# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Tartışma
Fobilerimiz
| 21.05.2015

Korkma, korktukça, sıra sana gelecek.

Ekseriyetle olumsuzluktan uzak tuttuğumuz köşemizde bu hafta olumluluğa odaklanmaya çalışarak biraz karanlık noktalarımıza temas edelim. Verimli ve sağlıklı bir yaşam inşa etmede sanatsal zevklerimiz önemli bir yer tutuyor. Şu anda bir köşesine bakmakta olduğunuz bu İnternet sitesi de, bunların en sarsılmaz bileşenlerinden birine katkıda bulunmak amacıyla dijital literatürde kalıcı bir yer edinmeye çalışıyor. Hobi terimiyle tam olarak tezat oluşturmasa bile, genelde fonetiği itibarıyla ilk çağrışımlardan biri olan fobi kavramını, gelin bu hafta köşemizde sürdürmeye çalıştığımız içten ve ön yargısız paylaşım bağlamında masaya yatıralım.

Fobi dendiğinde aklınıza kişisel ve sosyolojik anlamda neler geliyor? Bilimsel bir yorum getirme kaygısı gütmeksizin fobilerin ne gibi sebeplerle oluştuğunu düşünüyorsunuz? Sizce fobilerle nasıl mücadele edilir?

Her türlü tatsızlıktan uzak, pamuk şeker gibi bir hafta dilerim.

  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“Fobilerimiz” yazısına 120 yorum var

  1. Fobi denecek kadar korktuğum bir şey aklıma gelmiyor. Ne böceklerden, ne yüksekten, ne de karanlık vb gibi standart fobi ögelerinden korkarım. Korkmaktan ziyade, özellikle çocukken, istemediğim bir durumla karşılaştığım zaman karnım ağrırdı. İlkokulda bir süreliğine çok kötü bir öğretmenim vardı -sonradan okuldan atılmıştı- ve onun yüzünden okula giderken, her sabah serviste karnıma ağrılar girerdi, özellikle de okula yaklaşırken. Sonrasında da birtakım tedirginliklerde bu karın ağrıması ortaya çıkar oldu, ancak zamanla azaldı ve yok oldu.

    Ama fobi olayının çok acayip boyutlara vardığına tanık oldum. Hareket eden parmaklar örümceği hatırlattığı için insanların ellerine bakamayan birini, ya da ufak bir kedi yavrusu görünce bile çığlık atıp masaları deviren koca koca insanlar görmüşlüğüm var.

    En çok ne olsa altıma sıçırtır diye düşününce aklıma gelen şey ise, bir gece pencereden dışarı baktığımda dışarıda, pencerenin hemen öbür tarafında bir çocuk/bebek görmek olur sanırım.

    “Gece vakti ormanda çocuk gülüşü/bebek ağlaması duymak” muhabbetinden çok, buna korkarım gibime geliyor.

  2. InkognitOwl says:

    En büyük fobim kötü niyeti olan birinin bana doğru yaklaşması. O esnada duygularım karmakarışık oluyor, kendimden de korkuyorum aslında ben de ciddi zarar verebilirim karşıdakine zira. “Vurma ağbii” diye sızlanacağımı zannetmiyorum. Şimdiye kadar teğet geçtiğim çok olay geçti başımdan, özellikle eski yıllarda. Normalde öyle genel bir fobim yok aslında tanımadığım kişilere karşı, ama öyle bir niyet sezer sezmez biraz fazla heyecanlanıyorum hala.

  3. Lifelover says:

    Devasa uçan böcekler dışında kapalı alan korkum var birde değişik bir fobiye sahibim delikli yüzeyler gördüğüm zaman midem bulanıyo :D

    Ahmet Saraçoğlu

    @Lifelover, delikli, gözenekli yüzeylerden korkma olayı, galiba en çok rastladığım fobi türü. Ciltle bağdaştırılıp çok rahatsız edici şeyler düşündürtüyor sanırım.

    Nox

    @Lifelover, değişik değil ya o. herkeste var aslında ama insanlar farkında değil genelde. ben böyle bir fobi olduğunu görüp o neymiş ki diye araştırana kadar bilmiyordum mesela ama test için konulan fotolara biraz bakınca içim dışıma çıktı, yarım saat kaşındım durdum. şimdi bile lafı geçti diye kollarım kaşınmaya başladı mesela. sonra evdekilere tek tek gösterdim fotoları aynı etkiler onlarda da oldu.

  4. Nurhacı Çeri says:

    YÜKSEKLİK, zamanla baya yendim ama hala kardeşlerimi balkonun kenarına yaklaştırmıyorum, hatta bir kere anneme kucağında kardeşim varken balkondan aşağı baktı diye bayağı bağırmıştım hayırsız evlat gibi.

    Ama en çok yalandan korkardshjsfdh

  5. B U R Z U M says:

    Biraz arızalı bir çocukluk geçirdim, hakikaten küçük bir psikopat gibiydim. Babamin çoğu zaman yurt dışında olması, tek çocuk olmam falan böyle yaptı sanırım bilmiyorum. O yüzden abartılı olabilir ama hiçbirşeyden korkmayarak büyüdüm. Ne metafiziksel muhabbetler, ne fiziksel acı, ne kavgaya girmek yada böcek şu bu falan hakikaten hiç beni korkutmadı. Sadece hayatımda başıma gelen bir talihsizlik, yani 20 lik dişin yamuk çıkması yüzünden bi ara sebebini bilmediğim şekilde dişçiye gitmekten korktum. Sonunda bu diş muhabbeti yüzünden gittim dişçiye ve artık en ufak tereddut yaşamadan dişçiye gidebilirim:) eyyorlamam bu kadar.

