# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
WARREL DANE – Shadow Work
| 18.11.2018

Bugüne dek yazdığım en zor inceleme:

Warrel Dane’den yeni NEVERMORE albümüyle veda.

Bu yazıyı yaklaşık 3 haftadır yazacağım. Birkaç kez başladım, devamı gelmedi, vazgeçtim. Sonradan bu yazıyı Warrel’ın veda albümü olan “Shadow Work”te çalan müzisyenlerle röportaj yaparak yazmayı düşündüm. Elemanlarla konuştum, hemen kabul ettiler. Lakin onlardan gelecek cevapların gecikme ihtimalini de göz önünde bulundurarak bu planı erteledim ve kendimi hazır hissettiğim ilk anda bu yazıyı yazıyorum. “Shadow Work”ü Warrel’la birlikte yaratan Brezilyalı 4 müzisyenle yapacağım röportaj da en kısa sürede sitede olacak.

Şimdi gelin, normalde asla yazmak istemeyeceğim bu son Warrel Dane, son NEVERMORE yazısına başlayalım.

Herkesin hayatında özel yeri olan insanlar vardır. Konu sanat olunca bu genelde hayranlık düzlemindedir; o özel kişinin yarattığı şeyler vasıtasıyla o kişiye olan takdirinizi, sevginizi büyütür, o kişinin yarattıklarını el üstünde tutarsınız.

2001 yılında açık ara en çok sevdiğim, en çok hayranlık duyduğum müzisyen Chuck Schuldiner’dı. Öldü.

2004 yılında açık ara en çok sevdiğim, en çok hayranlık duyduğum müzisyen Dimebag Darrell’dı. Öldü.

Warrel Dane, sesini ilk kez duyduğum 2000 yılından bu yana en sevdiğim vokalistti. “Dead Heart in a Dead World”ü ilk kez duyduğumdaki şaşkınlık, inanamama, hayranlık anlatılmaz bir şeydi. Böylesine sert bir müzik, muazzam rifler, akıl almaz sololar, olağanüstü bir şarkı yazımı ve hepsinin üstünde hiç ama hiç kimseye benzemeyen bir vokal…

Ve 2017 yılının Aralık ayı… Haberi aldıktan sonra yaşadığım şaşkınlık, inanamama, şok anlatamayacağım bir şeydi. Böylesine efsane bir yorumcu, muazzam sözler yazan bu şair, eşsiz bir ses rengi ve hepsini bir anda yeryüzünden silen bir ölüm…

Bu yazı bir ağıt, bir arkadan ağlama yazısı olmayacak. Çok uzun olacak, ama o tarz bir ah vah yazısı olmayacak. Onları geçtiğimiz yılın Aralık ayında yaptım ve geride bıraktım.

Metalle bu kadar yakın ilişkide bir insan olarak kendimi çok şanslı görüyorum. Hayranlık duyduğum, ilham aldığım pek çok müzisyenle tanışma, muhabbet etme imkânı buldum. Sayamayacağım kadar çok müzisyenle fotoğraf çektirmişliğim, bir şeyler içmişliğim var. SEPTICFLESH’ten Christos’la Atina’da buluşup kahve içmişliğim, CARCASS’tan Jeff Walker’la aynı masaya oturup patates salatası yemişliğim var artık daha ne diyeyim…

Warrel Dane’le bugüne dek 3 kez karşılaştım. Biri İstanbul’daki NEVERMORE konserinde, biri yine İstanbul’daki “Dead Heart in a Dead World” konserinde, bir diğeri de Atina’daki SANCTUARY konserinde. Tanışıp muhabbet ettiğim bunca insan arasında Warrel Dane’i benim için özel yapan ise, onun diğer tüm bu müzisyenlerden farklı olarak hissettirdiği, saklamaya çalışsa da benim hissettiğim son derece içselleştirilmiş, son derece kalıtsal bir hüznünün, acısının olmasıydı.

