# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Serbest kürsü
| 04.05.2015

Yeter! Söz milletin.

Herkese merhaba. Başlıktan da anlaşılacağı üzere, bu başlıkta gönlünüzden geçen herhangi bir konuda dile getirmek istediklerinizi paylaşabilirsiniz. Ülke gündeminden müzik dünyasına, son komik videolardan ligdeki son gelişmelere kadar ister suya sabuna dokunan, ister havadan sudan konularla köşemizi renklendirmenizi arzu ediyoruz. Tek ricamız, yorumlarınızı kimseyi kırmayacak, kendinizi hapse attırmayacak ve sitemizi kapattırmayacak içerikle şekillendirmeniz.

Hepimize mutlu ve özgür günler dilerim.

  Yorum alanı

“Serbest kürsü” yazısına 8,088 yorum var

  1. Marvin Yanbasanyan says:

    1 haftadır şunla uğraşıyorum. Baya kafa kafaya geldim riffle, ya sen beni ya ben seni olum kaçışı yok bu saatten sonra. Denemek isteyenler için: https://streamable.com/n91s4m

  2. Son 3 gündür yangınlardan dolayı siteyi biraz boşladım. Aslında sadece site değil, çalışmakta da zorlandım. Biz Antalya’da yaşadığımız için her şey dibimizde oluyor ve defalarca gittiğimiz, çok sevdiğimiz yerler yanıyor. O yüzden pek çok şeye konsantre olmakta zorlanıyorum 3 gündür. Haber ve kritiklerdeki, hatta yorum onaylamalarındaki çeşitli gecikmeler için kusura bakmayın, yarından itibaren eski tempoya dönüyoruz.

    Negro Lupus

    @Ahmet Saraçoğlu, abi şuan Antalya’dan Alanya’ya geçiyorum… Çok kötü yaa Serik Çolaklı Side den dumanlar görülüyor :((

    Ahmet Saraçoğlu

    @Negro Lupus, çok kötü gerçekten. Başka yerlerde de ilerliyor. Herkes yeşillendirme kampanyası, “biz çok güzeliz”, “yardımlaşıyoruz oley” kafasına girdi ama onlarca köy yanıyor hâlâ ve yeni yeni pek çok yere yayılıyor.

    Yiğit

    @Ahmet Saraçoğlu, şu anda mersin hiç haber yapılmıyor ve Silifke, Aydıncık vs gibi birçok yer yanıyor. Lokal halk resmen kendi imkanlarıyla cebelleşiyor yangınla. Öyle pek dışarıdan yardım falan gelmiyor gördüğüm kadarıyla.

    Ayrıca bu yardımlaşılan platformlar da hep kolpa çıkıyor. Tema vakfı paraları ogm’ye veriyormuş, diğer paylaşılan yabancı mecra ise görüleceği üzere tamamen ne idüğü belirsiz bir site. Ne bir kontakt için adresleri (telefon vs de yok) var, ne paralarla napılacağına dair bilgiler, ne de dikilen ağaçlara dair bilgiler var. Post truth çağındayız ve her şeye tuzlukla koşuyoruz. Kaldı ki ağaç dikmek bilimsel açıdan ne kadar doğru orası da tartışılır. Uzmanlar tam tersini söylüyor.

  3. Aura magula says:

    Aga bu sıcak nedir ya inşaat işçilerine acıyorum esas.Adamlar bu sıcakta güneşin altında işlemek zorundalar.Nasıl enerji alıyorlar anlamış değilim, ben saat 1 de güneşin altında 5 dakka durayım geberirim adamlar inşaat demiri taşıyor şaka gibi. Sanırım yangınlarında çok etkisi var hava sıcaklığında.

    deadhouse

    @Aura magula, Hava durumları gerçeği yansıtmıyor. 10 15 derece fark var. 66 derece ölçtüm. Sitelere akıyorum 43 diyor.

    Yanılmıyorsam 50 dereceden sonra çalışmak yasak. Bu yüzden olabilir, başka nedenler de vardır. Halkta panik yaratmamak içim manipüle ediyor olabilirler.

  4. Cryosleep says:

    https://www.reddit.com/r/Megadeth/comments/ouueno/leaked_song/?utm_source=share&utm_medium=ios_app&utm_name=iossmf Eğer bu gerçekse çok acayip bir şey geliyor.

    Berca B.

    @Cryosleep, Megadeth’ten çok Exodus şarkısına benziyo valla.

    enemyofgod

    @Cryosleep, Gerçekliğine inanamıyorum ama gerçekse hakikaten güzel.

    Cryosleep

    @enemyofgod, Gerçekmiş.

  5. Emre Görür says:

    İnsanlar hala pandeminin bir ülkenin yemek kültürüyle falan ilgisi olduğunu sanıyor, iklimsel felaketler için bireyleri suçluyor. Oysa çeşitli araştırmaların da gösterdiği gibi bunlar küresel ısınmanın doğal sonuçları. Mevcut tüketim kültürüyle ve küresel nüfusumuzla tür olarak gidebileceğimiz pek fazla yol yok. Distopik bir gelecek önümüzde duruyor. Psikolojik olarak buna hazırlıklı olmak lazım.

  6. TanSolo says:

    Dün siteden Yiğit’le buluştuk. 2 Mersinli olarak iyi muhabbet ettik.
    https://l24.im/to8cJ4

    Alondate

    @TanSolo, Buna benzer bir kareyi Ismail beyle cekmeyi planliyordum Istanbul’da ama olmadi. Hatirlayinca tekrar uzuldum simdi.

    ismail vilehand

    @Alondate, geç değil bro. Tekrar yolun düştüğünde beklerim ama bizim foto daha çok böyle olur:

    https://bit.ly/3j9rv8U

    Yiğit

    @ismail vilehand, acaba ismail vilehand’ın nasıl bir tipi var diye merak ederim hep.

    ismail vilehand

    @Yiğit, tipim yok aslında ama Philthy Animal Taylor’a benzetiyor herkes beni. Ben de sevenlerimi üzmemek için bıyıklarımı aynı şekilde bırakıyorum.

    Philthy Animal’ın iri kıyım versiyonuyum diyebiliriz. Hani böyle çıtı pıtı insanları tek elimle tutup beyzbol topu gibi fırlatabilirim. Normal satanist ve alkolik Anadolu adamıyım kısacası.

    Yiğit

    @ismail vilehand, bir gün kafes dövüşüne girelim o zaman. İri kıyım değilimdir ama 2 metre değilsen kolay kolay dayak yemem. Arkada çalacak müziği sana bırakıyorum her zamanki gibi.

    Çıkışta da tekila yuvarlarız.

    owlbos

    @Yiğit, haha kral muhabbet dönmüş burda :)

    ismail vilehand

    @Yiğit, bizim dükkanı geceleri Fight Club yapalım.

    Alondate

    @Yiğit, Dostum Ismail reisin tipi boyle nasil desem boyle tam bir sexy beast. Yeni bir dovme de yaptirmaya baslamis zaten gorseniz no homo but… yazmaya baslarsiniz. Reisi gormemeniz sizin adiniza daha hayirli.

  7. çaksu says:

    Old school Sci Fi şöleni. İlk chapter biraz zorlama ama, sonraki bütün eğlenceyi hazırladığı için değiyor. Yağı kılçığı yok, löp Sci Fi. Çok beğendim.

    Bi de çat diye bitiyor, ama devam kitabı hazır olduğundan çok canımı sıkmadı. O kadar acemilik olsun, yazdığı 2. kitap falan heraldi yazarın.

    https://www.audible.com/pd/We-Are-Legion-We-Are-Bob-Audiobook/B01L082HJ2

    deadhouse

    @çaksu, “Eski dönem/okul/moda/klasik Bilim Kurgu şöleni. İlk bölüm biraz zorlama ama.”

    :D

    çaksu

    @deadhouse, “Old School” Türkçe artık ya, metalcisiniz, lütfen.

    “Bölüm”, “chapter” a göre fazla geniş, sınırı belirsiz geliyor. Chapter daha spesifik… ehm.. muayyen demek istedim, sanki. Belki ondan öyle şeettim (thingdoing).

    Sci Fi’ı da Bi Ku diye çevirebilirim aslında. Tatlı oldu.

    :)

    Dediğim anlaşılıyosa çok kasmıyorum heraldi ya artık. Bi zamanlar daha dikkatli olurdum bu konuda.

  8. Alondate says:

    Bugun kpssye giren var mi arkadaslar?

    Raddor

    @Alondate, evet. Anlamadığım şekilde benim sınav yeri hep kızdı. 1 erkeğe 20 kız düşüyordu rahat. Kızların üstünün aranıp binaya girmesi 15-20 dakikayı buluyorken on saniyede girdim ben.

  9. Emre Görür says:

    4 olimpiyad üst üste altın madalya kazanmak inanılmaz zor bir iş. 16 yıl boyunca zirvede kalman lazım. Bunu disk atmada Al Oerter, uzun atlamada Car Lewis, kadınlar güreşte Kaori Icho, yüzmede Michael Phelps ve yelkende Paul Elvstrøm başarmıştı. Şimdi bu listeye Kübalı güreşçi Mijaín López de eklendi. 39 yaşında elini kolunu sallayarak altın madalya kazanması bayağı gerçek üstü bir durum. Sovyet efsanesi Aleksandr Karelin bile 4. olimpiyadında gümüşte kalmıştı, ki bu uluslararası müsabakalardaki ilk ve tek yenilgisiydi. Artık bu ikisi grekoromen güreş tarihinin kolay kolay erişilemeyecek zirvesini teşkil ediyor. Biri 1 puan bile vermeden 4 olimpiyad altını kazandı. Diğerinin kariyerinde 887 galibiyet, 2 mağlubiyet (1 puan farkla) var.

  10. deadhouse says:

    Pink Floyd – Marooned

    Düşündüm de tam intihar ederken dinlenecek şarkı.

    Yiğit

    @deadhouse, kesinlikle. İlk dinlediğim pf şarkılarından biri. Tam bir Gilmour harikalığı. Klibi de süper ayrıca.

