# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Serbest kürsü
| 04.05.2015

Yeter! Söz milletin.

Herkese merhaba. Başlıktan da anlaşılacağı üzere, bu başlıkta gönlünüzden geçen herhangi bir konuda dile getirmek istediklerinizi paylaşabilirsiniz. Ülke gündeminden müzik dünyasına, son komik videolardan ligdeki son gelişmelere kadar ister suya sabuna dokunan, ister havadan sudan konularla köşemizi renklendirmenizi arzu ediyoruz. Tek ricamız, yorumlarınızı kimseyi kırmayacak, kendinizi hapse attırmayacak ve sitemizi kapattırmayacak içerikle şekillendirmeniz.

Hepimize mutlu ve özgür günler dilerim.

  Yorum alanı

“Serbest kürsü” yazısına 3,871 yorum var

  1. Metal dinleyen pek çok insanın hayatındaki en önemli hobi, ilgi alanı, zevk metal oluyor genelde. Araştırıyoruz, dinliyoruz, üzerinde konuşuyoruz vs.

    Sizde durum nasıl merak ediyorum. Hayattaki en büyük hobiniz, ilgi alanınız metal mi? Eğer öyleyse onunla eşit düzeyde veya ona yakın sevdiğiniz, takip ettiğiniz şey nedir mesela?

    Örneğin ben futbola bayılıyorum. Metali daha fazla araştırıyorum elbet ama tahminen futbolu da metal ile aynı düzeyde seviyorumdur. Aynı değilse de biri 10/10 biri 9,9/10′dur.

    Onun haricinde hayvanlara acayip bir ilgim vardır çocukluğumdan beri. Her şeylerini, her detaylarını öğrenmeye çalışırım. Çok küçüklükten bu yana, karşıma çıkan her belgeseli izlediğimden artık yeni bir bilgi edinmek için epey araştırmam, derinlerine inmem gerekiyor. Yine de yeni bir tür veya bir türün sıra dışı bir davranışı gibi şeyler beni çok heyecanlandırıyor. Bence hayvanlar dünya üzerindeki en enteresan varlıklar.

    Bir de tabii mesleğimle bağlantılı olarak etimoloji bana muazzam bir zevk veriyor. Kelimelerin kökenini araştırmaya bayılıyorum; günümüzde sık sık kullandığımız bir kelimenin başka bir dilde 1000 yıl önce kullanılan bir ifadeden geliyor olması büyülüyor beni.

    Metal haricinde, bu sayfalarda hiç paylaşmadığınız özel ya da sıra dışı bir merakınız var mı? Belki aynı şeylerle ilgilenen başkaları da vardır, karşılıklı bir faydamız olur.

    chuck

    @Ahmet Saraçoğlu, çok basit gelebilir ama kitap okumayı baya seviyorum.

    eğer elime bir kitap aldıysam; ister 60 ister 600 sayfa olsun o gün ondan başka bir şey ile ilgilenmiyorum. kitabı çok beğendiysem de yazarın kim olduğunu araştırıp bütün eserlerini sırayla okumaya başlıyorum.

    basit bir örnek vermem gerekirse Stefan Zweig. İş bankası kültür yayınlarının modern klasikler serisinin yarısından fazlasına sahibim. Stefan Zweig ve Jack London vs. ile de bu seri sayesinde tanıştım. (Beyaz Diş ve Kızıl)

    benim gözümde artık bunu bir eylemden, sıradan bir kültürlenme çabasından öteye taşıyan şey ise şu: yazarların bütün eserlerini sindire sindire okuyorum ve haklarında hemen hemen her şeyi internette okuyup, dinleyip, izleyip tükettikten sonra orjinal dillerini de okumaya çalışıyorum.

    Ashes of the Wake

    @chuck, +1 bir de black metal dinlerken lovecraft okumayı deneyin. süper oluyor.

    Aura magula

    @Ahmet Saraçoğlu, Tabikide oyunlar.14 yıldır hiç bitmeyen merağımdır oyunlar.
    Oyunlarla metal benim için eşit seviyede.Oyunları metal gibi hep boş zamanlarımda araştırırm.Sitede oyun kritiği olsa sabaha kadar yazarım.En sevdiğim oyun fallout new vegas.4 yıldır ara ara oynarım haladaha öylebir rpg oyununa denk gelmedim:(

    Onun dışında araba,motosiklet hastasıyım.Hatta arkadaşlarla bir araya gelip araba,motor konuşuruz.80cc’lik motorumla her boş zamanımda gezerim.

    Kitap LOTR dışında pek ilgim yok.Bu hafta lovecrafttan zamanın dışından gelen gölge adlı kitaba başlayacağım.