İstanbul konserinin ardından röportaj yapmak istediğimde “Ama sadece 5 dakika olsun lütfen, çok yorgunum” dediğinde gerçekten de çok yorgun olması ve ses kaydını kapattığım anda telefonda 4.59 yazdığını görünce yüzündeki şaşkınlığı, sırtımı sıvazlayıp “sen bu işi biliyorsun!” demesi; Atina konserinin ardından salondaki neredeyse herkes gittikten sonra 10 dakikaya yakın muhabbet etmemiz… Warrel gerçekten de çok yetenekli, çok özel bir vokalistti ve geçmişinden getirdiği ve bir türlü kurtulamadığı pek çok sıkıntıyı, pek çok acıyı her albümde, her şarkıda yansıtıyordu. Atina’nın gözde konser mekânlarından olan Gagarin 205’in boş zemininde Warrel’la konuşurken hissettiğim şey, esasen tam anlamıyla tanımadığım biri olsa da, gerçekten de onu dinleme ve yardım edebilme isteğiydi. Adam yarım saat öncesine kadar sahnede bütün salonu sallamıştı ve şimdi ben, hayranlık duyduğum bu adama neredeyse merhamete yaklaşan hisler duyuyordum. Çok acı çekmiş, çok hayal kırıklığına uğramıştı; bunu çok açık şekilde hissedebiliyordum. Bunları hiç belli etmeyecek kadar karizmatik, tebessümlü ve ne yaptığını bilir bir hâldeydi; ama yalnız kaldığında, sıkıntılarıyla baş başa olduğunda, geçmişin tüm o yüklerinin öne çıktığı belliydi; bunu hissedebiliyordum.

“Dead Heart in a Dead World” konserinin ardından tanıştığım grup elemanlarıyla da irtibatımızı kesmedik. Brezilyalı 4 müzisyenden oluşan grubundan davulcu Marcus ile ara ara muhabbet eder, geyik yapardık. Yeni kuracakları grubun adının Müslümanlar için rahatsız edici olup olmayacağı konusunda benden fikir bile almıştı. Ölüm haberinin ardından aramızda geçen diyalog ise her şeyi anlamsız kılmaya yetiyordu.

“Hi Marcus, I am unbelievably sorry to hear about Warrel. My hands are shaking right now. Condolences to you and his friends over there. This must be devastating for you guys. I can’t believe this.”

“I dont know what to say man. I was with him hours before at the studio. Fuck… I dont know what to say.”

İstanbul konserinde grubun gitaristi Johnny ile konuşurken bana Warrel’ın yeni solo albümünün tamamen cover’lardan oluşacağını söylemişti ve biz de bunu haberleştirmiştik, lakin bildiğimiz gibi “Shadow Work” bir cover albümü değil. Duyduğum kadarıyla albüm aslında 80 dakika civarı olacakmış, ancak bu kadarı kaydedildiğinden bu şekilde yayınlanmış. Sanırım kaydedilmeyen diğer yarısı cover tarafıydı. Marcus bana Century Media’nın kalan kısmı konuk vokalistlere söyletip yayınlayabileceğini söyledi. Bekleyip göreceğiz.

Bunca iç dökmeden sonra albüme, “Shadow Work”e dönebiliriz. Öncelikle söylemek isterim ki, bu yazıyı yazmadan önce albüme dair hiçbir incelemeyi, yorumu okumadım. Albüm çıkmadan önce yayınlanan şarkıları dinlemedim. Dolayısıyla “Shadow Work”ü olabilecek en saf ve öznel hâlimle yazıyorum. “Praises to the War Machine”in muazzam bir solo albüm olduğunu düşünüyorum. Bence her şarkısı muhteşem, harika bir albüm. Warrel o albümde eski SOILWORK gitaristi Peter Wichers ile o zamanın SOILWORK, şimdinin MEGADETH davulcusu Dirk Verbeuren’le çalışmış ve Wichers’ın şarkı yazımından vücut bulduğu nispeten belli, NEVERMORE’la pek de alakası olmayan bir iş ortaya koymuştu. O albümde Warrel daha gotik bir groove/heavy metal karakteri benimsiyordu. Albümdeki mükemmel THE SISTERS OF MERCY cover’ı “Lucretia (My Reflection)”, Warrel’ın gotik müziğe olan sevgisinin bir göstergesiydi.

