# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DRASTUS – La Croix de Sang
| 03.04.2019

Kurulu düzenin güvenli kollarındaki sıradan insanın reddettiği, korktuğu, yüzleşmekten kaçındığı ne varsa…

Kesin olan bir şey var: insanoğlunun nefretinin sınırı yok. İnsanoğlu, asırlardır olduğu gibi bu nefreti, kini, öfkeyi dışarı vurmak için sanatı silah olarak kullanmaya bugün de devam ediyor. Ana akım vasat düşünce sistemi onlarca yıldır görmezden gelse de sanatın bu karanlık tarafı giderek güçlenmeye, şahlanmaya, gerçeklik kazanmaya devam ediyor.

Birbirinden aykırı, sıra dışı ve marjinal olarak adlandırılan çeşitli sanat dallarını, uçlardaki tabloları, deneysel filmleri, gözlemciyi rahatsız etme amacı güden görsel sanatları yücelten; çoğunluğun anlayamadığını düşünerek kendi kibrine mastürbasyon yaptıran kesimler; sanatın görsel ve düşünsel rahatsız ediciliğini göklere çıkaran zümreler, bu karşıtlığın ve reddedişin işitsel tarafını ne hikmetse değersiz görüyor, küçümsüyor, yok sayıyor.

Bugün içinde pornografi, şiddet, fiziksel deformasyon gibi pek çok “radikal” kalemin yansıtıldığı çalışmaları öven ve takdir eden birine gitseniz ve kurulu düzenin en büyük müsebbiplerinden biri olan din kavramına karşı ekstrem düzeyde düşmanlık besleyen, kabul edilmiş değerlere ters düşen bir black metal örneği dinletseniz, muhtemelen size bunun bir değeri olmadığını söyleyecek; ortaya konan şeyi bırakın derinlemesine anlamayı, birkaç dakika dahi dinlemeye tenezzül etmeyecek, tamamen yok sayacak ve kendince değerli olan yobaz elitist dünyasını doldurduğu kibir bulutunun içinde yaşamaya devam edecektir.

Black metal özünde tamamen aykırı bir karşı duruş barındırdığından bu küçümsemeyi, yok saymayı, değersizleştirmeyi elbette ki dikkate almayacak, herhangi bir ehemmiyet vermeyecektir. Ancak insanın kendini buladığı ve gün geçtikçe içine battığı karanlık ve yıkım içerisinde black metalin üstlendiği ulaklık, kıyamet tellallığı da elbet bir gün, bir yerlerde, birilerince takdir edilecektir.

Bugün bir savaş fotoğrafı sergisini gezen ve gördüklerinin çıplak gerçekliği ve çarpıcılığıyla sersemleyen ve bundan çok etkilenen bir insanın, olayı işitsel olarak anlatan medyuma bu denli kayıtsız kalması, şüphesiz ki insanın DNA’sına kodlanmış kolaya kaçma, rahatına düşkünlük ve kendini koruma içgüdüsünden kaynaklanmaktadır. Hayatı boyunca sayısız savaş fotoğrafı gören, kolu bacağı kopmuş cansız bedenler, evsiz barksız kalmış çocuklar, her şeyini yitirmiş insanlar, acı içinde haykıran ufacık yetimler, tüm sevdiklerini yitirip çaresizce ağlayan nineler görmeye alışan insanlar; onlarca savaş filmi izleyen ve hayatın tanışmak istemediğimiz o karanlık tarafının kabul edilebilir ve rahatça sindirilebilir şekilde sunulan hâlini almaya da dünden hazır olan milyonlar, aynı şeyi işitsel düzlemde alma konusunda elbette ki çok daha ilgisiz, isteksiz, hatta tavizsizlik düzeyinde reddedici oluyorlar.

Down sendromlu bir çocuktan “ailemizin maskotu” diye bahsedebilen, cüceleri sirkte “insanları” eğlendirmekte kullanan, insan olmayan her şeyin sahibi olduğuna inanan, kendinden güçsüz olduğunu hissettiği her şeyi ezip geçmeye meyilli insanoğlu, içinde bulunduğu ve kendi sonunu hazırlayan bu karanlıkta debelenip mutluluk şarkıları söylerken, yanı başında duran ve aslında kendi hikâyesini anlatan bu sanata tamamen kayıtsız kalıyor, onu yok hükmünde kabul ediyor.

