# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
SIX FEET UNDER – Unburied
| 30.07.2018

Verilmiş sadakamız varmış.

Oğuz Sel

Tamamen boş mideyle brutal vokal yapmanın daha iyi sonuçlar almamı sağladığını düşündüğüm ve “Tomb of the Mutilated”a baştan sona eşlik etmeye çalışırken “lanlanlanlan sesimaynıkırisbarnsınkinebenzedi!” diye haykırdığım zamanlarda, sesine hayran olduğum Chris Barnes’ın ağzından çıkan her kelimeyi duymaya çalışıyordum. Elimde olan “Butchered at Birth” ve “Tomb of the Mutilated” kasetlerini hatmetmiştim normal olarak. O dönemde elime Cannibal Corpse’un ilk kaseti “Eaten Back to Life” geçmişti ve eve geldiğim gibi kasetçalara takmıştım albümü. Ama bir terslik vardı, albümün içi “Butchered at Birth” ile aynıydı. Ya yayıncı bir yanlışlık yapmıştı ya da arkadaşa birileri çok fena bir şaka yapmıştı. Netice itibariyle ben Barnes’ın ağzından hayatıma yön vermemi sağlayacak yeni kelâmlar, ufkumu açacak özlü sözler, yüreğime dokunup bam telimi titretecek zarif nağmeler işitememiştim. Ama bu mevzu içimde ukde olarak kaldığı için bilgisayar sahibi olduktan sonra CC, SFU ve Chris Barnes’a dair ne varsa bulup depolamaya başladım bilgisayara. Sonra mı? İnternet diye bir şey hayatımızın tam da içine dâhil olduğu için arşiv yapmanın süper gereksiz ve anlamsız bir durum olduğunu düşünerek arşivin büyük kısmını imha ettim.

Sesine kurban olduğumunun Chris Barnes’ı benim için hakikaten ayrı bir noktada. Kesmeli biçmeli deşmeli zibilyon tane lirik yazmasına rağmen Irak’ın işgâline karşı durup “Amerika the Brutal” şarkısına hayat vererek “NO WAR” diye haykırması bile benim içim büyük bir olay ve saygı duyulası bir hareketti ki kendisini sevmeme saymama ekstra katkısı olmuştur bu işinin, ki çoğunun aksine ben “Bringer of Blood” albümünü de severim, bu uzun cümleye eklemeden edemedim.

Önceki paragrafta sesine kurban olduğumunun desem de bildiğiniz ve işittiğiniz üzere son zamanlarda Barnes Paşa’nın sesi, “Abi bir öksür istersen, sesin düzelsin,” diyesimi getirecek noktaya ulaştı. Ama sağ olsun Barnes, sesinin giderek saçmalaşmasına aldırış etmeden Six Feet Under’ın rotasını, bence en başından beri olması gereken noktaya taşımaya başladı “Undead” ile birlikte. Benim beynimi şapır şapır tokatlayan bir albümdü kendileri, evet death metal adına büyük bir olay değildi, yeni nesil über yetenekli death metal cengâverlerinin yaptığı albümlerin yanında olay bile değildi belki ama SFU için bu iş harbiden büyük adımdı. “Undead”den itibaren hırçın çocuk rolüne bürünen SFU, bir noktada yıldızlar karması olmaya başladı. “Undead”de Chimaira’dan Rob Arnold, Dying Fetus ve Misery Index’te davulları ağlatan Kevin Talley; “Unborn”da, milyon tane grupta boy göstermiş Ola Englund, potansiyelini daha sonra gösterecek olan Jeff Hughell; “Crypt of the Devil”da Cannabis Corpse’tan HallHammer; “Torment”ta ise davul katili Marco Pitruzzella vardı. Yazmaktan yorulduğum için pas geçtiğim diğer sanatçılar lütfen kusuruma bakmasınlar; gördüğünüz gibi SFU çok başka kafalara doğru yolculuğa başlamıştı “Undead”den itibaren, iyi de etmişti.