    İntihar ederken dinleyeceğim şarkı kesinlikle end the hope olur ama.

    deadhouse

    @Yiğit, Eskiden bu konuda acı verici, depresif şarkıları tercih ederdim. Şimdi daha mistik, huzurlu, gizemli, nötr şarkıları seçiyorum. İnsan değişiyor. Karanlık şarkılar anlamsız gelmeye başladı. Belki de karanlık görünmeyen şarkılar daha karanlıktır, kim bilir.

    Yiğit

    @deadhouse, bende de tam tersi oldu enteresan. Artık karanlık olmayan bir sanat beni kolay kolay etkileyemiyor, bağ kuramıyorum. Herhangi bir pislik duyguyu hissetmem lazım. Oysa 4-5 sene önce böyle değildi. Belki de sanat anlayışımın o zamanlar daha toy olmasındandır. biraz daha yaş alınca senin gibi düşüneceğim belki. Bilemem

  11. Dünkü voleybol maçı harikaydı. Yasemin Adar’ın tuşla bronz alması da aynı şekilde. Az önce de Ferhat Arıcan paralel barda bronz aldı, çok iyiydi. Helal olsun.

    Ece

    @Ahmet Saraçoğlu, Gece 3′te Güney Kore ile maçımız var.

    Rusya maçı inanılmaz geçti gerçekten. Bi ara umudumu kaybetmedim değil ama kızlar eninde sonunda işi halletti. Hakeme fena uyuz oldum, Cansu ve Meliha’nın feci çarpışması ve birinin bağırarak ağlaması kahretti. Meliha’nın dişleri kırılmış, Cansu’nun da dudağı patlamış: https://youtu.be/VZAnQUsL2wY?t=8357

    Ahmet Saraçoğlu

    @Ece, o pozisyon çok kötü oldu evet. Bu akşam izlemek istiyorum ama henüz karar veremedim. Çok ters bir saatte, yarın da işler var.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Ece, 2.58′e saat kurup kalktım izledim. İlk set bittiğinde 3-0 alırız dedim ama çok fazla hata yaptık maalesef. Biz daha iyi takımız ama onlar daha iyi oynadı. Çok yazık oldu.

    deadhouse

    @Ahmet Saraçoğlu, Bahiste 1.06 veriyordu Türkiye’ye. Şaşırtıcı bir sonuç oldu. Kadınlar boksta 2 gümüş garanti. Bakalım umarım altın olur.

    Ahmet Saraçoğlu

    @deadhouse, baya üzüldüm. Boksta ikisi de çok iyiydi. Altın olsa müthiş olur.

    enemyofgod

    @deadhouse, bokstan en az bir altın bekliyorum. Haydı hayırlısı.

    enemyofgod

    @Ahmet Saraçoğlu, çok üzüldüm, çok yazık oldu. Fenerbahçe Avrupa kupalarından elense bu kadar üzülmem. Sağlık olsun.

    Ahmet Saraçoğlu

    @enemyofgod, kızlar da mahvoldu. Cidden daha iyi takımız ama bugün epey kötüydük. Tie setinde bile çok bariz 3-4 hata yaptık skor 10-10′ken.

    Ece

    @Ahmet Saraçoğlu, 2. sette farki acarak one gecmeleri hayra alamet degildi zaten. O zaman bi tedirgin oldum nitekim sonunda korktugum da oldu. Guidetti’nin anlayamadigim hamleleri ayri konu zaten, Tugba son maclarda oyuna girip mac seyrini degistiriyor, onu cikariyor vs onemi yok artik.

    Su maclar sayesinde voleybol ozlemim tavan yapti, birakmak zorunda kalmak hayatimda aldigim en uzucu kararlardan biriydi. Neyse aglama duvarina cevirmeyim.

    18 Agustosta Avrupa Sampiyonasi basliyor, D grubundayiz. Buradan gelen uzuntu ve hirsla Cev’de yardirir bence bizimkiler.

    Dysplasia

    @Ece, Avrupa’da önlerinde duracak pek takım yok. Umarım sallarlar ortalığı.

    Ece

    @Dysplasia, Hayli umutluyum, bakalim.

    deadhouse

    @Ece, Sırbistan ve Rusya izin verirse…

    Ece

    @deadhouse, Rusya’nin yani sira Italya’dan da biraz cekiniyorum, yendiler cunku bizi Tokyo’da 3-1. Ama bizimkilerin iyice hirslandiklarini varsayiyorum ve beklentim yukseliyor.

  12. Black Thunder says:

    En iyi veya en sevdiğin Mastodon riffi hangisidir diye bir soru soruldu ve cevabım net bir şekilde bu oldu. Bill Kelliher’ın ilk 3 Mastodon albümünde yaptıkları insanlık ayıbıdır, terbiyesizliktir. 3:10 ile başlayan 70 saniye süren kapanış Mastodon’a dair en sevdiğim ikinci şey. İlk 3 Mastodon albümü, müziğe dair uzak ara en sevdiğim şey. Mastodon bir yana, dünya bir yana…

    (https://www.youtube.com/watch?v=IiTzJQE67FA)

    Ahmet Saraçoğlu

    @Black Thunder, Kelliher kırmızı çizgimizdir ama Troy Sanders da metal dünyasının en underrated adamlarından biri bana göre. Vokaliyle, duruşuyla, genel havasıyla efsane bir adam.

    Black Thunder

    @Ahmet Saraçoğlu, kesinlikle abi. Troy Sanders, cidden underrated bir müzisyen. Seabeast’in 3:10′dan sonraki basları da muazzam. Sadece Mastodon değil, Gone Is Gone ve Killer Be Killed’de de baba harika işler yapıyor.

    Bill Kelliher siker. Uykusunda bile muazzam riffler yazabilir.

    enemyofgod

    @Black Thunder, Seabeast de çok underrated şarkı aslında. Ben şahsen Blood&Thunder’a çoook rahat tercih ederim.

    Black Thunder

    @enemyofgod, katılıyorum. Değeri pek bilinmeyen bir Mastodon parçası.

  13. Agrypnie says:

    Sarke yeni albüm haberi vermiş, Kasım’da ortamlarda :)

  14. Ugur says:

    Bu rezalet nemli sıcaklarda nedense sürekli Sepultura dinleyesim geliyor.Sao Paolo da bu kadar nemli mi acaba..

    Rzeczom

    @Ugur, birkaç haftadır neden ara ara sepultura single’larından çıkamadığım böylece belli olmuş oldu.

    nomoshnocore

    @Ugur, ben de dün yürüyüş yaparken arise dinledim. ilginç :p

  15. Zenon says:

    Archspirein yeni videosu çıkmış ancak doğal olarak kendilerini aşamamışlar zaten başları fezada bi albümdü relentless mutation

  16. deadhouse says:

    Çok kötü hissedince müzik dinlemek, alkol almak, antidepresan almak, yürüyüş yapmak, spor yapmak dışında ne yapıyorsunuz? İtidalli olmayı, soğukkanlı kalabilmeyi, bir sırra sahipmişcesine ayakta durmayı nasıl başarabiliyorsunuz?

    Yiğit

    @deadhouse, 31 çekmek. Cidden rahatlatıyor.

    deadhouse

    @Yiğit, Aslında bu gibi şeyler saydığım şeylerin benzeriydi. Yazdığım etkinliklere eklenebilir cinsellik konusu.

    Sonuç: Faydasız.

    Dysplasia

    @deadhouse, 14 milyar yıllık evreni düşünüyorum.

    deadhouse

    @Dysplasia, Beni daha fazla çıldırtıyor evren konusu. 14 milyar yıllık evreni değil, sonsuz evrenleri, sonsuzluğu, paralel evrenleri düşünüyorum ve daha fazla kafayı yiyorum.

    Dysplasia

    @deadhouse, Ben buhranlarla boğuştuğum zamanlardan sonra bu tarz kozmik nihilizmlerde huzur buluyorum. Kendi önemsizliğimi hatırlayıp biraz sakinleyip ya oyun ya da davul başına gecip sakinleşiyorum.

    Opethsevenbiri

    @deadhouse, Ya bende böyle inanılmaz çıkmazda olduğumda kendime sadece aşırı gelişmiş kılsız bir maymun olduğumu Evrenin işleyişinin içerisinde benim fikir ve dertlerimin hiçbir önemi olmadığını falan hatırlatmaya çalışıyorum. Kulağa çok Nihilist kafa skmesi gibi gelebilir ama işe yarıyor bazen. Bu fikirler mutluyken beni huzursuz etse de mutsuzken yardımcı oluyor.

    Ugur

    @deadhouse, Yarım saatlik HIIT (High intensty interval training).Sırıl sıklam terleyince sanki terimle birlikte bütün problemlerim uçumuyormuş gibi geliyor.Tabi bu sıcaklarda kalkışmıyorum böyle bir şeye ara verdim.Diğer en etkili yöntem de Kemal Sunal & Şener Şen filmleri izlemek.Fafamı çok güzel boşaltıyor özellikle sinirlendiğimde.

    Antidepresan kullanmadım hiç ama böyle bir durumda alkol almak daha kötü yapmaz mı?

    deadhouse

    @Ugur, İnsanlar yapıyor diye verdim o örnekleri. Saydığım şeylerden sadece spor ve müziği deniyorum böyle durumlarda. Antidepresan kullanmadım hiç. Alkol yılda birkaç defa. Haklısın, alkol bu gibi durumlarda bence tehlikeli.

    Ugur

    @deadhouse, Yani benimkisi kulaktan duyma bilgi biraz da ama geçen hafta yazlıkta gördüğüm olaydan sonra özellikle psikoloji eğer sağlam değilse alkolden mümkün olduğunca kaçılması yönünde.İşin bilimsel tarafını bilen varsa öğrenmek isterim.

    Retrokafa

    @deadhouse, frp kitapları dene. okumadıysan ejderha mızrağı serisini tavsiye ederim.çerez gibi gider…kaçış edebiyatıyla veya o tür oyunlarla ben sorunlardan uzaklaşıyorum.

