# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
WATAIN – 10 Mayıs 2019, Kiev, Ukrayna
| 16.05.2019

Ölüm Kiev üzerinde.

Ece Zeybekler

İstanbul ritüeline alınmamamdan sonra, Watain’i Kiev’de izlemeye karar vererek apar topar yola çıktım. Konser biletimi konserden birkaç saat önce aldım ve Watain ile İstanbul’dan sonra tekrar görüşme şansına eriştim. Watain üyeleriyle selamlaşıp biraz sohbet ettikten sonra onlara getirdiğim armağanları verdim ve konser saatini sabırsızlıkla beklemeye koyuldum sahne önünde.

Watain, “Behold the Bridegroom Comes at Midnight” adlı Ortodoks ilahîsiyle ritüele başladı. Erik Danielsson elinde bir meşaleyle sahneye çıktı, bir bir ters haçların üzerindeki fitilleri ateşe verdi ve meşalesini seyirciye doğru uzattı. Sunağın önünde eğildikten sonra “Storm of the Antichrist”ı söylemeye başladı. Seyircinin enerjisinin bir kısmını soğurup onlara yansıtıyordu adeta. Kiev’i selamladıktan sonra şarkıya devam etti. Sahneyi mor bir sis kaplamışken seyirci hep bir ağızdan eşlik ediyordu Watain’e.

Ukrayna’nın oğulları ve kızlarını selamladıktan sonra sahneye adeta bir atom bombası düştü “Nuclear Alchemy” ile. “But first our flesh must burn, to flames our minds must turn!” diye haykırırken kendi etini ateşe tutuyordu Erik Danielsson. Kalabalık ateşin iradesi ve iradenin ateşiyle çılgına dönmüştü adeta. Herkes kafa sallayıp, şarkıya eşlik ediyordu, konser alanına tam bir kaos hakimdi.

Erik Danielsson, Kiev’de ilk defa sahne aldıklarını ve bundan onur duyduklarını ve açık açık Şeytan’ın işini yaptıklarını vurgulayarak, oraya kurban vermeden gelmediklerini hatta seyircinin bile bunun için binlerce kez öldüğünü ve bunun kutsal olduğunu söyledikten sonra “The Child Must Die”ı söylemeye başladı. “A twisted cross ‘neath which burden we all must bow!” derken yerlere kadar eğildi ve Erik Danielsson eğilirken ben de aynı şekilde onun önünde eğiliyordum. Pelle Forsberg şarkıya hem gitarıyla hem de haykırışıyla eşlik ediyordu, önüme geldiğinde buram buram ölüm koktuğunu duyabiliyordum. “In the belly of Moloch the child must burn and into the fires it must return!” derken bir avuç dolusu sülfürü ateşe doğru attı ve alevler havayı kapladı.

Erik Danielsson, dönüşü olmayan bu yolda yirmi seneyi aşkın bir zamandan beri yürüdüklerini ve ritüellerine hâlâ devam ettiklerini söyledikten sonra “Casus Luciferi”nin vazgeçilmezlerinden biri olan Puzzles ov Flesh’i söylemeye başladı, et ve zihin bir olmuştu kutsal özün arayışında.

On dokuz sene önce yayınladıkları “Rabid Death’s Curse” albümünden “Angelrape” ile devam ettiler performanslarına. Alvaro Lillo ve Set Teitan’ın yerini dolduran Hampus Eriksson (Degial) gitarlarını konuşturuyorlardı adeta. Watain’in bütün üyeleri kurbanlarının asil kanıyla vaftiz edilmiş bir şekilde sahneye çıkmıştı.

Erik Danielsson ön sıradaki kız ve erkek kardeşlerine ithaf ederek başladı geçen sene çıkardıkları “Trident Wolf Eclipse”ten “Furor Diabolicus”a; mezarlardaki ve mabetlerdeki tozları ve örümcek ağlarını sildi adeta şarkıyı söylerken.