  6. Ali İhsan Balı says:

    Her aklı başında insan gibi yüksek bir binadan aşağı bakmaktan pek hoşlanmıyorum ama fobi olarak sayılacak tek korkum KÖPEK KORKUSU.

    Köpeklerden o kadar korkuyorum ki burada hakkıyla anlatmam mümkün değil. Bazen(Çoğu zaman) yolumun üstünde kendi halinde duran bir köpek görünce anında yolumu değiştiriyorum ve yürüyeceğim mesafe ikiye katlanıyor. Kimi zaman kendimi tutamayıp köpeği gördüğüm anda kaçmaya başlıyorum ahah. Bazı durumlarda da hiçbir şey yapmadan olduğum yerde bekliyorum ki dışarıdan bakınca çok saçma görünüyordur kesin.

    Ali İhsan Balı

    @Ali İhsan Balı, Ha bir de şimdi geçti tabii ama küçükken(5-6 yaş) ÜZÜMDEN çok korkardım. Görünce ağlıyordum yada üzüm olan odaya asla girmiyordum. Hala üzüm yemiyorum.

    çaksu

    @Ali İhsan Balı, Bi yardım bi tavsiye al üstüne git bence. Bölüm sonu canavarı olarak da belki birkaç sene sonra evine bi köpek alabilirsin. :) Dünyanın en tatlı yaratıkları. İnsan davranışı yüzünden psikopata bağlayanı oluyo tabi. Kendi haline bırakırsan bağ kurmaya oynamaya meraklı, latif muhteşem yaratıklar. Yaşayan herşeye hastayım, bunlara ayrı hastayım.

    Ali İhsan Balı

    @çaksu, Parkta falan otururken bir tanesi yanıma gelince kendimi zorlayıp seviyorum ama yine de içimde bir gerginlik oluyor mutlaka. İleride bir köpek almayı kesin düşünüyorum zaten.

    Beorn

    @Ali İhsan Balı, Kopek gorunce panik atak geciren birinin, kopekle uyuyabilecek seviyeye gelme surecini izledim. Bence de git ustune, kopegin sevgisi tarif edilmez cok baska oluyor.

    Ozan H. E. Turakine

    @Ali İhsan Balı, Ben kediden böyle korkanını duymuştum, bizim ortamda falan defalarca anlatmıştım, yeri gelmişken buraya da yazayım. Erzurum’da zamanında mafya babasının biri böyle kedilerden fazlasıyla korkuyormuş. Bir gün akrabası adamın mekanına kedi getiriyor, sırf şaka yapmak için (şakaya gel) odaya elinde kediyle giriyor ve daha adam noluyoruz demeden kediyi herifin üstüne fırlatıyor. E tabi herif mafya babası, korkudan çıkartıyor silahı önce üzerinde tepinen kediye sıkıyor, ardından da o korkunun etkisiyle mekanda bulunan 6-7 kişinin tamamını silahla vuruyor. Tabi şaka yapan akrabası da dahil.

    İnsanların korkularıyla pek oynamamak lazım evet.

    Ali İhsan Balı

    @Ozan H. E. Turakine, hashhhahahahha

    ERZURUM’DA SIRADAN BİR GÜN

    Furkan Keskin

    @Ali İhsan Balı, @Ozan H. E. Turakine, ahahsgshsgdvja

  7. Son iki üç yılda böceklere karşı ortalama bi tiksinme duyar oldum. Küçükken koca bir kutu dolusu yavru karafatmayı ayaklarımla ezdiğimi iyi hatırlıyorum. (Yavru karafatmalar bembeyaz oluyorlar bu arada) Buna rağmen son iki yıldır ne zaman bi böcek görsem tiksiniyorum. Fobi gibi değil ama belli ki bir iki sene içerisinde fobiye dönüşecek.

    Bunun dışında beni tamamen hayattan koparabilecek tek bir fobim var; Şeftaliden çıkan kurt.

    O kadar korkuyorum ki, şeftali yerken çekirdeği bir şekilde kırılırsa, devamını yemeyi bırakıp hemen koşa koşa gidip çöpe falan atıyorum. Bir defasında yine çekirdeği kırılmıştı ve o kurdun hareket ettiğini gördüm, şeftaliyi bırakıp odadan kaçtım ve bir süre odaya girmeye korktum hasdkjald

    Allah belanı versin şeftali kurdu, yaşam kalitemin içine ettin.

    Bir de çocukken Yalova’da (ve büyük ihtimalle bütün Türkiye’de) çocukları kaçıran organ mafyası olayı patlamıştı. Evin önünden gün içinde defalarca kayıp çocukları anons eden araba geçiyordu “mavi kot pantolonlu, kırmızı tişörtlü, 5-6 yaşlarında sarışın bir erkek çocuğu kaybolmuştur” vs diye. O olay yüzünden 8. sınıfa kadar falan sürekli biri beni tutup kaçıracak diye korktum, geceleri yalnız yürümeye bayağı bayağı tırsıyordum. Çocukluğumu yaşatmadınız ibneler!

