# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Tartışma
Metal konusundaki yanılgılarımız
| 03.06.2019

Kesin bilgi yayalım.

Yeni bir tartışma konusundan daha merhaba. Bu hafta dinlediğimiz müziğe yönelik yanılgılarımızdan, sonradan değişen yanlış düşüncelerimizden, belki de ön yargılarımızdan söz edelim dedik. Metal dinlemeye başladığımız ilk dönemlerde pek çoğumuzun bu müziğe karşı çeşitli yanılgıları olmuştur. Özellikle internet öncesi dönemde metal dinlemeye başlayan ve bilgiye ulaşma konusunda büyük sıkıntı çeken dinleyiciler, birtakım konuları yanlış öğrenmiş, kulaktan dolma bilgilerle yanlış kanılara varmış, hatta bunları başkalarına aktarmış olabilirler.

Bu hafta biz de eğlenceli olacağını tahmin ettiğimiz örnekler, deneyimlerle bu konudan bahsedelim istedik.

“Black metalciler normal hayatta da yüzleri boyalı geziyormuş”, “Kerry King’in kolundaki çivili bileklik 15 kiloymuş” gibi genele yayılan yanılgılardan; birtakım gruplara, albümlere, şarkılara veya metalin geneline kadar doğru sandığınız yanlışları komik, eğlenceli anılarla çevrili tecrübelerinizi paylaşmanızı umuyor, güzel bir hafta diliyorum.

  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“Metal konusundaki yanılgılarımız” yazısına 63 yorum var

  1. 2000′lerin başında Kazaa’dan indirilen birtakım albüm ve şarkı bilgilerinde hatalar oluyordu. Ben yaklaşık 5-6 sene boyunca en sevdiğim 2 Dimmu Borgir şarkısının “Absolute Sole Right” ve “The Maelström Mephisto” olduğunu sandım. Her durumda o iki şarkıyı övdüm, millete önerdim.

    Ancak yıllar sonra “Puritanical Euphoric Misanthropia” albümünü baştan sona dinleyip sözlere baktığımda “Absolute Soul Right” sandığım şarkının aslında “Sympozium”, “The Maelstrom Mephisto”nun ise aslında “Hybrid Stigmata – The Apostasy” olduğunu öğrendim. Hatta o kadar benimsemiştim ki böyle bir yanlışlığı kendime konduramayıp “Nası ya? Albümde hata var sanırım” diye de düşünmüştüm.

    Aynı duruma başkaları da düşüyordu tabii. 2003 yılında Dream Theater’ın “Train of Thought” albümü Kazaa’ya tam ters şarkı dizilimiyle düşmüştü. Albümdeki şarkı isimlerinin sırası doğruydu ama “As I Am” yazan ilk şarkıyı başlatınca normalde albümün kapanış şarkısı olan “In the Name of God” çalıyordu, 2. sıradaki “This Dying Soul”u başlatınca sondan bir önceki enstrümantal şarkı “Stream of Consciousness” çalıyordu. Tabii o sırada sözler internete anında konmadığından bir kısım insan albümü o şekilde sanmıştı.

    Kazaa’ya hatalı düşen albümleri indirip kritiğini yazan siteler bile vardı. Kekonun biri, yazdığı “Train of Thought” kritiğinde albümün ikinci şarkısının uzun bir enstrümantal olduğundan bahsediyordu.

    Aklıma geldikçe yazacağım.

  2. Metal dinlemeye başladığım ilk yıllarda (şu anda pek sevmediğim thrash metal ile, 11-12 yaş civarında) metalin kadınlara yönelik bir müzik türü olduğundan emin gibiydim. Yani icracılarının çoğu erkek olduğu için hedef kitlenin kadınlar olduğunu sanıyordum. Bu yanılgının sebebi muhtemelen çevremde metal dinleyen herkesin (daha doğrusu metal dinledikleri için yakınlaştığım sınıf arkadaşlarımın) kız olmasıydı. Benden büyük erkek kuzenlerimin de metal dinlediğini öğrendiğimde şaşırmış, işi yurt dışına çıktıklarında orijinal CD almaya kadar vardırdıkları için bu kadın müziğine bu kadar meraklı olmalarını hoş görmüştüm…

    ¯\_(ツ)_/¯

  3. Nox says:

    bence metal konusundaki en büyük yanılgı metal müziğin müziğin ötesinde bir anlamı olduğuna dair düşüncelerdir.

    bir anımı anlatacak olursam limewire döneminde scars of life’ın bullet with your name şarkısı limewire’a “Linkin Park f. Godsmack, Disturbed, Pantera, Limp Bizkit, Tool, Staind, Korn” ismiyle upload edilmişti. Biz de bu şarkıyı bu gruplar bir araya gelip birlikte yapmışlar, herkes 1-2 nota katkıda bulunmuş zannediyorduk.

    https://www.youtube.com/watch?v=Gatpxiycgjw

    youtube linkindeki yorumlara bakacak olursanız bu kerizliğe dünyanın her yerinden insanlar düşmüş.

    deadhouse

    @Nox, Müziğin ötesinde bir amlamı olmayabilir senin için. Bu herkesi kapsamaz. Ben hiçbir müziğe, hatta hiçbir sanat dalına sadece oldukları şey için ilgi göstermem. Bir film sadece bir film değildir, bir kitap sadece bir kitap değildir. Müzik ise en kişisel olanı. Dinlediğim müzik türlerinin çok büyük çoğunluğunda başka şeyler de bulurum, sadece müzik olarak bakmam.

    Raddor

    @Nox, ahah Scars of Life kerizliğine ben de fena düşmüştüm. Aynı şekilde oluşturulduğunu sanıyordum parçanın.

