# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
MACHINE HEAD – 24 Eylül 2015, Universiada Hall, Sofya, Bulgaristan
| 23.10.2015

A Bayram With Machine Head.

Hasan KALE

Bu konser yıllarca süren bir bekleyişin hiç beklenmedik bir zamanda sona erdiği, biriktirilen tüm enerjinin hunharca harcandığı küçük ama bir o kadar devasa bir konser oldu. Neden küçük olduğunu birazdan detaylıca açıklayacağım. Öncelikle Machine Head’in son albümü Bloodstone & Diamonds albümünün turnesiyle ilgili birkaç laf etmek istiyorum. Henüz albüm piyasaya sürülmeden önce başlayan ve ufak çaplı mekanlarda gerçekleşen konserlerle ilgili videoları görünce açıkçası biraz şaşırmıştım. Geçtiğimiz yıllarda Wacken, Rock Am Ring gibi festivallerde headliner veya co-headliner olarak on binleri coşturan ve kariyerinin en parlak dönemini yaşayan Machine Head, bin kişinin bile sığdığı şüpheli olan kapalı mekanlarda ufak bir kitleyle tepiniyordu. Grup bu kadar zirvedeyken böyle alanlarda çalmasını yadırgadım da biraz. Fakat bu konserlerin çok geniş çaplı bir turne halini almış olduğunu ve grubun daha önce hiç gitmediği ülkelerde çaldığını görünce bir şeyler biliyor olmalılar diye düşündüm. Nisan ya da Mayıs ayında da turnenin Doğu Avrupa ayağını görünce de Tamam! dedim. Machine Head ayak basmadık toprak bırakmayacaktı! Turne listesinde hemen gözüme çarpan 24 Eylül Sofia oldu. Baktım Bükreş var; Selanik ve Atina olmak üzere iki tane Yunanistan var, Türkiye yok. Sonradan eklenebileceğini düşündüysem de hazır bir turne programıydı, İstanbul konseri olmayacağı belliydi. Neyse ki Sofya konseri de her türlü işime gelirdi. Yıllardır deli gibi beklediğim, Balkanlarda herhangi bir yer olsun dediğim gruplardandı. İstanbul olması şart değildi.. Kusura bakmayın lafı uzattım ama turneyle ilgili de bir değerlendirme yapmak istedim. İstanbul’a neden gelmedikleri hakkında ise hiçbir fikrim yok. Bu konuda bilgisi olanlar ayrıyetten aydınlatabilirler bizi.

Neyse gel zaman git zaman bütün bir yaz bu konserin hayaliyle geçiyordu. Bir yandan grubun sosyal medya üzerinden yayınladığı içerikleri bakıp gaza geliyordum. Konserin bayram haftasına geldiğini biliyordum fakat bayramın ilk günü olduğunu sonradan öğrendim. Akrabalarımın bir kısmının Bulgaristan’da olması vesilesiyle hem bayram tatili de yapmış olacaktım. Konserden 2 gün önce Bulgaristan’a gittim. Yol yorgunluğunu attıktan sonra 24 Eylül Perşembe sabahı Sofya’ya doğru yola çıktım. Henüz biletim yoktu (Daha önce yazdığım Sofia Rocks 2013 yazısında da söylediğim gibi burada sold out gibi bir durumla karşılaşmak kolay kolay mümkün değil) Sofya’da bilet alacak, sonra da konser mekanını aramaya koyulacaktım. 4 saatlik bir yolculuğun ardında Sofya’ya ulaştım. Otogarda indiğimde muazzam bir öğlen sıcağı karşıladı beni ama neyse ki birkaç saat içinde hava biraz bulutlandı ve serinledi. Merkeze indiğimde internette bilet satıldığı söylenen mekanları aradım fakat bir tane bile göremedim. Biletlerin çoğunlukla kitapçılarda satıldığını bildiğim için daldım kitapçının tekine. Sordum fakat orada satılmadığını söyleyerek beni Orange isimli başka bir kitapçıya yönlendirdiler. Neyse ufak çaplı bir gezintinin ardından mekanı buldum ve biletimi aldım. Normalde 45-50 leva olan biletler konser günü 60 leva olmuş. Böyle birşeyle de ilk defa karşılaştım ama önemi yoktu. Bileti aldığım esnada saat 15:00 civardıydı; sırada konser mekanını bulmak vardı. Sofya’yı az çok biliyordum ama bu konserin gerçekleşeceği Universiada Hall denen mekan merkeze uzak bir yerdeydi. Hemen bir information center a girdim ve oradaki elemandan harita üzerinde adres tarifi aldım. Evet mekan uzaktı ama 20 dakikalık dümdüz bir yolun sonundaydı. Herhangi bir ulaşım aracı kullanmadan etrafı seyrederek 20-25 dakikada mekana ulaştım. Kapı açılış 19:30 olsa da henüz fazla kişi yoktu. Mekanın önünde biraz dinlenmek için oturduğumda biraz ötemde Türkçe konuşan iki kişiyi görmem ve akabinde tanışmam uzun sürmedi. Kardeş olduklarını öğrendiğim arkadaşlar da benim gibi Machine Head için gelmişlerdi.

