# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Haberler
İstanbullu tek kişilik progresif metal/djent projesi FANE OF GNOSIS’ten bir playthrough videosu daha
30.11.2017

Gateway to Nowhere.

İstanbullu (şimdilik) tek kişilik progresif metal projesi FANE OF GNOSIS, “Gateway to Nowhere” adlı şarkısının playthrough videosunu yayınladı.

“Escape from the Nightmare” adlı şarkısının playthrough videosunu da aşağıda.

“Railgun” adlı şarkısının gitar/davul performans videosu da var.

Grubu buradan takip edebilrsiniz.

  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“İstanbullu tek kişilik progresif metal/djent projesi FANE OF GNOSIS’ten bir playthrough videosu daha” yazısına 15 yorum var

  1. Çok başarılı, elinize sağlık, destekçinizim.

  2. Nox says:

    daha iyi çekimlerle daha geniş kitlelere. başarılar

  3. Catafalque says:

    Güzel ama progresif metal değil ki bu

  4. erenesto says:

    But does it djent? Kesinlikle katılıyorum progresif metal değil djent bu! Ve bu topraklarda da böyle dünya standartlarında, modern soundlu işler yapıldığını görmek şahsen beni çok mutlu etti. Yolu açık olur umarım bu arkadaşın.

    Catafalque

    @erenesto, di mi

  5. Catafalque says:

    https://www.youtube.com/watch?v=grPYqsbEhGs

    Bu parça biraz daha progresif metalimsi..Süper parça bu arada bu tarzda bir albüm yapsa yürür gider. Tam bunu yazarken şu çıktı bi de:

    https://www.youtube.com/watch?v=tac1LeHXXQY

    Elemana direk “hocam mestis var mı?” diye sorasım geldi.

  6. Ritualclast says:

    Çok sıkıcı ve tahmin edilesi. Ne yazık ki 1 dakika zor dinledim çünkü yaptığı herşey parçanın gidişatı çok barizdi. Yani orijinallikten yoksun ki Progressive Metal (?) yapıyorsun birde. Asıl orada senin bütün tahminlerin önüne geçmen gerekiyor. Aynı ritmi 98494242 defa çalabilirsin ama şunu orijinal bir şekilde yapın yoksa beş para etmez bir hal alıyor. Kaldı ki üstte de değinilmiş zaten bu olsa olsa bir yerden Djent ile ilişkilendirilebilir hoş o klasmana soksak sonuç yine aynı. Djent zaten başlıbaşına 1-2 parçalık ömre sahip janra. Bir Djent albümü dinleseniz 8 string bir gitarın telleri gibi parçalarında birbirinin aynısı olduğu hissine kapılmamanız çok ama çok zor. Elbette ki imkansız değil bu yüzden iki kere “çok” diyerek durumun mahiyetinde ki challenge vurguladım. Şunuda eklemeden geçemeyeceğim, Progressive gruplarında ömrü kısa ne yazık ki çok çabuk unutulup giderler piyasadan. Kolay iş değil ve bir çoğu adının hakkınıda veremediğinden bir parlıyor sonra anında sönüyor. O yüzden bu işi yapacak adamlar bir tık daha ileri götürüp Avant-garde’a sarmalılar yani o iş gitar-davul ikilisinde yürümez araya ne bulurlarsa “dengeli” bir şekilde kolaj yapıp ismin hakkını verecekler. Bunu yapabilen var mı? Olmaz mı! En basit her albümünde kendilerine küfür ederek bayıldığım bir grup mesela, siker atar alayını. “Igorrr” .

    Alper.

