# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
ARCH ENEMY – Will to Power
| 06.09.2017

Açık mavi saç boyası şık bir golle Jeff Loomis karşısında 1-0 öne geçiyor.

ARCH ENEMY’yi 20 yıldır takip eden bir insanım. Çatır çatır melodik death metal yaptıkları ilk 3 albümlerini de gördüm, Angela’nın gelişiyle metal dünyasının en çok konuşulan gruplarından birine dönüşmelerini de, sonrasındaki duraklama evresini de, daha sonrasını da.

Grubu sevin ya da sevmeyin, Angela Gossow metal dünyasının gördüğü önemli kadın figürlerden biriydi. Kadınlığını fazla öne çıkarmıyor, grubu “cool” kılıyor ve elbette ki ilgi çekiyordu.

Alissa’nın gelişi grubun kariyerindeki 2. büyük mihenk taşı olmuş ve ARCH ENEMY’yi bir kez daha manşetlere çıkarmıştı. Alissa, Angela’nın ardından sönük kalmamak adına elbette ki birtakım şeyleri yapmak durumundaydı. 34 yıldır bu işi yapan Michael Amott’ın da ARCH ENEMY’den para kazanmak istemesinden daha normal bir durum yoktu. Lakin ilginç bir durum oldu ve ARCH ENEMY, her ne kadar bilinçli şekilde kendilerini şaşırıp saçmalamasalar da, grupta dört farklı saç rengi oluşu ve Alissa’nın bir X-Men üyesine dönüşmesi neticesinde, ister istemez sirk gibi bir şeye dönüştü.

Bir de üstüne grup müzikal anlamda risksiz ve genel anlamda tribünlere oynamaya başlayınca, ARCH ENEMY pek çokları için “çoluk çocuk grubu” statüsü kazandı. Şu an bu satırları yazdığım noktada, birkaç yıl öncesinin en büyük ergen grubu olarak gösterilen CHILDREN OF BODOM bile ARCH ENEMY’den birkaç gömlek daha metal bir konumda duruyor.

Bu noktada ilginç olan, ARCH ENEMY’nin şu anda da her anlamda metal yapıyor oluşu. ARCH ENEMY, ACCEPT ve AMON AMARTH’ı aynı grupmuş gibi duyurmayı başaran Andy Sneap prodüksiyonuyla çıkan “Khaos Legions“ın adından neyse ki Nordström ve Bogren’in güvenli ellerine geçtilerse de, beste konusundaki inatçı tavırları yüzünden çok benzer şarkılar yazma düsturunu devam ettirmekteler. Bu noktada gözler elbette ki grubun çileği Michael Amott’a çevriliyor.

Gerçekten de 34 yıllık metal deneyimi bulunan, CARNAGE’ından CARCASS’ına, CANDLEMASS’ine pek çok önemli işe imza atan ve ARCH ENEMY’yi sıfırdan bugünlere getirmiş olmasıyla da takdiri hak eden Michael Amott, Alissa’nın gelişiyle birlikte daha bir iş odaklı gibi takılmaya, hele Loomis’in katılımıyla tam bir patrona dönüşmeye başladı. Loomis’in albümde sadece adının olması konusuna bilahare geleceğim. Önce Amott’ın beste namına yaptıklarına bakalım.

Bir grubun beste yükünden sorumlu bir müzisyenin bir albüm yazımı öncesinde belirli bir iş yükü vardır. 30 ila 60 dakika arası bir materyal yazması, bunları şekle sokması, son rötuşlarını yapması ve grupla birlikte finalize etmesi gerekir. Bu noktada, diyelim ARCH ENEMY tarzı standart uzunlukta şarkılar yazan bir gruptan bahsediyoruz, yazmanız gereken ortalama 10-11 şarkı vardır. Bu şarkıların bu mevzubahis albümü iyi yapabilmeleri için de, kendi farklı karakterlerine sahip yapıtlar olmaları gerekir. İşte bu noktada bir grubun “imza hareketleri” devreye girer ve müzisyenler bu tutan formüllerini, kendilerini o konuma getiren numaralarını ne şekilde kullandıkları doğrultusunda başarılı ya da başarısız olurlar.

