorsun diye Türkiye’ye gelmesinler mi? Onlar gelirse sen gitmezsen olur biter. niye karşı çıkıyorsunuz? zaten slayer’ın bu kadar istenmesinin sebebi de final turunda olması, farkında değilsin galiba ama adamlar bırakıyor ve bir daha izleyemeyeceğiz. Bu grupların fanlarını ’15 yaşında Kadıköy metalcisi’ diye küçümsemen de hiç hoş değil. Kimin IQ yükseltici grup olduğuna sen karar veremezsin. Bir de grup listesi vermişsin, bu thrash grupları olmasaydı acaba sen bugün bu grupları dinleyebilecek miydin?

    Rust in Peace.

    @Mustaineisgod, Metalin gelişimine en çok katkı sağlayan, çoğu metalciye metali sevdiren, bir dönem metal tarihinin en özgün ve ilham verici albümlerini çıkarmış gruplara ve dinleyicilerine bu kadar saygısız bir şekilde hakaret etmek hangi zihnin ürünü anlayamıyorum.

  11. Rıdvan Kahraman says:

    Bu röportajı gerçekleştirdiğiniz için teşekkürler. Bir dinleyici olarak bu işlerle uğraştıkları ve vazgeçmedikleri için onlara da teşekkürler =)

    Rıdvan Kahraman

    @Rıdvan Kahraman, bu arada editlemem lazım her Wacken konserine çoğu aynı grup tekrar gelirken onlarda kimse ağlamıyordur muhtemelen aynı grupların buraya gelmesi de insanları şaşırtmamalı

  12. Oğul says:

    Öncelikle çok güzel ve çok faydalı bir röportaj. Ben mesela Rock Off kadrosundan sonra inanılmaz gömdüm ve aslında organizatör tarafını da dinlemeyi istiyordum.

    Genel anlamda empati yaptığımızda kendilerine hak verdim ve bu işte birlik olmaları, birbirlerine kolaylık sağlamaları gerçekten hem kendileri hem de bizim için çok güzel hareketler.

    Ancak kafama takılan, canımı sıkan bir nokta var. Yukarıda 2 yargıdan söz edildi, birincisi mecburen aynı gruplara yönelmek (sebebi katılım), diğeri ise aslında haznelerinde bir sürü grupların olması ancak birçoğunun farklı sebeplerle olmaması. Burada aşağıdaki soru ve bu soruya verilen cevap ‘umarım trolldür’ diye düşündürttü beni ancak yazıda ne bir (gülüyorlar) (gülüşmeler) tarzı ifade ne de herhangi bir komedi unsuru görsel yoktu. Malum soru şu;

    Ahmet: Peki seneye Rock Off için hedeflenen isimler kimler?

    Onur Sabuncu: MEGADETH, AMON AMARTH, GOJIRA.

    Şimdi bu röportajın yapılma amacı zaten aynı grupların sürekli gelmesi isyanıyken, kendinizi bu kadar da güzel ifade edip gerekçelerinizi anlatırken bir sonraki sene hedefini bu festivale zaten ikişer kez gelmiş 3 grup olarak açıklamanız içimdeki bütün o samimi ve umut dolu duyguları öldürdü. Ya koskoca bir sene var, planlama nasıl bu üçlü olabilir aklım almıyor çıldırmak üzereyim cidden.

    Ayrıca herhangi bir yabancı gruba (bu festival için söz konusu olabilecek gruplar) ‘sen Ensiferum’un altında çıkacaksın kardeşim’ dediğinde otomatik reddeder zaten. Ensiferum kim ya? Stratejik bir hata olmuş burada bence. Hani gidip de At The Gates’e falan bu teklifi yaptığınızı zaten sanmıyorum ama yine de hangi gruplara bu teklifi yaptığınızı ve reddedildiğinizi bilmek isterdim.

    Bunun haricinde Megadeth, Gojira ve Amon Amarth gibi koca röportajın en kısa ancak en skandal cevabına rağmen ben bir dinleyici ve daha iyi grupları görebilme umuduyla daha fazla konsere gideceğim. Opeth açıklandığı anda Rock Off’a zaten biletimi almıştım daha önce 2 kez izlememe rağmen. Sadece line up’ın devamı büyük hayal kırıklığı olmuştu.

    Bundan sonra da samimi bir arkadaşımla birbirimizi gazlayıp daha fazla konsere gideceğiz. O beni tahammül edemediğim Leprous’a ikna etti, ben de ona Overkill’i çektireceğim mesela.