    @Ritualclast, “… Djent zaten başlı başına 1 – 2 parçalık ömre sahip janr,” nasıl bir yorumdur yahu? Dinlersin veya dinlemezsin, orası beni ilgilendirmez ama herhangi bir müzik türü hakkında nasıl bu kadar emin, keskin ve küçümseyici konuşabiliyorsun? Bunun adı özgüven değil, bilgi sahibi olmak ise hiç değil. Vizyon sahibi gruplar, (Meshuggah, Periphery, Tesseract, Vildhjarta, Monuments, Cloudkicker vb.) djent kavramını müziklerine akıllıca yerleştirerek yepyeni bir kültür yarattılar. Hatta Vildhjarta’nın “thall” kavramı, tüm dünya çapında büyük ses getirdi. Dolayısıyla djent, özellikle progresif metal’e yepyeni bir çeşitlilik ve hareketlilik getirdi. Son yıllarda “djent” etiketi altında çıkan albümlerin çoğu zaman kötü olmasının nedeni türün basmakalıp yapısı değil, genç grupların kolaycılığı tercih edip müzik yerine gösterişe vurgu yapmaya çalışması. Ve bu sadece djent’te değil, her türde rastlanılabilir bir durum. Eğer “tüm parçalar birbirinin aynısı” diye bir müzik türünü eleştirmeye kalkarsak, neredeyse her türde canımızı sıkan bir özellik buluruz. Avangart metal gibi sürprizlere açık bir türe nasıl ihtiyaç varsa, djent gibi daha çizgisel bir türe de aynı oranda ihtiyaç var. Fark yaratan gruplar daima vardır; mesele araştırmayı sevip, ön yargılardan kurtulabilmeyi bilmekte.