    çaksu

    @Ozan H. E. Turakine, İlk paragrafın hatırlattı. Öğrenci evlerimden birinde çalışan bulaşık makinesini açınca içinden 5 10 tane böceğin fırladığını biliyorum. Evi sen düşün. Neyse bigün belki bi yüz tanesinin gündüzleri buzdolabının altında geçirdiğini keşfettik. Bi pazar saldırdık. Süpürge bendeydi, dolabı çekme görevi arkadaşta. Aksiyonu hayal etmenizi rica ediyorum haha. Vicdan da rahat olunca müthiş bi keyif. Yediğine girmese yaşasın ibneler de, giriyolar.

  8. Fobim yok belki ama, beni son derecede rahatsız eden bir şey var, o da utanç verici bir şeyler yapan insanlara bakamamak, onları izleyememek.

    Çok utanç verici bir şeyler yapan insanları izlemekten aşırı rahatsız oluyorum. Komik bulmamayı falan geçtim, hiçbir şekilde bakamıyorum. Video falansa, durumu anladığım anda hemen kapatıyorum, tanık olmak durumunda olduğum bir şeyse “Of lütfen yapma bunu” falan deyip kafamı eğiyorum.

    OnurOnur

    @Ahmet Saraçoğlu, +++ tamamen aynı, bayağı içim sıkılıyor

    Nurhacı Çeri

    @Ahmet Saraçoğlu, Abi Office ve Arrested Development’a başladığında zorluk çekmedin mi peki? Bende de aynı durum vardı ve baya zorlandım ilk bölümlerde ama Bluth ailesi ve Michael Scott sağolsun yendim, Yetenek Sizsiniz hariç her şeyi izleyebiliyorum artık.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Nurhacı Çeri, onlar bir kurgu oldukları ve olan şeyleri sevimli yansıtabildikleri için onlarda o tarz bir şey olmuyor. Onlarda empati kurabiliyorsun, eğleniyorsun veya oynayan aktörü/aktristi takdir ediyorsun vs.

    Diğer durumlarda, yani televizyonda veya gerçek hayatta olan ise o kişilerin gerçeği, o kişilerin gerçekten yaptıkları bir şey. Empati kurulamayacak bir şey. Utanmaya, rahatsız olmaya, hatta ne yazık ki yer yer acımaya kadar giden bir şey. O yüzden kurgusal şeylerde bunu hissetmiyorum.

    Ertuğrul Bircan Çopur

    @Nurhacı Çeri, Bende de bu durum var ve The Office’i ilk 2-3 bolumunu izledikten sonra silmistim hatta ilk izlemeye calistigimda. Seneler sonra “lan bu kadar ovuyorlar bunu ne oluyor” diye tekrar izlemeye basladigimda kendimi zorlayip devam edebildim ve sonradan favori dizilerimden biri oldu benim de.

    Bu acidan kesinlikle faydasi oldu bana ya The Office’in. Eskiden kurgu murgu da olsa inanilmaz rahatsiz oluyordum. Parks & Recreation’in ilk birkac bolumu de ayni sekilde olmustu hatta. Arrested Development’ta hic olmadi nedense, ki hepsinden de once izledim onu.

    Ünal Akünal

    @Nurhacı Çeri, onlarca defa izlememe rağmen hala şu sahneyi izlerken bi yandan gülüp bi yandan “offff” diyerek istemsizce gözlerimi kaçırıyorum.

    https://www.youtube.com/watch?v=SV_dJSS3mI8

    Ve evet, benim de bu durumu aşma konusunda bu dizilerin baya yardımını gördüğüm söylenebilir. Hatta Arrested’daki star wars sahnesine gülmeye başladığım an tamamen atlattım bunu sanırım sdfs

    İlker

    @Ahmet Saraçoğlu, Bunu yazmaya gelmiştim, ‘başkası adına utanma’ olayı benim de büyük sıkıntılarımdan biri.

    şeyh hulud

    @Ahmet Saraçoğlu, biraz alakalı bir şey, ben de şu kamera şakalarını falan izlerken çok rahatsız olup kapattığım oluyo. Özellikle abartılı, korku üzerine kurulu olanları. fake tir bu diyip içimi rahatlatsam da, bir yerden sonra, bi insanın o kadar özelini görmek bir çeşit pornografi gibi gelmeye başlıyor bana.

    oz

    @Ahmet Saraçoğlu, Ben, televizyonda, radyoda yayına telefon bağlantısı yada sıradan vatandaş aldığında direk bırakıyorum dinlemeyi/izlemeyi aptalca bir şeyler yapacak korkusuyla. Şu evlendirme programları filan cehennemim olabilir. Ayrıca okulda, herhangi bir kitleye seslenilen toplantılarda konuşmacı takılmaya, saçmalamaya başladığı an kafamı çevirip sayı saymaya başlıyorum manyaklar gibi.