    Limewire pek çok kişiyi yedi bu konuda. Meşhur parçalardan biri de Korn feat. Marilyn Manson – Cry For You’ydu. Dinleyip damara bağladığım, ergenliğimin yegane parçasıydı. Beraber ne müthiş iş çıkarmışlar diye düşünürdüm ama yine meğer alakasız bir grubunmuş.
    https://youtu.be/dNlqVZtuUUo

    Yine de güzel şarkılardı bunlar. Geçmiş anılara götürüyor.

    den4x

    @Nox, bunu unutmuşum ahah cidden neydi o limewire. orgy lafının anlamını bilmeden grup ismi olarak oradan öğrenmiştim. bunu beğenen bunu da beğendi’nin 2000ler versiyonu. scars of life fena grup değildi bu arada bence de lol

  4. Berca B. says:

    Off baya efsane şeyler çıkar bu başlıktan. Benim ilk anda aklıma gelen, GTA 3′ün radyo dosyaları içinde custom bir klasör oluşturup kendi müziklerini ve ses kayıtlarını buraya atarak radyolarda bunları çalabildiğimi keşfetmem ve sonraki karışıklıklar silsilesi oldu. Şöyle ki, GTA 3 piyasaya ilk çıktığında (2002, ben 13 yaşındayken) ADSL henüz Türkiye’ye gelmediğinden ve internet erişimi çok kısıtlı olduğundan Metallica’da Megadeth’te kim kimdir tam olarak kafamda oturtamıyordum ve akabinde kendi radyo programım için yazdığım (ve hiç rol yapamayan ve metalle alakası olmayan arkadaşımın dümdüz okuduğu) diyaloglar şöyle olabiliyordu:

    Ben: -evet sayın dinleyenler yanımda METALLICA DAVULCUSU Dave Mustaine var, selam Dave nasılsın?

    Arkadaşım: -sağol dostum her şey yolunda, yeni albümümüz çıkacak onun için uğraşıyoruz, hatta gelmeden önce Lars’la vokalleri kaydettik.

    Ben: -işte bu harika dostum, Lars harika bir vokalist.

    :S :S :S

    Ahmet Saraçoğlu

    @Berca B., harbiden dev işsizlikmiş ahah

    Raddor

    @Berca B., ya inanılmaz. Aynısını ben de yapmıştım o yüzden çok güldüm. Hem de aynı oyuna, GTA 3′e. İstediğim şarkıları diziyor, aralara da kendi kaydettiğim ses kayıtlarını koyuyor, sıradaki şarkıyı anons ediyordum:) Röportajlar, geyikler, deli gibi eğleniyordum hahah.

    Nox

    @Raddor, @Berca B. kayıtlar duruyorsa dinlemek isteriz ahahha.

    Raddor

    @Nox, kayıtlar dursaydı çok matrak olurdu. Kardeşimle yapmıştık. O gayet rahattı ama ben niyeyse kendi kendimize yapmamıza rağmen ciddiye alıp heyecanlandığımı, TRT spikeri gibi konuştuğumu hatırlıyorum, fenaydı.

    Berca B.

    @Raddor, ahahah iyi bari bu eğlencede yalnız olmadığıma sevindim. Bazen aynı kuşağa mensup insanlar birbirinden habersiz tamamen aynı şeyleri yapıyor/sevebiliyorlar. Bence bu müthiş bi fenomen.

    Örneğin bizim kuşakta rock müzikle Offspring’in Americana’sıyla tanışan o kadar çok insana rastladım ki gerçekten bi yerden sonra istatistik bilimi açıklamaya yetmiyor ahah.

    Nox, maalesef kayıtlar durmuyo ya. Durmasını ve şimdi dinleyebilmeyi aşırı isterdim ben de.

  5. SA says:

    @Nox, ben de bunu yazacaktım. Ozaman için çok güzel şarkıydı ama. Grubu öğrendiğim zaman diğer şarkılarına da bakmıştım. Diğer şarkılarını da baya severdim.

  6. Oral says:

    Nirvana’nın You Know You’re Right klibini ilk çıktığı zaman (2002) TV’de izlediğimde o vakte kadar duyduğum en sert şey olduğu için “metal dedikleri müzik bu olmalı” diye kanımın donması ve uzun bir süre Nirvana’yı dünyanın en “evil” grubu sanmam.

  7. Rust in Peace. says:

    Bir zamanlar Pain of Salvation’ı death metal grubu sanıyordum ( gayet de death metal grubu gibi bir ismi var bence ). Her neyse o zamanlar death metali de sevmediğimden hiç bakmaya tenezzül etmemiştim. Bir gün grup keşfederken PoS’un türüne progressive yazdıklarını gördüm ve opeth gibi prog death mi acaba diyerekten youtube’a girdim, PoS yazınca çıkan şarkılardan birini açtım ve This Heart of Mine çalmaya başladı. Yaşadığım şaşkınlığı siz düşünün

  8. Siyah forma says:

    eve yakın migros’un rock metal kasetleri bölümünde Cypress Hill’in karanlık albüm kapağını gördüm,
    https://www.discogs.com/master/view/16855
    bir de Hammer müzikten çıkmıştı sanırım.(yanlış hatırlıyor da olabilirim)
    -of bu ya black ya doom metaldir diye bi heves aldım eve koştum,bi dinledim hip-hop çıktı ya!sağdan bakıyorum Rap soldan bakıyorum Rap..neyse parayı verip aldık bari dinleyeyim dedim,hatta kendimi belki biraz ucundan metale değer mi la acaba diye avutmaya çalışıyordum.

