# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
YAŞRU
09.03.2018

“Müzik duvarları yıkıyor.”

Bu haftaki röportaj konuğumuz İstanbullu grup YAŞRU. 2009’dan bu yana faaliyette olan ve özellikle son dönemde ülkemizin en çok öne çıkan gruplarından biri hâline gelen YAŞRU, Türklük geçmişi ve Türk mitolojisiyle ilgili sözleri, folk unsurları ve kendine özgü kimliğiyle metal sahnemiz içerisinde ayrı bir yerde duruyor. YAŞRU’nun kurucusu, bestecisi, gitaristi ve vokalisti Berk Öner ve grubun lead gitaristi Batuhan Yıldırım ile oturduk ve YAŞRU’ya dair ne var ne yoksa konuştuk.

Röportaj: Ahmet Saraçoğlu

YAŞRU’nun geçmişinden kısaca bahseder misin?

Berk: YAŞRU 2009 civarlarında benim askerden dönmemle birlikte tek kişilik proje olarak başladı. İlk başta adı SİDRE’ydi, folklorik ögelerin artmasıyla grubun adı YAŞRU olarak değişti. YAŞRU eski Göktürk dilinde “gizem”, “sır” anlamına geliyor. Tek kişilik proje olarak “Öd Tengri Yasar” adlı mini albüm çıktı ve epey ilgi gördü. Konser talepleri gelmeye başlayınca grup hâline geldi. O zamanki kadro farklıydı. Şu anki kadroda ben vokal/gitar, Batu lead gitar, Ömer bas gitar, Cemil de davulda yer alıyor. 2012’deki “Öd Tengri Yasar”ın ardından “Öz” albümü 2014’te dijital olarak çıktı. 2016’da “Börübay”ı İtalyan şirket WormHoleDeath’ten çıkardık, 2017’nin Aralık ayında da son albüm “Ant Kadehi” çıktı. Epey iyi tepkiler aldık. YAŞRU’nun ilk hâlini sevenler arasından yadırgayanlar oldu, metal dinleyicileri ise albümü baya beğendi. Biraz öz eleştiri yaparsam; albümün biraz boğuk bir kaydının olmasını istedim ancak sonrasında bundan pişman oldum. Daha cayır cayır bir albüm yapabilirdik, parçalar iyiydi ve buna uygundu. Yeni albüm yazımına da şimdiden başladık ve yeni albümde dinleyicilerin de istediği daha güçlü bir prodüksiyona geçeceğiz.

Batu: Piyasada hakim olan daha güçlü gitar tonları yeni albümde YAŞRU dinleyicileriyle buluşacak diyebiliriz.

YAŞRU’nun belli bir konsepti var. Bu konsept grubun en başından beri aklında mıydı? Ne tür tepkiler gelebileceğini düşündün mü?

Berk: Olumsuz eleştiri gelir mi gelmez mi diye hiç düşünmedim. Sevdiğim, içimden gelen ne varsa onu yapma isteğimle başladı. Tarih sevgim ile müzikal altyapımın birleşmesi sonucunda ortaya çıktı. Son yıllarda yükselişe geçen folk ve pagan metal de bunda etkili olmuş olabilir. Doksanlarda da ülkemizde bu tür konuları işleyen bazı gruplar vardı, ancak sanırım müzikal olarak bu konuları bu şekilde yansıtan kimse yoktu. Bu yüzden de büyük ilgiyle karşılandığını düşünüyorum ki bu da benim için itici bir güç oldu.

YAŞRU sözlerinde Türk geçmişinden bahsediyor. Ne ilginçtir ki, Kuzey Avrupalı bir grubun “Atalarımız şöyle astı böyle kesti, kılıçtan geçirdi, sonra da akan kan gölünde yüzdü” gibi sözler içeren şarkılarını bayıla bayıla dinleyen bazı dinleyiciler YAŞRU’nun Türk geçmişinden, mitolojisinden bahsetmesine burun kıvırdılar, hatta grubu daha sert ithamlarla yaftalayanlar dahi oldu. Sen bu durumu nasıl görüyorsun?