    Ama makale,ansiklopedi severim.Özellikle bilim,uzay,kimya,astroloji,dinazorlar gibi şeyleri sürekli okurum.Edebiata merağım yok.

    Hayvanlarla ilgilenirim.Kuşları aşırı severim.Yabani hayvanlarıda çok severim.En çok köpeklerle ilgilenirim.Köpeklerin tarihini araştırırm.çocukken pitbull vs kangal vidyolarna bakardım ama şimdi köpek dövüşüne karşıyım

    1 yıldır akustik ve bas gitar çalarım.İlerleyen zamanlarda elektro gitar alacağım.

    ismail vilehand

    @Aura magula, Craig Boone gibi adamım olsun tüm şehri haraca bağlarım.

    Aura magula

    @ismail vilehand, Boone favorimdir.NCR’lara alfabeyi tersden okuttuğuna şahit oldum

    Rust in Peace.

    @Aura magula, FNV’yi ilk kez bitirdim ben geçen hafta, gerçekten muhteşemdi. Çok oyun oynamadım hayatım boyunca, bunu okuyunca bu kadar erken oynadığıma pişman oldum gibi :D Oyuna etki ettiğini hissedebiliyorsun gerçekten

    Aura magula

    @Rust in Peace., Bende oyunu ilk bitirdiğimde içimde kötü bir his vardı.Sonra kaydı başa sardım her görevi her itemi falan toplayım derken 86 saat gömdüm.Dayanamadım DLC’leri satınaldım toplam saat 126′ya çıkdı.Gerçekten oyunda okadar çok etkileşim varki 2010 sonrası oyunların çok azında böyle etkileşim var.Belki oldskool rpg’lerde.Zaten FNV’den sonra çok az oyun beni tatmin etti

    Kaan

    @Ahmet Saraçoğlu, Sürekli felsefe okumaları yapıp varoluşun anlamını çözmeye çalışırım.
    Uzak doğu sporlarıyla çok ilgilendim, artık yaş geçtiği için bir vuruşta adam öldürme antremanı dışında bu işe zaman ayıramıyorum.
    Cinselliğin felsefesi ve sırları üzerine çok kafa yorarım. Bu konuda, kadın – erkek arasındaki farkları ve empati kurulup kurulamayacağı konusu üzerinde araştırma yaparım.

    Yiğit

    @Ahmet Saraçoğlu, birincisi sinema. İsmini duyduğum her yönetmeni detaylıca araştırıp, her filmini didik didik ederek araştırırım. İzlediğim filmleri tekrar izleme hastalığım olmasa şu an kültürüm çok geniş olurdu sanırım. Beğendiğim filmleri mutlaka 3-4 defa izliyorum

    İkincisi de oyunlar. Sinemayla paralel bence. Sinematografi açısından tabii ki o hissi vermiyor ama karakteri kontrol ediyor olmak, o interaktiflik oyun oynamanın en büyük zevki. En rahatsız edici filmleri bile soğukkanlılıkla izleyen biri olarak oyunlarda inanılmaz tırsağım. O etkileşim beni inanılmaz geriyor. Tabii ki de hikayeli oyunlardan bahsediyorum, competitive bana gelmiyor

    Rust in Peace.

    @Yiğit, bu konuda en tırsak insan ben olabilirim. Oyunlardan korktuğum kadar korku filmlerinden korkmuyorum. Bahsettiğim oyunlar da Outlast falan değil. Bioshock mesela. Geçen başladım, oyun o kadar güzel ki. Hikayesi, olayın geçtiği ortam, her odanın birbirinden farklı olması,o vintage hissi… Ama gel gelelim gerilmekten oyundan zevk alamadığım için 1 saat sonunda sildim. Subnauticada da tırsıyorum mesela arada ama eğleniyorum oynarken.
    Fallout New Vegas oynuyorum, oynayanlar bilir Repconn diye bir fabrika var ve içi ghoul dolu. Göreve girdiğime kaç kere pişman oldum o fabrikanın içindeyken anlatamam. Görev bittikten sonra bir daha girmedim zaten.

    Ş. Yıldırım

    @Rust in Peace., Half Life 2′nin Ravenholm bölümü gibi bir şey heralde, korkmayı beklemediğin bir oyunda aniden tuhaf biçimde ürpertici bir ortama düşebiliyor insan. Ama Bioshock da çoğu yerde korku oyunu atmosferine bürünüyor cidden.