İşte tam da bu yüzden black metal; ona değer verenlerin, onu bir müzik türünden fazlası olarak görenlerin, ondan çok farklı anlamlarda beslenenlerin ekmeği, suyu, havası olmaya, onları başka hiçbir uyarıcının başaramadığı şekilde uyarmaya, doyurmaya ve tahrik etmeye devam ediyor.

AMSG.

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (9.07/10, Toplam oy: 14)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2019
Şirket
Norma Evangelium Diaboli
Kadro
Drastus: Tüm enstrümanlar, vokal

Konuk:
Kevin Paradis: Davul
Şarkılar
1. Nihil Sine Polum
2. Ashura
3. Crawling Fire
4. The Crown of Death
5. Hermetic Silence
6. Occisor
7. Constrictor Torrents
  Yorum alanı

“DRASTUS – La Croix de Sang” yazısına 21 yorum var

  1. Aykut says:

    Ahmet hocam yine mükemmel bir yazı.
    Yazıyı okurken yeminle Harakiri for the sky_ funeral dreams klibi gözlerimin önünden geçti gitti…

    Ahmet Saraçoğlu

    @Aykut, sağ ol. O klibi izlememiştim, bakacağım.

  2. Vırvır Cırcır says:

    Sinmara dan sonra şu anda en iyiler listemde…eline sağlık Patron.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Vırvır Cırcır, sitede Sinmara’yı öven de oldu, ortalama bulan da. Ben henüz dinleyemedim, en kısa zamanda dinleyip yazacağım.

    ismail vilehand

    @Ahmet Saraçoğlu, Sinmara son albümü birkaç saat önce muhtemelen son kez dinledim ve önceki materyalleri düşününce “ortalama” kelimesi cidden fazla insaflı kalıyor.

  3. P L A G U E says:

    Daha önce ‘aoratos’ kritiginin altına yazmıştım buraya da yazayım:

    Şahsım adına ‘imha tarikat – kara ihlas’ tan sonra senenin en kusursuz 2. black metal albümü.

  4. Vehbi says:

    Yazı kusursuz, bir albüm kritiği illaki enstrümanla vokalin şekli ile vs yapılmaz. Çıta fazla yükseğe kondu :)

  5. Şafak says:

    Ahmet abi ateist olduğunu biliyorum ama “din yüzünden dünya bu hallerde, din insanlığa kötülük yayıyor” vs düşünceleri, hem sen hem de bazı arkadaşlar zikrediyor ara ara. O yüzden birkaç bir şey yazayım:
    İnsanlık tarihinden dini kaldırınca tertemiz bir dünyaya sahip olacağımızı mı hayal ediyoruz? Din zaten ismen var, manası çoktan kayboldu.Peki dünyada iyilik, sevgi, mutluluk artışı falan mı var? Müzik düzleminde konuşacak olursak; bazen black metal duruşuna sahip olduğunu hissettiğim kişiler ver black metal yapan müzisyenler “din yüzünden bir çok savaş çıktı, milyonlarca insan öldü” gibi kendi kendiyle çelişen sözler söylüyor. Şunu soruyorum: Birden insanlığınız mı tuttu? İnsansevici mi oldunuz? Din insanlığın eğer ki yok oluşuna hizmet ettiyse bunu olumlu olarak görmeniz gerekmez mi? Ama bu müzik biz sadece eğleniyoruz, diyorsanız yine de riyakarlık olur.
    Kişisel kanaatim dinler insanlığa karşı çıkışın, başkaldırının zirvesidir. Ne black metal, ne şiddet filmleri, ne şu ne bu. Topyekun bir isyan hareketi varsa bu dinlerin özünde bulunabilir. Tabi modern çağın süprüntüsü olarak peşinden sürüklenen zihinler, modern yaşama başkaldırdığını zannediyor ancak çoktan uyarlandıklarının farkında değiller. Eleştirdikleri şeylere dönüştükleri için nereye saldıracaklarını bilemiyorlar. Ve evet din; tüm suçlu o oluyor. Garip!

    Ahmet Saraçoğlu

    @Şafak, yorumun için teşekkürler. Yazıda direkt olarak din kavramına karşı herhangi bir eleştiri yok. Dine dair tek cümle: “…kurulu düzenin en büyük müsebbiplerinden biri olan din kavramına…”.

    Burada kast ettiğim şey, pek çok başka kavram gibi dinin de tarih boyunca insanları kutuplaştıran ve büyük trajedilere yol açan bir rol oynaması. Bu bir eleştiri, itham değil, gerçek.