Berk: Türkiye’nin şartlarıyla ilgili bir durum diye düşünüyorum. Avrupa sosyokültürel ve ekonomik olarak her şeyi halletmiş, pek çok şeyi aşmış, dolayısıyla da bunu tamamen sanat başlığı altında yapıyor ve kimse de altında bir şey aramıyor. Elbette orada da ufak ekstrem oluşumlar var, ancak genel olarak bu tarz müziklerde bahsedilenler sadece müzik olarak görülüp orada kalıyor. Türkiye’deki sosyokültürel durum biraz farklı.

Hassas bir konu olarak algılanıyor.

Berk: Hem öyle hem de sanırım Türkiye bu tarz konuların dile getirilmesine tam olarak hazır değil. Birden ortaya böyle bir grup çıkınca YAŞRU’ya ağır ithamlarda bulunanlar da oldu.

Üstelik siz şiddet içerikli bir şeyden de bahsetmiyorsunuz.

Berk: Evet bizde o tarz sözler de yok. Sonuçta müzikal anlamda bir tarafı olmayan insanlar genelde beğeniyor. Etliye sütlüye çok karışmadan, kabul edilebilir bir düzlemde sunmaya çalışıyoruz.

Bence de YAŞRU’nun sevilme sebebi böyle sivri bir kimlik sunmaması. Yoksa sen de gaza gelip sahneden acayip bir şeyler söylesen, grubun o havası etkilenebilir.

Batu: Tabii o tarz propaganda amacı taşıyan bir yanımız yok. YAŞRU’nun şarkı sözlerinde de birilerini rahatsız edebilecek şeyler mutlaka vardır. Mesela bazı şarkı sözlerimizi İstanbul’un belirli yerlerinde sokakta sesli olarak okusan, tepki gösterecek birileri mutlaka çıkar. Sonuçta Avrupa’nın aksine ülkemizde bir ümmet gerçeği var.

Berk: “Ant Kadehi”nde daha önce dokunulmamış bazı konulara dokunan şarkılarımız var aslında, “Talkan ve Curcan” gibi.

Sözleri okuyup tepki gösteren oldu mu?

Berk: Olmadı, ama sözlerin farkında olup sessizliği koruyan birileri var gibi haha.

Kitleniz de İslamiyet öncesi Türklükten bahsettiğinizin farkındadır zaten. “Biz bu YAŞRU’yu çok sevmiştik ama bak burada ne diyorlar” diyen olmamıştır herhalde.

Berk: Yok hayır. Grup kurulduğundan beri “Siz dini kötülüyorsunuz” tarzında herhangi bir tepki almadık. Herhalde sadece şarkı olarak dinliyorlar ve fazla işin içine girmek istemiyorlar.

Özellikle son dönemde sosyal medyada rastlıyoruz; bio kısmında Göktürk harfleri kullanan, Türk geçmişini vurgulayan paylaşımlar yapan geniş bir kitle var. Sizin de bu dönemde çıkmış olmanız ilginç oldu aslında.

Berk: Denk geldi sanki. Ben YAŞRU’yu başlattığım sırada bu tarz bir akım yoktu ama sonradan bir yükselme oldu ve bu sayede bizi keşfedip fazladan seven birileri de olmuş olabilir. Mesela birisi YAŞRU müziğiyle Diriliş Ertuğrul dizisinin görüntülerini birleştirip bir klip yapmış. Dediğim gibi, bu akımdan yararlanma gibi bir durum olmadı, sadece denk geldi. Gençlerin gerçek kültürümüzü, yazımızı, inancımızı araştırması sonucunda son dönemde bu tarz bir eğilim ortaya çıktı diye düşünüyorum.

Biraz daha müzikal tarafa geçelim. Olayın metal tarafını törpüleyip daha folk bir albüm yapma planı var mı? ELUVEITIE’nin “Evocation”ları gibi mesela.