    Yiğit

    @Rust in Peace., oyunlar daha çok geriyor orası kesin bence. Etkileşimde olmak ana sebebi dediğim gibi. Filmde senin problemin değil, ne de olsa karakter bir şeyler yapar diyip içten içe umursamıyoruz ama oyunlarda sen halletmek zorundasın. Ben de teknik olarak hiç korku oyunu oynamadım ama half life ve bioshock en gerildiğim oyunlardan

    Murad

    @Ahmet Saraçoğlu, Futbol ve sinema

    Rashid

    @Ahmet Saraçoğlu, Koleksiyon yapmayı seviyorum. Plaklar, cd’ler, kasetler, dvd’ler, oyunlar, oyun konsolları, kitaplar, mangalar, müzikle alakalı Japon ürünü elektronik cihazlar falan bir çok şeye karşı zaafım var diyebilirim :D Metal’le iç-içe olan bir hobim bu.

    Müzik dışında Japon ve Nordic ülkelerinin tarihiyle ilgileniyorum. Bu ülkelerin tarihi, yaşam tarzları falan bana çok hitap ediyor. Kitap okuma isteğimde bu yöne kaymış durumda. Daha çok bu ülkelerin yazarlarının kitaplarını okuyorum.

    Dil öğrenmeyi seviyorum. Hani ne kadar buna hobi denilebilir bilemiyorum ama 50 yaşına ulaşana kadar en az 5-6 dil bilmek istiyorum. Türkçe ve ingilizcemin yeterli olduğunu düşünüyorum. Rusça ve japoncaysa orta halli konuşabiliyorum. Rusçamı geliştirdikten sonra Nordic dillerinden birine başlayacağım büyük ihtimalle.

    İyi bir futbol izleyicisiyim. Yalnızca sevdiğim takımları değil, genel anlamda Avrupa liglerini elimden geldiğince takip ediyorum.

    5 yaşımdan beri oyun oynadığım için oyun her zaman hayatımın bir parçası oldu. Son 7-8 yıldır pek fazla oyun oynadığım söylenemez ama yine de güncel oyunları takip ediyor ve yeniliklerden haberdar olmaya çalışıyorum.

    Profesyonel güreşe bayılıyorum. Yalnızca WWE değil AEW, NJPW, ROH, Impact, PWG, Stardom filan bir çok promosyonu takip ediyorum ama her hafta kaçırmadan izlediğim bir şey varsa o da NXT şovları oluyor. Endüstrinin yıllar içinde nasıl değiştiğinden tutun da gimmick’lere, maç yapılarına kadar her konusunda bilgi edinmeyi ve konuşmayı çok seviyorum.

    Eskisi kadar anime izlemiyorum, hatta çok nadiren izliyorum son yıllarda ama diğer yandan eskisine nazaran daha fazla manga okuyorum. Maalesef anime endüstrisi git-gide kötüye doğru gittiği için yalnızca manga okumak bana yetiyor. Zaten bir çok anime manga’ların adaptasyonları. Direk kaynağı okuyunca anime izlemek için bir neden de kalmıyor.

    Bu kadar şeyi yazdıktan sonra bir şeyi anladım galiba. Genel anlamda tarih okumayı seviyorum sanırım. Hobilerimin büyük kısmında yaptığım ilk şeyleri tarihleriyle ilgili yazılar okuyorum. İlk nasıl yapıldı, sonra nasıl büyüdü ve s.

  2. Dysplasia says:

    Ben her şeyi bilmek istiyorum şahsen. Biyoloji, tıp, astronomi, resim, oyun, müzik/davul falan tamam; hayatımı tanımlayan şeyler. Ama sinema çekim tekniklerinden go oyununa, warhammer 40k gibi fantastik evrenlerden antik uygarlıklara dalıp dalıp çıkabiliyorum internet sağolsun.

    Dysplasia

    @Dysplasia, yukaridaki ahmet saraçoğlu postuna cevap olacaktı.

  3. ismail vilehand says:

    Play Off maçı tahminlerini alayım.

    Ahmet Saraçoğlu

    @ismail vilehand, ADS çıksın istiyorum ama ben istediğim için 0-0 ya da 1-1 biter, penaltılarla Karagümrük çıkar.

    Ahmet Saraçoğlu

    Baban da mı iddaa baronuydu be Ahmet…

    https://nsn.page.link/9fum5

    Gökay

    @Ahmet Saraçoğlu, Tebrikler :) Benim de kuponum Trelleborgs’ un 89 da yediği gol ile gitti maalesef. Geçen haftaki Galatasaray şoku ile birlikte bir hafta içinde 1000 TL gibi bir meblağ kaçırdım, maalesef :) İsveç Superettan’ da bu hafta sekiz maçın altısının sıfır bitmesi şanssızlığıma oldu. Bu arada sizin bahis sisteminizi biraz anladıysam, bir de yukarıdaki yorumunuzu da göz önünde bulundurarak; Play Off maçının 0-0’ ına da bir 10 TL atılmıştır sanki diyorum :D

    Ahmet Saraçoğlu

    @Gökay, geçmiş olsun. Aynen, 0-0 da oynadım. :)

    deadhouse

    @ismail vilehand, Karagümrük alır oynadım.