    Burada bu kadar fazla insana ulaşan bir sitenin sahibi olarak arada bazı düşüncelerimi açıkça ifade etsem de inançlı insanlara, birtakım kutsal değerlere herhangi bir hakarette, küçümsemede bulunmadım, bulunmam da. İçimde daha radikal düşünceler olsa da bunu asla birilerini kırmak için kullanmam.

    Din kavramına dair sonsuza dek tartışabiliriz ama bu yazı özelinde esas konu sanatsal bir eleştiri. Yazıdaki “…kurulu düzenin en büyük müsebbiplerinden biri olan din kavramına…” cümlesini olduğu gibi silsek bile yazının içeriği ve anafikrinde herhangi bir değişiklik olmaz.

    Kısacası kısmi rahatsızlığını anladım, ama bu yazının konusu değil.

    Şafak

    @Ahmet Saraçoğlu, Ben de o cümlene binaen yazdım Ahmet abi. Dediğin gibi burada bir hakaret, küçümseme olmasa da din kavramına yönelik olumsuz bir ifade gördüğüm için uzun zamandır yazmak istediğim bir kaç bir şey vardı onları yazdım.
    Sağduyulu yanıtından dolayı ben de teşekkür ederim.

    chuck_s

    @Şafak, “Organize din” eleştirisi 1700′lü yıllardan beri Rousseau’dan Kant’a, Feuerbach’tan Marx’a, Proudhon’dan James’e, Spinoza’dan Freud’a kadar her meşrepten filozof/düşünür tarafından yapılıyor ve sormuş olduğunuz tüm sorulara da esaslı yanıtlar veriliyor. Tarihte biraz daha geriye giderseniz, İslam felsefesi içinden de benzer eleştirileri ve yanıtları, İbn Rüşd’den İbn Haldun’a kadar, birçok isimde bulabilirsiniz.

    Alınmayın ama bir anda aklınıza geliveren ve yanıtlarını bulamadığınız her soruyu, hayatın anlamı ve kutsalınızın çürütülemezliği sanmak sadece “din”dar bir zihniyetin ürünü olabilir. Üzgünüm, ne sorduğunuz sorular ne de aradığınız yanıtlar “ilk defa” sizin aklınıza gelen orijinal şeyler. Hepsi defalarca yanıtlandı. Ya bu yanıtları okumadınız ya da okumuş olmanıza rağmen bunlardan tatmin olmanız. Eğer durum ikincisiyse, lütfen bizi bu tatmin olmayışınızdan haberdar edecek, sistemli eleştirilerinizi bir kitapta toplayacak çalışmanızı bir an önce yazın ki biz de aydınlanalım. Zira bu haliyle sadece “off yine mi bu bayat sorular?” demekten başka bir şeye yaramıyor yazdıklarınız…

    Bu soruları ortaya atmak yerine azıcık külliyat araştırması yapsanız, sizin inancınız ile başkalarının inançsızlığı arasında sandığınız kadar büyük farkların olmadığını ve organize dinlerin insanlığın kendi başına ördüğü çorapların en tehlikelilerinden biri olduğunu göreceksiniz. Daha birkaç gün önce katıldığı bir talk-show’da Ricky Gervais söylüyordu: Bugüne kadar insanlık tarihinde saptanmış (ya da insanların en yüce varlık olarak isimlendirmiş olduğu kaydedilmiş) 2,700 tane tanrı mevcut. Bir ateist bunların 2,700′üne de inanmazken, siz 2,699 tanesine inanmıyorsunuz! Buradan bakıldığında, ya “inanç” oranınız ile “inançsızlık” oranınız arasındaki cüz’i farkı görmezden geliyor olmanız ya da tarihin en doğru anında, en doğru tanrısına tapan, en doğru toplumunun içinde doğacak kadar “şanslı” olduğunuza inanmanız gerekiyor…

    Bu mesajı yazma nedenim inancınızı sorgulamak vs. değil. “İnandığınız” yani “aklınızı by-pass ettiğiniz” bir konuda bir başka insanı ikna etmek ya da onun argümanına karşı çıkmak için hala “aklınıza” gelen argümanları sunmuş olmanız beni düşündürüyor. İnancınızı savunmak için (yine) inancınızı ortaya koyamıyor olmanız ve akla başvurmak zorunda kalmanız da mı sizi bir şeylere ikna etmiyor, şaşırıyorum.