Berk: Geçenlerde sadece akustik bir albüm yapılabilir mi diye konuştuk aslında. Neo-folk tarzında bir şeyler olabilir belki. Ama şimdilik öyle bir plan yok, folk metale devam. Hatta kayıtları başlayan bir sonraki albümümüz etnik enstrümanların çok yoğun olduğu, eskiye dönüş gibi bir şey olacak.

Albümün adının “Ant Kadehi” olmasına nasıl karar verdin?

Berk: Eski Türk kültüründe ant içme ritüeli söz konusu. Göktürk balballarına bakıldığında da elde bir kadeh görebiliyoruz. Onun üzerine bu isimde bir albümün güzel olacağını ve müziğe, YAŞRU’ya uyacağını düşündüm. Bence iyi de oldu.

YAŞRU’yla birlikte “bu konular da eli yüzü düzgün şekilde işlenebiliyormuş” gibi bir düşünce oluştu kanısındayım. Türk geçmişiyle ilgili şarkılar yazan yeni grupların sayısında bir artış var. Pasifagresif’e mesaj atan, bir şeyler gönderen gruplardan bunu rahatlıkla görebiliyorum.

Berk: Bu noktada grup elemanlarının dışarıya verdiği mesaj önemli. Bazı şeylere dikkat etmek gerek diye düşünüyorum. Tamam bu konularla ilgili müzik yaparsın, bu konuları işlersin, ama olayı siyasete taşımadığın sürece başarılı olabilirsin.

Bir de bunlar gaza gelmeye müsait konular. Sen böyle düzgün bir adam olmasan, seyirci kitlesi yürü be YAŞRU falan diye gazlasa bir anda kendini kaybedip sahnede acayip demeçler verirken bulabilirsin.

Berk: Kişisel olarak fazla öne çıkmak isteyen bir insan değilim. Bu yüzden bahsettiğin tarzda şeyler bana çok komik geliyor. Ama evet, böyle bir durumda gaza gelebilecek insanlar da olabilir.

Bahsettiğiniz konuları görselliğinize, imajınıza da taşımayı düşündüğünüz oldu mu?

Berk: İlk başlarda düşündüm, ama müziğimizde sadece tek bir konu içerisinde saplanıp kalmıyoruz. Daha içsel duygular da işin içine girebiliyor.

Bir sonraki soruma çok tatlı bir geçiş yaptın şu an.

Berk: Haha… Dolayısıyla sahnede savaşçı giysileri falan giymeye gerek yok diye düşündüm.

ARKONA gibi kürkler falan.

Berk: Evet, o tarz bir karaktere bürünmeye gerek yok diye düşündüm. Müziğimizi sade şekilde sunmayı tercih ettik.

O zaman bana verdiğin pası değerlendiriyor ve “Yalnızsın”a geçiyorum. Albümde Türklük konseptiyle ilgili olmayan tek şarkı. O şarkıdan bahseder misin?

Berk: O şarkı çok eski. Üniversitedeyken, 2000’lerin başında yazıldı. İlk hâli çok yavaş, akustik bir şeydi. Onu metalleştirip albüme koydum. “Börübay”da daha etnik konular işlendiğinden o albümde düşünmedim. “Elem”le birlikte “Ant Kadehi”nin bağımsız iki şarkısından biri diyebiliriz.

“Talkan ve Curcan”dan bahsedelim. “Kılıçlarla sustu bozkırın budunu, bir kitap verdiler sözleri kin dolu” sözleri öne çıkıyor. O şarkının sözlerini yazarken daha sivri bir şeyler yazmayı da düşündün mü, kendini dizginlediğin oldu mu?

Berk: Toplumumuzun çoğunluğunun mensup olduğu inanca sahip insanları çok da kırmak istemedim. Rahatsız olanlar da olmuştur ama bir şey de diyemiyorlar tabii. Herhangi olumsuz bir tepki almadık. Yine de o parçayı fazla öne sürmek istemiyorum haha, fazla dikkat çekmese de olur (gülüşmeler).

Batu, senin gruba girişin nasıl oldu?

Batu: Önce Ömer gruba dâhil oldu. O dönemde Ömer’le bir bar grubumuz vardı. Ömer YAŞRU’ya girdikten sonra bir lead gitar ihtiyacından bahsetti.

