# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
A PERFECT CIRCLE – Eat the Elephant
| 23.04.2018

Yeniden kavuşma.

Rağde Gündüzöz

Bazı müzisyenler zihinlerinde dönüp dolaşanları ifade etmek konusunda öyle cömertlerdir ki bazen bunun için tek bir kanal yetmez, tıpkı güneş ışıklarının büyütüp geliştirdiği sayısız şey gibi, asla bitmeyen bir devinimdir bu. Böylesine bir çok yönlülüğe bir de sıra dışı bir ses eklediğinizi düşünün. Hem çok yakınlarda bir yerdenmiş, hem de daha önce hiç ayak basılmamış bir gezegenden, çok uzaklardan gelip sizi buluvermiş gibi hissettiren, aynı anda hem öfke dolu hem de alabildiğine dokunaklı, hisli olabilen bir sesten bahsediyorum.

Maynard James Keenan, hiç kuşkusuz gelmiş geçmiş en kendine özgü müzisyenlerden biri. Arizona’daki evinde emeklilik hayatı sürmeye başladığından beri kendini Caduceus şaraplarının üretimine, bir diğer müzik projesi olan Puscifer’a ve jiu jitsu’ya verdiğini düşündürmesiyle iyiden iyiye umudumuzu yitirmiştik ki geçen yıl son stüdyo albümünü 2004 yılında yayınlamış olan A Perfect Circle’dan güzel haberler aldık. Yayınlanan dört single’la albümün neye benzeyeceği aylar içerisinde zihnimde az çok belirmişti fakat bu elbette albümü dinlerken hissettiğim o devasa heyecanın boyutunu hiçbir şekilde azaltmadı.

A Perfect Circle’ın şimdiye kadar tanık olduğumuz işlerini göz önünde bulundurduğumuzda, Tool’un melodik, daha kolay dinlenebilir ve hisli hali olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz. Tıpkı Cynic ve Aeon Spoke arasındaki ilişkiye benzeyen bu “aynı vokalin iki bambaşka halini görme” olayı ve sözlerin Tool’daki “kişisel alan”dan çıkıp daha çok toplumsal sorunlara eğilmesi benim oldukça hoşuma giden bir durum. Bunu bir açıdan aynı anda iki farklı paralel evreni deneyimleyebilmeye benzetiyorum.

Eat the Elephant’ın; genellemenin dışında tutacağım birkaç şarkı haricinde genel soundu itibari ile ilk iki A Perfect Circle albümündeki depresif ve pesimist havadan uzak bir yerde durduğunu, daha deneysel bir tutumla ortaya çıkarılmış bir albüm olduğunu söylemeliyim. Klasik APC sounduna yakınsayan şarkılardan”The Doomed”, albümün pop rock soslu ‘radyo dostu’ şarkısı olan “So Long and Thanks for All the Fish,” “DLB” adlı enstrümantal piyano balladı, karakteristik vokaliyle fazlasıyla Puscifer soundunu andıran “Hourglass”, elektronik müzik etkili kapanış parçası “Get the lead out” gibi parçalarla grubun sunduğu bu iniş çıkışlı patika; yer yer bir rollercoaster’daymışsınız hissi verebiliyor. Bu kendine özgülük, albümü tekdüze olmaktan çıkarıp her şarkıyı pür dikkat dinleyebilmenizi sağlaması açısından oldukça avantajlı.

Albümün zirve yaptığı noktalar olan “The Doomed”, “TalkTalk”, “By and Down the River” gibi parçaların tamamının single oluşu albümün geri kalanıyla ilgili hayal kırıklığı yaratmamalı zira Eat The Elephant’ın dinlendikçe güzelleşebilecek, herkesin kendi dinleme deneyiminde keşfetmesi gereken gizli hazineler bulundurduğu bir gerçek. “Hourglass” adlı parça kolayca dile dolanan sözleri, ritmi ve parçaya zekice serpiştirilmiş piyano melodileriyle, “So Long and Thanks for All the Fish,” yaylıları ve David Bowie, Prince gibi son dönemde kaybettiğimiz önemli isimlere atıfta bulunuşuyla insanı anında içine çekiyor. 2009′da yayınlanan ve grubun belki de en sevdiğim şarkısı olan By and Down’ın yeniden yorumlanmış versiyonu “By and Down the River” da kesinlikle dikkat edilmesi gerekenlerden, hatta üstüne gidip bir de “Three Sixty”daki stüdyo kaydının ve “Sound and Echo”daki live versiyonunun dinlenmesini şiddetle öneriyorum.