    Gökay

    @ismail vilehand,

    Ben de sıfır diyorum

    https://nsn.page.link/AJcVm

    ismail vilehand

    G E L İ Y O R U Z

  4. necrobutcher says:

    @deadhouse, bu yoruma dün de cevap atmıştım ama ya ben göremiyorum ya da arada kaynadı. evet türkçeyle ilgili felsefe yapılamaz araştırmaları var ama mesela evrimi yaratılış efsaneleriyle ilişkilendirip kurana bağlayan çalışmalar da var. saçmalık yani. ayrıca bu laf rte lafıdır burada görmek şaşırttı. bu da benim en sevdiğim türkçe sözlü metal şarkılardan kabul ederseniz tabi:

    https://www.youtube.com/watch?v=X3HuyyqXFRw

    deadhouse

    @necrobutcher, Reisçiyim zaten. Aynen haklısın.

    necrobutcher

    @deadhouse, teşekkür ederim.

    Carafield

    @necrobutcher, tamamen geyik olduğunu düşünerekten aklıma gelen bi enstantaneyi yazmak isterim: eskiden sidik diye bi forum vardı ve başta çok düzgün bi yer olduğunu düşünerekten içeriğine dahil olmuştum. Satanizm matanizm geyikleri dönerken nickinin shibata katsui gibi bişey olduğunu hatırladığım bi tip ramazan ayı olduğu gerekçesiyle ortalığı birbirine katmıştı. O herifle müzik zevklerimiz de epey yakındı ancak bu muhabbetten sonra herife karşı düşüncelerim tamamen tersine dönmüştü hatta ortak sevdiğimiz grupları bi daha eski gazla dinleyememeye başlamıştım. Herif atheist manyağıydı ve ben sanırım o dönemden beri atheist dinlemiyorum.

  5. P L A G U E says:

    Yukarıda oyundan bahsedilmiş. Doom eternal oynamadan ölmeyin. ilk doom u oynarken bile bunun uzerine daha ne yapabilirler demiştim ama adamlar öyle bir şeyler yapmışlar ki cidden inanılmaz. Şimdi de bu oyun için diyorum, bunun üzerine ne yapabilirler aq???

    chuck

    @P L A G U E, oyun incelemeleri vs. de okuyorsanız dost kayaoglunu oneririm.

  6. deadhouse says:

    Hahaha bu defa da halk istekte bulunuyor. Demirspor Süper Lige hahaha harika bir ülke böyle bir şey yok. Ciddiyetsizliğin bu kadarına pek rastlamadım. Uefa milli takım dahil tüm Türk futbolunu uluslarası müsabakalardan men etmeli.

    Ahmet Saraçoğlu

    @deadhouse, Bundesliga’dan düşen Fortuna Dusseldorf ve Serie A’dan düşen SPAL da seneye Süper Lig’de.

  7. crowkiller says:

    @Ahmet Saraçoğlu, sinemaya baya bir ilgim var, zaman geçsin diye arka plana 10/4 lük film açıp telefonla uğraşıp yarısında uyuyakalan tiplerden değilim,auteur yönetmenleri severim, hatta filmleri yönetmenine göre izlerim, bazen hadi iran sinamasına dalayım deyip ”onlardaki hababam sınıfı ” tarzı alaksız filmler izlerim, filmi izlerken iki de bir film hakkında googledan araştırma yaparım, film bittikten sonra saatlerce film hakkında yazılar okurum, imdbde filmin triviasını okurum ki bu film kaç mm lensle çekildi, film çekilirken kimin ayağına yanlışlıkla spot ışığı düştü , falancı rol aslında kime gidecekti ama o kişi hangi film için reddetti gibi kuru bilgilerden oluşur. Fakat ben baya severim bu ayrıntıları. onun haricinde bilgisayar oyunlarını çok seviyorum gerçi 2 senedir artık konsol takılıyorum ama neyse, witcher 3 , rdr 2 bu aralar tekrardan oynadığım oyunlar, 2 dünya savaşı ile alakalı her şeyi çok seviyorum, ideolojileri boktan olsa da nazilere acayip ilgim var, 1 hafta önce sabah 4 e kadar falan adamların hangi insigniaları abd ve türk ordusuna göre hangi rütbeye denk geliyor böyle gereksiz bilgileri araştırarak uykuya daldım,öyle boş bi hayat, tankları, silahları taktikleri doktrinleri vs aşırı ilgimi çekiyor, 2. dünya savaşında tam bir oç gibi davranmışlar ama herifler cool as fuck mış ne diyelim. ingiliz dili ve edebiyatı mezunu ve devlet okulunda ingilizce öğretmeniyim(yani artık survival mode takılıyorum idealist mode off ). edebiyata da baya ilgim var.birbiriyle çok ilgili değiller fakat, dostoyevsky,gogol,gorki, edgar allan poe, h.p lovecraft , marquez, yaşar kemal, sait faik , şiire aşırı ilgili olmasam da , nazım hikmet, ahmet arif vs baya severim. felsefe ve psikoloji ile de uğraşıyorum. üniversiteden gelen bir birikim olarak dilbilimini de severim. yazı biraz şuna benzedi ama neyse :