Berk: Konserlerde de tek gitar güçsüz kalıyordu. Batu girince sahne performansı açısından da çok iyi tepkiler aldık, sound’umuz güçlendi.

Peki şarkı yazımı konusunda durum nasıl? Berk, sen “Bu grubun Åkerfeldt’i benim” diyor musun yoksa diğer elemanlar da şarkı yazımına katılabilirler mi?

Batu: Bu soruya ben cevap vermek istiyorum. Berk Abi, gözlemlediğim kadarıyla biraz bizden izole şekilde ilerliyor, çünkü YAŞRU = Berk Abi gibi bir durum var.

Berk: Onun sebebi de tek kişilik proje olarak başlaması ve ondan gelen alışkanlıklar olabilir.

Bence gayet normal.

Berk: Yeni albümde lead gitar kayıtları, sololar falan direkt Batu’ya ait olacak.

Peki Batu yarın sana “Dün gece iki tane şarkı yazdım” diye gelse…

Berk: YAŞRU konseptine uyan şeylerse, ben de beğenirsem kullanırız tabii.

Konser durumları nasıl?

Berk: 11 Mart’ta FURTHERIAL ve MITHRA ile birlikte DRCK TXM’de olacağız. Yakın zamanda Ankara ve İzmir’de çaldık. Genelde biz ayarlıyoruz. Pek çağırmıyorlar (gülüşmeler).

Bence YAŞRU belli başlı büyük iller dışında da konserler verebilir.

Berk: Arkamızda duran sağlam bir menajer veya şirket olsa olabilir aslında. Şu anda bu tarz kimse yok. Kendi hâlimizde uğraşıyoruz.

Sonuçta üretkensiniz, bence ileride bir şeyler olacaktır.

Berk: Evet, aslında biraz da o sabırsızlıktan dolayı bazı şeyler oldu; son albümün sound’u falan. Albüm güzel oldu, şarkılar iyi, ama-

Sen bir an önce güçlü kaydı olan bir şey çıkarmak istiyorsun ben anladım onu.

Berk: Evet, “Ant Kadehi”yle ilgili öyle bir pişmanlık oldu. Yerel enstrümanların daha ağırlıkta olduğu, gitarların daha güçlü olduğu yeni bir albüm yazıp kaydediyoruz şu sıralarda. Kaydı, mastering’i daha güçlü bir albümle karşınıza geleceğiz.

Son dönemde neler dinliyorsunuz? Dinledikleriniz yazdığınız şeyleri etkiliyor mu?

Berk: Müzik konusunda çok muhafazakâr bir yapım yok. Metal dışında da pek çok şey dinlerim. Film müzikleri, başka kültürlere ait etnik müzikler, eski Türk müzikleri gibi pek çok şeyi dinliyorum. Black metal, brutal death metal, rock… Çok fazla şey dinliyorum.

Batu: Ben aslında katıksız bir death metal dinleyicisiyim. DEATH, OPETH, KATATONIA, ORPHANED LAND de çok severim.

Yeni albümde Orta Asya müziklerinden unsurlar da kullanmayı düşünüyor musunuz? Mesela throat singing?

Berk: Evet, tüm bir şarkı şeklinde olmasa da throat-singing kullanmayı düşünüyoruz.

Yurt dışından ilgi var mı?

Berk: Sevenler var tabii, ama asıl istediğim yurt dışında festivallerde çalmak. Yol masrafımız karşılandığı sürece her yerde çalarız. Aynı şekilde yurt içinde de. Güzel, ciddiyetle yaklaşılan organizasyonlarda her zaman varız. Organizatörler bunu dikkate alırsa seviniriz. Müzik yapmayı seviyoruz ve dinleyicilerde karşılık bulduğu için de mutluyuz.

Yurt dışı konusunda dil engeli olur mu sence?

Berk: Olacağını sanmıyorum.

ARKONA falan coştu bak.

Berk: Aynen.

Üstelik Rusya da tam bir metal ülkesi değil.

