# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
HOWLING SYCAMORE – Seven Pathways to Annihilation
| 25.06.2019

Günümüzün en dahiyane, en şahane progresif metal gruplarından biri.

HOWLING SYCAMORE. Bu ismin şimdiye dek PA içerisinde daha fazla bilineceğini umuyordum, ancak harika ilk albümlerinin kritiği yayınlandıktan bu yana 15 ay içinde sadece 1 adet yorum gelmesi beni biraz üzmüştü. Neyse ki grup aşırı üretken çıktı ve ikinci albümünü 1,5 yıl bile beklemeden ortamlara saldı. Umarım kısmet bu albümedir, ülkemiz metal dinleyicisi bu albümle birlikte HOWLING SYCAMORE’un değerini takdir eder. Grupla ilk kez şu anda tanışanların, “HOWLING SYCAMORE da ne ola ki?” demeden önce ilk albüm incelemesinin ilk 3 paragrafını okuyarak devam etmesini tavsiye ediyorum.

HOWLING SYCAMORE 3 önemli isimden kurulu bir progresif metal grubu. Progresif metal DREAM THEATER, FATES WARNING türevi klasik sound’unu çoktan geride bıraktığından, HOWLING SYCAMORE’un son derece güncel, ancak bir o kadar da eskiden beslenen bir iş yaptığını söyleyebiliriz. Grupta üç tane sac ayağı var ve her biri %33’lük pay sahibi olarak bu muhteşem müziğin oluşmasında pay sahibi oluyorlar. Müthiş davulcu Hanness Grossmann’ın davullarıyla altyapısını kazanan müzik, Davide Tiso’nun (eski-EPHEL DUATH) yarattığı muhteşem ambiyansla hayat buluyor ve eski WATCHTOWER vokalisti Jason McMaster’ın DAHİYANE vokal kullanımıyla zirvelere çıkıyor.

Bu hâliyle HOWLING SYCAMORE kimselere benzemeyen bir şeye dönüşüyor ve hakikaten orijinal bir sound ve karakter kazanıyor. Zamanında çok sevdiğiniz progresif müzik ifadesi sizi uzunca bir süredir itiyorsa, HOWLING SYCAMORE’a kesinlikle ama kesinlikle şans vermeniz gerektiğini düşünüyorum. Adamlar yaptıkları şeyi o kadar iyi biliyorlar ve o kadar çılgın atıyorlar ki, aynı anda hem zevk alıyor hem takdir ediyor hem de ilham alıyorsunuz.

“Seven Pathways to Annihilation”, grubun kendi adını taşıyan ilk albümünden yalnızca 17 ay sonra çıkan ve ilk albümün verdiği müthiş zevki daha da artıran; harikulade, enfes bir progresif metal gösterisi. Grup işin kurallarına bağlı kalmadan, hiçbir sınır tanımadan o kadar görkemli ve eşsiz bir kimlik ortaya koyuyor ki, aklınıza progresif metal veya avangart bir şey dinlediğiniz dahi gelmiyor; sadece zevk geliyor, keyif geliyor, takdir geliyor.

Bunun oluşmasını sağlayan 3 kişi olsa da (aslında bu albümde grupla çalışan BTBAM prodüktörü Jamie King’in de epey emeği var elbet) bunlar arasından Jason McMaster’a ayrı bir paragraf açmak gerekiyor.

İlk albümün incelemesinde de dediğim gibi, McMaster cidden soyadının hakkını veriyor ve AŞIRI DERECEDE usta işi bir performans sunuyor. Başka pek az vokalistin aklına gelecek, denemeye çekineceği pek çok vokal oyununu, dramatizasyonu, McMaster çocuk havuzunda oynar gibi yapıyor. Haykırıyor, deliriyor, çıldırıyor, şizofreniye kapılıyor, sakinleşiyor, ders veriyor, bilgelik taslıyor, emrediyor, kopup gidiyor… Rahmetli Warrel Dane’den bu yana sesiyle deliliği, çıldırmışlığı bu kadar yerinde ve hakkını vererek sunan bir vokalist daha duyduğumu sanmıyorum. Dersler çıkarılacak, notlar alınıp akabinde çalışılacak bir şey yaratıyor Jason McMaster.

Tabii bunun oluşmasında esas pay sahibi, albümdeki gitarlardan, baslardan ve tabii bestelerin büyük kısmından sorumlu müzisyen Davide Tiso’dan başkası değil. Üst üste binen katmanları, birbiriyle alakasız gibi gözüken ses örgülerini mükemmel kurgulayan Tiso, apayrı tellerde çalan 3 gitarı üst üste bezeyerek ortaya tekinsiz, tuhaf, benzersiz lezzetler çıkarıyor. Şarkılar belirli formüllere bağlı kalmaktan, klasikleşmiş beste yapılarını benimsemekten o kadar uzak ki, bir anda ortaya çok uzun süre dinlenecek, tamamı tahmin edilmezliklerle dolu bir albüm çıkıyor. “Seven Pathways to Annihilation”ı bilmem kaçıncı kez dinliyorum ve “ulan insan 100 kere de dinlese bundan sıkılmaz” diye düşünüyorum.