  9. OnurOnur says:

    Tam bir fobi derecelerinde mi emin değilim ama bayağı korktuğum şey var ya. Bilimum böcek türleri. Hani içine kelebeğide koyabilirsin. Hatta uçanın sinek olduğunu anlayamadığım o birkaç saniyede sineği bile. Kelebek gibi daha az korkulacak türlerde daha çok tiksindiğim için uzaklaşıyorum, korku faktörü daha az ancak eşek arısından tut sayıları milyonları bulacak farklı türde yaramaz canlıdan direkt kaçarım.
    Gelelim köpeğe. Çocukken bayağı korkuyordum, hiç bir şekilde yaklaşamazdım. Sonraları azaldı biraz. Kendi halinde olduğunu belli eden, yatan bir sokak köpeğinin yanından geçebilirim, tabii genellikle teyakkuz halinde. Gariptirki evcil bir köpeği(güvendiysem) yanımdakiler seviyorsa falan bende sevebilirim. Çok nadir gerçekleşiyor ama sevmişliğim var çok kez.
    Kalabalık yeşillik alanlarda tanımadığı insanlara salça olsun diye köpeklerin salınmasından NEFRET EDİYORUM. Atıyorum Caddebostan sahili düşünün. Tam bir cehennem. Üzerine deparla gelen onlarca köpek. Bayağı korkuyorum ve yanlış birşey olduğunu düşünüyorum. Bunu yapanların iki günlük gözaltı sonrası tutuklanma talebi ile adliyeye sevkedilmelerini zevkle izleyebilirdim

    Ahmet Saraçoğlu

    @OnurOnur, bu tür korkuları olan insanlar bence bunu yenmeye çalışmalılar, çünkü hayvanların insanlara kasti hiçbir zararı yok. Köpek dediğimiz şey dünyanın en can canlısı belki de. Tabii ki şehir hayatı ve insan faktörü onları da korkuyla doldurup vahşileştiriyor ama bunu yenmek de mümkün. Ben hayatım boyunca, çok ufak yaştan beri kendimi hayvanlara çok yakın gördüm, onlardan hiç korkmadım. Havlayan köpeğe, tıslayan kediye bile gidip onları sevdim. Hatta kendimi “hayvanlarla konuşan orman çocuğu” gibi görüyordum ufakken ahah. Gergin bir hayvana bile nasıl yaklaşılacağını bilirsen, bir şekilde ona güven duygusunu hissettirirsen sana bir şey yapmıyorlar. En azından bana hiç yapmadılar.

    OnurOnur

    @Ahmet Saraçoğlu, Özellikle köpek korkusundan bahsederken bir yandanda bilirim iyi birşey yapmadığımı. Nadirende olsa sevebiliyorum dediğim gibi ama evet üstüne gitmek gerekiyor…

  10. çaksu says:

    Sosyofobi tedavisi görüyorum. Hep utangaç çekingen güvensiz olageldim. Üniversitede birkaç sulandırılmış travma/depresyon sonrası iyice ayyuka çıktı. Okulun ilk 4 yılında yemekhaneye girmedim. Dolanıp kampüsün arka kapısını kullandığım falan oluyodu. İşin garibi farkında da değildim haha. Hep bi sebep vardı. Uykusuzluk vs dertlere çözüm ararken kademeli olarak fark ettim normal olmadığımı. Tedaviye başladıktan sonra da bastırılmış bi dünya korku çıktı yüzeye. Daha da işlev göremez hale geldiğim oldu. Duruluyo şimdi. Tatil gibi gelmeye başladı yaşamak haha. Gereksiz yükten kurtuldukça. Farkına vardığım şey, yüzeye çıkması lazım bu korkunun. Açıkgönüllükle tecrübe etmen lazım. Arkadan sürekli dürtüyo seni ve sen o dürtmeyle hareket ettiğin sürece çözüme varmak mümkün değil. Geriye dönüp bi açılman lazım korkuya. Sonra korkunun ve o korkuyla hareket etmenin farklı şeyler olduğunu da fark ediyosun. Hareket etmemeye başladıkça sanırım zehirden arınma kısmı başlıyor. Haha derin konuştum. Varsa böyle derin fobisi olan belki ilham verir falan. Yoksa da paylaşmak olsun.

    Ahmet Saraçoğlu

    @çaksu, 15-16 yıl önce, üniversite döneminin başında, bu denli olmasa da benzer sıkıntılar çekmiştim. İnsanlardan nefret etmeye doğru giden bir sürece girdiğimi fark ettim. Bu da her şeyi çok daha zor yapıyordu tabii. Ergenlik vs de işin içine girince cidden can sıkıcı bir hal almıştı.

    Bu tür şeyler yaşayan çok fazla insan var. Ama sonrasında bir yerde ya hayata dair birtakım yumurtalar kapıya dayanıyor ve “eeeh” diyorsun, ya da anlık bir “naapıyorum lan ben?” ile silkinip düzeliyorsun. Bunlar olmazsa zaten tedavi/destek gerekiyordur herhalde.

    Bende bu durum çok net bir şekilde inancımı kaybetmemle son buldu. Şu an bunu sana bir tedavi, düzelme yolu olarak söylemiyorum (aslında bunu tüm insanlığa bir düzelme yolu olarak söyleyesim var) ama inandığım her şeyi bir anda yok edip tek gerçeğin kendim olduğunu anladığım andan itibaren, ne bir sosyal çekincem, ne bir korkum, ne de bir tedirginliğim kaldı. Bunun üzerine zamanla ve tecrübeyle gelen “elbet her şey hallolur” hissi de binince, genel olarak çok daha rahat ve mutlu bir insan oldum.

    Canımı sıkan şeyler yok mu, elbet var ama her şeyin sadece sana bağlı olduğunu fark edip buna göre yaşayınca, bence insan çok daha mutlu olabilir. Ben oldum, hem de öncesiyle kıyaslanmayacak şekilde oldum. Önceden de çok inançlı veya başka bir güçten destek arayan biri değildim aslında, ama bu reddediş umduğumdan çok daha pozitif bir etki yaptı.