Bu minvalden bakınca, ben son 15 yıldır Michael Amott’ı fazlasıyla düz, riskten kaçınan, hep güvenli sularda yüzen, kendini zorlamayan, aynı çorbayı farklı baharatlar katarak sunmakta bir sıkıntı görmeyen, kısacası beste namına biraz tembellik yapan bir müzisyen olarak görüyorum. Gruba dair diğer tüm konularda aşırı çalışkan, aşırı üretken olduğu kesin, o açıdan tek kelime bile edemem; ne kazanıyorsa, ne elde ediyorsa sonuna kadar hakkıdır. Ancak ARCH ENEMY’nin müziği söz konusu olduğunda ortada ciddi anlamda kalıplanmış, kafeslenmiş, sınırları çizilmiş bir müzik olduğu ortada. Bu durumun en rahat görüldüğü yer nakaratlar. Grubu en başından beri dinleyen ve son 15 yıldır “azıcık sık şu kıçını da farklı bir şeyler yaz be Maykıl” diye gezinen biri olarak, her şarkının nakaratında giren o birbirine aşırı benzer melodilerden ciddi anlamda gına geldiğini söylemek istiyorum. Beast of Man’lerin, Sinister Mephisto’ların, The Immortal’ların, Angelclaw’ların, Silverwing’lerin, hatta “Wages of Sin“deki pek çok şarkının mükemmelliğini çıktıkları zmaanda, eş zamanda tatmış bir insan olarak, “Will to Power”la birlikte, bir ARCH ENEMY nakaratı duyduğum anda aklımdan 3 şey geçiyor:

1- Bu nakarat eski bir ARCH ENEMY şarkısının nakarat melodisine çok mu benziyor?
2- Ben bu şarkının klibini/şarkı sözü videosunu yakınlarda izledim de mi tanıdık geliyor?
3- Bunu hemen kapatıp CATTLE DECAPITATION falan mı açsam?

Bu durumu kırabilecek ve ARCH ENEMY’nin hayran kitlesinin yaş aralığını 12-17′den 12-40′a çıkarabilecek bir lütuf olan Jeff Loomis’in, oğlunun kafasını kesmek üzere olan İbrahim’e sunulan koç gibi bulutların arasından gelerek ARCH ENEMY’ye katılmasının gruba HİÇBİR katkı yapmamış olmasına gelelim (Pardon, saç rengi sayısını 4′e tamamladı; fotoğrafları şenlendirdi).

Açıkçası bu noktada diyebileceğim şey “Ya Maykıl mal mısın koskoca Loomis’i gruba almışsın yararlanmıyorörörö”den öteye geçemiyor. Adam grubu 22 yıl önce kurmuş, dokuz tane albüm çıkarmış, dün gelen bir başkasını, yetenekleri ne olursa olsun şarkı yazımına katmamasını gayet anlayabiliyorum. Grubun değişmeyen sayısız özelliği gibi sololar konusunda da bir değişiklik istemediği belli olan Amott, elini sürdüğü şeyi kendi müzikal karakterine benzetmesi gayet olası düzeyde baskın ve dominant bir yazım tarzı olan Loomis’i sadece süs olarak kullanmakta da elbette özgür. Lakin Dave Mustaine’in -BAKIN DAVE MUSTAINE DİYORUM- bile konuk gitaristlerine makul bir özgürlük tanıdığı düşünüldüğünde, Amott’ın Loomis’e adını yeni duyurmaya başlayan 21 yaşındaki bir gitar fenomeni gibi davranması ve “sen burada ol ama 28 yıllık müzikal tecrübeni işin içine hiç sokma” demesi insanı en hafif ifadeyle uyuz ediyor. Beni sadece uyuz etmiyor, manyak ediyor, hasta ediyor, tek kişilik yıkım ekibine çeviriyor. Misal aşağıdaki klipte Loomis’in orada durup şarkı boyunca dümdüz power chord bastığını görünce insan ister istemez sinir sahibi oluyor.