    Sevgili organizatörler, işiniz zor, şartlar zor, anlıyoruz, ancak bizi de düşünün.

    Not: Stadyum konseri için Rammstein neden düşünülmez onu da anlamıyorum. Ya da düşünülüyor, biz bilemiyoruz. 10.000 bileti bu ülkede rahat satabilecek (özellikle 2010 Sonisphere’dan sonra görmeye başladığı saygıdan sonra) bir grup ve senelerdir gelmiyor. Metallica etkisi yapar, hem metalsever hem de büyük grup geliyo abi Du Hast dinlerizci tayfa akın eder. Düşünmemişseniz bir düşünün derim.

    DrDarkness

    @Oğul, Şahsen bu saatten sonra ülkede herhangi bir rock-metal grubunun stadyum doldurabileceğini sanmıyorum buna Metallica dahil ki doldurabileceğine güvenseler AC/DC falan yoklanırdı zamanında(ha Rammstein gelse fena mı olur kesilikle hayır).

    Dionysus

    @Oğul, katılıyorum sana, organizatörler Rammstein için sosyal medyada nabız yoklamalı. Açıklanırsa aileden 16 bilet kesin var benden.

    onurthefat

    @Oğul, Arkadaşlar RAMMSTEIN’ın dolduracağından hiç kimsenin şüphesi zaten yok. Sasdece hem performans ücreti olarak çok pahalı hemde teknik açıdan çok maliyetli bir isim.

    Özgür

    @Oğul, Rammstein Sonisphere 2010 rezaletinden sonra bir daha Türkiye’ye gelmez.Ruh gibi bir seyirciye çalmışlardı.Du hast dışında hiçbir şarkıya eşlik edilmedi.Bozkurt işareti yapanlar vardı.

  13. DrDarkness says:

    Organizatörlere hak veriyorum özellikle tutmuş grupların getirilmesinde. Rock Off için keşke Lamb Of God, Testament, Wintersun, Lacuna Coil, Tiamat, Amaranthe bunlardan en az biri line up’a eklenebilseymiş.

    Ben Bulgaristan, Yunanistan’daki festivaller ile konuşup acaba bazı grupları beraber getirmelerinin bir imkanı var mı onu merak ediyorum örnek olarak Ayın 1′inde Bulgaristan’da çalıp 3′ünde Yunanistan, 5′inde Türkiye’de çalamaz mı? Şu AB sınır meselesi nedeniyle işlerin zor olduğunu biliyorum ama ne bileyim bir gruba bu 3 festivalin organizatörleri ortak olarak gidip bu 3 tarihi önerse, grup için de tek seferde 3 konseri set etmiş olurlar. Çünkü Bulgaristan’da bu yaz yapılacak hatta sadece Plovdiv/Filibe’deki festivale bile bakınca insan ya bu gruplardan biri bile sınırı geçmez mi diye düşünüyor? Özellikle Slayer’ın son turnesinde zaten daha önce de konser verdiği Türkiye’ye gelmemesi çok büyük hayal kırıklığı (Gerçi benim için Black Sabbath’ın ülkede tek bir konser vermemiş olması kadar değil).

    Ayrıca metal konserlerinin izleyicisinin ciddi bir bölümü henüz maddi özgürlüklerini ellerine alamamış öğrenci/yeni mezunlardan oluştuğunu düşünürsek bilet fiyatlarının (doğal olarak) yüksek olması aslında gelecek izleyici sayısını kısıtlıyor.

    Bu arada bana çok ilginç gelen bir şey belirteyim. Geçen sene Varna Mega Rock’a Glenn Hughes için gitmiştim yanında Nightwish, Kamelot, Apocalyptica da bonus olmuştu, Geçen sene Bulgarsitan’a kadar gelip Türkiye’ye gelmeyince kolay kolay Türkiye’ye gelmez herhalde derken Glenn Hughes bu sene de İstanbul’a geliyor, üstelik tur rotası İtalya-Türkiye-Almanya-İsviçre şeklinde yani hiç uygun bir tur rotası değil neyse geç olması hiç olmamasından iyidir.

  14. muziksever says:

    Bunu organizatör arkadaşlar okur mu emin değilim ama bir ihtimal diye yazıyorum, neden hard rock grupları falan düşünülmüyor acaba? Neden sadece metal gruplarını getirmeyi deniyorsunuz onu anlayabilmiş değilim. Breaking Benjamin ve Three Days Grace 2018′de iki grup da albüm çıkarttı, örneğin Skillet de yakında yeni albümünü çıkarıyor, o olmadı Adam Gontier’ı falan getirin solo. Getirsenize abicim böyle grupları hem dinleyeni de var. Tamam metal biz de dinliyoruz ama bu tarz rock gruplarının da denenmesi gerekiyor bence. Saygılar.