    Ritualclast

    @Alper., :) . Beklenebilir bir tepki tabi sizi yadırgamıyorum. Bu yorumum/konuşmam hakkında “küçümseyici” veya “bilgi eksikliği” gibi ithamlar geçti. Müzik elbetteki bir “zevk” ila “yorum” işi. Yani temelde ne benim “küçümsemem” ne de sizin “yüceltmeniz” bahsi geçen her grup için ayrı ayrı “bir şey ifade etmemektedir.” Yani gruplar bu işi kendileri “hoşlandıkları” için icra ediyorlar, temelde bizlere “beğendirmek” amaçları yok. Sanatçılar işleri yalnızca kendi içgüdü ve tatminkârlıkları neticesinde inşa ederler. Kimi gruplar bu realite ile adlarından hiç söz edilmese bile yinede diskografilerine LP atmaya devam ederler senelerce bir bakarsın grubun MA sayfasına adamlar 5 tane LP çıkartmıştır ne biri değerlendirilmiştir ne de piyasada adları geçer. Neden yaparlar bunu elbetteki kendileri sevdikleri için böylece iş devam eder yani temelde ne kadar sıkıcı ne kadar ulvi bir sounda sahip olması o gitara ve davula vuran adamlarda biter. Bizlerin değerlendirmesi ise “sanat” piyasasındaki yegane “özgürlüktür” kimi gruplar dinleyicilerine göre soundlarını inşa eder kimileride tıpkı In Flames de olduğu gibi artık bir zaman sonra yaptıkları iş onlar için bayat ve geçmiş gelir vede dinleyicilerden küfürler almalarına vede çoğunluğunu kaybedip ses kimliklerini tamamen değiştirecek dahi olsalar onlar için tek bir realite önem arz eder o da onların neyden hoşlandıklarıdır. Djent adı altında bahsi geçen gruplardan elbetteki haberdarım hatta Vildhjarta bir sürede olsa düzenli dinler idim ve de o psikolojik klipler gerçekten çok keyifliydi fakat kısa sürede bendeki tazeliğini ve progresifliğini kaybetmişti vede ölmüştü. Diğer bu janranın pioneer’ı olan Meshuggah, adları metal piyasasında hep gezer ve bir imtiyaza sahiptirler, yaptıkları video klipler güzeldir, vokal ise vasattır o soundu asla ama asla hak etmemektedir, gitar işleri vesaire ise çekici ve dinleyiciyi içine alan bir yapıya sahiptirler en basit “Bleed” ı dinleyipte benim gibi bu kadar haz etmeyen bir insan bile o ritme daha parça başlar başlamaz kapılır ve bitene kadar o ritimi tutar. Olay bu işte bir parça veya bilemedin iki parça zevk alırım 3-5 kere çeviririm, bitti. Şimdi gelelim şu “akıllıca” “matematiksel” mevzularına. Öncelikle bir şeyin üzerinde “çok uğraşılması” üzülerek söylüyorum ki o şeyi bir “şaheser” vede “dokunulmaz” yapmaya yetmeyecektir. Bunu haybeye söylemiyorum en basit ben kendi alanımda bunu çok sorguladım hatta bir ara bende yanılgıya düştüm ve atölye hocamdan aldığım cevap beni gerçekten sorgulatmıştı ve doğruydu da. Ben bir ay boyunca her gün saatlerce uğraştığım bir bir ince ince deli detaylar deli hesaplamalar ve yaratıcılıklarla yaptığım kült rapido işlerini Fontana’nın önüne aldığı tuvale 5 saniyede attığı kesiğe yeğlerdim. Yada Picasso’nun bir kağıda karaladığı bir iki çiziğe. Peki neden? Rönesans zamanlarında ki demirbaş senelerce uğraşılan o yağlıboyalara ne oldu da Malevich’in tek renk ayan beyan dümdüz boyadığı tablolar daha el üstünde tutulur oldu? Bana ne oldu da o senelerce keza benim ay boyunca uğraştığım rapido işlerini bir kenara itip kağıdın beyaz bir kağıdın tam ortasına beyaz bir daksil ile attığım bir çizik veya rastgele yaptığım bir karalama daha değerli geldi? Belki sıkılmaya başlamışsındır ama geleceğim sonuç için bu alt yapıyı hazırlamam gerekiyordu hem böylece “bilgi sahibi” meseleside bir nebze yerini bulur. Evet, üzerinde kafa patlatılan veya seneler verilen şeyler onları değerli ve el üstünde tutmaya yetmiyor sözün özü. Bu her janra için geçerli ve de her dal. Dediğim gibi cebimden konuşmuyorum, tecrübelerimden. Ayrıca ukalalık yapma gibi bir niyetimde yok. fakat her insan aynı derecede grup ve metal piyasasına ve de sanat piyasasına hakim olmayabilir. Kimisi daha az repertuara kimisi daha fazlasına sahiptir. Ben araştırmalar ile az vakit geçirmedim, janraların tarihleri vesaire. Bir çok sound geldi geçti kulağımdan o yüzden artık şaşırmanız da zorlaşıyor ve “ben bunu biliyorum” diyorsunuz. Sanatsal işlerin yorumu asla birleşemez. Yani ben burada bu kadar şey yazdıysam başkası yine sallamayabilir ben seviyorum der, tamam zaten olayda bu! Sanatsal işlerin yorumlanarak çıkacakları ortak bir kapı asla bulunamaz ve yorumlar da asla “kesin hüküm” taşıyamaz tıpkı benim sözlerim gibi. Bu iş böyledir tarihten bu yana da değişmeyecek. 1930-40 da bunun patlağını verdi insanlık boyuncada devam edecek. Felsefe gibi bir şey herkes yolunu arıyor ve insanlığa sunuyor kimisi o tarafa kimisi bu tarafa geçer. Asla “hakikat” yoktur. Kaldı ki sizi de anlayabiliyorum. Şimdi biri gelipte bana Drudkh için “beş para etmez bir grup” dese o kişinin akıl sağlığından şüphe duyarım :) Neyse muhtemel meramımı anlatabilmişimdir. Ne benim hakir görmem ne de sizi ulvi görmeniz bir şeyi değiştirmeyecek önemli olan o işi atölyede yapanlar, bu kadar. Bizler kimiz? Bizler o kişilerin bizlere değerlendirme yetkisi verdikleri kimseleriz. Ve sanatsal bir ürünü, küçümsemek amacıyla değil aradaki farkındalığı anlatabilmek amacıyla söylüyorum dağdaki bir çobanda Paristeki bir sanat eleştirmenide “eşit düzeyde” yapabilir eve bu söylediğime belkide bütün sanat piyasası karşı çıkacaktır ama her ikisi içinde bir “hakikat” bulunmadığından ve bu sanat denilen mefhum da yalnızca “iç güdüler”, “hisler”, “duygular” ile yapılabildiğinden her zaman “bence” denecek ve sayılarca farklı fikirler vuku bulacaktır.

    TrapWooD

    @Ritualclast, hocam sağlam ahkam kesmişsin de -da, -de, -mi bilmeden boşa sallamışsın.