“Unburied” ise “Unborn” döneminde grupta bulunan sanatçıların hazırladığı ama yayınlanmayan şarkıları içeriyor. Demodan hallice versiyonlara sahip şarkılar, her sanatçının kendi meşrebine uygun durumda bana göre. Mesela Torture Killer adamı Jari Laine kişisinin yaptığı “Midnight in Hell” doğrudan Torture Killer kafasında ve bence albümün en iyi işlerinden biri. Keza son albüme damgasını vuran kabiliyetli kardeşimiz Jeff Hughell, “As the Dying Scream” ile ileride neler yapabileceğinin sinyallerini vermiş ta o zamanlardan. Ola Englund kişisinin imza attığı parçalar ise SFU’nun daha groovy havasını yansıtan tipte ve geleneksel SFU tarzından ayrılamamış formda eserler. Şarkıları teker teker ele alıp anlatmayı isterim aslında ama buna gerek de yok çok fazla zaman da yok; zaten kulaklarınız önceki SFU albümlerine aşinaysa ve sanatçıları iyi kötü biliyorsanız, mevzuyu çözersiniz rahatlıkla. Unutmadan, “The Perverse” parçasını siz de bir şeylere benzetecek misiniz, bakın bakalım.

Sound, kayıt gibi meselelere hiç girmeyeceğim; dediğim gibi bazı parçalar demo kıvamında ve üzerlerinde çok uğraşılmadığı belli. Dengesiz enstrüman dağılımı gibi sayısız tatsız durum var ama belli ki böyle bir çalışmanın ileride olmayacağı varsayılarak üzerine düşülmemiş kayıtların, o yüzden gereksiz tokatlamalardan kaçınacağım.

Yapımdan kendi adıma memnun kaldığımı söyleyebilirim; Chris Barnes’ın vokal yapısı her ne kadar “Sesine kurban olduğumunun”dan “Abi bir öksür istersen”e gelmiş olsa da kendisini hâlâ ayıla bayıla dinliyor, şarkılarına ortam müsait oldukça eşlik etmeye gayret ediyorum. O bu değil de neyse ki “Unburied” çıktı, ya Chris Paşa karşımıza “Graveyard Classics V” ile gelseydi ne olurdu? Verilmiş sadakamız varmış.

Albümün okur notu: 12345678910 (5.20/10, Toplam oy: 10)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2018
Şirket
Metal Blade Records
Kadro
Chris Barnes: Vokal
Jeff Hughell: Bas, gitar
Marco Pitruzzella: Davul
Şarkılar
1. Violent Blood Eruption
2. Midnight in Hell
3. Gore Hungry Maniac
4. Re-Animated
5. Intent to Kill
6. The Perverse
7. Possessed
8. As the Dying Scream
9. Skin
  Yorum alanı

“SIX FEET UNDER – Unburied” yazısına 6 yorum var

  1. Alondate says:

    Gore Hungry Maniac acaip bir şarkı olmuş. SFU ile pek haşır neşir biri değilimdir ama Unborn albümünü acaip sevmiştim. Zombie Blood Curse gibi çok groovy şarkılar vardı. Bu toplamanın da bir graveyard classics olmadığı için şükretmeliyiz

  2. Crackedbrain says:

    Barnes c.corpse’dan niye ayrıldı? Bilen varmı güzel işler yapıyorlardı orada

    deadpig

    @Crackedbrain, the bleeding sonrası vile a giden yolda vokalleri istediği gibi yapamamış barnes. grup daha farklı bir şey istiyormuş barnes bunu açıklamış dvdlerden birinde. başka sebepleri vardır bilemem. bu arada SFU bu teknik meknik etnik deathçi işlerin yanında hep daha iyi duruyor benim için.

    Crackedbrain

    @deadpig, G.fisher’ın ilk zamanlarına göre chris daha iyiydi. Tabi fisher vokal yapa yapa gerdanı genişletti oturttu sesi.

  3. Crackedbrain says:

    Albümün geneline baktığımda biraz demo havası var özenilmemiş sanki. Torment daha profesyonelce yapılmış duruyor sanki. Bilerek mi böyle yapmışlar yada yeni albümü yapana kadar bununla idare etsin hayranlar diye mi düşünmüşler acaba?

  4. Rabies says:

    Bu albümü dinleyecektim unutmuşum, hatırlattığın iyi oldu. Kritiği yazanın eline sağlık.
    Beklentim düşük seviyede olduğu için kesin beğenirim.

    Graveyard Classics’i zaten Chris Barnes ortaya iyi bir iş çıkarmak için değil, kendini tatmin amaçlı yapıyor. İyi bir cover albümü yapayım diye bir amacı yok adamın. Cidden eğer Graveyard Classics V çıkarmak isterse yürüyen ölüler kovalasın onu.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.