    https://youtu.be/k9Y9-xueg5M?t=93

  8. deadhouse says:

    Bu Polonya niye bu kadar muhafazakar, bilgisi olan var mı? Adamlar bildiğin Avrupa’nın yobazı. Gören sanacak 2020′de yaşamıyorlar, 300 yıl öncesinin dünyasında yaşıyorlar. Koalisyondaki partiler hep sağcı. İlginç. Ne bu katoliklik aşkı.

    daud

    @deadhouse, 18. yüzyılda Avusturya, Prusya ve Rusya arasında toprakları paylaştırılıp harita üzerinden silindikten sonra neredeyse 200 yıl boyunca asimile olmaktan inançları sayesinde kurtuldular. Bunun dışında Rusların her fırsatta istila etmeye çalışması ve 2.Dünya Savaşında yaşadıklarından sonra iyice kapalı bir toplum oldular. Hristiyanlığa olan fanatizm derecesindeki bağlılıkları bundan dolayı diye düşünüyorum.

    Tarih boyunca yaşadıkları düşünüldüğünde şimdiki durumları şaşırtıcı değil aslında. Başka bir millet benzer durumları yaşayıp atlattıktan sonra dışa dönük ve yabancılara toleranslı olabilir miydi? Sanmam.

    deadhouse

    @daud, Diğer ülkeler de Hristiyandı yalnız. Ben dini boyuttan bahsediyorum; ırksal bir milliyetçilikten değil. Dünya tarihinde en az Polonyalılar kadar acı çeken başka ırklar da mevcut. Hepsi muhafazakar değil. Bahsettiğin durumu inkar etmiyorum. Bununla ilgili ya da ilintili olabilir. Lakin bence sadece neden bu değil.

  9. Canoir says:

    Valla olmayacak böyle bişey ama keşke bi killer be killed albümü daha gelse ya. Çok şahaneydi o ilk albüm. 6 yıl olmuş çıkalı, açtım yine döndürüyorum akşam bi daha döndürürüm

    Ahmet Saraçoğlu

    @Canoir, neren olmasın ki? Albüm bu sene çıkacaktı, salgından dolayı bir haber gelmedi ama en geç seneye piyasada olacaktır.

    Canoir

    @Ahmet Saraçoğlu, aa bi dakka. Ben yeni albüm haberini duymamıştım. Tek albümlük proje falan diye düşünmüştüm. Anaa durduk yere mutlu oldum hahah

  10. şeyh hulud says:

    Kurt Cobain’i kurt emzirseydi nasıl olurdu diye merak edenler şu Smells Like Teen Spirit coverına bakabilir:

    https://www.youtube.com/watch?v=PbEKIW3pUUk

  11. Horrendous says:

    Ey ahali son zamanlarda aklımı kurcalan bir soru var, düşüncelerinizi merak etmekteyim. Metal müzik adına şirketlerden bağımsız olarak albüm çıkarmanın, ev stüdyolarının, sosyal medya mecralarının, stream ortamlarının artışıyla beraber her gün onlarca albüm ve yeni grup önümüze sunuluyor. Piyasada isimlerini duyurmaya çalışan bu isimlerin tüketicileri bizleriz ve gün geldiğinde bu isimleri ihya edip eşe dosta pazarlayacak; sevdiğimiz işleri en doğru sıfatlarla tanımlamaya çalışıp değerinin verilmesini isteyecek, yeri geldiğinde yerle bir edip yerin dibine gömecek olan yine bizleriz.

    Derya deniz bu havuzun içinden kaliteli işleri cımbızla çekip çıkarmak adına araştırmalar yapıyor, siteler, forumlar, youtube kanalları gezip değer verdiğimiz insanların yorumlarını okuyor/dinliyor, süzgeçten geçiriyoruz.