Konserler ve fetivaller üzerine muhabbetler derken zaman akıp gidiyordu. Yavaş yavaş hareketlenmeler başlamış, birasını içerken brutal vokal denemesi yapan tipler peydah olmuştu. Biz de ufaktan girişlerin olacağı yöne hareket ederek beklemeye başladık. Küçücük iki tane giriş vardı ve en öndeydik. Önce kapıların 19:00 da açılacağı söylenmiş olsa da girişler 20:00 ı buldu. Atılan tuhaf sloganlar ve geğirme sesleri eşliğinde hava kararmak üzereydi. Belirsizlikten ötürü sıkıcı bir bekleyişti. Bilet kontrolünden sonra mekana girmeyi başarmış olsak ta bu sefer de konser alanına gireceğimiz kapıda takıldık.

Mekanla ilgili belirtmek istediğim buranın üniversiteye ait bir spor kompleksi, konser alanının da bildiğin basketbol sahası olduğudur. Neyse ki uzun ve sıkıcı bir bekleyişin ardından konser alanına girdik ve en önde yerimizi aldık. Dediğim gibi basketbol sahası ve bir tarafına sahne kurulmuş, diğer tarafındaki tribün ve saha seyirciye ayrılmıştı. Yazının başında küçük diye bahsetmemin sebebi de buydu zaten. Mekanın dolması uzun sürmedi. Sahnede Phil Demmel’in çalacağı noktanın hemen önündeydim. Sahne küçük göründü gözüme fakat en önde olduğum için bunun bir önemi yoktu. Sahnedeki ekipmanlar ve dekor kırmızı bir ışıkla aydınlatılmıştı. 21:30 civarında grubun intro olarak kullandığı Diary of a Madman çalmaya başlayınca heyecan had safhaya yükseldi. Şarkının son notasıyla aynı anda sahne ışıkları söndü ve çığlıklar birbirine karıştı. Ve Machine Head Imperium ile hayvani bir giriş yaptı. Yıllardır bütün konserlerini bıkmadan izlediğim adamlar resmen kanlı canlı önümdeydi. Imperium’un ardından hız kesmeden Beautiful Mourning ile gaz seviyesini arttırdılar. Hep bir ağızdan “Fuck you all” diye de bağırdık ya daha ne isterim. Ardından gelen Now We Die konserin en ilgi gören parçalarından biriydi. Bite the Bullet ve Locust’a nasıl gelindi anlamadım bile. Locust ilk yayınlandığında da Bulgaristan’da dinlemiştim. İlk dinleyişte biraz garip gelmişti ama zamanla hastası olduk. Şimde de önümde canlı çalınıyordu. İlginş bir duygu oldu benim için. Locust ardından From This Day ile grubun nu-metal yıllarına döndük ki çok sevdiğim bir parçadır. Setlist grubun bütün kariyerinden parçalar içermesi bakımından harikaydı. Ardından Ten Ton Hammer ile üzerimizden tır geçmişti. Ara ara 2-3 sıra gerimizde gerçekleşen pogoların sarsıntısını da hissediyorduk. Şarkı aralarında ise orta sahada ahşap zemin üzerinde tepinenlerin gümbürtüsü duyuluyordu. Robb Flynn’in de o gece söylediği gibi konser alanı bir “oda”yı andırıyordı. Sanki Machine Head’e akşam oturmasına gitmiştik. ”An Evening With Machine Head” konspeti tam olarak anlamını karşılıyordu. Robb Flynn’in kimlerin Machine Head’i ilk defa izlediğini sormasının ardından sıcak bir “Welcome” demesi de bunu destekler nitelikteydi. Konsere dönecek olursak Clenching the Fists of Dissent, Beneath the Silt, The Blood, the Sweat, the Tears ardından çalınmasına çok mutlu olduğum Crashing Around You ile kendimden geçtim. Bu şarkının ardından Phil Demmel küçük bir solo attı. Konserin güzel anlarından biriydi. Solodan sonra Phil arkaya gitti Robb elektro gitarının yanında akustik gitarla sahneye geldi. En son 11 yıl önce Sofya’da verdikleri konserden bahsetmeye başladı. Disko ya club gibi yerler yerine 4 müzisyenin canlı icra ettiği bu müziği dinlemeye gelenlere teşekkür etti. Samimi bir konuşmanın ardından sıradaki parçayı anons etti: Darknes Within. Gecenin en inanılmaz performanslarından biriydi. Ardından Bulldozer ve Robb’un circle pit komutuyla Killers & Kings ve Davidian ile tempo tekrar yükseldi. İnsan olana bu sıralama yapılmazdı. Neyse ki Descend the Shades of Night ve Now I Lay Thee Down ile biraz soluklanma fırsatı bulundu. Yeni albümden Take Me Through the Fire arından Aesthetics of Hate hayallerin gerçeğe dönüştüğü anlardan bir diğeriydi.