2018’e geldiğimizde, Warrel Dane’in yeni solo albümünü çok başka, bambaşka bir kafayla yaptığını görüyoruz. Warrel’ın ölümü öncesinde sürekli olarak dillendirilen “NEVERMORE ne zaman birleşecek?” sorusunun en azından yakın zamanda olumlu bir cevabının olmayacağını düşünen Warrel, ilk solo albüm düşünüldüğünde hiç beklenmedik bir şey yapmış ve içinde NEVERMORE’un diğer üyelerinin olmadığı yeni NEVERMORE albümünü çıkarmış.

Benim için “Shadow Work”, içinde orijinal gruptan sadece Warrel Dane’in yer aldığı sekizinci ve son NEVERMORE albümüdür.

Bu şekilde düşünmeme sebep olan şey, albümün ilk albümle kıyaslanmayacak şekilde sert, progresif, NEVERMORE’vari, hatta ve hatta “Dead Heart in a Dead World”vari olması. Albümdeki riflerin neredeyse tümü Loomis karakteriyle yazılmış özbeöz NEVERMORE rifleri, nakaratlar son derece “DHIADW” karakterli, Warrel’ın albüm boyunca yansıttığı kimlik de dibine kadar “Alın size yeni NEVERMORE albümü” dedirtecek cinsten. Warrel’ın burada grubun geri kalanını saymayan ve “ben tek başıma NEVERMORE karakterini yansıtabilirim” türü bir yaklaşım benimseyen bir tavrı olduğunu sanmıyorum. Sonuçta Loomis de, Warrel da NEVERMORE’un yeniden birleşmesi konusunda hiçbir zaman “asla olmaz” demediler, aralarında öyle çözülemeyecek bir husumet yoktu.

Eşim Güzide ile NEVERMORE’un dağılmadan önceki son turne gitaristi Attila Vörös’ün Budapeşte’deki evine konuk olduğumuzda (kendisiyle yüz yüze yaptığımız ve NEVERMORE’a dair pek çok bilgi içeren röportajı Macar Metal Dosyamızdan okuyabilirsiniz. Kendisiyle yan yana oturduğumuz fotoğraftan sonra başlıyor.) söylediği üzere grubun esas sıkıntısı Van Williams’la Warrel arasındaydı, basçı Jim Shepherd ise zaten artık performans sunmasını engelleyecek sağlık sorunlarıyla uğraşıyordu. Dolayısıyla Warrel’ın bu albüme en ufak bir nispet tohumu kattığını sanmıyorum. Sanmıyorum, çünkü albümün bir saniyesinde bile göstermelik bir NEVERMORE’culuk, en ufak bir yüzeysellik, kendi kendinin karikatürü olma durumu yok. Hepsini geçtim, “Shadow Work” yeni NEVERMORE albümü olma anlamında cepten de yemiyor. Warrel’la tanışmadan önce Brezilya’da NEVERMORE cover’layan bu çocuklar belli ki grubun her şeyini özümsemiş, birlikte “DHIADW”yi bin kez çalarak o albümün karakterini yiyip bitirmiş ve nihayetinde Warrel’la el ele verip onun yönlendirmeleri neticesinde bu yeni NEVERMORE albümünü yaratmışlar.

Bu şekilde düşünmeme neden olan pek çok unsur var demiştim. “The Obsidian Conspiracy”den fırlamışçasına duran “Disconnection System” ve “This Godless Endeavor” şarkısının trafiğine aşırı benzeyen yapısıyla albümü kapatan “Mother Is the Word for God” bunların başında geliyor. Aynı şekilde, Warrel ilk solo albümündeki THE SISTERS OF MERCY cover’ında şarkının orijinaline son derece sadık kalırken, bu albümdeki yine bir gotik grup cover’ı olan THE CURE – “The Hanging Garden”da adeta “Dead Heart in a Dead World”deki SIMON & GARFUNKEL cover’ı “The Sound of Silence” gibi şarkının orijinaliyle hiçbir alakası olmayan bir cover sunuyor. Öyle ki, neredeyse blast beat’le başlayan şarkının nakaratı, gözden kaçmayacak düzeyde “DHIADW”vari bir nakarata evriliyor. Şarkıyı dinlerken akıllara “Narcosynthesis”in, “We Disintegrate”in, “Evolution 169”ın, “Insignificant”ın gelmemesi imkânsız.