    Ümitsizlik ve hedefsizlik çok kötü bir şey; yaşadım, oradan biliyorum. Ama bunu tersine çevirip “mutlu olucam lan ben” diye ileriye atılmak ve yapabileceklerinin farkına varıp sonuçlarını almak da dünyanın en güzel şeyi.

    çaksu

    @Ahmet Saraçoğlu, Bu dediğin sonuca sitemli/mistik değişik şekillerde varan öğretilere bulaştım ben de. Zen kafası diyorum soran olursa, kolaylık olsun diye. Olanın mutlaklığı, iyi-kötüden bağımsızlığı, sıkıntının dışardan değil içerden geldiği, sıkıntının varlığını da sıkıntı etmenin benim yaptığım bişey olduğu, aradığın herşeyin her an elinde olduğu falan, az çok vardığım şeyler. Falan dediğim şeylere de bak. :) Böyle yaşamıyorum, günümün çoğu salak geçiyor da artık sık sık bi “lucid” hale girmeye başladım. Bişey canımı yakarsa bazen elimi çeker gibi lucidleşbiliyorum haha. Tabi bu zen falan dediğine bi yönden paralel, bi yönden ters. Sorunun varlığını anlamsızlaştırırken dikkati kendine değil, daha soyut kendiliğinden var olan bi “varlık” a yöneltiyosun. Benim tecrübe ettiğime inandığım bişey, bu varlığın sende bilinç olarak görülüyor olduğu. Bunu diyolar hep. Düşünce duygu hertürlü tecrübe, içinde bunların var olmasına olanak veren bi uzay/bilinç içinde varlar. Uzun süre spiritüel bi ego ile gezdikten sonra yavaş yavaş vardığım şey iki bakış açısının da sadece bi bakış açısı olduğu. Tabi senin dediğin gibi yaşamayı tercih ediyor ve bu his gelirse memnuniyetle sahipleniyorum. :) Ama yani varlık acayip. Haha. Neler dedim çok bi fikrim yok.

    Neyse. Bi de şu sıralar vardığım bişey.. İnanç kaynaklı görülen sorunlar aslında inanan/insan kaynaklı bence. Aklımın ermediği çok şey var. Niyetim var biraz bunun üstüne gitmeye. Şey oldu, ben bu doğu kafalarına girince bu “varlık”la aşk yaşamaya başladım. Bazen öyle oluyor ki öylece var olmak müthiş bi keyif, baktığın tattığın herşeyde kendini görüyosun. Zaten cebimde olan inançla bunu bağdaştırmayı denedim. Ve galiba Tanrı’ya aşık oldum :) İnananları gözelemeye çalışıyorum. Çok çok büyük oranda var olan o öğretinin kendine göre yorumunu yaşıyo insanlar. Seviyesiz insan bol olunca bu dandik yorumlar birbirini besleyip her türlü soruna kaynaklık edbiliyor. Benim de kendi yorumumu bulasım var. Hoh.

    Sitedeki en saykodelik yorum da bu vesileyle buraya konsun.

  11. Beorn says:

    Yas 5-6, dedemleri ziyarete koye gitmisiz. Tas firinda koy ekmegi pisiyor, izgarada ayhan patlicani, masada bostandan gelen meyvelerle yapilmis en dogalindan receller. Aksama dogru o tatli yaz esintisi tum kokulari harmanlayip yuzume vuruyor, ben tabii maganda gibi kayisi agacina dayanmis bunlari cok iplemeden sokellayla koy kremasini karistirip ekmege surmeye ugrasiyorum. Ekmegi bitirince hicbi sey dusunmeden o huzurla kendimi topraga birakiyorum , tisort misort de yok ki bikac saniye gecmeden deli gibi bi aciyla ziplayip anirmaya basliyorum. Tarhanalara dadanan gavat arilarin ignelerini aile buyukleri gulerek ayiklarken hayatimin en buyuk fobisi olan ari fobisini kazanmis oluyorum. Hayvanlardan hic cekinmem, yeri gelir sokak kopegiyle oynar yuvarlanirim ama yanima ari yaklasirsa cok buyuk bi korkuyla, dusunemeden kaciyorum.

    Bi de yine koyde abbas dedikleri bi bocek var ne belgesellerde gordum ne internette bulabildim. Hamam bocegi boyutunda , ucuyor ama yanlamasina ucuyor ipne, ustune konunca da derisini kaldiriyor insanin. Fobi olmasa da minik bi korku sebebi kendisi.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Beorn, 1 yaşındayken, yazlıkta anneannem beni uyutmak için sırtımı pışpışlıyormuş ve ben de buna rağmen deli gibi ağlıyormuşum. Sırtıma her pışpış vuruşunda daha çok bağırıyormuşum. Sonra bir anda ensemin oradan bir sarıca arı çıkmış. Meğer anneannem sırtıma vurdukça arı sırtımı soktukça sokuyormuş ahah. Üstümdekini bir sıvamışlar, sırtımda 22 tane kocaman arı ısırığı varmış. Çok korkmuşlar vs, ilaç milaç neyse geçmiş. Ne ilginçtir ki o günden bu yana, 33 yıldır bir daha beni arı sokmadı, benim de en ufak bir korkum yok. Yalnız bir keresinde gözlük camımla gözümün arasına konmuştu, 1 cm yakından görünce biraz tırsmıştım.