Aynı albümden “Sacred Damnation”ı sahneye koymadan önce Håkan Jonsson’un yerine Watain ile turneye çıkan Degial’den Emil Svensson ayağa kalkarak seyirciyi selamladı. Şeytan’ı yüceltmek için yazılmış bu şarkının ortasında Erik Danielsson bir iskelet görünümüne büründü, gözleri cehennem ateşiyle yanan korlar gibiydi.

“Underneath the Cenotaph” şarkısının başlangıcında, sunağın üzerindeki safimür tütsülerinin dumanları yılan dilleriyle havayı yalarken, Erik Danielsson domuz kanıyla dolu ritüel kadehini havaya kaldırdı ve seyirciye yaklaştı, şarkıya girdiklerinde kadehteki tüm kanı seyircinin üzerine boca etti. Kan, sülfür, alev ve kül ile kutsanmıştım. Yılan görünümündeki patikaların sonuna geldiğimizde ölüm bizi yolların kesişiminde bekliyordu.

Not: Aşağıdaki “Malfeitor” videosu İstanbul konserinde Pasifagresif tarafından çekilmiştir.

MALFEITOR! “Lawless Darkness” albümünün en güçlü şarkılarından biri olan Malfeitor’u sahnelemeye başladıklarında seyirci çılgına dönmüştü, herkes kafa sallayarak şarkıya eşlik ediyordu, sahnede Watain üyeleri de şarkıyı söylüyordu hep bir ağızdan. Cehennem ile bir olarak insanoğlunun kanunlarını bir bir yıkıyorduk, hepsini yok edene dek…

Yolların kesişiminden mabede doğru götürdü bizi Erik Danielsson, “Towards the Sanctuary”nin ortasında gözlerimiz kilitlenmişti, ruhumun derinliklerini görüyordu sanki delici bakışıyla ve bana “Ours is the patience of the pilgrim” diye bu yolda yürürken sabırlı olmam gerektiğini hatırlatıyordu. Büyülenmiştim.

Black Metal tarihinin dine en çok küfür eden şarkılardan biri olan “On Horns Impaled”i sahnelemeye başladıklarında seyirci coşkuyla “Go fuck your Jewish God!” diye haykırıyordu. “Stellarvore” ile birlikte Ölüm Tanrısı’nı celp ettikten sonra Bathory’nin kült şarkılarından biri olan “The Return of Darkness and Evil” ile devam ettiler konserlerine, Efendileri Şeytan’ın dönüşünü müjdeleyerek.

Mikrofon standını yere birkaç kez vurduktan sonra, “Sworn to the Dark”ı “Cadılara ve büyücülere, Kutsal Ateşler için ölenlere…” adayıp, sunağın önünde eğildikten sonra başladı söylemeye. Seyirci hep bir ağızdan “SWORN TO THE DARK!” diye haykırarak ant içiyordu karanlığa, geri dönüşü olmayan patikadan yürüdüklerini kanıtlıyorlardı adeta. Şarkının sonu benim için çok özeldi, çünkü Erik “As the world behind me burns, I ride its wings of paths of no return!” derken Erik Danielsson’un elime dokunuşuyla kutsandım. Hayatım boyunca unutamayacağım bir andı.

Son şarkı olarak “Serpent’s Chalice”i seçmişlerdi ve konserin sonunda zihin, kalp ve bedeni temsil eden üç kadeh de ağzına kadar kutsal kan ile dolup taşmıştı ve biz Yılan’ın Kadehi olmuştuk sonsuza kadar… Ritüel bitiminde konser alanı karanlığı geride bırakarak aydınlığa büründü. Erik Danielsson sunağının önünde diz çöktü ve eline aldığı Watain’in sembolü olan Crux Tridentis’i havaya kaldırdıktan sonra son dualarını etti ve bir bir mumları kanlı elleriyle söndürdü. Ardından seyircinin önünde defalarca eğilerek herkese teşekkürlerini sundular.

Konser sonrası iki saat kadar Watain üyeleriyle viski içip sohbet etme şansına nail olmam unutamayacağım hatıralardan biriydi. Ve böylelikle Eastern Eclipse turnesinin bir ritüelini daha geride bırakmış olduk. Konserin kanlı setlist’i, penaları, imzalı konser afişleri ve plaklar için çok teşekkürler, daha doğrusu her şey için Watain’in amansız kurtlarına ayrı ayrı teşekkür ediyorum; Hiçliğin Tapınağı’nda tekrar görüşene kadar…

HELL FOREVER SATAN!