Tüm bunlar yeterli değilmiş gibi, Warrel bir de “Rain” gibi bir şarkıyla hayatımıza ilave bir acı vermeyi seçiyor. Gayet sade, ancak Warrel’ı ve NEVERMORE’u bilenler için olağanüstü güzellikte bir nakaratı olan bu şarkının sözleri bana kalırsa NEVERMORE’a yazılmış bir ağıt niteliğinde. Bildiğimiz gibi NEVERMORE Seattlelı bir grup ve Seattle ABD’nin en çok yağış alan birkaç yerinden biri (yılın ortalama 150 günü yağmur yağıyor; grunge’ın da oradan çıkmasına şaşmamalı…). Warrel bu şarkının sözlerinde -bence- NEVERMORE’u yad ediyor, yağmur metaforuyla Seattle’da kurulan o eşsiz grubu ifade ediyor ve şarkının bir yerinde iç acıtırcasına “Forevermore…” diyor…

“Gözlerine baktığımda dünyanın döndüğünü görüyorum
Kulağıma fısılda ve ileri gitmemi sağla, korkumu yenmeme yardım et
Beni nazikçe tedavi et

(Forevermore)

Sığ ellerle bana yarını göster
Yağmuru hatırlayarak tekrardan hayata dönebiliriz

İçi boş tepeleri takip ederek hayallerimizin en dibine vardık
Geçmişi yeniden yaşayabilir miyiz, yoksa diz mi çökeceğiz

Bedelimi öde ve beni buradan çekip çıkar

Ben sadece çeşitli bağımlılıkların kölesi ve kurbanıyım”

Warrel burada adeta günah çıkarırcasına itiraflarda bulunuyor ve eski grup arkadaşlarından bir nevi icazet istiyor. Özür yok belki, ama mağduriyet ifadesi var, eski günlere özlem var, acı var, pişmanlık var.

Yine benzer şekilde, “Mother Is the Word for God”ın şarkı sözü bağlamında “This Godless Endeavor”ın dinî konseptini sürdürmesi, şarkıda NEVERMORE şarkı sözlerine atıf olarak kabul ettiğim “worms” ifadesinin geçmesi gibi çeşitli şeyler de yine bu şarkıyı da NEVERMORE göndermeli bir hâle getiriyor.

Warrel’ın “Anne, olacakları biliyordun ama gözlerini kapadın; neredeydin? Anne, yapılan müdahaleyi gördün, neden gözlerini kapadın?” diye sorması da yine geçmişine, çocukluk sıkıntılarına, bir yandan da inanç çerçevesinden bir gönderme, sorgulama, isyan etme biçimi olarak karşımıza çıkıyor.

Aslında böylesi derin ve şahsım adına çok şeyler ifade eden bir albümü didik didik etmek istemeyebilirdim, ancak Warrel’ın inceleyeceğim son çalışması olduğundan, artık ondan yeni bir şey duymayacak oluşumuzdan dolayı bu son fırsatı hem kendim adına verimli kullanmak hem de ona olan son vedamın hakkını vermek istedim.

Ölümünün ardından seni anan tüm müzisyen arkadaşların, beraber turladığın insanlar, eski grup arkadaşların; hepsi de senin ne kadar yetenekli, eşsiz ancak bir o kadar da iç sıkıntılarla boğuşan bir insan olduğunu vurguladılar. Belki de ömrün boyunca yarattığın bunca eşsiz, bunca güzel şeyin ortaya çıkması için bu acıların, bu sıkıntıların yaşanması gerekiyordu. Belki de şu an bu satırları yazan kişi olarak senden haberdar olmamın, senden haberdar olmamızın esas nedeni geçmişin bu çözemediğin yüküydü… Her ne olursa olsun, sen çok sevdiğimiz, hayatımızın merkezine koyduğumuz bu müziğe ve dolayısıyla seni sevenlere çok şey kattın. Çok fazla karakter, çok fazla ilham verdin.

