# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
GOROD
24.11.2015

“Teknik death metal şarkısı yazmanın püf noktası…”

Bu haftaki röportaj konuğumuz, daha önce de röportaj köşemizde ağırladığımız Fransız teknik death metal grubu GOROD. Son albümleri “A Maze of Recycled Creeds” ile teknik death metal dersleri veren grubun kurucusu, bestecisi ve gitaristi Mathieu Pascal ile, pek çok dersler barındıran, çok açıklayıcı cevaplarla dolu bir röportaj yaptık. Röportajı Fransa’da yaşanan saldırılardan bir gün önce yaptığımız için o konuya dair bir soru yok, neden sormadığımızı düşünebilecek arkadaşlar varsa, sebebi budur. Özellikle teknik death metal ile ilgiliyseniz ve bu türü icra etme planınız varsa, bu röportajı dikkatli okumanızı tavsiye ederiz.

Selam Mathieu, öncelikle “A Maze of Recycled Creeds” için tebrik etmek istiyorum. Bence harika bir albüm ve GOROD diskografisi adına çok önemli bir adım. Albümün yazım süreciyle ilgili neler söylemek istersin? Şarkı yazım süreciniz zaman içinde nasıl evrildi?

Sözlerin için çok teşekkürler! Aslında yazım sürecimiz ilk albümden bu yana büyük oranda aynı. İki gitarı ve davulları yazıyorum, bazen armoniyi iyi hissetme konusunda sıkıntı olursa basları da ben yazıyorum. Birlikte çalışmaya başlamadan önce şarkının olabilecek en final hâlini yaratmaya çalışıyorum. Tüm düzenlemeler, ek kısımlar, vokaller genelde kayıt ve miks aşamasında albüme ekleniyorlar. Önceki albümlere kıyasla bu albümde farklı olan bir şey, albümü bitirmek adına rahat bir zaman aralığımızın olmasıydı. Önceden belirlenen bir bitirme tarihi olmadan her şeyi kendimiz yaptık, bu yüzden de hem yazım, hem de prodüksiyon adına şarkıları mükemmelleştirmek için tüm zamanımızı kullandık. Diğer yandan, bu bizim beşinci albümümüz ve yeni ve taze müzikal fikirler bulmak giderek zorlaşıyor ve kendimi kopyalamak ya da tekrar etmek istemiyorum. Bu yüzden bu albümü çıkarmak bu kadar zaman aldı.

Bence GOROD’un en önemli özelliklerinden biri, brutal ve daha “narin” kısımları çok zevk sahibi bir üslupla bir araya getiriyor oluşunuz. Şarkılar su gibi akıyorlar ve sadece karmaşık olması amacıyla karmaşık şeyler çalmaya kasmadığınızı hissettirebiliyorsunuz. Bu konuda ne düşünüyorsun, sence GOROD’u farklı kılan nedir?

Ben her zaman tekniğin şarkı yazımına hizmet etmesi gerektiğini düşünmüşümdür. Teknik, müzikal fikirleri yansıtabilmek adına bir araçtır. Dahası böylesi bir anlayış bizim için daha doğal. Yani sadece hızlı çalabildiğimiz için hızlı çalmıyoruz, brutalliği ve deliliği bu şekilde yansıtabildiğimiz için böyle çalıyoruz. Teknik aynı zamanda insanın kafasındaki her şeyi müziğine yansıtabilmesini de sağlar ve yaratıcılığın sınırlarını zorlamanıza imkân tanır. Tekniğin iyi müzik yapmak için tek yol olduğunu söylemiyorum tabii ki, bazen en basit şeyleri yapmak bazı hedefler için çok daha etkin sonuç verirler. Ancak bu en basit şeylerin bile olması gerektiği şekilde, düzgün icra edilmesi gerekir ve iyi bir enstrüman tekniği size kompleks şeyleri rahatça çalma şansı tanır. GOROD’u farklılaştıran diğer bir unsur da müzikal kültürümüz ve death metalimizi tatlandıran tüm o egzotik etkilenimler olabilir. Geleneksel dünya müziği, Latin caz gibi. Sanırım bu kadar fazla türü iç içe geçirip farklı etkilenimlere yedirerek sunan çok da fazla grup yok ve umarım bu durum bizi orijinal ve özgün kılıyordur.

Teknik death metal elbette ki icrası kolay bir tür değil, ancak bence teknik death metalin asıl zor kısmı, çalmaktan ziyade bestelemek. Şarkıların genel yapısına ve duygusuna özen göstermezsen, bir anda hiçbir duygu barındırmayan, tempo değişiklikleriyle dolu bir notalar yığınına dönüşmeleri işten bile değil. Bu konuda ne düşünüyorsun? Sence “anlamlı teknik death metal” yazmanın bir formülü var mı?