    Oğul

    @muziksever, katılıyorum. Klasiklerden Blue Öyster Cult vs. dinlemek de muhteşem olurdu, tat katardı. Birçok seçenek var. İsmi Rock Off olan bir organizasyonda bir adet böyle bir grup sırıtmaz aksine tat katar, farklı seyirciyi de çeker.

    DrDarkness

    @muziksever, Three Days Grace güzel olurdu.

  15. refik says:

    Riverside ismi görünce heyecanlandım. Keşke gelseler. Hazır yeni albümleri de var.

    DrDarkness

    @refik, +1

  16. muziksever says:

    Organizasyonun ismi “Rock” Off ya hani o bakımdan.

  17. Anubis says:

    Halk trivium istiyor. Festival dahilinde yada solo konser olarak düşünülmeli. Saygılar..

  18. blowyourbrain says:

    2012 Yılından beri In Flames’in gelmesini bekleyen şahsımı çok üzmüş bir röportaj kesinlikle. Bu sene çıkardıkları bomba albümle biraz daha popülerlik kazandıklarını düşünüyorum açıkcası, keşke gelseler :(

    Rust in Peace.

    @blowyourbrain, bu sene çıkardıkları albüm rezalet, gelseler bile tatmin edici bir konser olacağını düşünmüyorum

  19. Özgür says:

    @muziksever, Def Leppard veya Whitesnake gelsin direkt sold out olur biletler bence.Bence organizatörler dikkate almalı Whitesnake ve Def Leppard’ı.

  20. Gutturalos says:

    Arkadaş bu memlekette Grave Miasma, Dead Congregation, Krypts, Blood Incantation, Undergang, Phrenelith gibi gruplar konser verdi. Hem de büyük çaplı organizasyon yapılmadan. Ama büyük organizasyon olunca dön dolaş Amon Amarth, Ensiferium, Megadeth vs. Mesela Undergang konserinde ortak grup elemanlarına sahip olduğu için bir kaç kişiyi daha ekleyip Phrenelith ve Hyperdontia konseri de verdiler. Napalm Death kadrosuna Lock up ve At The Gates kadrosunun elemanları da eklenip daha fazla seyirci çekmeye çalışılabilirdi. Hem de izlenilmeyen gruplar izlenmiş olurdu. Slayer adı geçiyorsa Amerikan gruplarıyla görüşülmüş demektir. Suffocation, Six Feet Under, Dying Fetus, Obituary ilk aklıma gelenler. Avrupadan Sodom büyük olay olabilirdi. Sürekli Kreator dinlemektense daha güzel olurdu. Çok daha küçük organizasyonlar çok daha underground gruplarla daha büyük riskler alırken böyle büyük organizasyonların sıfır risk mentalitesinden çıkamaması düşündürücü. Bu sene içinde Demilich, benediction, interment, deus mortem grupları gelmesi planlanıyor. Duyurusu bizzat bu sitede. Bu kadar ufak organizasyonlarböyle riskler alıyorken çok daha büyük çaplıların ne şiş yansın ne kebap modunda olması bence bahane bulmaktan öte değil. Kaldıki imkanları çok daha fazla olmasına rağmen böyle olmasını da okuyucuların takdirine bırakıyorum.

    evian

    @Gutturalos, +1

    çok doğru buluyorum bu yorumu. organizasyonun uçak bileti maliyeti dışında söylediği hiçbirşey beni kazanamadı. yine söylüyorum daha düşük maliyet ile daha sıkı bir line-up yapılabilirdi ve emin olun daha fazla bilet satardı. LiK – Entombed A.D. – Memoriam sadece bu üç grup bile o kadar uygun takvime sahip ki. Dismember geri döndü, ben Dismember’ın kaşesinin Opeth ve Ensiferum’dan çok daha uygun olduğuna inanıyorum. Hafif bir extreme fest tadı yaratılabilseydi şimdi gün sayıyor olurduk.

    zxcvbnmöç

    @Gutturalos, oh be eline sağlık! beklediğim yorum bu işte. küçük organizasyonların yaptıkları muhteşem işler umarım asla bitmez.