    Yolunuz açık olsun.

    Şafak

    @chuck_s, İnsan konuşurken, yazarken, düşünürken, çalışırken ne yaparsa yapsın akla başvurmak zorunda. İnanırken de öyle. Ama inanç bir noktada aklın sınırlayıcılığından kurtulmak zorunda dediğiniz gibi. İnandığınız varlığı tahayyül edemeyecek bir bedene (özel anlamda akla); ve tahayyül ettiremeyecek bir boyuta sahipseniz (yani dünyada iseniz) artık ne söyleseniz havada kalır. Bu nedenle inancımı ortaya koymamın da bir yolu yok. Ayrıca inancımı kanıtlamaya çalışmak ve savunmak acziyetini de göstermek istemiyorum. Bir ricam var sadece, tüm arkadaşlardan dini eleştirilerini yaparlarken iğnemeleden uzak, inançlıları -örtük bir biçimde de olsa- tahkir eden ifadelerden uzak durma nezaketini göstermeleri.

    Ouz

    @chuck_s, Selam.

    Kabalık ediyorsam kusuruma bakma ama yorumunu okurken mürekkep yalamışlığını ve açık fikirliliğini keşke ön yargılarına ve küçük çaplı kibrine kurban etmeseydin dedim içimden. En azından okuduklarım uzaktan bakınca beni bu düşünceye sevk etti.

    İki sorum var:

    - Big Bang hakkında ne düşünüyorsun; tüm bu süreç bir tesadüf müydü?

    - Dünya’daki doğa yasalarını neye bağlıyorsun?

    Teşekkür ederim.

    Not: Müslüman.

    Nox

    @Ouz, chuck_s’ın yorumuyla Big Bang arasında nasıl bir ilişki kurdun allah aşkına? Bir yaratıcı var mı yok mu konusundan ziyade organize dinleri tartışmış kendisi. Bu ikisi tamamen farklı konular.

    Ouz

    @Nox, Açıkçası chuck_s nikli arkadaşın yorumunun sonlarındaki ifadelerine istinaden kendisinin ateist olduğunu düşünerek bu mesajı yazmıştım. Şafak arkadaşın da bahsettiği gibi bir iğneleme hissettiğim için düşüncem bu yönde pekişti, yanlış yapmış da olabilirim. Kendisi deist ya da agnostikse sorumu geri alır, aradan çekilirim tabii ki.

    @Siyah forma, yanıtın için teşekkür ederim. Sorum tek kişiye yöneltilmiş olsa da elbette isteyen herkes fikirlerini dilediği gibi söyleyebilir.

    Siyah forma

    @Ouz,3. şahıs olarak 2. sorunuza kendimce fikrimi söylemek isterim. ben kaos’a bağlıyorum.o düzenler kendiliğinden o şekilde oluşmuş, biz onları anlamlandırıp bir yasa gibi kullanmışız,tıpkı zaman gibi veya sayılar gibi.

  6. Kaan says:

    Bu harika yazı, F. Nietsche’nin ; “Varoluş ifadesi olarak, tüm sanatlara saygım var, ama bu sanatlar arasında müziğin çok farklı bir yönü var” sözlerinin açıklaması olmuş. İçinde çok şey var. Anlayabilene.

  7. 9yearsago says:

    Albümde gereksiz ve sıkıcı bir vokal kalabalığı var. “Bu kadar söz yazdık, okumasak ziyan olur” demiş de hepsini yerli yersiz okuyuvermiş gibi. Albümde şarkılar arasında yeterli fark yokmuş hissi yakalıyorum, sanki baştan sona aynı doku tekrar ediyormuş gibi. Neden diyordum, sebep olarak bunu gördüm şimdilik. Kaotik olunmaya çalışılmış ama enstrümanlarla yaratılan kaos biraz büyük gelmiş, altından kalkamamış arkadaşlar. Clusterfuck.

  8. cotard delusion says:

    Norma Evangelium Diaboli’den ne çıksa dinlenir. Ve bu muazzam kritik de bu şirketten çıkan pek çok albüme uyabilir.

    Her şey bir kenara, harika bir kritik.

    Ahmet Saraçoğlu

    @cotard delusion, sağ olasın.

  9. şeyh hulud says:

    Güzel albüm. Fransa’dan çıkan bu kadar cenabetliğe artık katedral bile dayanamadı.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.