    İlkokulda kulaktan kulağa oyununu oynatarak bize verilmek istenen ders şu oldu: Bir fikir, bir olgu ne kadar çok ağız değiştirirse yanlış algılanmaya, anlamlandırılmaya, evrilmeye, değişmeye o kadar müsaittir. Benim altını çizmek istediğim, hem rahatsız olup hem de memnun olduğum bir olay var. Yeni çıkan işleri gerçekten hakkıyla değerlendirip, gerektiğince mesai harcayıp, tartıp biçip mi karar veriyoruz? Yoksa kamuoyu düşüncesinin izinden gidip en çok puanı alan, en çok ismi geçen, ortamlarda fazlasıyla konuşulan isimleri sevdiğimize inanmayı mı kolay buluyoruz? Kısacası sürüsünü takip eden koyun dinleyiciler olmayı tercih ediyor olabilir miyiz?
    Kulaktan kulağa oyunundaki ikinci adam masa altından para aldı ve A’yı B olarak değiştirdi, diğerleri de gayet iyi bir şekilde onun dediğini tekrar ettiğini varsayalım.

    Pazarlama ve reklam boyutunda insan algısı manipülasyonlara, aydınlatmalara, renklendirmelere ve olduğundan farklı gösterimleri olmadığı gibi görmeye çok müsait. Her konuda yargıya varma eylemini çok hızlı gerçekleştirdiğimiz, tüketimin saniyelere indirgendiği, nitelikten çok imaja önem verdiğimiz günümüz dünyasında bu durum her sektörde olduğu gibi bizleri nasıl etkilemekte?

    Safsatalar, övülmeler, yüksek puanlar, iyi bir kapak, kaliteli bir şirket, sevdiğimiz bir yazar, çokça dinlediğimiz bir promotion kanalı, takip ettiğimiz forumlarda dolanan yorumlar karar mekanizmamızı ne boyutta etkiliyor? Pahalı-ucuz şarap deneyindeki gib düşünmenizi istiyorum. Hipotetik bir beyin fırtınası yapalım istiyorum.

    Gerçekten vasat, ortalamanın altında bir albümü ele alalım. 10/10 puanlarla, harika kritiklerle, iyi bir ilistürasyon, göz alıcı bir kapak, etkiyelici bir isimle piyasaya sürüldüğünü ve arkasına da önceden yayınladığı işlerle saygımızı kazanan bir şirketi koyalım. Daha albüm çıkmadan yorumlarına değer verdiğimiz sitelerde muazzam kritikler yazılıyor, torrentten indiren ekip daha 1. dinlemede anamı babamı satarım moduna giriyor, instagram sortylerde paylaşılıyor, tişörtlerin sold-out olduğunu gördüğümüz internet siteleri sizi renkli limited edition plaklara yönlendiriyor. Kısacası veriyorlar küsküyü basıyorlar gazı. Biz de açıp heyecan ve huşu içinde dinlemeye koyuluyoruz. Peki ya sonra? Tecrübesiz kulaklar için bile sınıfında kötü olarak değerlendirilecek bir işi ne kadar kendi süzgeçimizden geçirerek değerini biçiyoruz? Biz dinleyiciler olarak önümüze sunulan bu işin kalitesini bu kadar iyi pazarlandığı için mi sevdiğimizi düşünüyoruz? Ya da ilk dinleyişimizde kötü olduğunu algılasak bile sonradan beğenirim belki diye tekrar tekrar döndürüyor muyuz? Dinlediğimiz albüm kaliteli mi diye karara varmamızdaki psikolojik motivasyon ön sevişmede bize verilen bilgilerin yoğunluğuna mı bağlı?

    Konumuz müzik olduğu için subjektif olarak zevkler-renkler eğrisinde değerlendirilmesi gerekliliğine girmek istemiyorum. Bu müziğe gönül vermiş insanlar olarak konu hakkındaki fikirlerinizi merak ediyorum. Kaliteli diye sunulan vasat bir işin kötü olduğunu söylemede ne kadar cüretkarız? Ya da algılarımız bu yönde telkin edildiği için acaba o işin vasat olduğunu anlamıyor bile olabilir miyiz? Placebo etkisi müzik sektöründe, sizin için ne kadar geçerli? İnsanlar tarafından övülen ve çokça konuşulan bir işi tekrar tekrar dinleseniz bile sevemediğinizde ne düşünüyorsunuz? Kaliteli müziğe ulaşmak için kendi yorumlarınızı eleştirel bir boyutta yansıtıyor musunuz? Gerçekten canı gönülden merak ediyorum. Dinlediklerimi seçerken araştırma yapmayı seven bir insan olarak bazen bu soru işaretlerine boğuluyorum. Sevdiğim/sevmediğim tüm işlerde kamuoyu düşüncesi ile karşılaştırma yaparken ister istemez aklıma gelen sorular bunlar. Sizlerin düşüncelerini merak ediyorum. Uzun oldu farkındayım, şimdiden teşekkür ederim.