HOWLING SYCAMORE gözden kaçmaması gereken çok iyi bir grup ve 1,5 yılda çıkardıkları iki nefis albümle nasıl bir güç barındırdıklarını açık şekilde gösterdiler. Ben “Seven Pathways to Annihilation”ı yıl sonu listeme koyacağım gibi duruyor, siz de bu güzelliği es geçmeyin ve bu ustalık gösterisinden mahrum kalmayın diyerek yazıyı noktalıyorum.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.00/10, Toplam oy: 16)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2019
Şirket
Prosthetic Records
Kadro
Jason McMaster: Vokal
Davide Tiso: Gitar, bas
Hannes Grossmann: Davul
Şarkılar
1. Mastering Fire
2. Departure
3. Initiation
4. Second Sight
5. Raw Bones
6. Tempest's Chant
7. Sorcerer
  Yorum alanı

“HOWLING SYCAMORE – Seven Pathways to Annihilation” yazısına 6 yorum var

  1. 9yearsago says:

    Bu kadar övüldüyse bir bakacağım. Power metal ifadesi gözümü korkutuyor sadece.afı

  2. çaksu says:

    Birkaç ay önce ilk albümünü atmıştım telefona. Doğru kafaya giremediğim için hemen hiç dinlemedim. Yayınladıkları ilk şarkıdan beri hep bi ara dinleyeceğim bi grup. Bana tur bindirdiler mk. İkinci albüm gelmiş.

    Tiso reyiz sen ölme emi. Yetişecem ben.

  3. Emre says:

    Howling Sycamore bence tarihi bir is yapiyor. Ekstrem metal altyapisi ile klasik heavy metal vokalini bir araya getirmek bence tarihi bir hamle ve gelecekteki metal yorumcularinin ilk albume tarihi bir onem atfetmesi hic sasirtici olmaz. Ancak icinde bulundugumuz kosullarda bu bir cazibe unsuru degil. Tersine sirf vokaller brutal veya scream olmadigi icin bircok insan gruba onyargiyla yaklasiyor. Ki, kritikte de dendigi gibi, metal tarihinde parmakla gosterilecek bir vokal isciligi soz konusu. Kisacasi Howling Sycamore bir tur erken dogum, kolay kolay tutmaz. Tabii muzigin agir progresif yapisi da bu hususta gruba pek yardimci olmuyor.
    Yazida deginilmemis, ama bu album ilkinden oldukca farkli. Net sekilde daha olgun. En ust duzey produktorlerden biriyle calismanin etkisi belirgin. Ayrica ilk albumde once davullarin, bundaysa gitarlarin yazilmis olmasinin da etkisiyle olsa gerek, bu daha organik tinliyor.
    Bu albumu de cok sevmis olmakla birlikte ilkindeki cig enerjiyi buyuk oranda kaybetmis olmak bana pek mantikli bir hamle gibi gelmiyor. Bir de Davide biraz paraya kiysa bence hic fena olmayacak! Ac bir telefon, baslari Dominic Lapointe calsin! Nedir yani?!! Ama esas, saksafonu sadece tek sarkida kullanmis olmak cok yanlis bence. 2018′in altini ustune getiren Rivers of Nihil’den hic mi bir sey ogrenilmez (Webdeki butun metal sitelerinin 2018 listeleri birlestirilse Rivers rahatlikla ilk sirayi alir)?!
    Bu arada, tesaduf sonucu, bu yorumu ustumdeki Howling Sycamore tisortuyle yaziyorum. Bunu da yorumun sonuna ekleyesim geldi!!

    9yearsago

    @Emre, Vokal için scream veya growl olmaması bir sorun değil aslında. İnce tonlarla power metale göz kırpması sorun benim açımdan ama albümü henüz dinlemedim. Ama katlanabilirim diye tahmin ediyorum. Clean vokal denince tek örnek bu tarz denemez, daha tok ve daha gür bir sesi tercih ederim şahsen.

    The Foreshadowing vokali gibi.
    The Gates of Slumbver vokali gibi.
    Lord Vicar vokali gibi.

    Bilhassa da Reverend Bizarre vokali gibi.

  4. Spacedementia says:

    Hastasıyız şizofrenik teatral vokal kompozisyonlarından obsesif poliritmik davul yürüyüşlerine..

  5. Marvin Yanbasanyan says:

    Teknik death metal enstrümantasyonunu progresif metale bu kadar başarılı şekilde adapte etmeleri hakikaten büyük iş. Kadroda Hannes Grossman gibi tdm’i ekmeğin arasına koyup yemiş bi adam olunca tabii bu adaptasyonun neden bu kadar başarılı olduğunu da anlayabiliyorsun. En son üç sene önce Third Ion, Biolith’te bu işi müthiş şekilde yapmıştı. Bu albümü dinleyince aklım ister istemez Third Ion’a gitti. Biolith nefis albümdü, pek kıymetini bilen olmadı, grubun adı sağda solda pek görünmedi. Umarım aynısı Howling Sycamore’a da olmaz.

    Birçok büyük grubun yeni albüm çıkarmasına rağmen progresif metal adına 2019 epey vasat geçiyor benim nezdimde. Seven Pathways to Annihilation bu vasatlığı kırabilen ender işlerden, kendi janrında yılın en iyilerinden biri.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.