Bu kadar şikâyet ettim, şimdi albüme geçeyim. “Will to Power” enerjik bir albüm, orası net. Grubun şekilli görünümüne rağmen her şeyiyle metal; thrash, power, death, senfonik, neo-klasik, melodik metal unsurlarını içinde barındıran, en basit ifadeyle cayır cayır bir metal albümü. Ancak bir metal grubunun her şeyiyle metal olan bir albüm çıkarması elbette ki övgü gerektirecek bir şey değil. Bu noktada yapılacak albüm yorumlarında, özellikle mahalle baskısının da etkisiyle, “ARCH ENEMY kötüleme” furyasına alet olmayacağımı ve albüme gereksiz yere bok atmayacağımı söylemek istiyorum. “Will to Power”ı dinlerken beğenip helal lan dediğim yerler de oldu, “ulan be Michael” diye düşündüğüm yerler de. Genele bakıldığında, grubun bu albümde de kabul edilir renklilikte, ancak çok fazla klişeye bulandığından sıkıcılaşan ve zamanla daha da sıkıcı hâle geleceğini düşündüğüm işlere giriştiğini düşünüyorum.

Şöyle yüzeysel bir bakış attığımda, mesela The World is Ours’taki armonik gitar bölümleri falan Jeff Loomis’e hakaret düzeyinde klişe, güvenli, risksiz, hantal. Aslında Michael Amott’a da hakaret ama o güvenli oyunun tatlı kucağını belli ki çok seviyor. First Day in Hell büyük oranda My Apocalypse çakması, Dream of Retribution sert vokalli bir power metal şarkısı, I Fight I Must Win ise bence epey sıkıcı. Özellikle de şu “seyrici hey heyletme” kısımları. Micheal, please…

Albümde öne çıktığını düşündüğüm şarkılardan Murder Scene’e klip, video, bir şey bekliyorum, gelmezse şaşırırım. Onun dışında yer yer güzel fikirler var ve bunlar bir rif, melodi, vb. türü şeylerden ziyade, şarkı tarfiği içinde yer alan minik fikirler şeklinde karşımıza çıkıyor. Örneğin First Day in Hell’in 1.10′da giren çıplak gitarı üstüne Alissa’nın vokalinin gelmesi, yahut he World is YOur’un 2.51′indeki bass drop’un ardından gelen groove gibi şeyler, dinleyicinin yüzüne anlık tebessümler kondurabiliyor.

Nihayetinde “Will to Power”e olan bakışınız metale ve ARCH ENEMY’ye nasıl baktığınıza göre değişecektir. Grubu ne kadar zamandır bildiğiniz, ne kadar zamandır metal dinlediğiniz, bu denli motivasyon temelli “ha gayret kardeşim yaparsın” minvalindeki gazlama içerikli şarkı sözleri gibi konular albüme dair fikrinizde mutlaka rol oynayacaktır. “Black Earth” dışındaki tüm albümlerin çıktığı döneme tanık olmuş ve zamanında dinlemiş 20 yıllık bir ARCH ENEMY dinleyicisi olarak, grubun bugünkü konumuna gelişini her türlü takdir ediyorum, “Will to Power”da ortaya konan metalin de kimi yorumlarda dile getirildiği gibi tamamen çöp olduğunu düşünmüyorum. Ancak üstteki paragrafın ışığında, “Will to Power”ı belli açılardan çok bayık, belli açılardan ortalama, kimi açılardan da hoş şeyler içeren, nihayetinde ise fazlasıyla güvenli takılan ve uzun ömürlü olmayan şarkılar barındıran bir çalışma olarak görüyorum. Zaten ARCH ENEMY albümlerine verilen düşük puanların çok büyük bir kısmı da grubun yetersizliğinden değil, tam tersine elindeki kullanmamak için diretmesinden kaynaklanıyor. Aynı şey bu albüm için de geçerli.