    Beorn

    @Ahmet Saraçoğlu, abi sen naptin ben de gozluk kullaniyorum :D fobimin vizyonu genisledi

  12. Korhan Tok says:

    Boğazımın kesilmesinden çok korkuyorum. Birinin boğazının kesildiğini görmekten de korkuyorum. Hiç hoş bir şey değil.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Korhan Tok, hah şimdi aklıma geldi, benim de bir fobim var! Bilek kesilmesi. Bileklerin kesilmesi fikri çok rahatsız ediyor beni. Çok fazla hem de.

    2006 dolaylarında Ankara’da dayımla birlikte pek çok ameliyata girdim; beyin, omurilik, omurga, her tür organı açık şekilde kesilip biçilirken gördüm, “vay amk ne biçimmiş” diye hepsini yakından izledim. Sonra bi tane karpal tünel ameliyatına girdim, bilekteki sinire baskı yapan o ince kası kırt diye kestikleri an “ah ulan bee, bunu görmeyeydim iyiydi” diye düşündüm. Bileklere kesici ve delici aletlerle yaklaşmayalım arkadaşlar.

    Korhan Tok

    @Ahmet Saraçoğlu, En derin korkularını açığa çıkarırım Ahmet, akıllı ol ahahah. İyuv içim kalktı yalnız. Fenaymış abi.

  13. Ertuğrul Bircan Çopur says:

    Fobi olmaya en yakin korkum palyacolar sanirim, onun disinda belki bir de arilar ve orumcekleri sayabilirim. Ama orumceklerin ufaklari (cok ufaklari) da sevimli geliyor bir yandan ahah.

    Epey korktugum ve her dusundugumde icimin bir garip oldugu en buyuk sey de kulak memesini kafaya baglayan o ufak deri gibi kismin kesilmesi/yirtilmasi. Yillar once bir defa ruyamda gormustum ve o zamandan beri baya mahvediyor beni ya.

    Ali İhsan Balı

    @Ertuğrul Bircan Çopur, Abi kulak memesi için teşekkürler. Şimdi bütün gün bunu düşünüp çok fazla rahatsız olacağım sdf.

    Ertuğrul Bircan Çopur

    @Ali İhsan Balı, Ahaha, sunu da ekleyeyim o zaman, malum sen de uzun sakallisin cogunlukla sanirim. Sakallarimin arasina bir orumcek ag kuracak ve bir gun sakalimi sivazlarken oradan ufak ufak yavru orumcukler dokulecek diye de korkuyorum ara ara.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Ertuğrul Bircan Çopur, birjun pls

    Ertuğrul Bircan Çopur

    @Ahmet Saraçoğlu, Daha yazarken kasinma geldi yeminle ya. :(

    Ali İhsan Balı

    @Ertuğrul Bircan Çopur, Of okurken bütün vücudum uyuştu ya hahahha

    Ünal Akünal

    @Ertuğrul Bircan Çopur, abi :(

    Korhan Tok

    @Ertuğrul Bircan Çopur, Palyaçoya +1. Sen biliyorsun zaten de, bu sefer de ben senin posta yanlayayım dedim sdfsd.

    Zaten şu IT filminin geleceğini duyduğumdan beri zaman zaman bi titreme geliyor. ABV Pennywise kere be. :(

    Ertuğrul Bircan Çopur

    @Korhan Tok, Ya evet of, cok eminim ki gidip sinemada izleyecegim bir de o filmi ben (en sevdigim King romani kesinlikle) ve sonra gunlerce kabus gorecegim. Muhtemelen sen de sdf.

    Korhan Tok

    @Ertuğrul Bircan Çopur, Allah belamızı verecek sonunda galiba kardeşim. :’)

    InkognitOwl

    @Ertuğrul Bircan Çopur, Onun (It) orjinalinin 1000 sayfadan fazla olduğunu biliyor muydun? Ben iki sene önce falan öğrendim. Hatta alıp okusam mı diye düşünüyorum da, emin değilim. Yani etkilemez gibime geliyor, King’den de uzağım Palyaçolara karşı da bi şeyim kalmadı. Yalnız Jack Nicholson’ın Joker tiplemesine alternatif olarak konabilecek kadar korkunçtı Pennywise’ın hali ilk filmde. (Tip olarak daha korkunç olsa da, Nicholson’ın oyunculuğu eşitliyordu bence.). Bu filmi izlerim herhalde merak edip, ama emin değilim.

    Ertuğrul Bircan Çopur

    @InkognitOwl, Evet abi, o orjinalinden okudum kitabi da hatta. :) 1150 sayfa civarindaydi yanlis hatirlamiyorsam, kuzenim hediye getirmisti Amerika’dan gelirken. Daha once Turkcesini okuyup o kadar etkilenmemistim ama bu halini okuyunca favori King romanim haline geldi. Eger imkanin varsa bence edinip okuyabilirsin, harcadigin zamana deger.

    InkognitOwl

    @Ertuğrul Bircan Çopur, Mahşer (The Stand)in de düdük kadar Türkçesini okumuştum, ühühü. Sinir oluyorum bu işe, kitabevlerine duyrulur. Ya da kim düşünüp karar veriyorsa bu “abridge” olayına.

