# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DER WEG EINER FREIHEIT – Finisterre
| 05.09.2017

Yıl sonu listelerinin en tepelerinde yer açın.

Oğuz Sel

Hayatımın birçok noktasında “Bir kapı kapanır, bir kapı açılır.” sözünün yansımalarını mütemadiyen deneyimleyen biriyim. Müzik konusunda şikâyet edebileceğim nitelikte işlere imza atan gruplara kendimce sırtımı dönüyorum, kritiklerini yazacağım zaman haklarında pek de iyi şeyler söylemiyorum, bende yarattıkları hayal kırıklarından ötürü.

Ama neyse ki başta belirttiğim söz müzikal tarafta da tezahür ediyor ve kızdığım, küstüğüm grupların alternatiflerini bir biçimde buluyorum. Almanya’nın bitmek tükenmek bilmeyen müzikal birikiminden sonuna kadar istifade eden ve kendi kabiliyetlerini, yaptıkları müzik türünün ilerlemesine adadıkları her hâllerinden belli olan Der Weg einer Freiheit ve taze çıkan albümü “Finisterre” bugünkü konuğumuz.

Kimilerine göre gülünç gelen, kimilerine göreyse kabak tadı veren satanik mevzulardan kafasını kaldırıp daha elle tutulur, gözle görülür ve hissedilir işlere kafa yorarak hem liriklerini hem de müziklerini şekillendiren Der Weg einer Freiheit, 2009’dan bu yana süregelen müzikal yolculuğuna, hemen her albümde çıtayı yükselterek devam ediyor.

Black metalin hırçın tarafını bir eline, avangart black metalin karamsar, hüzünlü ve tat kaçıran taraflarını da diğer eline alarak oyun hamuru gibi oynayıp bize birbirinden enteresan şekiller yapan grup üyeleri, sahip oldukları enstrüman kullanma ve beste yapma becerilerini “Finisterre”de zirveye taşıyor.

En kısa şarkısı 5 dakika 4 saniye ve en uzun parçası 13 dakika 49 saniye süren albümde 5 bulunuyor ve ilginç bir şekilde en uzun parçalar bile bir an olsun sıkıcılaşmıyor. Zaman zaman başka gruplar için de söylediğim beste konusunda bir iç içe geçmişlik ve giriftlik söz konusu; hâl böyle olunca tahmin edilebilirlik sınırlarında sıkışıp kalan standart kompozisyonlardan çok daha farklı besteler işitebiliyorsunuz.

Çiğle modern arası sayılabilecek patlayıcı bir sound’la düzenlenen albüm;hüzün, öfke, kandırılmışlık gibi duyguları başarıyla yansıtıyor. Bu noktada kullanılan silahlar ise tanıdık;cayır cayır gitarlar ve tabii ki hayvanî davullar. Kulak kanatacak kadar çiğ olmasa da albümün ve dolayısıyla şarkıların, pembe götlü black metalcilerin yaptıklarından fersah fersah ötede sertliğe ve kendine özgü kimliğe büründüren gitarlar, sert anların kafa göz yaran, duygusal anlarınsa hakikaten ciğer delen bir yapıya kavuşmasını sağlıyor. Gençliğinin verdiği enerji ve tahmin edebileceğiniz üzere kendini geliştirmek üzere bolca çalışma yapmasından mütevellit yarım yarım yardıran davulcu Tobias Schuler kişisi ise albümün bence yıldızı. Diğer albümlerde davulun varlığını bu denli yoğun hissettiğimi anımsamıyorum ama “Finisterre”in daha ilk dakikalarından itibaren titreyip kendinize gelmeniz gayet mümkün; hele bana göre çok tutacağını anladıkları için peşin peşin ikiye böldükleri “Skepsis”in ikinci bölümünde, Pantera’nın “Suicide Note, Pt. 2”deki yaşattıklarını yaşayabilirsiniz, hazırlıklı olun. Her ne kadar Almanca olsa bile liriklere Google Translate aracılığıyla şöyle bir göz gezdirdiğinizde ortada felsefi mevzuların döndüğünü rahatlıkla görebiliyorsunuz. İşin kafiye ve redif tarafı da hayli zengin, adamların söz yazma işine de müzik oluşturma kadar kafa yordukları belli.