  21. Mustaineisgod says:

    Getirdikleri grupların hatrına kötü konuşmak istemiyorum ama Vera müzik’in tek bir yanlışını gördüm o da Twitter’da ‘hükümete aykırı şeyler yazmayın görürsek polis amcalara şikayet ederiz’ tavrıydı.
    Kötü ses sistemine rağmen IF ve küçükçiftlikpark metal konserleri gayet uygun. Bu mekanların bir falsosunu görmedim. Kadına şiddetin tavan yaptığı Dorock’a mı gidelim yani??

    Ahmet Saraçoğlu

    @Mustaineisgod, Vera ile ilgili bahsettiğin şey ne zaman, neyle ilgili oldu?

    rorschach

    @Ahmet Saraçoğlu, watain konseri öncesi https://twitter.com/talataciman/status/1123902517052682241

    onurthefat

    @rorschach, Kanuna ve toplum ahlakına aykırı davranıştan kastımız hayvan kurban edilmesi ile ilgiliydi. Bu şekilde bir eyleme girişip bunu internetten yayınlamayı düşünen kişileri emniyet güçlerine teslim etmekten bahsediyoruz. Bunu da bu yönde aldığımız mesajlar nedeniyle paylaştık.

  22. Gutturalos says:

    @zxcvbnmöç, Zaten bu küçük organizasyonlar olmasa underground grupları hiç göremeyeceğiz. Türkiye’de Grave Miasma, Krypts, Dead Congregation izliyeceksin deseler güler geçerdim, yaa hee hee falan derdim. Ama bunun mümkün olabileceğini gösterdiler. İş ne kadar büyürse risk o denli büyüyor fakat bu oranda kazanç da büyüyor. Adamlar sürekli yakınmış ama hiç kazanç büyüklüğünden bahsetmemiş. Bu iş sonuçta bir ticaret. Büyük riskin büyük sorumluluğu olduğu gibi büyük kazancı da var. Bunları göz ardı edip risk hep azalsın ama kazanç çok olsun istedikleri için sürekli Haggard dinlemekten öteye gidilemiyor. Watain tam doldurmadı diye üzülmüş adamlar. Haklılar bir bakıma kimse zarar etmek istemez ama dedigim mentalitede olup da hep çok kazanayım risk azalsın dersen işler gün olur elinde patlar. Sonuçta müşteriler de salak değil. Türkiye’de konser az olduğu için insanlar ne yapalım boş oturacağımıza gidelim konsere diyor fakat ortada farklı işler olunca bu durum bozuluyor. Opethin fanboyları hariç çok giden olacağını sanmıyorum bu seneki rockoff’un. Çünkü önümüzdeki süreçte bir sürü farklı grup var. Niye opethe bu parayı versinler ki? Bence röportajda satır aralarında dikkat edilmesi gereken asıl olay birbirlerini destekleyip rekabete girmedikleri meselesi. Normalde ekonomik sistemde rekabet piyasayı canlandırır ama arkadaşlar tekel oluşturduklarını itiraf etmiş bir yerde. Bu ufak oluşumların getirdiği çeşitli gruplardan da hiç hoşnut değiller bence. Çünkü alttan alttan tekelleri sarsılıyor. Bence içten içe şu gruplar olmasaydı da opethe gelmek zorunda kalsalardı diyorlardır içten içe.

    zxcvbnmöç

    @Gutturalos, haklısın. organizatörlerin de para kazanması gerek ancak öncelik maddiyat olunca ortaya çıkan iş dinleyiciyi mutlu etmeyebiliyor. organizator açıkça “haggard watain’den daha doluydu o yüzden bir daha watain’i değil haggard’ı getiririz” mantığındayken dinleyicinin bu durumu eleştirmesi çok normal. watain’le haggard’ın aynı dolulukta olmamasının sebepleri düşünülmeli belki de. ayrıca underground organizasyonlarda hem daha extereme gruplara yer veriliyor hem yerli gruplar sahne alabiliyor. tercih meselesi tabi ancak benim için karga’da demilich, furia izlemek yeterince heyecan verici.

  23. Gutturalos says:

    @zxcvbnmöç, Demilich çok merak ediyorum. 5 ekimi iple çekiyorum. Seneler sonra grup tekrar birleşti. Bu konseri kaçırırsak bir daha da göremeyiz zaten. Mezar organizasyon son senelerde Extreme metalciler için harika bir oluşum. Umarım çok daha başarılı olurlar, çok daha güzel gruplar getirirler.