Fotoğraflar:
Yuri Gryaznov (Kırmızı olanlar)
Ece Zeybekler

  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“WATAIN – 10 Mayıs 2019, Kiev, Ukrayna” yazısına 17 yorum var

  1. Eline sağlık. Büyük oranda İstanbul konserinin aynısı bir konser olmuş. Watain ileride de Türkiye’ye gelecektir.

    Salon dolu muydu? Biz 1 ay önce Kiev’deydik, fazla metalci görmedik ama Watain gelince saklandıkları yerden çıkmışlardır kesin.

    Ece Zeybekler

    @Ahmet Saraçoğlu,

    Salon doluydu ama sanırım Türkiye’den daha az seyirci vardı ama şunu söyleyebilirim, seyirci Türk seyircisi gibi coşkuluydu. O yüzden gerçekten unutulmaz bir konser oldu! Size çok teşekkür etmek istiyorum yazımı yayınladığınız için tekrardan, sağolun!

  2. Berca B. says:

    Konserin güzel geçmesine ve buradan taa Kiev’e kadar gitmene değmesine sevindim. Bu arada konsere neden alınmadın? Ben içeri girerken güvenliğin “arkadaşı içeri almıyoruz” dediğini duydum ama neden olduğunu anlamadım. Sebebi neydi?

    Ece Zeybekler

    @Berca B.,

    last.fm’e yolladım cevabını!

  3. HaNNibaL says:

    Watain tekrar gelmeli buraya doyamadık

    Ece Zeybekler

    @HaNNibaL,

    Organizatörlerin güney bölgelerinin yiyeceğini pek sanmıyorum :D

  4. YSoral says:

    Yazıyı yazan arkadaş konserde ‘sunum’ şenlensin diye kafasını getirmek üzere keçi kestiğinden ötürü içeri alınmamış diyorlar. Her black metal konserinde grubun gözüne girebilmek adına hayvan kesilmesinin bir miktar önüne geçilmiş olması adına desteklediğim bir hareket. “ET VEE KAAAAN ÖLÜÜÜM VE ŞİDDDEEEET” ise hayat görüşünüz destek görmenizi temenni ediyorum. Posthumanist çağa gelmişiz, instagramdan kan banyosu paylaşıp old gods, kutsal özz, cehennem hordası diyorlar. Öve öve bitiremediğiniz adam da aynı platformdan tişört satıyor ahshfk. Such ‘kutsal özzz’ reaaaally. Bu nedir arkadaş ya.

  5. eskiblackcilardan says:

    Bademleten şakirtlerden farkınız olsun.
    “Erik bana dokundu kutsandım” ne demek cok güldüm buna.
    Satanistin çomarı da çekilmiyor.

  6. Nox says:

    biz de keriz gibi kuru kuru dinliyormuşuz black metali.

    bundan sonra ben kutsana kutsana dinliyim bari.

  7. eskiblackcilardan says:

    Ayrıca; egosundan arınmak artık mutlu olmak isteyenlere
    Hanuman Mantrası’nı dinlemesini oneririm.
    Zamanla tüm öfkenin,tüm karanlığın yerini sevgi,hoşgörü alacak.
    Kapkaranlığın yok olması için minicik bir ışık bile yeter.
    Satanistlerden korkmayın, sevgi en iyi silahtır.
    Bu savaş Left-Hand Path ile Right-Hand Path’in savaşıdır.
    Kali Yuga’dan çıkıp Dwapara Yuga’dayız zaten.
    Sevgi kazanacak, Işık kazanacak, Demiurge kazanacak.

    Ece Zeybekler

    @eskiblackcilardan,

    Saygısızlığın lüzumu yok, bakalım Demiurge seni koruyabilecek mi benimle yüzleşirsen. İnanılmaz komiksin. Kilini güzel yoğuramamış anlaşılan, acınası.