    Ritualclast

    @TrapWooD, Dediğinizi anlayamadım mevzu imla ile alakalı ise tabletten yazdığım için klavye bazılarını kendi değiştirebiliyor hoş madem incelemişsiniz eğer hatalı bölümlerin bir listesini çıkartırsanız bende inceler ve düzeltirim. Grammar Nazi’leri severim sonuçta yapıcı bir eleştiri hoş ülkemizde “eleştiri” kavramını mağara seviyesinde bulunduğu için gördüğümüz gibi her yer generic scene tiplerinden oluşuyor…

    Ritualclast

    @TrapWooD, @TrapWooD, “TrapWooD” un uyarısı gereği yazımı imla yönünden inceledim ve söylediği gibi bazı yazım hatalarını gidererek alta tekrar bir düzenleme ile alıntıladım. Düzelttiklerimi büyük harf ile yazdım ki öncekinden farkı belli olsun.

    “:) . Beklenebilir bir tepki tabi sizi yadırgamıyorum. Bu yorumum/konuşmam hakkında “küçümseyici” veya “bilgi eksikliği” gibi ithamlar geçti. Müzik ELBETTE Kİ bir “zevk” ila “yorum” işi. Yani temelde ne benim “küçümsemem” ne de sizin “yüceltmeniz” bahsi geçen her grup için ayrı ayrı “bir şey ifade etmemektedir.” Yani gruplar bu işi kendileri “hoşlandıkları” için icra ediyorlar, temelde bizlere “beğendirmek” amaçları yok. Sanatçılar işleri yalnızca kendi içgüdüleri (“tatminkârlıkları” veya “tatminkârlık” sözcüklerinin ikiside TDK’da görünmediğinden ve sadece “tatminkâr” sözcüğü bulunduğundan hepten çıkarttım) neticesinde inşa ederler. Kimi gruplar bu realite ile adlarından hiç söz edilmese bile YİNE DE diskografilerine (“diskografi” TDK’da bulunmuyor bile bunun yerine bir sözcük dahi yok ortalıkta ki “discography”den Türkçeleştirilmiş bir sözcük olmasına rağmen) LP (İngilizce bir kısaltma “Long Play” yani “albüm” veya 10 parçalık kaset, cd ve benzeri kayıtlar) atmaya devam ederler senelerce bir bakarsın grubun MA (Metal Archives adlı yabancı bir sitenin kısaltması) sayfasına adamlar beş tane LP çıkartmıştır ne biri değerlendirilmiştir ne de piyasada adları geçer. Neden yaparlar bunu,(virgül kondu) ELBETTE Kİ kendileri sevdikleri için böylece iş devam eder yani temelde ne kadar sıkıcı ne kadar ulvi bir SESE (“sound” İngilizce bir sözcük olarak “Ses” anlamına gelmekte burada Türkçeden bir sözcük kullandım) sahip oluşu (“sahip olması” ile değiştirildi çünkü “sound” sözcüğünü değiştirince devrik bir anlam oluştu) o gitara ve davula vuran ADAMLAR DA biter. Bizlerin değerlendirmesi ise “sanat” piyasasındaki yegane “özgürlüktür” kimi gruplar dinleyicilerine göre seslerini (“soundlarını” İngilizce bir sözcük olarak değiştirildi) inşa eder KİMİLERİ DE tıpkı In Flames’de (bir Melodic Death Metal grubu -en azından eskiden) olduğu gibi artık bir zaman sonra yaptıkları iş onlar için bayat ve geçmiş gelir VE DE dinleyicilerden küfürler almalarına VE DE çoğunluğunu kaybedip ses kimliklerini tamamen değiştirecek dahi olsalar onlar için tek bir realite önem arz eder o da onların neyden hoşlandıklarıdır. Djent (bir tür metal janr) adı altında bahsi geçen gruplardan ELBETTE Kİ haberdarım hatta Vildhjarta (bir tür metal grubu) bir SÜRE DE olsa düzenli dinlerdim (“dinler idim”den değiştirildi) ve de o psikolojik klipler gerçekten çok keyifliydi fakat kısa SÜRE DE bendeki tazeliğini ve gelişkenliğini (“progresifliğini” TKD’da bu sözcükte bulunmamakta bende “gelişkenliğini” ile değiştirdim) kaybetmişti VE DE ölmüştü. Diğer bu JANRIN öncüsü (“pioneer” İngilizce bir sözcük olarak Türkçeleştirildi) olan Meshuggah (bir tür metal grubu), adları metal piyasasında hep gezer ve bir imtiyaza sahiptirler, yaptıkları video klipler güzeldir, vokal ise vasattır o sesi (“sound” İngilizce bir sözcük olarak değiştirildi) asla ama asla hak etmemektedir, gitar işleri vesaire ise çekici ve dinleyiciyi içine alan bir yapıya sahiptirler en basit “Bleed”i dinleyipte benim gibi bu kadar haz etmeyen bir insan bile o ritme daha