    deadhouse

    @Horrendous, @Horrendous, Bu konuda içim rahat. Bence 10 yıl ve üzeri ciddi manada müzik dinleyiciliği geçmişi olan biri pazarlama, reklam, tanıtım hiçbir şeyi takmaz. Yok eğer buna rağmen etki altında kalıyorsa orada bir sorun var demektir. Ayruca şirketlerden, pazarlamadan ziyade sitelerde aşırı övgü alan albümü dinleyicinin beğenmek zorunda hissetmesi berbat bir durum. Bu sadece müzikte, sanatta değil, maalesef günümüzde her alanda çoğu kişinin muzdarip olduğu bir hastalık. Özellikle sosyal medya bu tür insanlarla dolu. Başkalarının fikirlerini, beğenilerini taşıyan insanlar. Siyasette, toplumsal olaylarda, hemen hemen her konuda nabza göre şerbet takılıyorlar. Çoğunluğun olduğu yerde güvende hissediyorlar. Azınlıkta olmanın riskini alacak karaktere sahip değiller.

    Retrokafa

    @Horrendous, -Derya deniz bu havuzun içinden kaliteli işleri cımbızla çekip çıkarmak adına araştırmalar yapıyor, siteler, forumlar, youtube kanalları gezip değer verdiğimiz insanların yorumlarını okuyor/dinliyor, süzgeçten geçiriyoruz.

    bunu yapma bence ilk kendi süzgecinden geçir,bu yüzden başkalarının düşünceleriyle harmanlı bir müzik zevkin oluşur.
    metal dinleyen birinin, kimsenin düşüncesine ihtiyacı yok. zaten kendisi bir şeylere karar verebildiği,ortalamanın üstünde bir vizyonu olduğu için metal dinliyordur.

    bir albüm hakkında kendi bir fikrin oluşur. ondan sonra kim ne diyor diye bakarsın, fikirlerini karşılaştırırsın.ama onlardan etkilenip bir fikir oluşturursan, bu senin fikrin olmaz.

    şuanda ortam böyle dönüyor youtube dan falan acayip acayip bebelerin boyunu aşan filmler,müzikler hakkında saçmasapan şeyler anlattığını görüyoruz. işin kötüsü gençler de o işi,albümü veya filmi izlemek yerine önce açıp bu bebeleri izliyor.direk önyargı oluşturarak başlıyorlar. kendi bir fikirleri olmuyor.çok üzücü bir durum.

    ismail vilehand

    @Horrendous, bu sorunun çözümü çok basit ama o basit noktaya gelebilmek epey uzun bir süreç. “kişinin kendi müzik zevki > geriye kalan bütün etkenler” formülü uygulamaya geçtiğinde webzinelerde basılan 10 puanlar, plak şirketlerinin pompalamaları veya başkalarının ne düşündüğü anlamını yitiriyor.

    20 seneden fazladır bu tarz müzik dinliyorum, oradan oraya savrulmayı bırakıp kendi zevkime göre nokta atışı yaparak müzik dinlemeye başlayalı anca 5-6 sene oluyor. Artık dış etkenlere takılmadan çok daha kısa sürede damak tadıma uygun şeyleri yakalayabildiğim için kısa sürede daha fazla seveceğim şeye ulaşabiliyorum. “18. kez dinliyorum, hala sizin kadar sevemedim bu albümü.” gereksizliğinden kurtulmak bile büyük bir olay bence.

    “X albümü beğenirsem karizmam çizilir mi?”, “Y albümü beğenmediğimi söylersem ekstrem müzik neferi kişiliğime zeval mi gelir?” veya “Z adlı baba grubun yeni albümü dinlemeyi vakit kaybı olarak gördüğümü dile getirirsem linç yer miyim?” demeyecek olgunluğa erişince büyük bir rahatlama geliyor insana.

    Bu gözler Alterage dinleyip beğendikten sonra logosunu görünce “Çok modernmiş. Dinlemem.” diyen, Blaze of Perdition Metal Blade ile anlaşınca çıkacak albümü dinlemeden hayatından silen insanlar gördü.

