# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
HEMLOCK – Exordium
| 12.10.2016

Tek albümle destan yazmak.

Özgür Durakoğulları

Dışa vurumsallık bir sanat yapıtının baş parametresi olunca, genelde dinleyicide güçlü duygu durumları oluşturmaktan başka bir işe yaramıyor; bu yüzden tanıttığım birçoklarınca (tarafımca da) atlanmış HEMLOCK’ın yegane albümü “Exordium” gibi detaylı, zengin, baştan sona (şarkı sözleri de dahil) her unsurunun uyum içinde olduğu, naifliğine rağmen samimiyetiyle insanda derin duyguların yeşermesine vesile olan sanat eserlerinin değeri bir başka oluyor. Naiflik konusuna vurgu yapacağım, zira grupların azımsanamayacak kısmı bu unsurun sanatsal dışa vurumdaki paha biçilemez niteliğini bir veya birkaç albüm sonra tamamene yakın oranda yitiriyorlar, ve anca çok ilhamlılarsa, çalışkanlarsa, yeteneklilerse falan başyapıtlar üretebilmeye devam ediyorlar. Burada tartışmalı bir mevzu da var aslında; şöyle ki belki de 5. albümünde, 10. albümünde süper bir iş çıkartan bir grup, eskilerle kıyaslanmaktan kurtulamıyor. Bu öyle derin bir açmaz ki, eğer o grup 10. albümünü çıkardıktan sonra grubun veteran dinleyicileri tarafından “Çok süper bir albüm, ama eskiler başkaydı.” şeklinde “algı yönetimi”ne varan bir kamuoyu oluşturulmasaydı, belki de genç dinleyicilerin çoğunun favorisi ilk albümler değil o 10. albüm olacaktı. Aslında belki de öyle, ve veteranların ezici donanımları, ve tecrübelerinden gelen analitik ve ikna edici yorumları, genç dinleyicileri seslerini yükseltmeye çekinir bir pozisyona konumlandırıyor.

HEMLOCK’ın “Exordium”u (alt türü dışında) tıpkı SOBRE NOCTURNE’nin “Serpentine Dreamweaver”ı gibi, 90’ların, naif ve sanatsal olup, kamuoyunun ilgilisini çekememiş albümlerinden biri. İki grup da sadece tek albümden sonra piyasadan silinmişler. Yeri gelirken şu “underrated – overrated” muhabbetini çok uzun yıllardır hiç yapmadım, zira bana göre kimse “yoğurdum ekşi” demez, birine müthiş gelen albüm zaten az kişi tarafından değer görüyorsa, o albüm o kişiye göre “underrated”tır, tersi ise “overrated”tır. Hem artık böyle düşünüyorum, hem de bu minvaldeki sohbetlerin, tartışmaların genelde hiçbir yere varmadığını gözlemleyecek kadar tecrübe edindim sanırım.

Akustik ve dingin pasajlarla, teknik (progresif mi demeliydim…) rock – metal kısımları birbirine hayret verici geçişlerle entegre eden HEMLOCK müzisyenleri; bu besteleme stilini fazla matematiksel, kurgusal bir yaklaşımla değil de, gavurların “intuitive” dedikleri bir yolla kotarmış hissi uyandırıyor. Yer yer akustik kısımlarda 90’lar metalinde bolca gördüğümüz melankolik ve bazen hüzünlü kemanlar; atmosferi güçlendiren veya atmosfere gizemli bir havadarlık katan synth’ler, flütler; dolgun ve kulağa çok iyi gelen perdesiz baslar; 2000’lerde git gide az duyduğumuz tarz distortion gitarlar (ve bunların kimi dual armonilerle, polifonik yaklaşımlarla varyasyonlanması); enstrümantasyon bakımından müthiş keyif veren “ne güzel laaaaan” dedirten kimi şeyler. İyi bir ses kartı alıp, biraz da bilgilenince iyi sound almanın mümkün olmadığı yıllarda çıkan albümde, bazı doğru hamlelerle grup oldukça iyi (ve tahminimce istedikleri gibi) bir kayıt kalitesine ulaşabilmiş gibi duruyor. Mesela lead gitarların parlatıldığı kısımlarda, frekansları çakışmadığından bas – davul dahil her enstrüman tertemiz duyuluyor, ve sıkı ritimlerin olduğu yerlerde de distortion kısımlarının fazla parlatılmaması veya baskınlaştırılmaması diğer melodileri veren enstümanları ve davulu tam kararında duymamıza olanak tanıyor.

Vokaller için ilk dinlediğim yarım dakikada falan “lan acaba” demiştim, ama yer yer prog rock (spesifik olarak prog folk) havasında olan güzel, dokunaklı ve naif yapıları kısa süre sonra hoşuma gitmeye başladı. Şarkı sözlerinin de naif ve aynı zamanda etkileyici olması da çok beğendiğim şeylerden bir diğeri “Exordium” ile ilgili. Çok melodik, kusursuz ve baskın tonalitesi olan bir vokalist bu albüme daha iyi gitmezdi bence.

İnternet olmasa tahminen hiçbir zaman keşfedemeyeceğimiz albümlerden birinin daha tanıtımının sonuna geldik. Umarım siz de benim gibi bu albümü çok beğenirsiniz. Hoşça kalın.

Yok bu bitirişi kendime yakıştıramadım. Panzehir gibi albüm valla. Denesenize.

9,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.33/10, Toplam oy: 12)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1994
Şirket
Socan
Kadro
Jim Ross: Vokal, gitar, bas pedal, synthesizer, perküsyon
John Brown: Gitar, keman, recorder, flüt, geri vokal
Dean Roberts: Perdesiz bas
Todd Nesbitt: Davul, perküsyon
Şarkılar
1. The Fathoms Of Exordium
2. Challenge Of The Will
3. Seventh Odyssey
4. Delirium's Reality
5. An Acacia In September
6. The Immortal Legacy
I. From Infinity To Nihility
II. The Garden
III. Beneath The Ageless Eclipse
IV. Celestial Vistas
V. From Nihilty To Infinity
Web
  Yorum alanı

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.