Aslında çok bile yazdım; Jeff Loomis’i gruba alıp böyle bir albüm çıkarıyorsan, bundan sonra da ARCH ENEMY’den farklı kafada bir şeyler beklememek lazım. Tabii anlayış olarak diyorum; renk olarak kafalar kesin değişecektir.

5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (5.35/10, Toplam oy: 84)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2017
Şirket
Century Media Records
Kadro
Alissa White-Gluz: Vokal
Michael Amott: Gitar
Daniel Erlandsson: Davul
Sharlee D'Angelo: Bas
Jeff Loomis: Gitar
Şarkılar
1. Set Flame to the Night
2. The Race
3. Blood in the Water
4. The World Is Yours
5. The Eagle Flies Alone
6. Reason to Believe
7. Murder Scene
8. First Day in Hell
9. Saturnine
10. Dreams of Retribution
11. My Shadow and I
12. A Fight I Must Win
  Yorum alanı

“ARCH ENEMY – Will to Power” yazısına 26 yorum var

  1. hickdead says:

    hahaha abi ellerine sağlık kritikte ki her tespit altına imzalar atılası. söylenecek başka şey bırakmamışsın

  2. MetaLstorM says:

    Albüm ile ilgili bir söz söylemeye gerek yok sen herşeyi zaten söylemişsin,hakkettiği puanı da vermişsin abi.

    Bu sene Melodic Death Metal anlamında gerçekten bir kıtlık var.Yılı çoktan yarıladık ama hala doğru dürüst bir MDM albümü dinlediğimi hatırlamıyorum.En son Ocak gibi Mors Principium Est’in yeni albümünü severek dinlemiştim(hala da dinliyorum).Ondan sonra doğru dürüst MDM albümü dinlediğimi hatırlamıyorum.Kalmah,Eternal Tears of Sorrow gibi gruplar neredesiniz abi ya.MDM’nin size bu kadar ihtiyacı olduğu bir yılda ortalıkta yoksunuz.Çıkarın artık bir albüm de şenlenelim biraz,gerçek Melodic Death Metal dinlemiş olalım.

    Ahmet Saraçoğlu

    @MetaLstorM, AE zaten uzunca bir süredir death metalle alakalı herhangi bir şey yapmıyor. Sadece vokallerden ötürü death metal sınıfına sokmak pek mümkün değil.

    MetaLstorM

    @Ahmet Saraçoğlu, AE’nin zaten yıllardır tam olarak ne yaptığını ya da ne yapmak istediğini ben de anlamıyorum.Ama Melodic death metal grubu olarak görüldüğü için onları baz alarak kıtlık yorumunu yaptım.Melodic death metal benim en çok dinlediğim sub-genre’dir.Aslında benim doğru dürüst albüm çıkmamasından kastım çok az albüm çıkıyor olması bu sene.Gerçekten şimdiye kadar anca 2-3 tane MDM albümü dinledim.Geçen sene baya bi MDM albümü çıkmıştı ama bu sene çok az grup albüm çıkarıyor.Bakalım belki de sene sonlarına doğru bir hareketlilik olur.

    markusulf

    @MetaLstorM, The Black Dahlia Murder çıkarıcak albüm onu bekle. Yoksa bende hala Mors Principium Est’ in son iki albümünü ve bu adamları çevirip duruyorum melodeath dinliyesim geldiğin de

    MetaLstorM

    @markusulf, Aynen TBDM’yi beklemekteyim ben de.