Dediğin gibi, en önemli şey şarkıyı yazdığın sırada sürekli geriye dönüp şarkıyı bir bütün olarak görerek ilerlemek ve şarkıyı akıl almaz teknik şeylerle doldurmak adına şarkının o sırada yazdığın kısmına odaklanıp kalmamak. Gençken müzik okulunda klasik müzik besteciliği konusunda dersler almıştım ve o derslerden beri hiç unutmadığım tek şey, bir şarkıyı akılda kalıcı yapan şeyin o şarkının içindeki ilginç detaylar ve bireysel kısımlar değil, şarkının genel yapısı olduğu. Popüler müzikte sürekli kullanılan temel yapılar var. Mesela “intro, mısra, nakarat, mısra, nakarat” gibi; bu formüller genelde popüler ve ana akım müziklerde kullanılıyor, ancak aslında her tür için kullanılabilirler. Death metal için bile. Dahası, bu basit formülü izleyerek dahi şaşırtıcı ve özgün kalmanız mümkün. Tabii ki popüler bir şarkıya kıyasla bunu death metale uyarlamanın daha zor olduğu kesin haha! Diğer yandan, dinleyicilerin sürekli olarak şaşırmak ve brutal bir şeylere maruz kalmak istediklerini de düşünmüyorum. Bilakis, bence müziğe “binip” müzikle birlikte süzülmek istiyorlar; müzikle savaşmaktansa onun üzerine binip onunla yolculuk etmek… Başkasını bilmem ama benim besteleme konusundaki vizyonum bu şekilde. Müziği bu yönünü pek çok farklı şekilde ele almanın mümkün olduğunu da biliyorum elbet.

Bir süredir Fransa metal konusunda şaşırtıcı düzeyde verimli bir profil çiziyor. İskandinavyalı gruplar elbette ki sürekli kaliteli şeyler üretiyorlar, ancak nicelik nitelik babında Fransa baya iyi bir istatistik tutturmuş durumda. Peki ya içeriden görünen nasıl? Bugünler, Fransa’da bir metal grubu olmak adına iyi zamanlar mı?

Evet, bence iyi bir dönemdeyiz. Metal ile ilgili çok sayıda kurum ve konser organizatörü var ve konser organize etmek ve konser vermek bir hayli kolay. Turneye çıktığımızda, özellikle de metal cenneti dediğimiz ABD’de, metalin hiçbir ülkenin tekelinde olmadığını görüyoruz. Metal her zaman için tutkulu insanlar tarafından canlı tutulacak underground bir tür olmaya devam edecek.

Fransa’nın köklü ve güçlü bir underground black metal geçmişi de var ve özellikle son dönemde, GOJIRA’nın patlamasıyla Fransız gruplar birbiri ardına gün yüzüne çkmaya başladı. Fransız gruplar olarak Fransız grupların önünü açması babında GOJIRA’ya saygı duyuyor musunuz?

Tabii ki. GOJIRA’nın adını geniş kitlelere duyurmasıyla birlikte buradaki metal camiasının büyümesinden dolayı mutluyum ve buradaki tüm gruplar bu sebepten dolayı GOJIRA’ya büyük saygı duyuyorlar. Artık pek çok uluslararası iyi grubumuz var ve bu grupları Avrupa festivallerinde görmek ve birlikte eğlenmek çok güzel bir duygu! BENIGHTED, KRONOS, TREPALIUM, SVART CROWN, THE GREAT OLD ONES, OTARGOS, bunlar çok yakın arkadaşlarımız ve hepsi de Fransa dışında düzenli olarak konserler veriyorlar; itiraf etmem gerekirse bu da beni gururlandırıyor!

Bugüne dek 5 albüm çıkardınız ve 3 davulcuyla çalıştınız. Karol’ü nasıl buldunuz? Farklı davulcularla provalar yaptınız mı, onu seçme sebebiniz neydi?

Karol’le 2007′de, onun JUGGERNAUT adlı grubunun ilk albümünün kaydını yaparken tanışmış ve harika bir davulcu olduğunu düşünmüştüm. O sıralarda davulcumuz Sandrine gruptan ayrılmıştı ve bir davulcu arayışındaydık. Karol’e bize katılmasını teklif ettim ama o reddetti, çünkü o sırada zaten 3-4 başka grupta çalıyordu. İyi davulcular hiçbir zaman işsiz kalmazlar haha! İki yıl önce Sam ayrıldığında, kimle konuşmam gerektiğini biliyordum. Karol müthiş bir davulcu ve dahası, bizle aynı şehirde, yani Bordeoux’da yaşıyor. İlk kez bir davulcumuzla çalışmak ve birbirimizi görmek böylesine kolay.

Konserlerde GOROD müziğini tüm yoğunluğuyla yansıtma konusunda sıkıntı çektiğiniz oluyor mu? Müziğiniz karmaşık ve yoğun olduğundan, çaldığınız mekânın ses sistemi ve genel yapısı da önemli teşkil ediyor olmalı.