Bir hayranın, bir dinleyicin, empati düzeyinde de olsa seni anladığını düşünen uzak bir arkadaşın olarak…

Teşekkürler Warrel.

Albümün okur notu: 12345678910 (9.57/10, Toplam oy: 42)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2018
Şirket
Century Media Records
Kadro
Warrel Dane: Vokal
Johnny Moraes: Gitar
Thiago Oliveira: Gitar
Fabio Carito: Bas
Marcus Dotta: Davul
Şarkılar
1. Ethereal Blessing
2. Madame Satan
3. Disconnection System
4. As Fast as the Others
5. Shadow Work
6. The Hanging Garden (THE CURE cover'ı)
7. Rain
8. Mother Is the Word for God
  Yorum alanı

“WARREL DANE – Shadow Work” yazısına 6 yorum var

  1. Gürkan says:

    Hayatımda ilk defa bir albümü dinlerken bu kadar birbirinden farklı duygular içerisinde dalgalanıp durdum. Öncelikle albümün kalitesini şöyle vurgulayayım, eğer kendisi aramızdan göçmeseydi ve bu albüm tam anlamıyla tamamlanabilseydi muhtemelen gelmiş geçmiş en iyi metal albümlerinden bir tanesi ile karşılaşacaktık.

    Fakat albümün bu halinin de kaliteden yana hiçbir sorunu yok. Madame Satan isimli parçayı dinlerken kendimden geçtim ve daha ilk parçadan anladım neler olacağını. Hele işin içine brutal vokaller girince öyle bir afalladım ki anlatamam. İlk defa Warrel dane’den bu kadar karanlık besteler duyuyorum aynı zamanda bu albümde. İlk 4 parça (ethereal blessing’i saymıyorum) birbirine o kadar iyi kenetlenmiş ve öyle su gibi akıyor ki The Cure cover’ına geldiğinizde nefesiniz kesilmiş oluyor. Cover parçayı sevmeyenler olmuş ama büyük bir The Cure hayranı olarak çok sevdiğimi söyleyebilirim. İlk dört parçanın lokomotif yapısı bozulduktan sonra Rain ile gelen hüzün ve Mother is the Word for God ile gelen This Godless Endeavor tadı paha biçilemez oluyor.

    Kafamda yazmak istediğim o kadar çok şey var ki doğru düzgün toparlayamıyorum bile. En iyisi çok uzatmadan böyle bitireyim. Son olarak Madame Satan’ın bu sene dinlediğim en iyi metal parçası olduğunu da söylemeden geçmeyeyim.

    Kaan

    @Gürkan, Kesinlikle haklısın, muhteşem bir parça. İnsanın içine işliyor.

  2. Melkor says:

    Albümü dinlerken bi yandan bunları okuyorum. Gözlerim doldu, müthiş duygulandım ya. Bu müzik türünü dinlememize neden olan güzel adamların nesli tükendi tükenecek gibi geliyor. Olmasa bile sesiyle hayatımıza dokunmaya devam edecek.

  3. ali says:

    Ahmet Hocam bizi çok beklettikten sonra Shadow Work’e teknik değil duygusal bir yorum yapmayı uygun bulmuş. Açıkçası bunda pek cömert de davranmamış. Kritik beni tam tatmin etmedi ama nedenlerini anlıyorum. Nevermore benzeşimleri, şarkı sözleri, konsept (Carl Jung’un gölge-iş terapisine yapılan gönderme gözden kaçmış), progresif besteciliğin bazı yerlerde dengesini kaybetmesi gibi konularda biraz daha ayrıntı gelse çok güzel olurmuş…

  4. Kaan says:

    Kapkaranlık ve içten-hassas duygularla kaplı bir albüm. Muhteşem bir başyapıt. Yazı için çok teşekkürler. Ortak duygu ve düşüncelere sahip olmak güzel.

  5. Godless Killing Machine says:

    Elemanlarının en iyi solo albümleri çıkardığı grup Nevermore olabilir. Jeff Loomis de olağanüstü işler yaptı.

    Albüm bence başyapıt olmasa da çok sağlam. 8. Nevermore albümü olduğuna katılmıyorum ama, Loomis üstadın o albümde çaldığını bilmek bile başka.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.