  3. bloodmantra says:

    Çoğunlukla katılmakla beraber bir eklemede bulunmak istiyorum, grup yeni materyal yazmaya Jeff geldiği turnede başlamış. Jeff 3 şarkı sunmuş ancak Arch Enemy tarzına benzemediği için kullanılmamış. 22 yıllık bir grubun bu kadar geleneksel bir anlayışta şarkı yazması kötü. Üstüne üstlük Angela’dan Alissa’ya düşmek çok içler acısı oldu şahsi fikrimce. Çoğu şarkıyı batırmış sağolsun. En beğendiğim şarkı Dreams of Retribution oldu. Malmsteen vari main lead ve Jeff’in solosu çok iyi bir birleşim olmuş.Her ne kadar albümü çok çok beğenmesem de bir sonraki albümde Jeff’in ağırlığının olacağını düşünüyorum.

  4. Ömer Kus says:

    Ya bana göre Arch Enemy’nin su son hali kadar SIKICI cok az grup var metal dunyasinda. Albumu dinlemedim ve dinleyecegimi de sanmiyorum, zerre icimden gelmiyor. Alissa’nin su cakma “cok sinirli, agresif, anarsik hatun” pozlarini gördugum anda bucak bucak kacmak istiyorum.

  5. Volga says:

    Kusura bakmayın da 5 puan çok olmuş bunlara.

  6. kalmahfanboy says:

    The Eagle Flies Alone başındaki melodi Dreaming In Red’e aşırı benzemiyor mu yoksa bana mı öyle geldi?

  7. circleperspective says:

    2014′ te çıkan albümlerini epey beğenmiştim. Ama bu albüm altında kalmasını geçtim -yapılan kliplere ve şarkılara bakınca- anladığım kadarıyla resmen dalga geçiyorlar. Ki o albümde arch enemy baya yeni genç fan kazanmıştı.Metalden en alakasız rapçi bilmemneci insanlar bile çevremden albüme çekilen klipleri veya şarkkıları açıp, izlettiriyordu. Bu albümde öyle bir getiride görmüyorum. Bir haberi altında belirtmiştim ama burada da beliritiyim. Jeff Loomis te baya popülerleşmişti bu arch enemy’ e katılımı ile beraber. O yüzden metal dünyasından -bence- baya kişide hatta ve hatta eski dinleyiciler ve arch enemy’ i sikine bile takmayanlarda takip etmişti ne olacak acaba diye. Yazık olmuş. üzücü olmuş. Jeff’ in gruba neden girdiği zaten ortada, ki hakkıdır bence. Kendisini yormadan, turlayıp çalarak, çok geniş kitlelere oynayan ve iyi para kazanan bir grupta olmasını istemesini anlayışla karşılıyorum.

  8. Salih says:

    “Reason To Believe” adlı parça, pek muhtemeldir ki güzel bir parça, Alissa’nın clean/brutal vokal yaptığı bir müzik… Albüme dair ara ara güzel fikirler yok değil ama genelde zayıf duruyor… Dediğim gibi Reason To Believe dinlenmeli!

  9. ghoglan says:

    Son 2 satır yetermis bile. Yerinde kritik

  10. den4x says:

    amott bu şarkıları yazmaktan zevk alıyor mu bilmiyorum ama grubun bu hali sadece anders björler iyi ki haunted’ı da at the gates’i de bırakmış dedirtiyor, şu hale geleceğine.
    kolay kolay önyargıyla yaklaşmam albümlere ama bunu ben de hiç dinleyeceğimi sanmıyorum. bi ara gerçekten ne kadar kötüymüş diye bakarım. şarkı isimleri kgjnkfg

    Ubeydullah İndiroğlu

    @den4x, şarkı isimleri +1903…

    Hala “The World Is Yours” diye şarkı isimlendirenler var. Altında da benzer cheesy sözler…

    Anthems Of Rebellion’dan beri bir tane Arch Enemy albümünü dinleyebimişliğim yok. Sıkıntı basıyor. Bu albümde de aynısını yaşadım. Sıkılıyorum yaw… :D

    Jeff baba da bıraksın bu ayakları, alsın yanına Dane’i de Nevermore’u tekrar canlandırsın.