  9. Koralp says:

    Ekstrem metale ilk giriş yaptığım zamanlar, fazla hızlı girdiğimin farkında değildim. Slayer, Megadeth gibi birkaç thrash metal grubunu dinledikten sonra önüme o yıl çıkan Cerebral Bore albümü düştü. Play tuşuna basmamla şoka girmem bir oldu. “Heralde indirdiğim mp3 bozuk, bir vokalden böyle bir ses çıkamaz” deyip, bütün albümü baştan sona kontrol ettiğimde inanmam çok zor olmuştu. Bir de üstüne üstlük o vokalin 18 yaşında bir kadın olduğunu öğrenince, büyük travmalar atlatmıştım hahaha

  10. Murad says:

    Metal müziğe 12 yaşımda Rammstein – Du hast dinleyerek girmiştim ama ondan da önce ilk maNga dinleyerek “sert” müzik sevdam başlamıştı ve maNga’yı dünyanın en evil grubu sanıyordum

  11. CupOfHeresy says:

    Limewire sağolsun uzun zaman Iced Earth’ün Dracula parçasını yıllarca Manowar’un sanaraktan dinlemişliğim var benim de.

  12. şeyh hulud says:

    Yazdıkları sözleri özellikle merak ettiğim bazı gruplar dışında şarkı sözlerini okumam genelde. Onun yerine şarkıda yakaladığım kelimelerin arasını kafamda kendim doldururum. Bunu az çok herkes yapıyordur zaten, bir şarkıyı çok fazla dinleyince sözlere bakmasanız bile ister istemez o şarkıyı bir kavramla, hikayeyle, duyguyla eşleştirmeye başlıyorsun.

    Şarkıyı çok fazla dinleyince açıp sözlerine bakıyorum arada. Bazen kafamda oluşan resimle şarkı sözleri yakın çıkabiliyor. Bazen de öyle alakasız çıkıyor ki o sözlerle kafamdaki resme nasıl ulaştığıma hayret ediyorum. Mesela, bu şarkı ölen bir yıldızla alakalı diyorum, meğer şarkı ineği parçalayan piranalarla ilgiliymiş.

    tahsin

    @şeyh hulud, Ahahah bir de sey yok mu. Boyle kafanda bir soz uydurmussun eminsin kesin oyle diyordur filan sonra aciyorsun sozlerini farkli cikiyor. O an yasadigin uzgunluk saskinlik karisimi bir duygu en sevdigim. (En azindan ben de boyle oluyor. Galiba Ingilizcemin poset oldugundan kaynakli.)

    kaan

    @tahsin, cannibal corpse kill or become’da “fire up the chainsaw” kismindan sonra motherfuckin& asshole dediğine adım gibi emindim.ta ki lyric e bakana kadar ://

  13. Gürkan says:

    Metal müzikle çok erken tanışmadım, çok geç de tanıştım diyemem. 2008 yılında Metallica’nın Death Magnetic’i çıktığında ve Metallica ile tanıştığımda sanırım serüvenimin ikinci senesiydi. Serüvenin yerli rock grupları ve sonrasında Slipknot vb. ile başladığını düşünürsek iyi bir ilerleme. Bu süreç içerisinde müziğe ve bilgiye erişim imkanlarımın kısıtlı olmasından ötürü çok komik yanılgılarım vardı. Bunlardan bir tanesi ise hiç unutamadığım bas gitar ve gitar ayrımı. Uzun bir süre boyunca gitarların daha kalın tonlarını bas gitar zannediyordum. Hatta bas gitarı bir enstrüman değil de bir terim zannediyordum. Metallica ile ilk tanışmam Death Magnetic albümünün çıkış zamanına denk geldiği için ilk dinlediğim parçalar da bu albümdendi. Bugünden baktığımda oldukça garip bir tecrübe olmuş açıkçası. Mesela The Day That Never Comes’ı çok severdim ve parçanın son kısımlarındaki soloda gitarla daha kalın tonlarda çalınan kısımları bas gitar, daha ince tonlarla çalınan kısımları ise normal gitar zannederdim ve derdim ki “Üf be bas gitar ile gitar ne solo atışıyor.” diye düşünürdüm.

    Velhasılkelam Metallica albümlerinin içerisinde yüzmeye başladıkça metalin daha derinliklerine sarkan kollara doğru da yol almaya başladım. İnternetin de iyice yaygınlaşması ve o dönemlerde ailemin bana bir bilgisayar almasıyla beraber bilgiye ve müziğe ulaşmak için önümde pek engel kalmamıştı. Bir noktada tabi bas gitarın bambaşka bir şey olduğu gerçeğiyle de yüzüm kızararak karşılaşmak zorunda kaldım. Keşke internetten falan öğrenseydim. Kuzenim ve onun arkadaş ortamında herkes metal överken ben de bahsini geçirdiğim parçanın karşılıklı bas gitar/gitar solosunu övüyordum ve herkesin suratının şekilden şekile girdiğini çok iyi hatırlıyorum. Biraz acı bir tecrübe oldu ama metal bu, metalciliğe bok sürdürmek olmaz, bir şekilde ucundan mucundan kıvırıp işin içinden sıyrıldığımı hatırlıyorum. Ama sonra kendime söz verdim ve bir şeyi araştırmadan etmeden, doğrusunu bilmeden bilmişlik yapmayacağıma dair. Böyle de bir katkısı olmuştu.