2017’nin sonlarına doğru yaklaşırken beni şaşırtan yapımlardan biri oldu “Finisterre”. Öyle ki bu yazıyı hazırladığım tarih itibariyle çıkışının üzerinden henüz altı gün geçmiş olmasına karşın albümü aşırı dozda dinlemekten ezberlemiş bulunmaktayım. Albümün herkese hitap etmeyeceğini söylersem, sanırım pek yanlış olmaz. Geleneksel black metal anlayışının biraz daha farklı noktalarında seyreden ancak buna karşın, türe ihanet etmeden, türü sulandırmadan ve türün ciddiyetini çöpe atmadan yapılan bir iş “Finisterre” ve bu albüme, Der Weg einer Freiheit’ın Magnum Opus’u dersek hiç de yanlış yapmış olmayız. Dinleyin, bana hak vereceksiniz. Girişte bahsettiğim sözün kapanan kapı tarafını Nocte Obducta’nın temsil ettiğini belirterek yazıyı tamamlayayım; iyi ki varsın Der Weg einer Freiheit!

9,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (9.45/10, Toplam oy: 42)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2017
Şirket
Season of Mist
Kadro
Nikita Kamprad: Vokal, gitar
Tobias Schuler: Davul
Sascha Rissling: Gitar
Nico Ziska: Bas
Şarkılar
1. Aufbruch
2. Einletzter Tanz
3. Skepsis Part I
4. Skepsis Part II
5. Finisterre
  Yorum alanı

“DER WEG EINER FREIHEIT – Finisterre” yazısına 20 yorum var

  1. deadhouse says:

    ”türe ihanet etmeden, türü sulandırmadan ve türün ciddiyetini çöpe atmadan yapılan bir iş” Çok doğru bir tespit.

    Sitedeki övgülerden sonra merak ettim dinledim gerçekten çok başarılı bir işe imza atmışlar.

  2. markusulf says:

    öyle sağlam bir black metal geçmişimin olduğunu söyleyemem hatta bir çok kült black metal grubunu da albümünü de dinlemedim ama bu adamlar hakikaten sanat yapıyorlar. Stellar albümü ile keşfettiğim grup daha ilk çevirmemle kendine aşık etmişti, bu albümde de koymuşlar çocuğu.

    bence de “iyi ki varsın Der Weg einer Freiheit!”.

    not: İlk dinlememle beni benden alan diğer black metal grubu ise Mirrorthrone idi ama bayadır sesi çıkmıyor. Biraz farklı birşeyler arayanlara tavsiye ederim.

    markusulf

    @markusulf, şöyle de bir hayvanlıkları var unutmadan

    https://www.youtube.com/watch?v=iJaQacMdZR4

  3. Koralp says:

    On numara albüm, Svartsyn ile beraber bu yılın en iyi black albümü.

  4. bloodmantra says:

    Black Metal nerdeyse hiç dinlemeyen biri olarak şüpesiz yıl sonu listemin zirvesine yakın bir yerlerde olacak bu albüm. En az Stellar kadar iyi. Hatta bi tık daha iyi!

  5. İlkhan says:

    Kritiği okumadan önce dinlemeye başladığım albümü Oğuz un yazısıyla taçlandırıyorum , bence senenin en iyi albümü son dakika bir bomba patlamazsa ve nedense son zamanlarda en iyi albümler son çeyrekte çıkıyor, bir sorum olucak Oğuz’a pembe götlü Black metalcilerden kastı ve aklıma nedense pembe kapak Deafhevan geldi :))

    Ouz

    @İlkhan, Merhabalar, doğrudan şu şu şu gruplar demem doğru olmaz ama deneysellik veya yenilikçilik kisvesi altında black metale hizmet ettiğini düşünüp aksine türü yozlaştıran ve ele ayağa düşüren grupların hepsi bana göre bu tanımlamanın kapsamına giriyor.