Berk: Adamlar anca Sovyetler yıkılınca metalle tanışabildiler. Şu meşhur Monsters of Rock konseri var ya METALLICA’nın çaldığı.

Batu: Ha evet.

Berk: Polisler milleti copluyor PANTERA çalarken, sonra başka bir görüntüde polis de kafa sallıyor (gülüşmeler).

Bir de adamlar çok damardan girmiş, tanışma konserine bak: AC/DC, METALLICA, PANTERA.

Berk: Halbuki birkaç sene önceki düşmanının grubu. Seksenlerde düşünsen aklına gelmez, ama işte müzik duvarları yıkıyor.

Batu: Manşet de bu olsun: “Müzik duvarları yıkıyor”.

etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“YAŞRU” yazısına 4 yorum var

  1. Ouz says:

    Sessizliğini koruyan topluluktan biri olarak sessizliğimi biraz bozayım. :)

    Tarihi konularda rehber olarak gördüğüm -Halil İnalcık’ın öğrencisi- İlber Ortaylı, Kuteybe’nin Türkler’i Müslüman yapma konusunda büyük etkisi olmadığını, bilakis İran’ın bu konuda ön planda olduğunu ifade ediyor. Türkler’in bir şeyleri zorla kabul etme gibi bir karakteri olmadığına da özellikle vurgu yapıyor hatta Ortaylı.

    Öte yandan Muhammed’in vefatının akabinde İslam’ın önde gelenlerinin bile birbirine düşmesi, Muhammed’in “Yürüyen Kur’an” dediği Ali’nin katli, Kerbela olaylarının yaşanıp Hüseyin’in vahşice öldürülmesi, Emeviler’in yaptığı onca zulüm ve daha nicesi var. Bunlar, gerçekleştirilen Türk katliamlarının ayak sesleri niteliğinde aslında. Aynı tayfanın keyiflerince hadis uydurtup yaptıklarını temize çıkarmaları da cabası.

    Ortada Mesaj’ın ruhuna aykırı birçok şey var. Haksız yere insan öldüren tüm insanlığı toptan öldürmüş gibidir, haksız yere insan öldürmeyin, kısas hakkınız var ama karşınızdakini bağışlarsanız daha hayırlıdır, haksız yere saldırmayın çarpışmada zulme sapmayın gibi yığınla ayet varken; zulmün, ahlâksızlığın, haddi aşmanın âlâsı Emeviler’in önde olduğu kavimlerce yapıldı. Ve buna rağmen bu memlekette sakallı cüppeli tipler hâlâ Muaviyeler’e Yezidler’e “Hazret” diyebiliyorlar. Bunlara eklemem gereken bir durum da Muhammed döneminde yapılan savaşların tamamının savunma savaşı olması. İbn-i İshak referanslı Beni Kureyza katliamı var sıklıkla zikredilen. Bunun da yalan olduğu kanıtlanmış durumda. (http://19.org/tr/kureyza)

    Yaşru’ya dönecek olursam, Börübay ile tanıyıp sevdiğim, Ant Kadehi ile sevgimin perçinlendiği bir grup. Bugün benliğini unutup iyice Arap’laşan millet için garipsenebilecek bir konsepte sahip. Gerçi bir dönem ayaklar altına alınıp son aylarda yükseltilen milliyetçilik nedeniyle insanlar bu konuları merak eder oldu, hatta artık BÖRÜ adında dizi bile yapıldı. Berk’in gaza gelip olayın dozunu kaçırmaması ve kaçırmayacak olması takdir edilesi.

    Yeni sound’u merak ediyorum, yeni çalışmaları da keza. Umarım daha çok kişi tarafından tanınır, dinlenirsiniz.

    Başarılarınız daim olsun.

  2. TAAKE says:

    drck txm deki konserlerini merakla bekliyoruz,çok sağlam ve iyi bir grup

  3. \m/ says:

    Umarım üç büyük şehir dışındaki diğer şehirlere de gelirler de biz de gitme şansını yakalarız

  4. necrobutcher says:

    yeni albüm cayır cayır olacak diyor
    varım diyor.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.