parça başlar başlamaz kapılır ve bitene kadar o ritimi tutar. Olay bu işte bir parça veya bilemedin iki parça zevk alırım üç-beş kere çeviririm, bitti. Şimdi gelelim şu “akıllıca”,(virgül eklendi) “matematiksel” mevzularına. Öncelikle bir şeyin ÜZERİN DE “çok uğraşılması” üzülerek söylüyorum ki o şeyi bir “şaheser” vede “dokunulmaz” yapmaya yetmeyecektir. Bunu haybeye söylemiyorum en basit ben kendi alanımda bunu çok sorguladım hatta bir ara BEN DE yanılgıya düştüm ve atölye hocamdan aldığım cevap beni gerçekten sorgulatmıştı ve doğruydu da. Ben bir ay boyunca her gün saatlerce uğraştığım bir bir, (virgül eklendi) ince ince, (virgül eklendi) deli detaylar, (virgül eklendi) deli hesaplamalar ve yaratıcılıklarla yaptığım kült rapido (iğne uçlu mürekkep hazneli çizim kalemleri) işlerini Fontana’nın önüne aldığı tuvale beş saniyede attığı kesiğe yeğlerdim. YA DA Picasso’nun bir kağıda karaladığı bir-iki çiziğe. Peki neden? Rönesans ZAMANLARINDAKİ demirbaş, (virgül eklendi) senelerce uğraşılan o yağlıboyalara ne oldu da Malevich’in tek renk ayan beyan dümdüz boyadığı tablolar daha el üstünde tutulur oldu? Bana ne oldu da o senelerce keza benim ay boyunca uğraştığım rapido işlerini bir kenara itip kağıdın beyaz bir kağıdın tam ortasına beyaz bir daksil (“daksil” TDK’da artık görünmüyor fakat özellikle doksanlı senelerde kullanılan bir sözcük açılımı “daktilo sileceği”) ile attığım bir çizik veya rastgele yaptığım bir karalama daha değerli geldi? Belki sıkılmaya başlamışsındır ama geleceğim sonuç için bu alt yapıyı hazırlamam gerekiyordu hem böylece “bilgi sahibi” meseleside bir nebze yerini bulur. Evet, üzerinde kafa patlatılan veya seneler verilen şeyler onları değerli ve el üstünde tutmaya yetmiyor sözün özü. Bu her JANR için geçerli ve de her dal. Dediğim gibi cebimden konuşmuyorum, tecrübelerimden. Ayrıca ukalalık yapma gibi bir niyetimde yok. Fakat (küçük harf ile başlanmıştı) her insan aynı derecede grup ve metal piyasasına ve de sanat piyasasına hakim olmayabilir. (“Kimisi daha az repertuara kimisi daha fazlasına sahiptir.” kısmı tamamen çıkartıldı) Ben araştırmalar ile az vakit geçirmedim, JANR tarihleri vesaire. Bir çok ses (“sound” ile değiştirildi) geldi geçti kulağımdan o yüzden artık şaşırmanız da zorlaşıyor ve “ben bunu biliyorum” diyorsunuz. Sanatsal işlerin yorumu asla birleşemez. Yani ben burada bu kadar şey yazdıysam başkası yine sallamayabilir ben seviyorum der, tamam zaten olayda bu! Sanatsal işlerin yorumlanarak çıkacakları ortak bir kapı asla bulunamaz ve YORUMLARDA asla “kesin hüküm” taşıyamaz tıpkı benim sözlerim gibi. Bu iş böyledir tarihten bu yana da değişmeyecek. 1930-40′da bunun patlağını verdi, (virgül kondu) insanlık boyuncada devam edecek. Felsefe gibi bir şey, (virgül kondu) herkes yolunu arıyor ve insanlığa sunuyor kimisi o tarafa kimisi bu tarafa geçer. Asla “hakikat” yoktur. Kaldı ki sizi de anlayabiliyorum. Şimdi biri gelipte bana Drudkh (bir tür metal grubu) için “beş para etmez bir grup” dese o kişinin akıl sağlığından şüphe duyarım :) Neyse muhtemel meramımı anlatabilmişimdir. Ne benim hakir görmem ne de sizi ulvi görmeniz bir şeyi değiştirmeyecek önemli olan o işi atölyede yapanlar, bu kadar. Bizler kimiz? Bizler o kişilerin bizlere değerlendirme yetkisi verdikleri kimseleriz. Ve sanatsal bir ürünü, küçümsemek amacıyla değil aradaki farkındalığı anlatabilmek amacıyla söylüyorum dağdaki bir ÇOBAN DA PARİS’TEKİ bir sanat ELEŞTİRMENİ DE “eşit düzeyde” yapabilir evet bu söylediğime belkide bütün sanat piyasası karşı çıkacaktır ama her ikisi içinde bir “hakikat” bulunmadığından ve bu sanat denilen mefhum da yalnızca “iç güdüler”, “hisler”, “duygular” ile yapılabildiğinden her zaman “bence” denecek ve sayılarca farklı fikirler vuku bulacaktır.”