    Tam bu dönemlerde Heaven and Hell’in The Devil You Know albümü çıktı. Benim bugün müzikal zevkimi şekillendirmemde büyük katkısı olan, metale olan sevgimi derinden bağlayan bir albümdü. Müzikal bilgisi oldukça kısıtlı, starter bir metalci olarak Atom and Evil’ın giriş riff’ini duyduğumda kafama balyoz inmişti. Albümü komple dinledikten sonra “Metal bu.” diye bir cümle yapışmıştı beynimin derinliklerine. Yine aynı dönemlerde evimde internet ve bilgisayar olmasının sağladığı kolaylıklar aracılığıyla akşamları metalle ilgili kendimce araştırmalar yaptığımı hatırlıyorum. Metal müziğin onlar alt-türe ayrıldığını gördükçe “Ulan ben neye bulaştım” da diyordum kendi kendime. Sonra bir ara Black Metal ile karşılaştım. Tanımlarına bakıyordum, birkaç parça dinlemeye çalıştığımı hatırlıyorum ama iki saniyede kapattığımı da hatırlıyordum. Black Metal’i ana hatlarıyla anlatan bir site vardı, hatta Türkçe bir siteydi, forum sitesi miydi neydi hiç hatırlamıyorum ama şöyle şeyler okumuştum:

    “Müziğinde genelde dini karşıtlık vardır.” Check
    “Albüm kapakları şeytanı tasvir eder.” Check
    “Siyah ve nadiren de olsa kırmızı tonlar hakimdir.” Check

    Ulan dedim, bu The Devil You Know mükemmel bir black metal albümü!

    Neyse ki bu yanılgım çok uzun sürmedi. Heaven and Hell grubunun Black Sabbath ile bağlantısını öğrendiğimde ve sonrasında Black Sabbath’ın albümlerini de keşfetmeye başladıkça dedim ki kendime “Bu böyle olmayacak, daha çok araştırmak lazım.” Ve sonra yanılgılar araştırmayı, araştırma daha çok müziği, daha çok müzik daha çok yanılgıyı ve daha çok yanılgı çok daha uzuuun çok daha fazla araştırmayı ve müziği karşıma getirdi.

    Her ne kadar şimdi oturup baktığımda çok komik yanılgılar olduğunu düşünsem de, o yanılgılar olmasaydı ben bugün dinlediğim müziği bu kadar araştırır mıydım, bir bu kadar zevkle dinler miydim emin değilim. Mesela ekstrem metal ile tanışmamın müziği artık benimsemiş ve neyin ne olduğunu artık daha çok bilen birisi olarak oldunu düşünüyordum. Ama yok arkadaş olur mu öyle şey? Metal bu. Ucu bucağı yok. Ne yapayım edeyim olmuyordu death metal, black metal ve türevlerine bir türlü ısınamıyordum. Ta ki Opeth’e kadar. Morningrise albümü benim için o zamanlar müthiş bir Black Metal albümüydü. Ulan her şeye de Black Metal demişim, artık ne kadar çok dinlemek isteyip de dinleyemediysem o zamanlar ahahh. Yine çeşitli araştırmalar ve Opeth albümlerini hatim etme sonucunda aynı The Devil You Know’un bünyemde yarattığı etki gibi Opeth de bir kilometre taşı olmuştu ve beni içerisine düşürdüğü yanılgılar sayesinde ekstrem metalin bütün kollarına erişmemde büyük bir aracı olmuştu. Böylelikle uzunca bir zamanla kazanılan zevk sürecinden sonra ekstrem metalin her bir niteliğini soğurduğumu düşünmüşken bir ara Alice in Chains batağına battım. İlginç bir şekilde metal müziği dinlemeye ilk başladığım zamanlar grunge’dan kaçınmıştım. Ekstrem metalin üstüne at şeyindeki kelebek gibi konduğu dönemde nasıl bir psikolojim vardı bilmiyordum ama yanılgılar hiç bitmiyormuş, keza ben Layne Staley ile Kurt Cobain’i kardeş zannediyordum bir aralar…

    Neyse, aklıma geldikçe uzayacak bu; yanılgılarınız utancınız olmasın, her daim sizi bilgiye ulaştırsın kıssadan hissesiyle de noktayı koyalım.

    den4x

    @Gürkan, ben de bas gitarın elektro benzeri bir ses çıkardığını düşünüyodum ilk başlarda, kendi mesajıma da yazacaktım unuttum, hatta and justice for all’un basları kısık çünkü jason newsted yeni eleman falan geyiği vardı diye albümü dikkatle dinleyip abi duyuyorum ben bası falan demişliğim var, kim bilir neyi duydum ahuhauh

    birkaç üstteki manga’yı sert bulan arkadaş gibi de bana linkin park çok sertmiş gibi geliyordu, artık kulak alışkanlığı mı nedendir. şimdi bile düşününce one step closer crawling falan biraz yırtıcı aslıdna ya diyorum aklımda ama açıp dinleyince o kadar olmadığı gerçeğiyle yüzleşiyorum ahah

  14. Ricardo says:

    Ben ilk defa technical death metal dinlediğimde cidden sadece kuru gürültü yapmak için yaptıklarını düşünmüştüm 😬 şimdi günde en az 3 albüm bitiriyorum, her gün yeni albümler keşfetmeye çalışıyorum, ayrıca kendim de bu müziği yapıyorum.. O ilk dinlediğimdeki duygularımı düşündükçe eski halimden utanıyorum kshdksjks Hiçbir türe ön yargılı bakmayın arkadaşlar, belki de sizi hazzın doruk noktalarına getirecek sanat eserlerini kaçırıyorsunuz böyle yaparak…

  15. Overkill25 says:

    Bir dergide okduğum yazıda nasıl anlatmışlarsa artık Helloween 2000lerde kurulmuş toy bir grup sanıyordum bir süre için.