  6. Sinan Ceylan says:

    Duvar gibi albümmüş yalnız bu. Sahiden ilk 5′te yeri var bende.

  7. Berca B. says:

    Grubu hiç bilmiyordum, yukardaki sevgili dostum Sinan’ın yorumuyla dikkatimi çekti. Dinlemeye başladım ve ilk şarkı şu an itibariyle süper gidiyor. Günün geri kalanında dinleyeceğim şey belli oldu.

    Yalnız beni buraya getirip yorum yaptıran başka bir şey. Kritikte grup fotosuna bakarken en sağdaki kel arkadaşı görünce “lan bunu ben bi yerden tanıyorum” dedim ve adına dair bir fikrim olmasa da tanısam tanısam davulcu tanıyacağım için davulcunun ismini google’ladım ve nerden hatırladığımı farkettim:

    https://www.youtube.com/watch?v=uxMtw-yXCac

    Tekrar lanet olsun sana pis herif.

    Sinan Ceylan

    @Berca B., sende de ne göz varmış beya. :)

    Berca B.

    @Sinan Ceylan, görsel hafızam sıfıra yakın ama manyak gördüm mü unutmam.

    hickdead

    @Berca B., ben de benzer şekilde ”lan bunlar fuck you and die elemanları değil mi” diyerek anımsamıştım kendilerini

  8. ismail vilehand says:

    ciddi ciddi çıktığından beri her gün en az bir kere dinledim bu albümü. daha ne kadar böyle devam edecek merak konusu.

  9. Rashid says:

    İyiki albüm kapağına aldanıpta üzerinden geçmemişim. Çünkü kapak bana ilk başta tipik “Raw Black Metal” gruplarını anımsatmıştı ama grup ismi filan ilginç geldiği için dinlemeye koyuldum ve daha ilk şarkı sonunda “bu albüm olmuş” düşüncesindeydim. Albümün sonuna geldiğimdeyse “yılın en iyi albümlerinden biri” demeye başlamıştım bile. Bir çok yerde black metal olarak geçiyor ama yaptıkları müzik bence normal bir black metal’den fazlası. Gelecekte umarım biraz daha progressive black olaylarına girerler. Çünkü o tür bir müziğin altından kalkacak kapasiteler var.

  10. ismail vilehand says:

    insanın suratına suratına böğürüyorsun Nikita. müthiş bir detaysın sen.

  11. Unas says:

    Mükemmel Bir Albüm. Stellar da çok iyiydi, arayı fazla açmadan böyle devam ederler umarım.

  12. P L A G U E says:

    Sen nasıl orospu çocuğu bir albümsün lan!!! Acayip keyifliydim bugün ama yinede ağzıma yüzüme sıçtın…göt…

  13. Rust in Peace. says:

    Ein Letzter Tanz için ölürüm, yetmezse dirilir tekrar ölürüm.İnanılmaz bir şeysin ya.

  14. GRUBU SEVEN ANTALYALILARA ÖNEMLİ DUYURU:

    DER WEG EINER FREIHEIT davulcusu Tobias Schuler bugün (5 Eylül 2019) saat 18.00′de Kara Kedi Müzik Stüdyo’da workshop yapacak.

    https://www.facebook.com/PujaStudioMusicafe/videos/394089524627018/

    Bilseydim kesin giderdim ama dün akşam haberim oldu ve erteleyemeyeceğim bir programım olduğundan gidemiyorum maalesef. DER WEG EINER FREIHEIT davulcusu ekstrem metal davulculuğu atölyesi için dibime geliyor ve ben gidemiyorum. Çok acayip.

    Ouz

    @Ahmet Saraçoğlu, Hayatımda ilk kez İbrahim Tatlıses olmak istedim. Ne güzel, özel uçağıma atlar, Tobias Paşa’yı ziyaret eder, mübarek ellerini sıkardım.

    Gidememene senin kadar ben de üzüldüm Ahmet. :/

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.