    şeyh hulud

    @Ertuğrul Bircan Çopur, palyaçodan direk korktuğumu söyleyemem ama palyaçodur, animatördür beni dolaylı olarak rahatsız ediyolar. Aman diyorum bana bulaşmasın, uzağından geçeyim. Çünkü ultra pasif bi insan olduğum için o tarz durumlarda ne yapacağımı hiç bilemiyorum, elim ayağım iyice birbirine giriyo.

    owlbos

    @şeyh hulud, +1

  14. Bende canlı gömülme fobisi var. Kill Bill 2′yi izledikten sonra bir süre rüyalarımda gördüm gömüldüğümü.Bir klostrofobim oluşmadı ama hala canlı gömülme fikri beni titretiyor :(

    ismail vilehand

    @BurakBost(betweentheburied), olur da bir yerde denk gelirsen sakın izleme:

    http://www.imdb.com/title/tt1462758/?ref_=nv_sr_1

    BurakBost(betweentheburied)

    @ismail vilehand, yemedi abi zaten gördüm bunu :(

  15. Belki bu da fobi sayılmaz ama gözlük takmaya başladığımdan bu yana (kendimi bildim bileli) hep gözlüğümü koruma içgüdüsü vardır. Çocukluktan beri, suratıma top gelir diye neredeyse hiç kaleci olmadım mesela. Tabii yıllarca her gün sokakta top oynadığım için sayısız kez suratıma top geldi (soğuk havada surata ıslak top çarpması, mmm). Ama yine de oturduğum yerde suratıma hızla top geldiğini düşündüğüm zaman bile istemsiz olarak gözlerimi kısıyordum bir dönem.

  16. Melkor says:

    Bu bir fobi değil herhalde de tırnaklarını yiyen insanlardan acayip tiksiniyorum. mesela elini sıktığım insanın sonradan tırnak yediğini öğrenirsem dünyam başıma yıkılır. sevgilim olsa elini tutmam lan. ki tırnağını yiyorsa öyle bir şey olamaz zaten.

  17. şeyh hulud says:

    En büyük korkum açık ara deprem. Özellikle de depremin sesi. Deprem bölgelerinde oturanlar bilir, onun çok iğrenç, karakteristik bir sesi vardır. Ne black metaller ne grindcore lar dinlemişimdir, o sesin çirkinliğine yaklaşabilen bir şey duymadım şimdiye kadar. O ses benim kafamdan çıkmıyo bir türlü. Üniversite için Ankara’ya geldiğimden burada kafam rahat neyse.

    Bunun dışında dikenli şeylere yakından veya doğruca bakamıyorum, arada mesafe olsa bile gözüme batacaklarmış gibi hissediyorum nedense. Şu an eskiye göre daha iyi gibiyim sanki, özellikle üstüne gitmeye çalıştığım bir durum. Ama yine de bazen kafamı çevirme isteği gelmiyor değil. Aslında göz konusunda genel olarak çok hassasım. Mesela lens takmayı ben hayal bile edemiyorum, benim için imkansız bir şey.

    Berca B.

    @şeyh hulud, Göz ve lens konusunda ben de aynı durumdayım. Ben de eskiden halı sahada tellerin oraya çok gidemezdim, tellerden biri gözüme batacak diye. Lens de herkese normal gelen ama benim için imkansız bir şey. Göz damlasını bile zar zor sıkıyorum ak.

  18. InkognitOwl says:

    Şu anda su yüzünde öyle bi fobim olmasa da, 2 yaşında salıncakta sallanırken üzerime bir baba hindi’nin atlayıp beni aşağı alıp kafamı delik deşik etmesi, mahallenin büyük çocukların hindiyi tepemden alamaması, sonra bir kısmının babamı çağırmak için koşarken bir kısmının da hindiyi kaçırmak için hindiyi taş manyağı yapmaları; sonra benim yüzümü koruduğum kan içindeki parmaklarımın arasından o atılan taşların beni hedef aldığını sanıp “Hayat ne kadar zalim ve kötü” diye düşünmem.

    Kötü tarafı: birkaç yıl boyunca yolda serçe bile görsem anneme “yoruldum” diye yalan söyleyip kendimi kucağına aldırmam. (Erkekliğe de leke sürdürmüyoruz, o yaşta serçeden korkar mı erkek adam. :) )

    İyi de kötü de olan tarafı: 2 yaşımdaki birçok şeyi hatırlıyorum, ve görsel olarak da, işitsel olarak da his olarak da hatırlıyorum net olarak. Sonra da genelde birçok kişiye inanılmaz gelen bir hafıza yeteneğim (ve lanetim) devam etti. Hep iyi bişey değil ama bu, ve belli dönemlerde gevşemezsen problem yaratıyor ve distorsiyonlu yazılıyor olaylar hafızaya. Yani tamamen yanlış olmasa da, değiştirilmiş şekilde kodluyor bazen beyin.

    İyi tarafı: Babamın gelip hindiyi tutup fırlatması ve kurtulmam.