  16. akkemcs says:

    Metal ile lise yıllarımda tanıştım. Hafıza kartımın bozulduğu dolayısıyla müziklerimin gittiği sıralarda sıra arkadaşımdan Bluetooth ile Lamb of God – Ashes of the Wake albümünü almıştım. Kendisinin metal dinlediğini biliyordum lakin bu müzik türü ile kendimi bağdaştıramıyordum. Bunun en büyük nedeni dini altyapımın sağlam olmasının yanında “Metalciler pis atayisler sadece bira içerler” gibi düz mantığa sahip olmamdı.

    Şimdi dürüst olmak lazım. Lamb of God ismi de muhafazakar yetişmiş bir lise talebesi için cok korkutucu olabiliyor. “Allah’ım dinliyorum ama affet yarabbim.”

    Albümü o gün birkac kere döndüm. Bu kadar keyif aldığım bi şey hatırlamıyorum. Bu da beni daha çok dinlemeye itti pek tabii. Farklı türler farklı gruplar derken işin black metale gelmesi çok da uzun sürmedi.

    Mayhem, Darkthrone, Emperor, Satyricon kısacası BM101 derken en sonunda Gorgoroth ile tanıştım. Hayatta izlediğimi hatırladığım ilk film olan LOTR’un kitaplarını da ortaokul yıllarında okumuştum. Bu isme bi yerden aşina olduğumu hatirliyordum. İş bu raddeye geldiğinde bu insanların ciddi ciddi satanist mi olduğunu yoksa bu işin sadece bi konseptten mi ibaret olduğunu ayırt edemiyordum.

    Dinlediğim ilk gorgoroth kaydı 2009 çıkışlı Quantos possunt ad satanitatem trahunt idi. Gerek Pest’in kulak tırmalayan vokalleri gerek albüme hakim olan melodiklik beni derinden vurmuştu. İşin dini kaygıları bu noktada epey artmıştı ancak aldığım bu haz karşılığında biraz günah benim için sıkıntı değildi. İşin bu noktasi benim için aslında bi dönüm noktasi olmuştu.

    Sözleri okumaya içindeki mesajı çıkartmaya çalışıyodum. Pek tabi bu sırada sürekli yeni gruplar yeni parçalar kesfediyordum. Sözleri kendimce araştırırken farkettim ki bu insanlar bu kadar karşı olduğu dine benden daha çok hakimlerdi. Sözlerdeki incil referansları bana tokat gibi çarpıyordu.

    O günden bu güne sıkı bir metal dinleyicisi oldum. Metal konusundaki yanılgıya gelecek olursak şöyle diyebilirim: Korktuğum, acaba günaha giriyor muyum? diye düşündüğüm noktadan geldigim noktaya baktığımda black metalin bana kazandırdığı şeyin sorgulayabilme olduğunu kavradım. Dinimden bir sey kaybetmedim aksine çeşitli perspektiflerden bakabilme yetisi kazandım diyebilirim. Bu eleştirel düşünebilme bana ilk noktada din üzerinden temayül etmiş olsa da hayatın bir çok noktasında işe yaradığını anladım.

    Üst düzey kafa açan metafiziksel yolculuğumu okuduğunuz icin teşekkürler pasifagresif halkı.

  17. Hüseyin says:

    Benim değil ama lisedeki arkadaşımın yanılgısı beni metalin içine çekti diyebilirim. 2000 veya 2001 senesinde karışık kaset doldurma modası vardı, arkadaşın da eline nereden geçtiyse orjinal bir Motörhead – Bastards kasedi geçmiş, bana dedi ki al bunu ne biçim albüm üstüne birşeyler çekersin falan. Ben de aldım bir kenara koydum ama o kadar kötüleyince merak da ettim. Derken bir gün Bursa yolunda otobüste giderken walkmanime takıp dinledim ve o gün bu gündür hem Lemmy reisin hastası oldum hem de müzik deyince metalden başkası yalan oldu.

  18. 9yearsago says:

    En büyük yanılgım prog türlere karşıydı. Uzunca bir süre prog etiketi gördüğüm işlere yanaşmadım rock ve metal piyasasında. Aradığım uç duyguları veremeyeceklerini sanmaktaydım oysa ki yapmam gereken tek şey yaklaşımımı değiştirmekmiş. Müziği sadece dinlemek değil, dinlenilmesi gerektiği şekliyle dinlemek de lazımmış, bunu öğrendim. Bekaretimi de Dream Theater, Metropolis 2 ile kaybettim. Albümün arkaplanındaki konsepte, sözlere ve enstrümanlara pür dikkat kesilerek dinlediğimde etkisi maksimize oldu ve kendime kızdım. Şimdi en sevdiğim işler ve favori türüm prog grupların albümlerinden teşekkül etmekte.