    Ece Zeybekler

    @eskiblackcilardan,

    Ayrıca gördüğün gibi ben kendimi sanal bir profilin ardına gizleyip klavye komandoluğu yapmıyorum, ancak bu şekilde yorum yazmaya cesaret edebiliyorsan sana cevap yazmama dahi gerek yok, ortada zaten herşey. Beni güldürdüğün için teşekkürler, sabah sabah iyi geldi.

  8. eskiblackcilardan says:

    @Ece Zeybekler, İlk önce sakin ol ne bu nefret? Kök çakran alarm veriyor.Ben de senin gibiydim önceden nefretle,kinle doluydum.Ayrıca çomar dediğim için de özür dilerim.

    Sana tavsiyem biraz cocukluğuna inip içindeki çocuğu iyileştir (nefretle öfkeyle o çocuğa cok zarar vermişsin) hatta past life regression yapıp derin bir karma temizliği yap, affetmeyi öğren, sevmeyi öğren, en önemlisi de Maya Fiennes DVD’lerini alıp yoga yap.
    Tahminimce tüm çakraların tıkanmış zar zor enerji akışı var.Auran kapkaranlık. Rei’den bu kadar korkma.

    Emin ol Tanrı o kadar kötü değil.

    Hem bilimsel olarak da Dünyanın yok olmasına daha binlerce yıl var.

    Bu arada kimliğimi gizlememin nedeni de bilinmemesi gereken birçok ökült bilgiyi bildiğim ve uzun yıllardır meditasyon yaptığım içindir.
    Ayrıca NLP sayesinde istediğim zaman auramı temizleyebiliyor , reiki enerjisini toplayabiliyor , kendimi ve birçok şeyi şifalandırabiliyorum. Yani karşıma geçip üzerime tüm orbları da salsan farketmez.
    Ancak ben karanlık taraftan aydınlığa geçtim.
    Eğer karanlığı bilmeseydim Watain, Dissection , Rotting Christ gibi gruplar hayatıma girmeseydi aydınlığa geçemezdim.

    Raddor

    @eskiblackcilardan, hocam blogunuz falan var mı? Ya da yoksa bile bu bilgileri öğreneceğimiz yegane yer neresidir? Merak saldım biraz. Pek de inanmam böyle spiritualist şeylerin gerçekliğine ama gerçek olup olmamasının ne önemi var? Her şey zaten koca bir yanılsama. Neye inanırsak o gerçek oluyor.

    tahsin

    @Raddor, Hocam filozofluk var midir ?. Her sey zaten koca bir yanilsama filan. Sahsen benim felsefe hakkindaki yegane bilgilerim universite sinavlarindaki sikko sikko sorular.

    Raddor

    @tahsin, işte üniversiteden hatırladığım az birkaç bilgim var benim de. İdealizm. Materyalizmin karşısında duruyordu yanlış hatırlamıyorsam. Bu felsefeye göre hepimiz dış dünyayı kendi idealarımıza göre oluşturuyoruz. Buna idealar dünyası deniyor. Örneğin; buna göre ben sizin beni gördüğünüz kadar varım. Çünkü bütün gerçeklik bizim algılarımızda. Eğer spiritualizmi kabul edersem o da benim dünyamda gerçek olacak. Sahiden var olup olmamasına gerek yok. Kısaca bunu demek istedim.

    Belki de iyi bir bakış açısı değildir. Biraz araştırınca 2003′te güzelce eleştirilmiş bir entry buldum. Belki de biraz pozitivist olmak daha doğrudur.
    https://eksisozluk.com/entry/3098685

    Felsefeyle aram bu kadar. Pek de sevmem esasında. Zaten herkes filozof olmuş. Bu konuda tek yüce felsefem; “Düşün, düşün ‘ç’oktur işin.”:)

  9. Aykut says:

    91 veya 92 den beri metal müzik dinlerim. Yeminle böyle bir kafa görmedim. Böyle ne yiyorsunuz ne içiyorsunuz nasıl bir hava soluyorsunuz anlamadım. Neyse if konseri her nekadar sahne showu kısıtlı olsada gümbür gümbürdü.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.