Çoğu başarılı grubun yeni albümlerini birkaç kez döndürdükten hemen sonra sıkça içine düştüğümüz bir hata vardır; yeni ürünü eski işlerle kıyaslayıp her grubun yıldan yıla değişen, “canlı” bir organizma olduğunu unutmak. İlk iki albüm olan “Mer de Noms” ve “Thirteenth Step” gibi güzelliklerin nostaljisine kapılıp, ilk dinlemelerde olumsuz eleştirilerde bulunmaktansa “Eat The Elephant”a biraz zaman tanıyın. Kendi deneyiminizin tadını çıkarın ve bu buluşmanın çok uzun bir süre daha gerçekleşmeyebileceğini unutmamaya çalışın. Şahsen, çok uzun bir aradan sonra gerçekleşen bu “yeniden kavuşma”yı ağzım kulaklarımda karşılamayı seçip, albüme 8,5′u uygun görüyor ve Maynard James Keenan’a uzun ömürler dileyerek albümü loop’a alıyorum.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (5.77/10, Toplam oy: 39)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2018
Şirket
BMG
Kadro
Maynard James Keenan: Vokal
Billy Howerdel: Gitar
James Iha: Ritim gitar
Matt McJunkins: Bas
Jeff Friedl: Davul
Şarkılar
01. Eat The Elephant
02. Disillusioned
03. The Contrarian
04. The Doomed
05. So Long, And Thanks For All The Fish
06. TalkTalk
07. By And Down The River
08. Delicious
09. DLB
10. Hourglass
11. Feathers
12. Get The Lead Out
  Yorum alanı

“A PERFECT CIRCLE – Eat the Elephant” yazısına 4 yorum var

  1. Ugur says:

    Şimdiye kadarki en sıradan açılış şarkısına sahip APC albümü olsa gerek.Albüm çıkmadan yayınlanan şarkılar dışındakiler de APC standartları içerisinde zayıf kalmış sanki.Ayrıca albüm kapağına ve The Doomed’a aldandım, daha sert bir albüm bekledim.

    Çok eleştirdim gibi oldu ama materyal kötü değil tabiki.Albümün bir an için iki ayrı EP olarak çıktığını düşünürsek; sevdiğim şarkıları içeren 10 üzerinden 10, diğeri beklentilerimi karşılamamış olurdu.

    ali

    @Ugur, tam aksine, albümün en iyi şarkısının (açılış şarkısı olan) Eat the Elephant olduğunu, en kötü şarkılarının ise bugüne dek çıkan single’lar olduğunu düşünüyorum:) grubun ve albümün ne kadar subjektif değerlendirmeye açık olduğunu bundan daha iyi hiçbir şey gösteremezdi herhalde: albüme yorum yapmaya tenezzül eden iki kişi ve iki tümüyle ayrı yorum… İşte APC bu!…

  2. rorschach says:

    albüm kapağı uzun zamandan beri gördüğüm en kötü album kapağı. albüm de baya sıradan (talktalk gibi eskileri hatırlatan hoş şarkılar yok değil) puscifer’ın son albüm birkaç gömlek üzerinde bunun. yeni tool albümüne umarım daha çok özen göstermişlerdir yapalım aradan çıksın kafasıyla yaklaşmamışlardır.

  3. atilla says:

    kapağa ısınamadım. Önceki kapaklarla bi tarz oluşturmuşlardı ve bakınca “evet bu a perfect circle albüm, single kapağı” diyordunuz hemen. Bu sefer değişik olmuş (bana daha çok goth, post punk, darkwave vb. tarzlarda müzik yapan grupların kapaklarını çağrıştırdı).

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.