    Şimdilerde ise kurucu grupların, tür başlatan albümlerine doğru geri dönüşler yaparak ikinci bir günah çıkarma akımına kapıldım. Uzunca zaman da bunları es geçmiş “ilk olması sebebiyle bugün aynı türde dinleyebileceklerimden daha az şey vaad ediyor” şeklinde düşünerek hadsizlik, cahillik etmiştim. Yalnızca bu albümlerin icrasındaki hırs bile insanı etkilemeye yetiyor. Bathory, Hammerheart dinlerken kim bunu hissedemediği söyler? Quorthon’un detone sesine rağmen samimi duygular tecrübe ederek, yaşayarak veya hissederek söylediğine dosdoğru şahit olduğumuz için yapılan müziğin vuruculuğu da buna paralel olarak şiddetleniyor. İkinci bir konu ise bu albümlerin icrasının sırf yeteneğe dayanması. Bugünkü gruplar stüdyo oyunlarına, bilgisayar düzenlemelerine ve kendinden önce gelenlerin icat ettiği tekniklere çok bel bağlıyorlar. Candlemass, Epicus’u kaydederken stüdyo buz gibiydi ve stüdyodaki tek elektrikli ısıtıcının yanından sıra sıra ayrılıp kayıtlarını tamamlıyor ve geri geliyorlardı. Eseri üstünkörü çalıp kalanını bilgisayarda editleyerek sanatçılıklarına hakaret etmiyorlardı. Dolayısıyla eski kayıtlarda bilgisayarlar yardımıyla kusursuzlaştırılmış prodüksiyonlara pek rastlanmıyor. Mükemmel prodüksiyon yerine icracıyı ve tutkularıyla beraber icracının insansılığını ön plana çıkartırsan müziğin, dinleyici üzerindeki etkisi de yükselecektir çünkü dinleyiciye zevk veren yanlardan biri de kendisini, icracı yerine koyarak müziği yaşayabilmesi, özdeşleşme sağlayabilmesidir. Bu özellik ortadan kalktığında müzik yavanlaşarak bir “arka plan” ürünü haline gelir.

  19. Ozan says:

    Unforgiven 2′ yi metalikanin alt grubu yapti sanıyordum. Unforgiven 1 ve unforgiven 2 arasindaki prodüksiyon kalitesindeki ve tarzdaki değişim muzikten anlamayan kulaklarimi aldatmışti.

  20. Berca B. says:

    Bence en klasikleşmiş yanılgılardan biri de alakasız bir grubun Roots cover’ının Sepultura ve Pavarotti düeti sanılmasıydı. Klibi izleyince baya bütün hayatım bi yalanmış demiştim.

    Canoir

    @Berca B., oyle olmadigini suan ogreniyorum…

  21. Kutay says:

    Metal müzikle ilk tanışmam lise 1de bir arkadaşımın sayesinde oldu. İlk başta youtubedan megadeth metallica şarkıları falan bulup dinliyordum. Metalden önce elektronik müzik dinlediğim için ritime ilgim vardı. Aynı arkadaşımın tavsiyesiyle bateriden ders almaya başladım ve şu an çalmaya başlayalı 3 yıl olucak neredeyse. Önceden metal dinleyenlere şöyle bi ön yargım vardı: kuru gürültü dinlemekten hatta sözsüz müzik dinlemekten nasıl zevk alıyo bu manyaklar? Metalcilerin sert, bozuntu ve sakat tipler olduğunu düşünüyodum. Şu ansa enstrümental müzikler çok daha hoşuma gidiyo ve genelde de enstrümanlara dikkat ediyorum şarkıda. Ha bir de metalin 2-3 çeşidi var sanıyodum :Dd

  22. Helin İrem Özbek says:

    Ben çok sık rastladığım yanlış bir düşünceden bahsetmek istiyorum. Metal dinlediğimi öğrenen çoğu kişi bana ‘Satanist’ edasıyla baktı. Halbuki metal müziğinin bu tür şeylerle alakası olduğunu düşünmüyorum. Ben bir Müslümanım ve metal en sevdiğim müzik türüdür. Çünkü kendimi metal dinlerken rahatlamış hissediyorum. Metal dinleyen bir insan illa birisini öldürmek ya da işkence etmek istediği için metal dinlemez. Metal bir yaşam tarzıdır. Ben metalin şiddet veya öfkeyle bağdaştırılmasını yanlış buluyorum. Çoğu insan bu hataya düşüyor.

  23. hickdead says:

    metallica’nın garage inc. albümündeki bazı şarkıların (kimilerince hepsinin) metallica’ya ait olduğunun zannedilmesi başlı başına metale dair en büyük yanılgı olabilir. olağanüstü kitlesel bir yanılgı hatta.

  24. 1996 civarı, hayatım tamamen Metallica’yken ve başka pek bir grup bilmezken Lars Ulrich’in dünyanın en iyi davulcularından biri olduğunu sanıyordum. Aynı şekilde Jason Newsted’in dünyanın en iyi basçılarından biri, Kirk Hammett’ın da dünyanın en iyi birkaç solo gitaristinden biri olduğunu sanıyordum. James zaten gelmiş geçmiş en iyi ritim gitaristti, orası netti.

    Tüm bu düşüncelerimin değişmesi için 1997′de Megadeth’ten Trust’ı dinlemem yeterli oldu. En azından Menza’yı dinleyince davulcu konusundaki fikrim çok net şekilde değişmişti ahah

  25. Ouz says:

    Düşündüm düşündüm aklıma tek bir şey geldi, o da Dani Filth’in gırtlak kanseri olduğu ve sonrasında boğazına platin takıldığı için sesini o kadar ince tonlara çıkarabildiği. O zamanlar grubu dinleyen arkadaşlarla kendimizce komplo teorileri kurgulayıp saatlerce muhabbetini yapıyorduk bu konunun.

    Siyah forma

    @Ouz, hocam yeni bir şatolu,mavili -melo death,black albümü çıkmış bir bak istersen:)
    https://www.youtube.com/watch?v=0yZAi4SXHok

    Ouz

    @Siyah forma, Albümü dün gördüm, henüz dinlemedim ama kesin çok süperdir. :D

  26. den4x says:

    illa ki kişiler, gruplar ile de yanlış bildiğim yanıldığım şeyler vardır ama, hatırladığım, ilk ve en büyük yanılgım sırf ön yargıdan nu-metal falan dinlemeyip trve metal kafasına doğru ilerleyişimdi, çok şükür uzun sürmedi. aynı dönem çıkan sepultura a-lex, slipknot all hope is gone’dan iyi diyordum. tabi beğeni meselesi de şimdi bakınca komik geliyor. yukarıda bir arkadaşın “çeşitli perspektiflerden bakabilme yetisi kazandım” diyerek güzelce özetlediği bakış açını genişletme ve önyargıları kırma hususunda metal müzik ziyadesiyle yardımcı oldu.

    en büyük yanılgılarım grup isimlerinin telaffuzu konusunda oldu sanırım, zamanında chimaira’yı nasıl okuduğumu hatırlamak dahi istemiyorum. testament, hypocrisy falan dost meclislerinde tartışılırdı.