    Rzeczom

    @deadhouse, kitap okuyorum.

    benim için garip bir şekilde faydalı. geçmişte depresyon nedeniyle ara ara stres ve kaygı bozukluğu yaşadığım sıralarda aralıksız bir şekilde 100 sayfa bir roman/öykü okumak -tarih, felsefe, deneme değil. çok fazla düşünemeye itebilir- bana iyi geliyordu. ev, iş, okul, seyahat ortamı fark etmeksizin bunu uyguluyordum.

    bunun dışında öteleme yöntemi dahi olsa ben de işe yarayan alışkanlıklarımdan birisi de kestirmek. tıkanıp, bunaldıktan sonra bir iki saatliğine uzanmak ve kalkınca yeniden düşünmek, uygulamaya geçmek.

    Yiğit

    @Rzeczom, asıl bunları nasıl yapıyorsunuz garipsedim. Çünkü stres ve kaygı bastırdığı zaman overthinking’den ötürü asla uyuyamıyorum veya kitap gibi bir şeye odaklanamıyorum. Zaten alkol + mastürbasyon burada devreye giriyor bende. Mışıl mışıl uyumamı sağlıyor. Öteki türlü sabaha kadar uykuya dalamamak çok normal benim için.

    Uyuyamama dışında sorun yok aslında. Ben alıştım artık. Hiçbir şeye anlam yüklemeyince biraz daha kolay oluyor sindirmesi. Hayatta kalmak önemli bir mesele olmadığı için bu şekilde yaşamayı da pek sorun etmiyorum.

    3 sene önce gerçekten kafayı yiyordum bu mevzulardan. Nasıl oldu, nasıl her şeyi koyverme safhasına geçtim hiç bilmiyorum. Ancak bence çözüm sorunlardan uzaklaşmak yerine bir şekilde kafada bir noktaya oturtmaya çalışmak. Bir şekilde varolduk elimizde olmayan sebeplerle, bir şekilde de gebereceğiz. Arada neler döndüğünün hiçbir önemi yok. Bu beni rahatlatıyor.

    Bir de son olarak hayatımdaki en toksik kişiyle ilişkimi sonlandırdım bu dönemde. Gençleştim resmen, bu kadar mı fark eder. Hiç ışığın olmadığı, artık her şeyin bittiği dönemdi benim için. Sonra yavaş yavaş kabuklarımı döktüm nasıl olduysa.

    Rzeczom

    @Yiğit, aslında yazdıkların benim için de bir takım şeyler ifade ettiğinden ben de paragraf paragraf bir takım cümleler kurmak isterim, müsaade edersen.

    kısa süreli çözüm yerine uzun vade de hem bedensel hem de psikolojik olarak zarar veren alkol+mastürbasyon gibi alışkanlıkların yerine başka bir uğraş eklemekle oluyor. kitap olmazsa müzik. müzik olmazsa film ya da dışarı çıkıp yürüş yapma vs. aklına yapmak istediğin her ne gelirse. bu illa bir hobi/spor olmak zorunda değil. aptalca bir şey bile olabilir. hatta hiçbir şey yapmamakta buna dahil. kendi odanda ya da evinin salonunda sabaha karşı sehpa etrafında dönmekten seni ne alıkoyarsa. benim durumumda ”iletişimsizlik” çalıştı. tavsiye etmem ama.

    şu ana kadar yaptığım çıkarımlarda en azından benim için asıl sıkıntı anlam yükle(ye)meme-boş vermeden kaynaklanıyor. bu konuda senin merkezinde bahsettiğin gibi ”hayatta kalma” ya kalmamak yer alıyorsa uykusuzluk da olur başka bir şey de ortaya çıkabilir.

    hiçlik farkındalığı ve var olma algısı -felsefesinden bahsetmiyorum- insanı ya rahatlatır ya da delirtir. odak noktan ya da merkeziyetçiliğin varsa bir şekilde başa çıkılabilir. ama içten içe yine de bu uzun sürmez diye de geçirebiliyor insan.

    bi’ zaman ben de toksik, zararlı bir ilişkiden çıktım. karşılıklı bir toksiklik barındırıyordu. yalnızca iki kişi arasında geçen ve aşktan kaynaklanan bir ilişki değil; çemberin dışında da bir çok insanı barından ve dolaylı yoldan bana zarar veren insan ilişkileri de içeriyordu. benim kafamı rahatlattı ama vücuduma ve psikolojime pek fayda etmedi.

    insanlara pek tavsiye verebilecek durumda olmadığımdan yalnızca üstü kapalı kendimin ne yaptığımdan ve ya neyi bilemediğimden bahsedip durum çıkarımında bulunabiliyorum ancak.

    söyleyebileceklerim bu kadar.

    Yiğit

    @Rzeczom, alkolün ve osbirin uzun vadede zarar verdiğini düşünmüyorum. Hadi alkol tamam ama osbir asla. Alkolü de nadiren fazla içiyorum. Kaldı ki para da yok zaten :)

    Güzel açıklamışsın. Dediğin gibi kişiden kişiye göre değişiyor. Anlam yükleyememe çok büyük bir sorun olabiliyor ve zamanında bana olan da oydu. Tamamen boşluğa düşme hissi. O hiçlik farkındalığı nasıl olduysa sonradan bugünkü haline evrildi. Elbette şak diye yaşanmadı. Bir sürü derdim ve stresim halen var. Sadece anlamsız olduklarının farkındalığı içerisinde yine de insani duygularımı yeterince bastıramıyorum. Muhtemelen hiçbir zaman da mümkün olmayacak bu.

    Tabii bütün bunlara ek sanat var. İnsanlığın en nadide ve muhteşem özelliği sanat yapabilmek. Bir şekilde müzik ve sinema tüketiyor olmak yaşamı benim için değerli kılan nadir şeylerden biri.

    Bu konular herkes için bir şeyler ifade ediyor. Ne kadar önemseniyor hiç fark etmez. Herkesin kendince görüşü var ve her olay/kavram herkeste farklı yansımalar yapabiliyor. Ve bu her geçen gün bireysel olarak daha da değişiyor. Önemli olanın bunu ilerletmek olduğunu düşünüyorum. Her gün gerek felsefik gerekse de sanatsal anlamda kendine bir şeyler katabiliyor olmak hayata bakışını mutlak suretle değiştiriyor. Bütün bunları düşünüyor ve konuşuyor olmamızın sebebi de pekala bunlar tabii ki.

    Rzeczom iyi adamsın vesselam. Bir ara bana mail at da daha çok konuşalım
    yigittsahinn33@gmail.com

    deadhouse

    @Rzeczom, Seninle paralel evrenlerde kesin arkadaşız. Şaka bir yana beni anlattın sanki.

    Berca B.

    @deadhouse, bu ülkede haberleri takip ettiğin sürece mutlu olamazsın. Her şeyin çaresi var haber takip etmenin çaresi yok.

    Yiğit

    @Berca B., genel olarak internetteki insanlardan uzak durmak da diyebiliriz bence. Twitter’da, ekşi’de vs insanların salak saçma görüşlerini ve herkesin birbirinden nefret etmesini ne kadar az görürsek o kadar iyi. Bu platformun en güzel yanı da böyle insanların olmaması. En çok tartıştığım deadhouse bile kaliteli birisi.

    Berca B.

    @Yiğit, @Ahmet Saraçoğlu, ikiniz de haklısınız. Yine özellikle ekşi gibi milletin birbirine hakaret etmeden fikir belirtemediği yerlere hiç girmeyince bir nevi akıl sağlığını koruyorsun ama ülkenin yönetimiyle ilgili alınan kararlar ruh halini illa ki sarsıyor. Ondan kaçış yok maalesef.

    PA bu konuda insana gerçekten moral veren bir yer. Nasıl Socrates izlerken “oh be ülkede böyle insanlar da varmış” diyorsam burada da aynısını diyorum. Bir şekilde insan gibi iletişim kurabilen bir topluluk oluşturduk ve bu en az üzerine konuştuğumuz müzikler kadar değerli bir şey. Konusu geçince Ahmet’in de söylediği gibi siteye sonradan gelen ve örneğin ekşi gibi aşırı toksik bir yapıya alışkın olan biri ilk başta önceden alıştığı tarzda yorumlar yapsa da sonra ortama uyup sağlayıp “normalleşiyor”. 5, 10, 50, 100 fark etmez ne kadar çok insan bunun bir parçası olup kendi hayatına da bunu yansıtabilirse bunun çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Az sayıda da olsa insanların hayatına olumlu anlamda dokunabilmek harika.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Berca B., @Yiğit, ülke gündemi her şeyiyle leş gibi, sosyal medya ondan da daha rezalet durumda. Foseptik çukuru gibi ülkenin sosyal medyadaki varlığı. Cehalet, kültürsüzlük, kötü niyet, kompleks, utanmazlık çemberinde sefil bir ortam. PA’nın sosyal medyadaki varlığını sonlandırmamın sebebi de bu aslında. Ülke gündemi de gündem hakkında yapılan yorumlar da tam bir lağım çukuru.

    Ahmet Saraçoğlu

    @deadhouse, yeni Year of No Light albümünü dinlemeyerek başlayabilirsin. Çalışırken bir yandan dinleyeyim dedim ur çıktı içimde.

    deadhouse

    Teşekkürler arkadaşlar cevaplarınız için. Şimdilik bir tek 3. sınıf bağımsız korku ve bilim kurgu filmleri işe yarıyor. Öğrenmek istedim sizler neler yapıyorsunuz diye.

    TanSolo

    @deadhouse, arkadaşlarımla sohbet etmek. Sıktım hakkında değil ama. Geyik muhabbet.

    çaksu

    @deadhouse, Soğuk duş tavsiye ederim. Hazır yazken.. Yaz dışı ben de hiç yapamadım. Egzersiz sonrası vücut sıcakken girmek daha rahat oluyor. O baştaki şokun etkisini bi tık azaltabiliyor. Soğuğu yiyince bunalım kasacak hali kalmıyor vücudun. Özüne dönüyor haha. Çıkınca da bi süre çok zinde hissediyosun.