2005′ten bu yana ses mühendisimizle birlikte turluyoruz, bu yüzden seyirciler büyük oranda sound’umuzdan memnun kalıyor. Büyüdükçe, konser vereceğimiz yerlerde çalışan sesçilere güvenemeyeceğimizi anladık, zira bazen hayatında hiç metal dinlememiş veya sizi hiç umursamayan birileriyle karşılaşabiliyorsunuz! Sesçimiz, birkaç yöntemle çok kötü mekânlarda bile harika duyulmamızı sağlayabiliyor. Bu yüzden bizim için tek değişken, sahnedeki rahatımız oluyor. Ancak zaman içinde daha az talepkâr olmayı ve işimizi halletmeyi öğrendik. Ufak mekânlarda ve barlarda çalmaya devam edeceğimizi biliyorum, bu yüzden bu konudan şikâyet etmemiz yersiz. Seyircinin duyduğu şey iyi olduğu takdirde hiçbir sorun yok!

En sevdiğim gruplardan biri, İsveçli teknik death metal grubu THEORY IN PRACTICE. 2000 yılındaki bir röportajda, grubun bestecisi Peter Lake şöyle diyor: “Teknik death metal yapmayın, çünkü bu tüm paranızı, zamanınızı ve çabanızı emer ve tüm arkadaşlarınızı kaybedersiniz ve faturaları kız arkadaşınız öder ve bir araba bile alamazsınız…” İlginç şekilde, 13 yıl aradan sonra tekrar birleştiler ve yeni bir şeyler yayınlamaya başladılar. Teknik death metalin 2000′lerin başlarındaki zamanlarını da deneyimlemiş biri olarak, 2000 yılında teknik death metal yapmakla bugün yapmak arasında nasıl farklar olduğunu düşünüyorsun?

Hahaha, sanırım hiçbir şey değişmedi! Yapılan yorum gerçekten de doğru, metal çalarak para kazanmak neredeyse imkânsız bir şey ve teknik death metal çalarak para kazanmak çok daha zor, çünkü çok daha az dinleyici var. Günün birinde GOROD’u noktalamam gerekirse, bu ancak finansal sebeplerle olurdu. Gruptaki herkes yaşlanıyor ve işlerimizi ve ailelerimizi idare etmek giderek zorlaşıyor. Grubu ayakta tutmak için bugüne dek bazı fedakârlıklar yaptık ve bu durumu anlamak kız arkadaşlarımız, patronlarımız için bazen imkânsız oluyor. Dahası, yılın yarısı turluyorsan ciddi bir işe girmek de zorlaşıyor. Ama müzik bizim tutkumuz ve yaşama sebebimiz de bu müziği yapabilmek. Artık bu müziği yapamayacak hâle gelene kadar da bunu yapmayı sürdüreceğiz. Tüm bu eleman değişikliklerinin sebebi bu zaten, hiçbir zaman müzikal sebeplerle eleman değiştirmedik. Sandrine çok yoğun bir işi olduğu için ayrılmak zorunda kaldı. Önceki vokalistimiz Guillaume tüm tatillerini bizimle turlayarak geçiriyordu ve artık normal bir aile hayatı yaşamı istedi. Bunlar için onları suçlayamayız; hayat böyle bir şey.

Son sorum, 2015′te dinlediğin en iyi birkaç metal albümünü söyler misin?

Öncelikle yeni KRONOS albümü “Arisen New Era”yı söylemem lazım, onu yıllardır bekliyordum! Yeni REVOCATION albümü de en çok beklediğim albüm!

Mat, çok teşekkürler. Hem zaman ayırdığın, hem de verdiğin ilham için.

Ben de desteğin ve ilgin için çok teşekkür ederim! Umarım en kısa sürede sahnede görüşürüz!

Röportaj
Ahmet Saraçoğlu

etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“GOROD” yazısına 3 yorum var

  1. Enes Duygal says:

    İşte mühendislikle eş değer müzik türü dertleri de mühendislikle aynıymış

  2. İilkhan says:

    Ben biraz olaya ülke bazında bakıyorum teknik metal olarak ta olsa alt grupta olsa bugün metal müzikte en fazla saygıyı duyan Avrupa ülkelerinde Amerika’da boy ölçüşen en başta grupların başında Gojira geliyor …

  3. özgür says:

    ya şu grup gelsin artık nolur ya. bir kez izledim ama doyamadım. sadece albümlerde değil sahnede çok iyiler. gelsinler bi helalleşelim ya. burda mood prodakşına seslenmek istiyorum. “biz nitro, amacımız hiçbir şey!” efsane sözüyle hafızalara kazınan erdem beye seslenelim burdan. Gorooooaaaad.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.