  27. Dysplasia says:

    ilkokulda metallica’nın load ve iron maiden’ın a real live one konser albümleriyle metalkafalığa adımımı attığım dönemde hayatımda açılan yeni alanla ilgili tüm bilgiyi edinmek için albüm kapaklarının içini dışını ve redhouse ingilizce sözlüğü sömürdüğüm sıralarda bassın arkada kalın sesle ilerleyen ritim gitar, gitarların da önde tiz tiz duyulan ince sesli çalgı olduğunu sanıyordum. ha bu hipotezimdeki eksiklikleri hissediyordum ama çalgıların tam olarak hangisinin hagi sesi çıkardığını öğrenmem bayaa sürdü.

    load albümü abim sayesinde ilk elime geçtiğinde o fotoğraftaki jöleli, güneş gözlüklü, siyah giyimli çılgın insanları gördüğümde ‘işte filmlerde gördüğümüz çılgın, asi, sert insanlar bunlar, metalcilik bu heralde’ diye düşünmüştüm. oysa metallica’nın load ile şamar oğlanına dönüp yumuşaklıkla suçlandığını nerden bileyim.

    yine load ile alakalı olarak, o kapaktaki bir iki cümlelik şarkı sözlerini ilk gördüğümde ‘işte bu, bu adamlar az söz yazıp çok müzik yapıyor’ falan diye sevindiğimi biliyorum. 10 – 11 yaşımdan beri progresif damarım varmış demek ki. dinlerken de aynı iki cümleyi tekrar edip duruyorlar sanıyordum. ingilizcem yazıyla konuşmayı bağlayacak düzeyde değildi pek tabii.

  28. Rust in Peace. says:

    Aklıma geldi şimdi. Metal bilgim Megadeth’in birkaç şarkısı, Manowarın bir şarkısı, Empyriumun birkaç şarkısı ve Wintersunun birkaç şarkısından ibaretken düşünmüştüm bu yazdığımı.
    Bir gün Wintersun – Death And The Healing dinliyordum arabada yolculuk ederken. İntroyu başa sarıp dinleyip duruyordum. O zamanlarki en büyük yanılgım müzik tarihinin en iyi introsunun bu şarkıda olduğuydu. Ciddi ciddi bunu düşünüyordum. Bir de o gün şunu düşündüğümü hatırlıyorum ” ya bu gitarların sesi bu kadar uzayabiliyor mu ( sustainden bahsediyorum ) kesin gitar sesi değil bu, keman gibi bişey herhalde ” Sanırım bu başlık altındaki en büyük yanılgıdır bu ahahahaha

  29. Siyah forma says:

    Darkthrone,Goatlord’u çıkardığında hemen aldık eşek gibi dinliyoruz. bir arkadaş albümde kadın vokalleri bile Fenriz’in yaptığını iddia etmişti biz de kıt aklımızla inanmayıp bir de tşak geçtik boyuna…
    ya vallahi billahi demesine rağmen inanmadık… sonra gerçekten öyle olduğunu öğrenince büyük morarmıştım,bir daha görürsem adamı yıllar sonra özür diliycem

  30. Leviathan says:

    Black “bilek” diye okunuyor sanıyordum

    metalight

    @Leviathan, Aynı şekilde thrash “tıreş” diye okunuyor sanıyordum ben de

    hickdead

    @metalight, thrash başka nasıl okunacak ki zaten?

  31. metalight says:

    Makyajlarını corpse paint diye bilip Kiss’i black metal zannediyordum 11-12 yaşlarındayken. Ben de diyordum black metal buymuş demek iyiymiş

  32. Ouz says:

    Death’in death metal yapmadığını, Cannibal Corpse’un ise grindcore yaptığını sanıyordum 1999-2000 yıllarında. Bir de o cahil halimle milletle iddiaya filan giriyordum.

    Leviathan

    Death, death metal yapmıyor zaten. Chuck bin kere söyledi death metal yapmadığını ve bu şekilde anılmaktan rahatsız olduğunu.

    Rust in Peace.

    @Leviathan, Lemmy de biz metal yapıyoruz diyordu ama hard rock yaptığını herkes biliyor

    Leviathan

    @Rust in Peace., Lemmy’nin hard rock etiketiyle bir derdi yoktu ama. Chuck ise death metal tanımından nefret ediyordu. Hal böyleyken Chuck’ın death metal ile anılmasını yanlış buluyorum. Zaten Death, death metal şişesine sığacak bir grup değil

    Raddor

    @Rust in Peace., Lemmy ne zaman metal yapıyoruz dedi ya? Lemmy’ye ne zaman metal ile ilgili soru sorsalar, “Biz metal yapmıyoruz, Rock n’ Roll yapıyoruz.” derdi. Hatta o kadar fazla röportajda bu konuşmanın benzerini gördüm ki artık ne zaman birine denk gelsem ve soruyu soran “Peki metal falan filan..” dese “A ha şimdi Lemmy biz metal yapmıyoruz diyecek.” diyorum. Şu an bile bunun yaşandığı on video bulurum rahat.