    Egzersiz yapmak da aşırı zor geldiğinden (solucan olduğumdan şüpheleniyorum), vücudu bi sarsmak açmak için Wim Hof nefes egzersizini yapıyorum öncesinde. Yine vücut öleceğini sandığından adrenalin falan kasıyor deli gibi haha. Süper. Bkz google, youtube..

    Onun dışında ben de hep kitap okuyorum. Gerekmedikçe dünyada pek kalmıyorum. Gezegen gezegen dolaşıyorum. Hyperion (Dan Simmons) şu an aklımı alıyor mesela.

    deadhouse

    @çaksu, Zaten bu aralar hep soğuk duş etkisi yaratan durumlarla karşılaşıyorum. Ben almayayım. :)

    deadhouse

    @çaksu, Bilim Kurgu sevdiğini biliyorum. Birazdan Robinson Crusoe Mars’ta filmini izleyeceğim. Tavsiye ederim. Fantastik, manyak bir filme benziyor.

    çaksu

    @deadhouse, Haha varlığından haberdarım ama izlemedim. Yanında maymun olduğunu, maskesiz gezdiğini falan hatırlıyorum bi yerlerden haha. Kesin bir zamanlar indirdim, formatta falan gitti.

    Ya da gelecekte oluşacak yapay zeka mutlak bilinci, içinde zamanın geriye doğru aktığı bir anti-entropi baloncuğu yarattı, ve bu şekilde benim zamanıma ulaşarak o dosyayı sildiler. Benim bu filmi izlemem evrenin tarihinde bir dönüm noktası olacaktı belki de.. Hmm.. bu da mantıklı.

    Okumadıysan ben de çakma ‘Robinson Crusoe on Mars’ olan ‘The Martian’ı okumanı öneririm. Film güzel ama kitap çok daha güzel. Çok daha fazla şey ters gidiyor. Ve çok daha eğlenceli. Zaten biliyoruz ki kitaplar > filmler.

    çaksu

    Bi de tabi… İyi eğlenceler!

    deadhouse

    @çaksu, Benim için sinema>kitaplar. The Martian kitabını tavsiye edenler olmuştu daha önce. Maalesef roman okumayı bırakalı uzun zaman oldu. Kurmaca kitap okuyamıyorum artık. Yine de sağ ol önerin için.

    Ouz

    @deadhouse, Alerjin ya da fobin yoksa yardıma muhtaç sokak hayvanlarına yardım edebilirsin. Marketten bir paket buğday alıp güvercinlere kumrulara atabilirsin, onları yemek yerken izlediğinde olumsuz düşüncelerin zihninden uzaklaşacak. Hatta onların yaşamlarına dair bir şeyler öğrendikçe “Ulan benimki de dert mi?” bile diyebilirsin.

    Dün akşam, tamamen gerçek olaylar ele alınarak çekilen Birdman of Alcatraz filmini izledim. Mesela bu filmi seyret, ne dertli ve saçma sapan bir hayat yaşanabiliyormuş ve insan, odak noktasını gariban hayvanlara doğru çevirmeye başlayınca ne kadar değişebiliyormuş, kendin gör. Çok ama çok ilginç bir yapıt/hayat hikâyesi.

    Güzide ve Ahmet bilir, benim temel serotonin ve dopamin kaynağım sokak hayvanları (kedi+köpek+kuş+bilumum gariban varlıklar). Bu canlıları tanımasaydım, onlarla ekmeğimi, suyumu paylaşmasaydım, yıllar önce kafayı çizebilirdim.

    Kediyle kuşla ilgilenecek mecalim yok dersen A Bird Story diye bir oyun var, hem ucuz (şimdi baktım 8 lira) hem de kısa sürüyor. Onu deneyimlemeni öneririm, çok eski bir bilgisayarın olsa bile oynayabilirsin.

    deadhouse

    @Ouz, Hayvanlar konusunda yüzde yüz haklısın. Bence her insanın yapması gereken bir şey. O filmi uzun zaman önce izledim. Harika bir film. Oyunlarla aram yok. Önerilerin için sağ ol.

    Yazında katılmadığım tek nokta “benimki de dert mi” konusu. Derdimin büyük veya küçük olduğunun bir önemi yok. Ama tahmin edersin ki burada birbirimizi çok yüzeysel tanıyoruz. Dolayısıyla derdim dünyadaki en büyük dert de olabilir. Bilemezsin yani.

    Ouz

    @deadhouse, Rica ederim, ne demek.

    Herkesin sınandığı irili ufaklı dertler var, seninkinin hangi boyutta olduğunu tabii ki bilemem. Fakat aklımda küçüklüğümden beri Barış Manço’nun Halil İbrahim Sofrası şarkısındaki şu sözler var:

    “Kimi tatlı peşinde, kimininse tuzu yok.”

    Tuzumun olmadığını düşündüğüm anlarda olaylara daha geniş açıdan baktığımda aslında tatlı peşinde olduğumu görebiliyorum. Bakış açısı çok önemli.

    deadhouse

    @Ouz, Kesinlikle öyle. O söze takılmamın sebebini söyledim. Belki tuzumuz yoktur, belki tatlımız yoktur, belki meselemiz ne tatlıdır, ne tuzdur, sonuç olarak bilemeyiz :)

    Bu arada Burt Lancaster en sevdiğim 2. aktör. Birdman of Alcatraz da zirve noktalarından. Şimdilerde pek yok öyle oyuncu.

    Ouz

    @deadhouse, Şimdi baktım, adamın maalesef sadece bu filmini izlemişim. Onun oynadığı filmlerden özellikle önerdiklerin varsa beklerim.

    O dönemin yıldızlarından benim favori aktörüm James Stewart. Eğer seyretmediysen It’s a Wonderful Life, bu tatsız zamanlarında iyi gidebilir.

    deadhouse

    @Ouz, 30 filmini izlemişimdir Burt abinin. Top 5′imi yazayım.

    The Swimmer
    Il Gattopardo
    Brute Force
    Sweet Smell of Success
    Vera Cruz

    James Stewart efsanedir. Güzel film Şahane Hayat. Sinemaya çok değer veriyorum. İzle izle bitmiyor değerli filmler.

    Güzide Arslaner

    @deadhouse, Reçetesiz/reçeteli antidepresan ve alkole bütçe ayırmaktansa arada bir psikologla görüşmek daha iyi olabilir. Önce şunun cevabıyla başlayayım: “…ayakta durmayı nasıl başarabiliyorsunuz?” Hayata olumlu bakan pek çok insan buna “bir amaç sahibi olarak” der, benim cevabım da bu minvalde olacak. Net bir isim koymadım ama işleyen demir ışıldar ve çevresini de aydınlatır kafasına girdim 30 yaşımdan itibaren. Öncesinde üzgün, mağdur ve kaybeden zihniyetindeydim. Bu, genç ve sağlıklı bir insanın asla girmemesi gereken, zaman israfı bir kafadır. “Benim hayatım da böyle oldu işte, olduramadım yani” yanılgısı.

    Çok kötü hissettiğimde demeyeyim de keyfim yokken yahut karamsarken bedensel sakinleşme için papatya çayı içmek; varla yok arası bir minimallikte, ferah ambiyanslı müzikler dinlemek; bi gün gidebileceğim bazı memleketlere dair videolar izlemek, cringe olmayan asmr videoları izlemek, kişisel bakım yapmak, ev toplamak ya da belli bir yerini düzenlemek, günümü bir dergiyi ya da ince bir kitabı okuyup bitirmeye ayırmak, bir kısmını kardiyo şeklinde yaptığım uzun bisiklet gezintilerine çıkmak gibi şeylerden epey verim alıyorum. Netflix de işe yarıyor tabii, hayatıma kısa süre önce girmiş olsa da. Tüm bunlar hemen hemen her zaman kafamın içindeki kavgayı ya da gürültüyü yenmemi sağlıyor. Ayrıca eczacıya danışarak yaşına uygun bir gıda takviyesi kullanmayı düşünebilirsin. Varsa sigarayı azaltmak, kendi kendine ufak spor challenge’larına girişmek de güzel olur.

    Daha uzun vadeli boşluğa düşme ya da arayışta olma dönemlerinde “yeni bir şeye sarma” olayını tavsiye ederim. 15 yaşımdan bu yana böyle böyle 3-5 yılımı fantezi kurgudan Rus edebiyatına, 3-5 yılımı siyaset felsefesine ve bunların temas ettiği başka konulara, son 8 yılımı da farklı müzik türlerinden zevk almaya verdim. Tüm bunlara paralel olarak mesleğimde gelişmek adına ciddi ölçekte maddi ve manevi yatırım yaptım ve bunu büyük bir keyif ve tatmin kaynağı olarak gördüm. Genel olarak hep öğrenmeye çalıştığım dil/diller oldu ve muhtemelen çok ileri yaşıma kadar öğrenciliğe devam edeceğim. Farklı yaşlarımda kaçmaya ya da onarmaya, tamamlamaya çalıştığım her neyse bunlar sayesinde istediğim sonucu aldığımı düşünüyorum. “These are what keep me going” denebilir. Zahmetli ya da masraflı olduklarını düşünmüyorum, önemli olan hevesin üzerine çıkabilmeleri ve kendi sağaltmak namına gerekli zaman yatırımını yapmaya istekli olmak. 40′ıma yaklaşırken artık bu derman formülü yaşamımın standart paternine dönüştü, devam eden ve yenilerine gark olduğum “sarma”lar içindeyim.

    Yine uzun vadeli iyi hissettiren şeylerden biri ufak ama sistemli olan faydalı davranışlar sürdürmek. Sonucunda da kendini faydalı hissetmek. Örneğin 8 yıldır geri dönüştürülebilecek her şeyi haftalık olarak biriktirip geri dönüşüme götürürüz Ahmet’le. Bu, ömürlük bir “sarma”.

    Anlık keyiflerdense zaman/kişisel gelişime katkı performansı yüksek şeylere yatırım yapmak bence daha iyi. Ne kadar keyif vadederse etsin artık kurgu okumayı ya da bir şey öğretmeyen tarzda diziler izlemeyi aşırı ziyan buluyorum. Yaş ilerledikçe zaman değerleniyor. Bir şeyi dert olarak görme eşiği yükseldikçe de hayattan zevk almak o denli kolaylaşıyor. Bunu kendine hatırlatmak da gerçekçi ve güven veren bir şey, karamsar olmadan kendi hayatının felsefesini yapmak, farklı erişilebilirlik seviyelerinde planlar yapmak ve bu yönde irili ufaklı adımlar atmak gücünü toparlamanı sağlar.