“Dimebag! Dimebag!” naraları ile başladı, nefessiz coşturdu. Sonrasında Phil Demmel ile bir seyirci arasında nedeni belirsiz bir gerginlik ortaya çıktı. Phil orta parmak gösterdiği için olsa gerek önce seyirciyi kibarca kınadı. Bu arada grupta seyirci ile iletişimi en güçlü ve en sempatik olan Phil Demmel idi. Sayısız kere göz göze geldik, devamlı gülümsüyor ve seyirciyi teşvik ediyordu. Fakat onun da sabrının bir sınırı olacak ki güvenliğe bir şeyler söyledi ve orta sırada hareketlenmeler meydana geldi. Anladığım kadarıyla orta sıranın önlerinde Phil’e hareket çeken eleman dışarı atılmaya çalışılıyordu. Fakat eleman direnince birden etraf güvenlikle doldu. Aynı anda Machine Head’in güvenlik görevlisi olduğunu düşündüğüm irice bir arkadaş da sahne önüne geldi. Bu esnada grup Game Over çalmaya başlamıştı. Giriş rifini çalarken bir yandan olanları izleyen Phil Demmel’in yüzündeki sinirli ifade görüleye değerdi. Bu kadar canayakın bir adamın keyfini kaçıracak kadar ne yaptıysa artık elamanı konser alanından çıkarmayı başardılar. Game Over bu arbede ile gelip geçti. Parçanın sonunda Demmel’ın yüzü gülüyordu. Baybay yapar gibi elemana göndermede bulundu ve gülerek “game over” dedi. Konserin renkli anlarından biri oldu. Ardından Supercharger ve tabii ki Halo ile kapanış vakti gelmişti. Halo final için ne kadar uygun bir şarkı bilemem ama iyi eşlik ve bol alkış aldı. Meşhur Sonisphere 2009 performansındaki ortam şimdi bu “oda”da hayat bulmuştu. Demmel ve Flynn’in karşılıklı soloları her zamanki gibi muazzamdı. Sonuş olarak mükemmel bir performans izledik. Kaç saat sürdü anlamadık, resmen duvardan duvara vurdular, bıraktılar. “Machine Fucking Head” çığlıkları salonu inletti. Grup formunda çaldı. Seyirciyi deta bir ev sahibi gibi ağırladı. Fazlasıyla doyurucu bir setlist ile dünyadan koptuk. Çalınmasını istediğim başka şarkılar da vardı ama hepsini tek bir konserde dinlemek mümkün değil. Bahsetmediğim diğer grup elemanlarına gelirsek; Dave McClain aşırı cool takıldı. Arkada sakin sakin davulu ağlattı. Arada seyirciyle tempo tuttuğunu gördüm. Jared MacEachern’in basları da doyurucuydu. Kendini en paralayan ve headbang yapan üyeydi. Çoktan grubun bir parçası olmuş.

Benim için uzun zamandır beklenen bir konserdi. Biliyorum bu sitede hala bekleyenler var. Umarın bir gün Türkiye’de de izleriz Machine Head’i. Olası bir konser için benim referansım böyleydi. Okuduğunuz için teşekkürler.
Görüşmek üzere, sevgilerle.

Setlist:
1.Imperium
2.Beautiful Mourning
3.Now We Die
4.Bite the Bullet
5.Locust
6.From This Day
7.Ten Ton Hammer
8.Clenching the Fists of Dissent
9.Beneath the Silt
10.The Blood, the Sweat, the Tears
11.Crashing Around You
12.Darkness Within
13.Bulldozer
14.Killers & Kings
15.Davidian
16.Descend the Shades of Night
17.Now I Lay Thee Down
18.Take Me Through the Fire
19.Aesthetics of Hate
20.Game Over
21.Supercharger
22.Halo

  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“MACHINE HEAD – 24 Eylül 2015, Universiada Hall, Sofya, Bulgaristan” yazısına 3 yorum var

  1. cadaverhan says:

    setlist’te setlist’miş…

  2. halil lazarus says:

    abi biri açıklasın neden türkiyeye gelmiyorlar

    ismail vilehand

    @halil lazarus, “selamün aleyküm biz geldik.” diye olmuyor maalesef. organizasyon yapıp çağıracaksın, adamlarda takvimleri uygunsa gelecekler.

    ben yıllardan beri tanıdığım herkese söylüyorum. Türkiye’ye grup beklemeyin ömrünüz çürür. siz onlara gidin.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.