    İnsan kendini iyi tanıyıp, müzik zevkini oturtunca dış etkenlerin müdahalesini minimuma çekebiliyor. İyi bir dinleyici olabilmek için görünmez duvarları yıkmak çok önemli.

    Murad

    @Horrendous, Ben “X albümü beğenmediğimi ve ya Y albümü beğendiğimi söylersem linç yerim ve ya metalci kişiliğime zarar gelir”fikrinde olmadım hiç bir zaman, ama bir albümün ne derece iyi ve ya kötü olduğunu anlamam zaman alıyor, daha doğrusu beğenip beğenmemek değil de, bir şeyi dinleyip bunun kaliteli olduğunu anlıyorum amma mesela 10 üzerinden 7lik mi, yoksa 9luk mu olup olmadığına karar vermem, yoksa beğenmediğim bir albüm acaba vasat mı yoksa sandığımdan da daha mı kötü, o noktada karar vermemde kritik ve dinleyicilerin yorumları aklımı bulandıra biliyor.

  12. Emre says:

    Birkaç gündür The Metal Archives’in arama motoruna takmış durumdayım. Bulunmaz nimet cidden.
    Son olarak birçok yazarın metal grupları üzerindeki etkisine baktım. Hangi yazar kaç grubu etkilemiş? Liste aşağıda. Tabii bu “lyrical themes” kısmındaki anahtar kelimelere göre yapılan bir araştırma. Gerçek sayıları vermekten uzak olsa da fazlasıyla fikir verici olduğunu düşünüyorum.
    Heavy metal-edebiyat bağlantısı gayet tatmin edici, ancak felsefe konusunda henüz oldukça yetersiz duruyor manzara. Gerçi konu olarak felsefe ile ilgilenen 1716 grup varmış, ama bu felsefenin niteliği çok tartışmalı tabii. Şahsen benim gerçek anlamda “felsefi” diyebileceğim gruplar sadece Deathspell Omega ve Liturgy. Sizin buna ekleyeceğiniz gruplar var mı?

    Lovecraft: 397
    Tolkien: 219
    Edgar Allan Poe: 21
    Nietzsche: 18
    Robert E. Howard: 17
    William Shakespeare: 11
    Dante: 10
    Aleister Crowley: 8
    Michael Moorcock: 7
    John Milton: 4
    Stephen King: 4
    Anton LaVey: 3
    Clark Ashton Smith: 2
    Clive Barker: 2
    George Orwell: 2
    Isaac Asimov: 2
    William S. Burroughs: 2
    Charles Baudelaire: 1
    Emile Zola: 1
    Georges Bataille: 1
    Hegel: 1
    Marx: 1
    Peter H. Gilmore: 1
    Schopenhauer: 1
    William Blake: 1
    Albert Camus: 0
    Dostoyevski: 0
    Kafka: 0
    Marquis de Sade: 0

    deadhouse

    @Emre, Esoteric felsefi düzeyde en üstte olan gruptur bana göre. Liriklerine göz atmanı tavsiye ederim.

    Emre

    @deadhouse, aslında son albümlerini dinleyip çok sevmiştim, ama sözlerine hiç dikkat etmemişim. Cidden iyiymiş. Zaten daha ilk albümden olaya Epistemological Despondency diye girmişler. Detaylı şekilde inceleyeceğim. Çok sağ ol.

    killyourselfchuck

    @Emre, bu öykünmelere ve özellikle belirli bir yazarın tarihe damga vurmuş düşünce akımına göre yazan, müzik yapan, yol alan gruplar çok ama çok azdır.

    çoğu progresif ve black grup kendi konseptleri içerisinde felsefelerini yedirip edebiyat yapıyorlar. Metal müziğin güzel yanıda zaten bu.

  13. bring me the horizon’ın yeni şarkısının prodüksiyonu mükemmel. doom müziklerini yapan kişi yapmış, enfes bir şarkı

    https://youtu.be/racmy7Y9P4M

    killyourselfchuck

    @Ashes of the Wake, doom falan diyince bi’ an heyecanlandim ve linke tikladim. sonra bahsettiğin doom’un o “doom” olmadığını anladım.

    😓

    Berca B.

    @Ashes of the Wake, prodüksiyon derslikmiş cidden. Çok çok iyi iş.

    Yalnız Ulver’den sonra ilk çıktığı zamanla şimdi yaptığı müzik arasında en alaka olmayan grup bu herhalde. Tarzım olmasa da bu şarkı baya acayipmiş.

  14. aliexpress’den tişört sipariş eden var mı? mükemmel tişörtler var ama geliyor mu emin değilim. hiç yurt dışı sipariş vermedim daha önce.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.