    Ne kadar anlamlı gelir bilmiyorum ama bence insanın en güzel yaşları 35-45 arası. İyi kötü bir stabillik, geride kalmış fevrilikler, ipleri elinde tuttuğundan emin olma hissi. Bedenen yeterince genç ve zihnen bir o kadar olgun olmak. Biraz atasözünden gidiyorum kusura bakmayın ama bedeninize de zihninize de bakarsanız bağ olur, bakmazsanız dağ olur ve elde edecekleriniz de ona göre olur. Kadınların ve erkeklerin yolculuğu elbette biraz farklı ama naçizane fikrimce 35′in altındaysan henüz en güzel kısmı gelmedi, kendin üzerinde çalışman gereken dönemdesin. Böyle bir soru sorduysan da bunu yapma isteğin var demektir, daha bilinçli bir yol tutuşuyla yola devam.

    deadhouse

    @Güzide Arslaner, Güzel cevabın ve önerilerin için teşekkür ederim. Sigara, alkol, antidepresan kullanmıyorum. Üzüntülü müzikler bile dinlemiyorum. Günlük spor yapıyorum, yediğime, içtiğime dikkat ediyorum. Yürüyüş yapıyorum. Sinema, kitap, müzik. Bunlara önemli vakitler ayırıyorum. Özel, kişisel ilgi alanlarım da var. Tanrının varlığı, yokluğu, varlığın anlamı, anlamsızlığı da umurumda değil. Mesele şu ki dışarıdan bakınca bir sorun yokmuş gibi görünüyor. Zaten genel bir mutsuzluk halinden bahsetmedim. Sadece bazen “geliyorlar” O anlarda ne yapacağımı bilmiyorum. Çünkü çok şiddetli olabiliyor bazen. Fazlaca düşünmekten olabilir diye düşünüyorum. Ben bunu bir rahatsızlık olarak addetmediğim için pratik olarak ne yapılabilir kafasındayım. Benim için doğal bir süreç bu. Hastalığı(!) tedavi etme değil de anlık çözümler var mı gibisinden. Bence ara ara çıldırma noktasına gelmek günümüzde özellikle, gerekli ve doğal. İlham veren insan sıkıntısı yaşadığımı düşünüyorum. İmrendiğim bir insan yok. Hayatını (kendim dahil) yaşamak istediğim biri yok. Mucize bekliyorum herhalde. Derin bir umutsuzluk mudur yoksa yaşama ve insana gereksiz anlam yüklemek midir bilmiyorum.

    Güzide Arslaner

    @deadhouse, Sağ olasın. Söylediklerin çok tanıdık, bir nebze anladığımı düşünüyorum. Uzun vadeli de ele almak lazım diye vurgulamaya çalıştım biraz. Bitmek bilmeyen pişme sürecinde bu ürpertici cozzz’lar oluyor ara ara. Bugün bu soruyu sormanda yakın zamanlı bir faktör var mıydı bilmiyorum ama bu anlarda “wowowo işte o anlardan birindeyim ve hayat benim, kontrol bende” ayıklığı önemli. Hatta işlevsel ve gerçekçiyse Ozan Güvenesque “sen kimsin ya, sen kıytırık, geçici bi dertsin” diyebilmeliyiz. Tekrarladığına göre ve kendini, niyetlerini en çok sen bildiğine göre fikir almak gibi sağlıklı hareketler eşliğinde kısa ve orta vadeli ruhsal kalkınma planları çizebileceğini düşünüyorum.

    Ayrıca dışarıdan sadece başkaları bakabilir, “millet aç aç!” kafasına sığınıp bütünlüğümüzü hafife alamayız. Bazısının acı eşiği düşüktür, bazısıysa son dakikaya kadar doktora gitmez vs. İlham bazen başarılı ebeveynlerde, bazen deneyimli bir meslektaşta, bazen vay be adam yapmış dedirten şeylerde olabiliyor. Bazısını seçmek bize kalmıyor ama bize kalan her şeyde dimdik, sımsıkı hayatımıza sahip çıkmalıyız. Ben senin bunu sorma tarzını ve cevaplarını ilham verici buldum. Sadece “mucize bekliyorum” kısmında gereksiz bir pasiflik gördüm yanlış anlamazsan. Kendi hayatını en iyi şekilde yaşamak en doğal amacın ve hakkın. Bekleyen değil baş aktör olmalıyız. Kişisel gelişim bulşiti olarak gelmiyordur umarım, her dediğimi inanarak yazıyorum.

    deadhouse

    @Güzide Arslaner, Hayır, kesinlikle öyle algılamadım. Çok iyi geldi yazdıkların. Tekrar teşekkür ederim.

    Güzide Arslaner

    @deadhouse, Sevindim, sağ ol.

    Zenon

    @Güzide Arslaner, psikolog pişmanlıktır hiç gitmedim ama gidip de şöyle iyi geldi böyle iyi geldi diyene denk gelmedim. O kadar para bayılıp iyi geldiğine kendini ikna ederek harcadığı parayı aklamaya çalışanları tenzih ederim tabi ki de.

  17. Emre Görür says:

    Kadınlar 10 metre platformda 14 yaşındaki Çinli Quan Hongchan tarihi bir performans sergiledi. Resmen ağzım açık izledim.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Emre Görür, çok acayipti cidden. Ben oha oha diye izledim.

  18. Rzeczom says:

    wiedzieliśmy, że ten dzień nadejdzie…

    çaksu

    @Rzeczom, Lewandowski stanislaw lem krzysztof kieslowski.

    Mehmet

    @Rzeczom, Löntsal warkof kem lem kŕàstreé

  19. Karatede gümüş geldi, güzel oldu. Cumartesi sabahı bokstan 2 altın bekliyorum umarım sıkıntı yaşamayız.

    deadhouse

    @Ahmet Saraçoğlu, Jimnastik dışında kazanılan madalyalar:

    Judo
    Tekvando
    Güreş
    Boks
    Karate

    deadhouse

    @deadhouse, Okçuluk bir de tabii.

    çaksu

    @deadhouse, Deleriz.

    çaksu

    @deadhouse, Döveriz.

  20. P L A G U E says:

    Mete Gazoz’un başarısı malum fakat Türkiye’nin en iyi okçusu Bilal Erdoğan ile kapışsalar sonuç ne olurdu kim bilir? Bence Bilal Erdoğan açık ara fark atardı. Öyle durduk yere aklıma geldi, evet.

    Opethsevenbiri

    @P L A G U E, Kapışma dediğin olimpik gibi mi yoksa ikisini de bir savaş alanına atıyoruz ilk vurulan kaybediyor gibi mi?

    P L A G U E

    @Opethsevenbiri, elbette olimpik. Savaş alanında kimse Bilal Erdoğan abimiz ile baş edemez. Bunu sorman çok talihsiz olmuş.

  21. Rzeczom says:

    starbucks’ta oturup, sosyalizm öven bir kitap okumak gibisi yok.

    Retrokafa

    @Rzeczom, sosyalizm içerikli bir çay bahçesinde oturup amerika bayraklı zippo’yla Malbuş yakmak

  22. Bugün 2’si karateden 3 bronz geldi, süper oldu. Yarın sabah da kızlar bokstan 2 altın getirirse mükemmel olur.

  23. Rzeczom says:

    hazır agresif musiki yeni bölümünde opeth konuşulmuşken herkese bi’ soralım: Orchid vs. Morningrise

    Ahmet Saraçoğlu

    @Rzeczom, böyle bir anketin sonucu %95 falan Morningrise çıkar.

    Rzeczom

    @Ahmet Saraçoğlu, önemli olan içimizdeki azınlıkları ortaya çıkarıp onları ayırmak. sonrasında icabına bakarız.

    https://i.gifer.com/4R.gif

    Dysplasia

    @Ahmet Saraçoğlu, Ben galiba Orchid’i daha çok seviyorum, bilemedim. To Bid You Farewell gerçeği de var.

    Yiğit

    @Rzeczom, Blackrose Immortal > Orchid

    Necrobutcher

    @Rzeczom, benim için çok zor soru ama orchid. Cinayet mahali gibi albüm. Under the weeping moon… Bir şarkı ancak bu kadar 90s olabilir.

    Opethsevenbiri

    @Rzeczom, Morningrise’ı daha çok seviyorum ama Forest of October’ı Morningrise’daki bütün şarkılardan daha çok severim.

    Marvin Yanbasanyan

    @Rzeczom, 1000 tane morningrise’çı 10000 tane orchidçiyi yok eder

    Murat 'HISTORIAN' KARAN

    @Rzeczom, Çok net Orchid derim. Doksanların sonu ikibinlerin başı gibi, başucu albümlerimden. Dinlediğim en akıcı albümlerden biri. Hayatının sonuna kadar sadece bir Opeth albümü dinleyeceksin deseler, bu kesinlikle Orchid olurdu. Keşke bu albümü çıktığı sene olan 1995′te dinleyebilseydim.

  24. Kağan says:

    Uzun zamandır The Satanic Temple çok ilgimi çekiyor sizler ne düşünüyorsunuz? Gerçekten bu kadar iyi niyetli bir oluşum mu ?

  25. Birkaç gündür bekleyen haberler vardı. Onları girdim, bugün ve önümüzdeki günlerde 15-20 tane haber çıkacak sitede. Gecikmeler için kusura bakmayın.

  26. agrypnie says:

    Eylülde ukrayna-moldova gezisi yapmayı planlıyorum.Herhangi bir önerisi olan varsa zevkle dikkate alırım.Şunu yemeden, şuraya gitmeden, şunu görmeden gelme tarzında :)
    Teşekkürler…

    Emre Görür

    @agrypnie, Lonely Planet oku, Atlas Obscura’ya bak :)

    Berca B.