    Büyük organizasyoncuların tutum zaten söylediğimiz gibi ama anlayamadığım şeyler de var. Misal Morbid Angel ve Nile konseri iptal olmuştu. İyi de bilet satılmıştı diye hatırlıyorum. O iptal sonrası potansiyeli gördükleri halde ne Morbid Angel için ne de Nile için herhangi bir plan vs görmedim. Bu durum da zaten önceki yazılarda düşündüklerime temel oluşturuyor.

    Ayrıca gördüğüm bir başka sorun da seyirci kitlesindeki farklılık umursanmıyor. Haggard dinleyicisi ile watain dinleyicisinin hiç alakaları yok birbirleriyle. Apayrı dünyaların insanları bu seyirciler. Fakat yurt dışındaki festivallere bakınca çeşitliliği görebiliyoruz. Adam en yaşlısından en gencine çok geniş skalada seyirci kazanmaya çalışıyor. Yurtdışı aynı festivalin içine metalcore, djent, Black metal, death metal, thrash metal, grindcore, punk, Heavy metal vs her türden bir grup koyuyorlar. Farklı nesilleri, farklı kitleleri bir araya getiriyor. Mainstream grupların altına underground olanları da ekleyip yelpazeyi iyice genişletiyorlar. Bizde ise sadece Mainstream gruplar var. Underground olarak koyduğu da folk metal falan. Böyle bir ortama Black metal, death metal vs dinleyicisi niye gitsin ki? Adamı çekecek hiç bir şey yok. Aynı şekilde kargada olan konsere de Ensiferium dinleyicisi gelmiyor mesela. Hadi Undergang organizasyon olduğu için sınırlı seyirci olmasını anlarım ama aynı mentalitenin koskoca feste uygulanması çok saçma.

    Tüm bunların da ötesinde seyirci sorunu da var. Bizim ülkemizde metalciler birbirini kollamıyor. Heavy stagede bu duruma çok net şahit oldum 2 kere. Konsere gelen belkide 400 e yakın adam var. İlk gruplar çıkıyor aşağıda dinleyen 20-30 kişi. Saçma sapan bölünmüşlükler var. İzmirli grup çıkar izmirlilere çalar. Ankaralısı, İstanbullusu dinlemeye inmez. İstanbullusu çalar ötekiler inmez. Black metal çalar Heavy metalcisi dinlemez, Heavy çalar blackçisi dinlemez. Bu kadar adam ne yapıyor peki? Yukarıda bira içim kaç senelik arkadaşlarıyla muhabbet, sohbet. Konsere mi geldiniz dedikoduya mı? Sonra da yerli gruplara destek çıkalım vs. Yerli seyirci bin parçaya bölünmüş neyin desteği?

    Hiç sevmiyorsan bile yukarıda lak lak edeceğine aynı muhabbeti aşağıda yap. Sadece ortamda bulun. Çıkan yeni grup en azından çok kişiyi görünce motivasyonu artar. Hiç sevmesen bile motivasyon olarak desteklemiş olursun. Ama bizde herkes kendi ufak çevresinde birbirini gazlıyor.

    Her ne kadar organizatörlere eleştirimiz olsa da bir yandan çuvaldızı kendimize de batırmamız lazım. Bizim seyircide de çok iş yok maalesef.

    Kaldıki dünyada yavaştan müzik endüstrisi bitiyor. Çok saçma sapan ortamların içindeyiz. Koskoca gruplar kariyerlerinin başlangıçlarına dönmeye başladı. Deicide, Cannibal corpse gibi gruplar koskoca stadyumlara çaldıkları ortamlardan karga bar gibi mekanlarda 300 kişi gibi sayılara konser vermeye başladıkları konuma dönmeye başladılar. İnsanların iyice birbirine kenetlenmeye çalıştığı ortamlar varken biz de tam tersi olması da seyircinin ayıbı diyelim.

    Daha söyleyecek çok söz var aslında ama gören, anlayan anlıyor zaten.

  24. burock1988 says:

    Unirock 2010 ve Headbangers 2015deki festivallerde bilet fiyatları uygun olmasına ve lineupın iyi olmasına rağmen katılım son derece düşüktü. Aynı segmentte gruplar Bulgaristana gittiklerinde daha sınırlı nüfus ve ekonomiye rağmen alanı dolduruyorlar. Ülkemizde maalesef metal müzik yeteri kadar ilgi görmüyor. Bana göre en mantıklı olan rock am ring tarzında hem rock hemde metal gruplarının sahne aldığı festivaller yapmak.

  25. McLorand says:

    Seneye Megadeth biraz zor :((

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.