    Bir de şöyle bir gerçek var her konser başında.:)
    “We are Motörhead! And we play Rock ‘n’ Roll!”

    ismail vilehand

    @Raddor, aynen. Lemmy’nin metal müzik hakkında konuştuğu röportajları var ama hayatında bir kere bile “biz metal yapıyoruz.” dediğini görmedim, duymadım.

  33. Raddor says:

    Üç-beş sene önce Google Görseller’de Metallica’nın ilk yıllarına ait resimleri gezerken çok acayip bir fotoğraf görmüştüm. En büyük yanılgım o fotoğrafın gerçek olduğunu sanmamdı herhalde. Fakat hala da küçük bir ihtimal gerçekliğini sorgulamıyor değilim.:) Çünkü hiç fotomontaj gibi durmuyordu. Fotoğrafta bir hayli genç olan James Hetfield ve Dave Mustaine bir kanepede bize dönük bir şekilde oturuyorlardı. Fakat işin ilginci ikisi de çırıl çıplaktılar ve birbirlerinin malafatlarını avuçlamış şekilde kameraya “bromance” bir poz vermişlerdi. “Vay anam, anam deyim ben sana! Aralarındaki ilişkinin boyutu sandığımızdan da öteymiş. Dave Mustaine’in yıllardır ağlaması bu yüzdenmiş demek ki. Samimiyetleri farklı noktalardaymış.” diye düşünmüştüm.

    Birkaç yıl sonra “Olur mu lan öyle şey!” diyerek o fotoğrafı tekrar aramaya başladım ama bir türlü bulamadım. Aramak için yazığım anahtar kelimeler; “James Hetfield”, “Dave Mustaine”, “nude”, “dicks”, “balls” şeklinde olduğu için daha sonra “N’apıyorum lan ben!?” deyip kendimden utanmış, internetin geçmişini silmiştim.

  34. Ugur says:

    Yıl 1998, ilokul 4. ya da 5. sınıftayım.Metalciyim ama metaliciliğim siyah giyinmek ve metallica dinlemekle sınırlı o yaşta haliyle.İnsanların genel olarak yaşlanması da o zamanlar pek mantığıma uymuyor olsa gerek Metallica elemanlarının her 10 yılda bir falan değiştiğini iddia ediyorum aileme ve arkadaşlarıma.Bu savımı da aldığım ilk “kasetlerden” olan Garage Inc. albümünün bookletindeki şu fotoyla destekliyorum: https://postimg.cc/xX6N5cZ3

  35. 1996 yılında hayatımda ilk kez stüdyoya gitmiştim. Gitar çalan bir arkadaş, bir de gitar çalmayı bilmediği için bas gitarı alan arkadaş vardı. Ben de davulun başına oturmuştum. 5 yıldır metal dinliyordum ama bu aletin nasıl çalındığına dair hiçbir fikrim yoktu. O kadar yoktu ki, davulcuların kick sesini çıkarmak için ayaklarıyla bir pedala vurduğundan bile haberim yoktu.

    Emret Sandman, Harvester of Sorrow falan çalıyorduk. Ben de ritim tutmaya başladım. Kick vurmam gereken yerde trampete sert, trampete vurmam gereken yerde trampete daha yumuşak vuruyordum.

    Yani DUM TAK DUM TAK şeklinde olması gereken şey TAK tak TAK tak şeklinde gidiyordu. Hiçbirimizin pek bir şeyden haberi olmadığından diğerleri de “nabıyon birader?” dememişti.

    Üstelik biz bu 2 saatlik işkenceyi baştan sona kaydetmiş ve olayın farkına da sonradan dinlerken varmıştık.

    Bir sonraki gidişimizde “abi taam ben olayı çözdüm taam taam” diye bir gazla gidip harbiden de fena çalmamıştım.

    hen

    @Ahmet Saraçoğlu, “Emret Sandman” dünyanın en iyi esprisi mi yoksa yanlış çalışan bi “autocorrect” sonucu mu?

    Ahmet Saraçoğlu

    @hen, autocorrect. :(

    Siyah forma

    @Ahmet Saraçoğlu, Hahhah ben de -ulan bunlar arkadaşlar arasında bu şarkıya ‘emret Sandman’ mı diyorlar acaba? diye düşündüm…(matrağına)
    Bak hala yanılgılar olabiliyor:)

    Ahmet Saraçoğlu

    @Siyah forma, 1996 zamanlarında metalin pek geyiği goygoyu olmuyordu valla, çok ciddi metalciydik, hakkını vererek dinliyorduk ahah

  36. poison says:

    ufak bir yanılgımı paylaşayım. black metaldeki tarama riff’lerde yüksek hızlı bir alternative picking var bildiğiniz gibi. ben ilk black metal dinlediğim günlerde her nota için 1 penalama var sanıyordum. mesela gorgoroth’un satan-prometheus’unun başındaki melodide her notaya bir pena vuruşu düşünün, öyle. saflık :d

  37. Rust in Peace. says:

    1000 Times Goodbye dinliyordum bi anda aklıma geldi.

    “Let me put pennies on your eyes”

    Buradaki penniesi uzunca bir süre penis sandım. Neden böyle bir söz var ki diye düşünüp gülüyordum :D

  38. HaNNibaL says:

    Servisle okula giderken yanımda Marduk-Panzer Division albümü vardı. Servis şoförü neymiş bu verde dinleyelim dedi.Baptism by fire şarkısında kalmış kaset.Maksimum 15 saniye dayanabildi servistekiler. Daha sonra servisci abimiz tuşa basıp kaseti çıkardı ve hiç unutamadığım “Bu ne lan karınca yuvası gibi” sözünü söyledi. Yıllardır tam olarak ne demek istediğini çözemedim :)

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.