    @agrypnie, Ukrayna’da Lviv’e gideceksen mutlaka 5 Pidzemellya’ya (5th Dungeon diye de geçer) gitmeni tavsiye ederim. Orta Çağ temalı harika bir restoran. Aynı şekilde Pravda Beer barına da mutlaka git (Pravda Beer Theatre diye de geçer). Aşırı eğleneceğini garanti ederim. Bunlar şehir merkezinde oldukları için gitmeleri de çok kolay.

    Kiev’e gideceksen bir akşam yemeğini mutlaka yine şehir merkezinde Lyubimy Dyadya’da ye derim. Lokal canlı müzik + et yemekleri kombinasyonu mükemmel.

    Bu arada Kiev de güzel olsa da ben Lviv’i bin kere tercih ederim. Ben çok daha fazla eğlendim orada.

  27. Emre Görür says:

    Olimpiyadlarda Çin ve ABD son güne burun buruna giriyor. Çin istikrarlı bir yükselişin ardından 2008 Pekin’de 48 altın ile zirve yapmış, ardından düşüş trendine girmişti. Bu olimpiyadda 38 altın ile onu durdurdular. Son gün 1 altın alma ihtimalleri daha var. ABD ise görece istikrarlı bir ülke. 35-45 altın bandında seyrediyorlar hep. Bu yıl atletizm ve yüzmede geriledikleri için bu bandın alt kısmına yakın bir pozisyonda bitirecekler oyunları. Son gün alabilecekleri 4 altın daha var gibi görünüyor. Kadınlar basketbol kesin. Kadınlar voleybol zor olmakla birlikte imkansız değil. Sıralamayı belirleyecek olansa çıkacakları iki boks finali. İkisinde de favori oldukları söylenemez.
    Bu boks finallerinden biri yaşadığım ülke olan Küba’nın temsilcisi ile. Eğer beklendiği gibi o kazanırsa Küba’nın altın madalya sayısı 7 olacak ve oyunları 13. sırada bitirecek. Yenilmesi durumundaysa ülkenin yer alacağı sıra 16.lık. İlk durumda Küba, Amerika kıtasının 3. ülkesi oluyor. İkinci durumdaysa 4. Normalde hep ABD’nin arkasında 2. oluyorlardı, ama kendi ülkesinde düzenlenen organizasyondan sonra Brezilya yükselişe geçmiş durumda. Ayrıca Kanada da haliyle hiç yabana atılacak bir ülke değil. Küba 1992 Barcelona’yı 5. sırada tamamlamıştı. Artık o seviyenin uzağında olsa da durumu kurtarıyor hala.
    Türkiye ise başarısız tabii. İlk 30′a bile girememeyi başarı olarak lanse etmenin alemi yok. Fakat diğer yandan toplam madalya sayısında kendi rekorunu kırmış olması ve madalya alınan branşlardaki çeşitlilik gelecek adına olumlu işaretler.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Emre Görür, bence mücadele ettiğimiz branş çeşitliliği ve sporcu sayısı düşünüldüğünde başarısız denemez Türkiye’ye. Daha iyisi elbet olabilirdi ama gelenin geçenin vurduğu bir performans da yok. Ekonomik durum, sportif yatırım vs. düşünüldüğünde şu nokta için normal bence. Bundan sonraki yıllarda daha da iyi olacaktır.

    Emre Görür

    @Ahmet Saraçoğlu, sporcu sayısı tek başına önemli bir kriter olmayabiliyor. Mesela oyunlara 5 sporcuyla katılan San Marino 164 kişilik Meksika kafilesinin önünde, 174 kişilik Arjantin kafilesiyle aynı sırada. Bence Türkiye’nin 108 sporcuyla katılmasında ve bunların branşlara dağılımında bir sıkıntı yok. Sorun atletlerin kalitesinde. Çok fazla vasat veya “final-altı” seviyesinde sporcu var ve olay büyük oranda onların bireysel çabalarına, adanmışlıklarına bırakılmış durumda. Bu olimpiyadda madalyayı zorlayan atlet sayısının artmasının geleceğe olumlu yansıyacağının hiçbir garantisi yok. Zira ortada herhangi bir gelenek ve ciddi bir organizasyon bulunmuyor. Türkiye zamanında etkin olduğu güreş, halter gibi branşlardan bile neredeyse silinmiş durumda.
    Geçmişe şöyle bir bakarsak, Türkiye’nin 2008′den itibaren (yani AKP iktidarının bir sonucu olarak) olimpiyadlarda dip yaptığını görürüz. Yoksa 1992-2004 performansları net şekilde bu olimpiyaddakinin önünde.

    enemyofgod

    @Emre Görür, 2024 Paris’i şimdiden iple çekiyorum. Türkiye iyi bir yükselişte ve daha iyi sonuçlar gelecek.

    Bu sene Kadınlar Futbol tempolu geçti. Kanada önce ABD’yi yendi. Sonra da geriye düştüğü maçta penaltılarla İsveç’i yendi.

    Voleybol içimde bir acı kaldı. 2024′te bizim kadınlar ilk 3′e girer umarım.

    Toplam madalya sayısında ABD farkla önde. Çin altınlardan bir tık önde olsa da ABD bu seneyi birinci bitirebilir.

  28. ismail vilehand says:

    Netflix’teki “How to Become a Tyrant” belgeseli tek kelime ile muazzam olmuş. Kesin izleyin.

    trombosit

    @ismail vilehand, ben onu da sevmedim ya netflix baydı artık tek kelimeyle.

    deadhouse

    @trombosit, İzlemedim. İzlemeyi düşünmüyorum. 2021′de bile anti-komünizm propagandası iş görüyorsa ben bir şey demiyorum. Dresden soykırımına yer vermezler, her boku Stalin ve Hitler yemiştir. Ok. Baydınız artık. Ben bu ucuz Amerikan propagandası filmlerin, dizilerin 90′larla birlikte kapandığını sanmıştım. Hala müşterisi var.

    Berca B.

    @deadhouse, serinin anti-komunizmle bir alakası yok ki, meşhur diktatörlerin gücü nasıl eline aldığıyla ilgili adım adım gayet güzel bilgi veriyor.

    deadhouse

    @Berca B., İzlemedim. Genel yorumlara dayanarak konuşuyorum. Sen ilgisi yok diyorsun ama ilgisi var diyen bir sürü insanın yorumunu gördüm. Bu biraz da hangi ideolojiye bağlı olduğumuzla ilgili. Amerikan ve ana akım bakışla baktığında anti-komünizm propagandası görmeyebilirsin. Mesela Abd’nin desteklediği cuntacı diktatörler de belgeselde yer almamış. Şimdi buna da alakası yok denebilir, bence var. Benim diktatörüm, senin diktatörün bakışıyla yapılan bir belgesel olduğuyla ilgili internette bir sürü yorum var.

    Berca B.

    @deadhouse, seriye kimin eklenip kimin eklenmediğine bakarak serinin içeriğine dair sağlıklı bir bilgi edinemezsin ama. Serinin odak noktası kim neler yaparak ülkede mutlak gücü ele geçirdiğiyle alakalı. Atıyorum Amerika’nın desteklediği Noriega’nın seride olmaması, Hitler’le ilgili anlatılanların değerini düşürmüyor.

    deadhouse

    @Berca B., Bence Hitler ve Stalin yerine 3.dünya ülkelerindeki diktatörler üzerine gidilseydi daha iyi olurdu. Herkes Hitler’i ve Stalin’i biliyor. Mesela Pinochet’in Amerikan destekli askeri darbeyle Şili’nin nasıl canına okuduğu anlatılmış mı? Yoo. Oynayan onlar, kazanan onlar, bize belgesellerle propaganda yapan onlar, yine kazanan onlar.

    Berca B.

    @deadhouse, belki yaparlar onu da ilerde. Netflix’in yapımlarında sezonlar ilerledikçe genelden özele bir yönelim var.

    Neyse konu o değil zaten, adamlar bakın Hitler böyle biriydi demek yerine diktatörlüğün yavaş yavaş bir halkın üstüne nasıl çöktüğünü çok güzel anlatmış bence. Bu ülkede yaşayan biri olarak farklı hislerle izliyor insan bir de. Ne demek istediğim izlemeden çok anlaşılabilecek bir durum değil, o yüzden kişilerden bağımsız olarak izlemeni tavsiye ederim.

    deadhouse

    @Berca B., Doğrudur. Nihayetinde ben sadece yorumlardan hareketle yazdım. İzlemeden net bir yargıya varılmamalı.

    çaksu

    @deadhouse, Slaughterhouse 5 – Kurt Vonnegut. Dresden katliamını çok orjinal bi şekilde işliyor. Okuduğum en iyi romanlardan biri olmalı.

    Sen kurgu pek okumuyorum demiştin, yine de ortaya bir tavsiye atıyorum. Herkes için.

    çaksu

    Yazar katliamı yaşamış biri bu arada. Orada tutsak bir Amerikan askeri iken.

    deadhouse

    @çaksu, Filmini izledim. Harika bir filmdi. :D

    Kitabını da duymuştum. Okuyan bayılmış, okuyan bayılmış. Çok iyi bir kitap olduğunu duymuştum.

  29. Melkor says:

    @ismail vilehand, Yaşıyoruz zaten.

  30. Black Thunder says:

    Mastodon albümlerinin kapanış parçaları, ekseriyet ile albümün ağır topu olur. Pendulous Skin’de onlardan biri. Brent Hinds, kelimenin tam manası ile şov yapıyor. Hem de ne şov! Büyüksün be Brent! Hakkının yeterince verilmediğini düşündüğüm bir Mastodon parçası. Parçadaki soloyu, gözüm kapalı Mastodon diskografisinde ilk 5 solo arasına koyarım. Kusursuz bir başyapıt. Tüylerim diken diken oluyor. Bill Kelliher ve Brent Hinds, 2000′ler sonrası metal müziğin en iyi gitar ikililerinden biri, belki de en iyisi.

    Üst üste 47. kez dinleyecek kadar çok seviyorum. Mastodon siker.

