# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
BLACK LABEL SOCIETY – Grimmest Hits
| 27.01.2018

ismail vilehand

Şimdi başlığı neden “Sakal” diye attığımı merak edenler olabilir. Muhteşem bir sakalı olan “Zakk Wylde” reisi belirtmek için değil asıl olay. Kritiğin yayınlanacağı gün, en yakın çocukluk arkadaşlarımdan birinin düğününden olacağım ve aylardır büyüttüğüm sakalımı “kessem mi? kesmesem mi?” diye ikilemde kalmamla alakalı aslında.

Sakalımı aşırı sevmem ve düğünde bekâr bir erkek olarak “markete” çıkacağımdan dolayı, tüm baskılara rağmen büyük ihtimalle düğüne sakalımla katılma kararını alacağımı düşünüyorum. Benim yerimde “Zakk Wylde” olsaydı da sakalını tıraş etmezdi zaten. O bakımdan içim inanılmaz rahat.

İş dünyasında olanlar gayet iyi bilirler. Sağlam referans denen şeye artık ulaşmak çok kolay olduğundan; yetersizlikten yıkılın adamlar, sırf güç sahibi tanıdıklarından ve kaç rekât namazı nasıl süper kıldıklarından dolayı iyi yerlere gelebiliyorlar. Bu saatten sonra referansın genel anlamda pek siklenmediği aşikâr.

Yeni dünyada referansın önemi büyük ölçüde azaldıkça 90’lı yıllara baktığımızda “referans” denen şeyin ne derece önem teşkil ettiğini görmek pek de zor değil aslında. “Lan oğlum adam Ozzy Osbourne gitaristi.” diye pozitif kafayla Black Label Society (yazının devamında “BLS” olarak geçecek.) dinleyenlerin sayısı az değildir illaki.

Ha, tersi olsaydı da bir şey fark etmezdi bence. Çünkü BLS ilk albümünden (Sonic Brew) tutun da, “Mafia” albümü dâhil olmak üzere 2005 yılına kadar sunduğu her üründe türüne göre bakılırsa muhteşem işler sundu.

Tekrardan zamanı geriye alalım, Black Sabbath gibi devasa önemdeki bir grupla ilişkisini bitirip, yoluna kendine başına devam eden Ozzy Osbourne o kadar şanslıydı ki, muhtemelen kariyerine solo devam etmek isteyecek bir vokalistin bulabileceği en iyi gitarist ile yoluna devam etmeye başladı. Bu efsane adamın adı Randy Rhoads’du. Randy Rhoads gibi bir yetenek abidesinin aramızdan erken ayrılmasından sonra, bana göre yine çok başarılı ama underrated bir gitarist olan Jake E. Lee ile bir süre yola devam edip, 1987 yılında, henüz 20 yaşında olan ve 15 yaşındayken Amerika’nın en yetenekli gitaristi seçilen Zakk Wylde’ı renklerine bağladı.

O yıllar sakallı olmayan ama şimdilerin koca sakalı Zakk, kendi kanatlarıyla uçmaya 1994 yılında “Pride & Glory” ile karar verdi. Bence hala daha en iyi ilk üç Zakk icraatından biri olan “Pride & Glory” albümü, viskiyi fazla kaçırıp kasaba şerifiyle papaz olma müziği sunuyordu. Ancak bu Zakk’a yeterli gelmemiş olacak ki daha heavy metal, daha sert ve groovy olan projesi BLS’i 1998’de başlattı.

Asıl konumuz olan ve grubun 20. senesinde çıkan Grimmest Hits’e gelirsek, ilk haftasında gayet iyi satan ve iyi eleştirilere maruz kalan bir albüm var karşımızda. Ancak ben albümü ne kadar beğenmiş olsam da, olaya biraz eleştirel gireceğim. Sebebi az sonra.

Yakın zamanda Zakk Wylde, “Zakk Sabbath” adında Black Sabbath şarkılarını coverladığı ( https://youtu.be/jD__8avKric ) benim de bayıldığım bir proje başlatmıştı. Grimmest Hits’de bu projenin etkisi çok yoğun biçimde hissediliyor. Birkaç şarkı hariç yoğun bir 70’ler kafası taşıyan albümün BLS diskografisinde durduğu yeri kısmen geçen yılın sonlarında çıkan “Electric Wizard – Wizard Bloody Wizard” albümüne benzetiyorum. O albümde de 70’ler etkisi tavan yapmış ve bazı eleştirmenler tarafından negatif değerlendirilmişti. Bu 70’ler etkisi kimisi için baş tacı olabilir, ancak grupların diskografilerinde durduğu yerler açısından farklılık gösterebiliyor.

Az önce bahsettiğim gibi, kuruluşundan 2005 yılına kadar yoğun olan ve hatta bundan bir önceki albümleri “Catacombs of the Black Vatican”da bile daha belirgin olan sert ve groovy tavır, bu albüm de daha minimal seviyede. Grimmest Hits; 70’lerin ve Black Sabbath kafasının ağır bastığı, ne Zakk’ın “Pride & Glory” döneminde ucuz viski kokan güneyli tavrının, ne de ilk dönem BLS gibi balyoz riflerle kafa ezen sert tavrın hissedildiği bir albüm. Ama daha çok eski kafa heavy metal, rock şarkıları ve Zakk reisin en büyük kozu olan şahane balladlarını duymak isterseniz zevkten dört köşe olacağınız bir albüm olması muhtemel.