    Titiz bir şekilde kontrol ederek düzeltmeleri uyguladığımı sanıyorum. Gel gelelim insan elektronik ortamlarda yazarken veya bir kağıda dahi yazarken hızlı düşünerek yazdığından imla hataları gözden kaçabiliyor çok doğal olarak hoş, kimileri hiç dikkat etmiyor her hâlükârda fakat ben bu konularda oldum olası özen göstermeye çabalayan biriyimdir. Her zaman yazdığım şeyi (elektronik ortamlarda) bir defa okurum ve eğer hata yapmış isem düzeltmek için ekleme yapar veya o halde dahi gözden kaçırmış olabilirim. Dil çok önemlidir, dil giderse ulusun herşeyi gider. Yazılarımda kısım kısım İngilizce sözcükler kullanmamın nedeni çoğunlukta Türkçe karşılığı bulunmayışı ve de konuştuğum konularda da orijinal birer kullanım olmalarındandır. Ve de birçok sözcüktede biliyoruz ki Türkçe karşılıklar “komik” kalmakta ne yazık ki. Bununda sebebi herşeye durmadan Türkçe karşılık bulma sevdası. Zaten dilimiz Fransızca ve Arapça sözcükler ile dolu. Yani dillerin yapısı budur birbirlerinden beslenirler fakat günümüzde “generic” (İngilizce bir sözcük olarak “Genel” anlamında) bir tavır olarak bu da konunun aleyhine karşı kullanıldığı için her konuşan aynı olmayabiliyor.

    Alttaki bazı yorumlarda da olduğu gibi benim yorumu mu “sitenin en sıkıcı” yorumu yapanlar veya daha anlamsız yönlerden saldıranlar mevcut. Ben bu grup için “Djent ne aq zaten saçma sapan bir janr ölü sg. grupta yarrak gibi” gibi de yazabilirdim fakat öyle yapmadım. Neden beğenmediğimi ne sorunları olduğunu “kişisel” olarak dile getirdim. Eğer ki benim bu üstteki yorumum doğru düzgün okunsaydı bana böyle yorumlar gelmezdi veya yorum gelse bile kayda değer bir argüman niteliğinde gelirdi. Ama ne denilebilir ki? Mevzu aslında belli de ben fazla köpürtmek istemiyorum…

  7. Berca B. says:

    Ben çok beğendim, takipte kalacağım. Hemen üstteki, PA tarihinin en sıkıcı yorumunu da direkt görmezden gelelim, hiç kafaya takmayalım.

  8. TrapWooD says:

    Bu adama bir davulcu gerek. 4/4lük dandik ritmlerle gitardaki orjinallik de geriye düşmüş. Aynı şey tron to the sunda da vardı.

    Shameless

    Şu geldi aklıma: https://www.youtube.com/watch?v=Fine03q227s

    Bu herif bile bir yerlere gelemediyse bu arkadaşın işi epeyce zor.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.