    (https://youtu.be/hlab0XVQkn0)

    Erhan

    @Black Thunder, Mastodon dedin beni bitirdin. Unutmuştum ne güzel.

    Hala yeni albümden bir haber yok.

    Black Thunder

    @Erhan, yeni albümün bu sene içerisinde çıkacağını pek sanmıyorum. Bu zamana kadar, albümün çıkış tarihi hakkında hiçbir resmi, en ufak bir açıklama yok. En azından ben öyle biliyorum.

    Necrobutcher

    @Black Thunder, böyle bir spotfy listem var çeşitli albümlerin insanın hayatını karartan kapanış şarkılarından oluşan. Ve bu konuda favorim The Sparrow.

    Black Thunder

    @Necrobutcher, The Sparrow, benim de favorim olurdu. Ne parça be!

    Noumena

    @Black Thunder, bu entry sayesinde bugün bütün günümü Mastodon dinleyerek geçirdim. Resmen özlemişim. Ayrıca Remission’a gereken önemi vermediğimi anlayıp utandım,sıklıkla onu dinledim.

    Ve de ilginçtir ki biri bana Mastodon’un en sevdiğin parçası nedir diye sorsalar Bladecatcher derim. Biliyorum birçoklarının favorisi bu değil ama her dinleyişimde ağzımı açık bırakıyor bu şarkı.

    Black Thunder

    @Noumena, ilk 3 Mastodon albümünden aldığım zevki hiçbir şeyden alamıyorum. Bladecatcher’ı bende çok çok severim. Sene başından bu yana tam 100 kez dinlemişim.

  31. Black Thunder says:

    Mike Scheidt, çok çok büyük müzisyen! YOB, türünde zirveyi temsil ediyor. Bunu da köküne kadar iyi bir şekilde yapıyor. Mike baba, hafızam beni yanıltmıyorsa 2016′nın sonlarına doğru kalıcı bir bağırsak hastalığına yakalanmıştı, hatta hayatta olmasının bile bir mucize olduğu dile getirilmişti. Bir gün hastaneye geç gitse ölebileceğini söylemiş hatta. Şükürler olsun ki böyle bir şey olmadı.

    Our Raw Heart’dan bu yana 3 sene geçti. Mastodon ile birlikte yeni albümlerini dört gözle beklediğim bir grup. Yine, çok büyük bir ihtimal ile klasikleşmiş bir şekilde senenin en iyi albümlerinden birini yaparlar. Böğrümüze katran dökerler. YOB siker.

    Bu akustik performans, müziğe dair izlediğim en güzel şeylerden biri. Marrow!
    (https://www.youtube.com/watch?v=0BjYpFaJh2c)

  32. Yiğit says:

    Promulgation of the Fall kritiği gelse de aynı adlıyı şarkının son 15 saniyesi + Serpentskin’e geçişi durup durup övsem.

  33. @Black Thunder, bunları ilgili başlıkta konuşuyoruz. Bunu oraya yazarsan bunu buradan silelim, oradan devam etsin.

    http://www.pasifagresif.com/2021/03/masa-basinda-kazanilan-maclar-iddaa-baronlari-ve-daha-fazlasi/

  34. deadhouse says:

    Bu aralar Orta Çağ müziği, Kelt müziği dinliyorum. Çok iyi icracılar var. Eskiden de sarmıştım bir ara, ama ilk kez bu kadar derine daldım. İnsan düşünmeden edemiyor, bu müzisyenler nasıl oluyor da 800 yıl öncesinin, 2000 yıl öncesinin hissiyatını verebiliyorlar. Müziği sanatlar üstü bir yere koyuyorum. Müzisyenleri de sanatçılar üstü bir yere.

    çaksu

    @deadhouse, Aklıma getirdin, yıllar sonra arayıp buldum şu güzelliği..

    https://www.youtube.com/watch?v=wunSW5x_-uo
    Music of the Troubadours 5: Bel m’es qu’ieu chant

    Bahsettiklerine benziyor mu bilmem.. çok güzel bence.

    İcrayı yapan Ensemble Unicorn diye bi topluluk.

    deadhouse

    @çaksu, Loreena Mckennitt hanımefendiyi 6 yaşından beri dinlerim. Kelt geçmişim çok eskiye dayanıyor anlayacağın. Zaman zaman uzak kalsam da bu tür müzikler her daim hoşuma gitmiştir. Geçmiş çağları hissetmek güzel bir olay. Paylaştığın şarkı da çok güzel. Harika bir ses.

  35. Cryosleep says:

    Şu an birkaç haber sitesi geçti de, James LoMenzo Megadeth’e dönmüş. Resmi açıklamayı bulamadım ama bir türlü.

    trombosit

    @Cryosleep, acayip sevindim diğer adaylar bi şekilde olmaz gibi oluyodu.

  36. Geciken birtakım haberler bugün siteye giriliyor. Önümüzdeki günlerde bir sürü haber çıkacak sitede. Gecikmeler için kusura bakmayın. Bundan sonra bu gecikmeler azalacak.

  37. Cem says:

    28 Ağustos’tan itibaren 5 ay boyunca Litvanya’da olacağım. İzlemeden gelme dediğiniz Litvanyalı grupları yazarsanız çok memnun olurum.

    All2

    @Cem, Merhaba, Erasmus ile mi gidiyorsun? Litvanya’dan aklıma gelen hiç grup yok ancak AB ülkesi oldukları için turlayan birçok grup Litvanya’yı da programlarına ekleyecektir. Şimdiden bulunduğun süre içerisinde gerçekleşecek olan Imperial Triumphant, Týr & Arkona, Fleshgod Apocalypse ve The Black Dahlia Murder konserleri açıklanmış.
    Daha iyisi elbet vardır ancak Metalstorm bulunduğun yerdeki konserleri takip etmek için güzel bir kaynak, tekrar bakmanı tavsiye ederim.

    Cem

    @All2, Evet Erasmus ile gidiyorum. Teşekkürler bilgilendirmen için.

    All2

    @Cem, Süper. Ben de Slovenya’ya gitmiştim, güzel geçmişti.
    Umarım senin daha güzel geçer. :)

    deadhouse

    @Cem, Olası bir sıcak çatışmada merkez olacaksın. Kaliningrad’a dikkat et. Rusya oraya yıllardır yığınak yapıyor. (şaka şaka umarım güzel vakit geçirirsin)

    Cem

    @deadhouse, Kaunas’a gidiyorum hocam ama yine de teşekkürler uyarı için hahaha.

  38. enemyofgod says:

    Meraklısına The Green Knight filmini şiddetle öneririm.

    deadhouse

    @enemyofgod, Bulunduğum şehirde sinemaya girmediği için nete düşmesini bekliyordum. Düşmüş. İzleyebilirim artık.

  39. Alondate says:

    Poets of the fall seven var mi? Max payne 1/2 ve alan wake oynamislar toplanin biraz nostalji yapalim.

    https://youtu.be/AzsiE44Lz_w

    Bu sarki mp2 sonunda caliyordu hatirladigim kadariyla. Rock muzige ilk bu sekilde ilgi duymustum sanirim.

    https://youtu.be/MKk1u5RMTn4

    Sonra gidip carnival of rust i dinlemistim. Cocuktum ne guzel hic bir derdim tasam yoktu. Bu vakitleri hatirladikca buyudugume bir kez daha lanet ediyorum

    Raddor

    @Alondate, mükemmel grup. Dinlemek için kış gelsin diye beklerim hep. Bekleyemezsem de kışı getiririm. Arada mevsime rağmen hava fena bozuyor ya benim işte o. Bu grup yüzünden.

  40. Candaş says:

    Slipknot yeni albüm için stüdyoda, asıl onemli gelişme ise albüm sonrası Roadrunner ile yollarını ayırıp kendi şirketlerini kuracaklarmış, sanmam ama Slipknot popülerlik açısından bir sonraki Metallica olabilir mi?

    deadhouse

    @Candaş, Bir sonraki Metallica paralel evrenlerde var.

    Candaş

    @deadhouse, Belki de paralel evrenlerin birinde Slipknot underground kalmış bir black metal grubudur

    Yiğit

    @Candaş, “belki de” değil hocam, öyle.

    Candaş

    @Yiğit, Ben hiç seyahat etmedim paralel evrenlere, o yüzden kesinmiş gibi konuşmak istemedim. Siz sanırım gördünüz oraları, başka insider bilgiler verebilir misiniz bize o evrenlerden? Mustaine ayrılmış mı Metallica’dan oralarda da mesela?

    Yiğit

    @Candaş, sonsuz paralel evren olduğuna göre aklınıza gelecek her türlü ihtimal sadece bir değil, yine sonsuz kadar evrende mevcut durumda. Bu yorumu da sonsuz evrende yazdınız.

    Gitmiş olsaydım torbacımın numarasını verirdim muhakkak.

  41. Ugur says:

    Ulan şuna hala gülüyorum

    https://www.youtube.com/watch?v=NW4VS2nTX6U

    Canoir

    @Ugur, https://youtu.be/XP8glmigsbE

    Ben de buna ya, arada açıp açıp gülerim. Dünyanın en iyi videosu

    Ugur

    @Canoir, Muazzam

  42. Raddor says:

    Freaks and Geeks ne kadar güzel diziymiş hiç demiyorsunuz.

    çaksu

    @Raddor, 10 seneyi geçmiştir izleyeli.. Benim de aklımda “ah ne güzeldi” diye kalmış :)

    Grateful Dead’in American Beauty albümünü de dizi sayesinde dinlemiştim ilk. O zamandan beri her yaz dinlerim bi dönem.

    Raddor

    @çaksu, soundtrack’leri müthiş, müzik muhabbetleri de epey komik. :) Tam aradığım diziyi bulmuşum.