Şarkılara geçecek olursak bana göre albüm öncesi single olarak salınan şarkılar beklentiyi yükseltme açısından doğru hamleydi. Satış rakamlarının BLS ve Zakk açısından umut verici olması bunun en büyük göstergesi. Üç şarkıdan ikisi albümün en iyilerinden (Tramped Down Below ve Room of Nightmares), diğeri ise bence albümün ortalama şarkılarndan biri olan “All That Once Shined”.

Albümde asıl beni yüreğimden vuran şarkı ise “A Love Unreal”. Bana göre gelmiş geçmiş en iyi ilk 5 BLS icraatından biri olan bu şarkı, albümün en büyük tokadı. Özlenen BLS sertliğini yansıtan riflerin ve ciğer parçalayan Zakk Wylde vokalinin yanı sıra, kusursuz solosuyla son bir haftadır loop’a alıp çılgınlar gibi dinlediğim bir şarkı. Kısıtlı nevale ile albümü dinlerseniz bu şarkıyı çıkartın. Bu şarkıda hızı alamayıp tüketeceğiniz malzemeden sonra “Lan ne bok yedim ya. Daha oturacaktım, ne varsa bitmiş.” demeniz muhtemel.

Sonuca gelirsek BLS ve Zakk Wylde kalitesini hiç düşürmeden yoluna devam ediyor. Albüme genel beğenilerin ve eleştirilerin altında bir puan vermiş olmam kafanızı kurcalamasın, bu tamamen ilk dönem ezici ve groovy BLS sound’unun fanı olmamla alakalı. Yoksa karşınızda enfes bir heavy metal albümü durmakta. Bu kadar ÖTV zammıyla ne derece olabilir emin değilim ama bol alkolle tüketmeniz tavsiyedir.

7,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (9.38/10, Toplam oy: 21)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2018
Şirket
eOne
Kadro
Zakk Wylde: Vokal, gitar
Dario Lorina: Ritim gitar
John DeServio: Bas
Jeff Fabb: Davul
Şarkılar
1. Tramped Down
2. Seasons of Falter
3. The Betrayal
4. All That Once Shined
5. The Only Words
6. Room of Nightmares
7. A Love Unreal
8. Disbelief
9. The Day That Heaven Had Gone Away
10. Illusions of Peace
11. Bury Your Sorrow
12. Nothing Left to Say
  Yorum alanı

“BLACK LABEL SOCIETY – Grimmest Hits” yazısına 7 yorum var

  1. Crackedbrain says:

    Zakk ın hastasıyızzz

  2. corpseofcare says:

    Şu albümün kritiğini görmekten yana hiç umudum yoktu, anasayfada görünce düşünmeden tıkladım direkt. Öncelikle kalemine sağlık abi, “Pride & Glory=Ucuz viski kokan güneyli tavır” çok sağlam tasvir olmuş hahaha(çok seviyoruz o ayrı). Room of Nightmares’i beğenmiş, All That Once Shined’ı biraz zorla sevmeye çalışmıştım dolayısıyla albümden yana endişelerim vardı açıkçası. Ama “Trampled Down Below” tüm kötü hislerimi minimuma indirdi ve albüm de bu fikri pekiştirdi zaten. Benim de albümde en çok dikkatimi çeken şarkılar ilk üç şarkı, “A Love Unreal” ve Zakk’in özlediğim vokal tarzından dolayı “Illusions of Peace” oldu. Kritikte geçen “70′ler hissiyatını” “Wizard Bloody Wizard” albümünde biraz bayık bulmuştum, burada formül iyi tutturulmuş. Son olarak ise, şöyle BLS, ya da Corrosion of Comformity soundunda bir grubum olsa kadroda görmek isteyeceğim ilk isim basçı John DeServio olur herhalde. Bu albümde adamın performansı zirve yapmış.

  3. circleperspective says:

    ”ve düğünde bekâr bir erkek olarak “markete” çıkacağımdan dolayı,” şu an bütün feministler ıp adresini bulmaya çalışıyor.(ayrıca arkadaşının düğününü kutlarım)

  4. Kaan says:

    Gerçekten Black Sabbath kokan, güzel bestelere sahip iyi bir albüm. Defalarca dinleyeceğim.

  5. Firat Tale says:

    su adami istanbulda sikindirik bir barin ust katinda cikaranlara da selam olsun, yapilabilecek en kotu organizasyondu sanirim.

  6. şeyh hulud says:

    BLS’nin önceki albümlerini pek bilmiyorum ama bu albümü baya sevdim. Özelikle Corrosion of Corformity albümüyle güzel ikili oldular.

  7. Raddor says:

    BLS’nin albüm çıkardığı seneleri şahsen özel yıllar ilan ediyorum kendime. En sevdiğim gitaristtir zaten Zakk Wylde. Hem lider gitarist olup hem de vokalde olması, abartılı vibratoları, rifflerin arasına sıkıştırdığı pinch harmonic’ler, gitarı tutuşu, halkalı gitarları, sakalı!, röportajları (ve instagramı:)) ile kendine has bir adamdır. Yalnız bazen gitar çalarken kendimi Zakk Wylde zannedip, o gazla evde sağa sola tükürmeye başlamasam çok iyi olacak.

    Bir de o sololar yok mu? O basış var ya.. o basış, basış değil. Sanki gitar dile geliyor, bir şeyler anlatıyor, ağlıyor, gülüyor dinleyiciyle.

    Albümü uzun zamandan beri severek dinliyorum. Farklı olmuş, diskografiye ayrı bir renk katmış. Özellikle A Love Unreal hakikaten hem gaz, hem de duygu yüklü, çok fena bir şarkı. Benim de büyük favorim o şarkı oldu.

    Yalnız bir ismail vilehand vardı sahi n’oldu ona?

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.