  11. Album kapagi da sikici degil mi.

  12. İlkhan says:

    3 numara çok baskın…

  13. Melkor says:

    ÇÖP Enemy

  14. doğu says:

    “First Day in Hell büyük oranda My Apocalypse çakması” –>aynen. war eternal’ın da gerisinde. ama yine de albümü sevdim. teenage olsam fanı olurdum. genç bi enerjisi var bu AA’nın.

  15. Nox says:

    arch enemy = one trick pony.

    bu birbirinin aynısı albümleri para için çıkardıklarını düşünenler var. ama devir değişti. 1-2 turne daha kapalı gişe devam ederler sonra bi bakmışsın aniden çakılmışlar. pop müziğin kuralı budur.

    insanlar gerçekten tiksiniyor artık. sadece müzikte değil problem. alissa’nın koca kafası, aptal kıyafetleri, aptal videoları da görmekten tiksindiler. umarım 2-3 sene yeni bir albüm yapmazlar. 1 sene dolmadan yine albüm haberiyle çıkarlarsa ortaya fena dayak yiyebilirler bu güruhtan.

    göz önünde olmak kendini unutturmamak için gereklidir ama o ince ayarı tutturamazsan kendinden tiksindirirsin insanları. youtube suggestionslarda görmek bile öffffff dedirtiyorsa insanlara biraz geri çekilmeyi bileceksin.

    jeff muhabbeti de sıktı artık. amott grubun çizgisini çekmiş. bu çizgiler içerisinde jeff’e yer yok. artık bırakın bu jeff loomis ağlaklığını.

    alissa çok çirkinsin ayrıca. bunu kıllı göbekli halimle söylüyorum.

  16. Salih says:

    @Nox “Alissa’nın koca kafası, aptal kıyafetleri, aptal videoları da görmekten tiksindiler.” çok doğru… insanların gruba olan sevgisini sömürdüler, Alissa’nın cazibesi azaldı..

  17. Salata says:

    The World İs Yours’un nakarat melodisi ne kadar iğrenç öyle yahu 2. kez dinleyemedim bile, keza şarkı isimlerini okumak bile cringe yaşatıyor, bu ne lan böyle Angela’lı anarşik tavırları bile daha iyiydi

  18. Ugur says:

    Herkes yine gaza gelip bandwagoning’e başlamış.Albüm öyle itin bir tarafına monte edilecek kadar kötü değil.

    Ha benim için Johan Liiva’dan sonraki Arch Enemy alalede bir gruptan ibaret.Dolayısıyla Alissa’nın kafası, Loomis’in konu mankeni olması falan gereksiz tartışmalar.

  19. Dice says:

    İnşallah bu albüm çok çok satar, bi sürü konser verirler, Jeff loomis bi sürü para kazanır, sonra gruptan ayrılır, nevermore tekrar bir araya gelir bi sürü albüm yapar, jeff sonra solo albümlere de devam eder arada

  20. Rashid says:

    Bence o kadar da kötü bir albüm değil. Albümden beklentim yüksek değildi, belki de o yüzden albüm benim için vasatın üzerindeydi. Angela’nın vokallerini pek beğenmezdim ama Alissa hanımefendiyi The Agonist’ten beri takip ederim. O grupta clean vokaller de kullandığı için şarkılara ayrı bir güzel katıyordu ama maalesef Arch Enemy’de bunları yapamıyor.

  21. eskiblackılardan says:

    Angelanın anarşistliği gittikten sonra grup afalladı.Vegan Alissa ne kadar vahşi olur orası da muamma.Arch Enemy’i hem Manowar konserinde hem de Headbangerste izleme ragmen bir şeyler eksik geldi.Nerde o Chris’in Silwerwing’deki soloları, nerde o Angela’nın vahşiliği? Insan arıyor gerçekten.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.