  43. Rust in Peace. says:

    Az önce Madde 22′yi bitirdim (Catch – 22), em sevdiğim kitaplar arasına girdi. Okurken güldüm, üzüldüm, sinirlendim, iğrendim, sıkça bu mk karakteri daha ne kadar ileri gidebilir ki dediğim oldu, her şeyi yaşattı yani kitap. Bir benzerini okumadım, tabi bazı yanlarıyla başka kitaplara benziyordu (özellikle başlarında Hitchhikers guide to galaxy tadı aldım) ama genel olarak özgündü. Bakalım şimdi de Mezhaba 5 (Slaughterhouse 5)’e başlayacağım, Kurt Vonnegut’un dili benzer diyorlar. Önerileriniz varsa da alabilirim

    çaksu

    @Rust in Peace., Slaughterhouse 5 övüşlerimden birinde Berca B. Tom Robbins önermişti burda. Vonnegut ile tatları benzer diye. Henüz okumadım (çok fazla kitap vaar!) ama paslamış olayım.

    Evden çıkmadan (kütüphaneye gidiyodum) yorumunu gördüm. Gidince kitaba da baktım.. Biraz uzun geldi. Şu an iki serinin ortasında olduğumdan yeni seri ya da uzunca bi kitap istemedim. Sonraya bıraktım. John Wyndam falan böyle 200 sayfalık şeyler alayım dedim…

    Sonra gittim Neal Stephenson’dan Seveneves’i aldım mk. Dayanamadım elime alıp kurcalayınca.

    :(

    Hayat ne kadar zor.

    Rust in Peace.

    @çaksu, okuyacağım kitabı seçme derdim olmasa yaşanılmazdı herhalde bu hayat, her şeyi unutuyorum bu olaya girişince :D
    Kurt Vonnegut hiç okumadım henüz, az sonra başlayacağım. Cat’s Cradle, Breakfeast of the Champions derken seversem devamı gelir. Tom Robbins’e de baktım, Kurt Vonnegut’a benzetenler hiç az değil gerçekten de.
    Catch 22′yi şiddetle tavsiye ederim. Gözü korkutuyor başta ama başlayınca bırakamıyorsun o yüzden kısa sürüyor. Gerçi bu kitabı sevebilecek insan sayısı az. Sevenler çok sever, sevmeyenler hiç sevmez. Aynı Monty Python gibi. Çok kişiye tavsiye etmeyeceğim kitaplar listesinde başlara oynar sanırım :D

    çaksu

    @Rust in Peace., Aynen saatlerce düşünüp bunalıma girdiğim oluyor, hangisine başlıcam diye :)

    Catch 22′yi listeme aldım. ^.^

    Python da çok severim :)

    Ş. Yıldırım

    @Rust in Peace., Tim O’Brien’ın Taşıdıkları Şeyler adında bi romanı var, çok bileni yok ama bence muazzam kalitede bir roman. ben Madde 22 ile ikisini peş peşe okumuştum, benzer kafalarda ama daha değişik etkiler yaratmıştı, tavsiye ederim, Vietnam meselesiyle ilgiliydi.

    Rust in Peace.

    @Ş. Yıldırım, teşekkür ederim, listeye ekledim. Başlamışken savaş karşıtı kitaplardan gideyim bari :D

    Madde 22 ✅
    Mezbaha 5 ✅
    Taşıdıkları Şeyler – ◻

  44. Yiğit says:

    Rüya açısından hayatımın en verimli gecesiydi. Absürt saçmalıklarfa 5-6 rüya gördüm ve hatırlıyorum.

    Bir tanesinde sahilde giderken otobüste Ahmet Saraçoğlu beni aradı. Ben de Ahmet Abi niye beni arasın ki amk diyip çat diye kapattım. Aradan birkaç saat geçtikten sonra mesaj atıp grubumuzda basçı olur musun dedi. Sonra irili ufaklı birkaç mekanda Sodom çaldık. Ama hep Sodom’du. Teklifi yaparken de Sodom çalacağız diye vurguladı. Şu anda içimdeki Sodom’u bastıramıyorum sabah ereksiyonu gibi.

    enemyofgod

    @Yiğit, muhteşem rüya.

  45. Raddor says:

    Müzik Tarihinin En Rock ‘n’ Roll Anları Episode 1:
    https://youtu.be/sfqoUSkK3tU

    Şu videonun baştan sona her saniyesi detaylarına kadar o kadar türlü türlü ilginçlikler barındırıyor ki yazmaya kalksam üniversite tezi gibi bir şey olur.

    All2

    @Raddor, Başta Santana sandım.

  46. Aura magula says:

    Gta 3,vice city, sanandreas remastered olarak geliyor arkadaşlar.Unreal engine ile yeniden yapılma ihtimali var ne diyorsunuz ?

    Ben okeyim, şu son yıllardaki remake furyasına olumlu bakıyorum

    Birde skyrimin yeni versiyonu çıkıyor. 10.yıl özel sürümü.Ben casio saatlere gelmesini bekliyorum hem asansörlere ve akai marka araba teyplerne de geliyormuş çok yakında:)

    Gökay

    @Aura magula, mükemmel mafia remake inden sonra, bunlar da oldukça heyecan verici

    Yiğit

    @Aura magula, telefona da geliyormuş gta oyunları. O yüzden hypelanamadım. Ama yıllardır rdr remastered istiyorum. Ahım şahım bir şey olmasın, pc portu gelsin yeter.

    Skyrim’in zaten bir remastered versiyonu vardı. Oyundaki ana sorunların hiçbirine el atmıyor. Yine buglar, uzun bekleme süreleri cart curt dolu oyun. Özgürlüğü ne kadar eşsiz bir oyun olsa da ben hiç sevemedim. Aksiyonundan gram tat alamıyorum. Umarım eli yüzü düzgün olur

    Aura magula

    @Yiğit, rdr nin portu belki seneye gelir hala daha neden çıkarmadıklarını da anlamış değilim.

    Cidden skyrimin turşusuyla uğraşacaklarna fallout 4 motoruyla baştan yapsalar on numara olur hem aksiyonu da düzelir.Zaten skyrim bayağı eskide kaldı yeni versiyonun pek satılacağını sanmıyorum

    Yiğit

    @Aura magula, enis kirazoğlu da videosunda diyordu. Karakter modelleri var, şehirler var vs vs birçok şey hazır rdr2′de. Sağlam bir remake’i normal bir oyunun remake’inden daha rahat yapılır.

    Aura magula

    @Yiğit, aynen mesela o modellerle çok rahat yapabilirler.Hd remasterle felan hiç uğraşmaya deymez zaten her şey hazır.Belki o modellerle yapabilirler sırf hikaye için eski haritayı yeniden yaptıklarını hiç sanmıyorum.Bide oyunda gidemediğimiz ama gizli bir yerden geçince bug olup etrafı dolaştığımız kısımlar var ki sanki yeni bir oyun için hazırlamışlar gibi.Bayağı da büyük bir alan ben gittim dolaştım çok fazla yer var hatta ilk oyundaki o kale bile var

    Candaş

    @Aura magula, GTA’lar remake mi remastered mı? Remastered ise pek bir şey fark etmez çözünürlük ve performans artar sadece diye düşünüyorum. Skyrim’e ise diyecek söz bulamıyorum, biz TES 6 haberlerini beklerken hala 10 yıllık oyunun 29928383838383. versiyonunu çıkartıyorlar. TES 6′yı duyurdular ve 3 yıldır hiçbir açıklama yok, duyurulduğunda üniversite 1′deydim, mezun oldum işe girdim ve hala bir bilgi yok elimizde. :((

    Aura magula

    @Candaş, onu bende tam anlayamadım. Remastered olacak diyorlar ama aynı zamanda unreal engine ile yenilenecekmiş ve istediğimiz an eski grafiklere geçebilecekmişiz.Ama remastered olduğunu üstüne basabasa söylüyorlar, ilginç.

    Tes 6 starfield dan sonra çıkacakmış hatta ondan önce daha yapacakları projeler varmış.Ne gerek var skyrime amk ya gidin 6. oyuna çalışın işte haladaha skyrimle uğraşıyorlar.

    Candaş

    @Aura magula, Eğer 3 yılda hiçbir haber vermeyeceksen ne diye duyurursun, bu da ayrı bir fiyasko…

  47. Cumadan beri Kaş’tayım, telefona/bilgisayara az bakabildim. Yorum onaylamalarındaki gecikmelerden ötürü kusura bakmayın. Bundan sonra daha hızlı olacak.

    Necrobutcher

    @Ahmet Saraçoğlu, Türkiye de 2023de dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına giriyor.

  48. Opethsevenbiri says:

    Yeni Deafheaven albümünün ağzına sçıyorlar valla. Ben pek tutmuyordum zaten onları da sevenleri ne düşünüyor merak ediyorum.

    Erhan

    @Opethsevenbiri, Instagram’da birisi şöyle yazmış: “Sizin bildiğiniz Deafheaven artık yok, ne yapmalarını bekliyordunuz. Zaten yüzlerce black metal grubu var piyasada aynı şeyi yapan”

    Bilmediği şey şu ki Deafheaven’in yapmaya başladığı müziği 80lerden beri yapan gruplar var. Hem de en iyisini.

    Bok gibi bir albüm yapmışlar.

    İlker

    @Opethsevenbiri, Çok çok sevdim. Sunbather ve New Bermuda sonrası en iyi işleri bence, ki onları başyapıt seviyesinde falan seviyorum.

    Candaş

    @Opethsevenbiri, Dinlediğim ilk Deafheaven albümü, önceki işlerini bilmiyorum ama uzun süredir bir albümü dinlerken bu kadar sıkılmamıştım.

    Melkor

    @Opethsevenbiri, Pek dinleyicisi değilim ama shoegaze yapmaları, senelerdir black metal yapamamalarından daha samimi.

  49. çaksu says:

    Sean Lock hayatını kaybetmiş ya. :( İngiliz komedyen. Şaşırdım, üzüldüm.

    https://www.youtube.com/watch?v=qRPngk5QyK4
    A Tribute To Sean Lock

    RIP havuçların efendisi.
    https://www.youtube.com/watch?v=0UGuPvrsG3E

    çaksu

    Stephen Fry: “You ever hear voices in your head?
    Sean: “I do, quite often actually… but I ignore them and carry on killing”

    2 gündür bu adamın videolarını izliyorum. Huzur içinde yatmazsın inşallah Sean baba çünkü işallah huzur işkence ballar huriler hiçbişey yoktur öldükten sonra.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.