    En korktuğum şeyler genelde bilimsel düşünce yapısında kalmaya çalışıp da açıklayamadığım şeyler. Öyle şeylerin kimisinin açıklamasını sonradan yapabildiğin zaman, açıklayamadıklarının da açıklaması olabileceğini düşünüp rahatlıyorsun neyse ki. İki tane örnek vermem gerekirse, evde tek başıma gece korku filmi izlerken (ilkokuldaydım tahminen) tam korkunç bir sahnede evin penceresine çat diye bişey çarpması. Ve o pencere kesinlikle bizim kimsenin giremeyeceği bahçe avlusuna bakıyordu. Neyse dedim bu korkuyla belki yaşayabilirim derken daha da sert ve ciddi çarpma sesleri gelince, cesaretimi toplayıp cama gittim ama ne olabileceği, ya da oraya kimin ve nasıl girebileceği hakkında hiçbir fikir yürütemiyorum. Bakıyorum bişey yok, kimse yok. Kapattım perdeyi aynı ses gene gelmez mi. En sonunda camı kırabilecek kadar ciddi bi piçse zaten şansım yok, değilse de ne olduğunu öğrenmeliyim diyerek dikkatle pencereyi de açıp her tarafa baktım ve şu 10 santimlik falan dev çekirgelerden birinin çarptığını anladım. Müthiş rahatlamıştım.

    Bir diğeri de aklımdan ufolar geçiyordu balkonda otururken, daha yeni iki sene önce. İster misin kafamı kaldırınca bi ufo göreyim dedim ve kafayı kaldırır kaldırmaz devasa ışık saçan bişey görünüp hızla kayboldu. Korkuyla karışık heyecan yaşadım, ama sinir de oldum. Çok salakçaydı çünkü, yani tamam ufo gibi bişey varsa bile tam benim aklımdan geçtiği an nasıl olur da oradan geçerdi. Neyse o noktaya bakmayı sürdürdüm ve farkettim ki orada kalın bi bulut varmış, ve bulutun arkasındaki parlak ay tam bulut olmayan boşluğa gelince parlamış ve hızla bulut yeniden kapattığından ben de oradan parlayan bişey geçti sanmışım. Tam aklımdan ufo geçerken o ilk boşluğun gelmesini de, belki aklıma düştüğü anda da ufak bi ışık vermişti gibi bi sebebe bağlıyorum ama tesadüf falan da olabilir.

  19. Sayeban says:

    Benim de yüksek bir yerden bakarken kendimi aşağı atma düşüncesiyle ilgili bir fobim var. Öyle bir niyetim yok ama sanki bir şey olacak ve bir an karar verip atlayacakmışım gibi oluyor bu yüzden ara ara bu düşünce geldiğinde pek bakmıyorum yüksekten.

    kahraman.sualp

    @Sayeban, Bak bu korkunun aynısı bende de var.Şöyle söyliyim ne vakit yüksek bir yerden aşağıya baksam ilk odaklandığım şey ordan atlama hissiyle mesafenin ne kadar olduğunu ölçmek ve kendimi yere çakılmış halde resmetmek oluyor.
    Eyfel’e çıkıp Paris’in manzarası olsa da karşımda ilk odaklandığım şey kesinlikle manzaranın muhteşemliği olmaz. Hatta bu duyguya yönelik YÜKSEKLER ATLAMAK İÇİNDİR adından bir şiir yazmışlığım bile var :)

  20. LDP-1967 says:

    uyumaktan korkma durumu vardı bende. uyuyacağım zaman kötü rüyalar göreceğimi düşünüyordum. rüyamda sevdiğim insanların öldüğünü görmeye başladıktan sonra uyumaktan korkar hale geldim. bir kaç uyarıcı alıp uykumu kaçırmaya çalıştım, ama kalp çarpıntısı yaptığı içinde o da kalp krizinden gebereceğimi düşündürüyordu. böyle bir işkence dönemi geçirdim.

  21. kahraman.sualp says:

    Çok tuhaf ve anlaşılmaz gelebilir -ki normali de budur- ama hayatım boyunca ve halen psikolojik olarak hissediyor olduğum en büyük korkum;
    Her kış ayı ya da soğuk bir günün ardından duş aldığım ilk an bedenime değen o ilk sıcak suyun bende yarattığı varoluşsal mı desem tinsel mi desem ne idüğü belirsiz ve asla pek tanımlayamadığım sendrom derecesinde bir korku yaşıyorum .
    Sanki o an yaşadığım tüm travmaların ve yaşadığım anın dışında beni ele geçirip delirtecek kadar bir hissel hengame yaşıyorum.Dediğim gibi çok abartı gelebilir ama bazı anlar var ki -hele bir de kendimi iyi hissetmediğim bir gün ise- banyoda duş başlığına bakıp dakikalarca kendimi konsantre edip bu abartılı duygu sendromunu en asgari düzeyde yaşamaya gayret edip kıpırdamadan ve gözlerimi hiç açamadan o an bitmesini bekliyorum.

  22. emre says:

    **Kurban Bayramı fobisi, evet.

    Ben küçükken bizimkiler evin bahçesinde yapardı kesim işini. Bi bayram sabahı “izlesin, alışsın” dediler ve bana da izlettiler olup biteni. Hayatımda ilk kez bi canlının kafasının gövdesinden ayrıldığını görüyordum ve tam anlamıyla şoka girdiğimi hatırlıyorum.

    Çok iyi hatırlarım; aynı günün akşamı bırakın odada yalnız kalmayı, annemin yanında dahi duramamıştım. Annemin-babamın yanımda olması bile korkudan ateşimin çıkmasını, kan ter içinde kalmamı engelleyememişti. Mutfaktan üzerime boğaların geldiğini görüp annemin yanında çığlık çığlığa ağlamıştım.

    Yaş ilerledikçe korku bi şekilde tamamen ortadan kalktı ama küçüklüğümde yaşadığım travmanın izleri hiç silinmedi. Hâlâ gördüğüm rüyaların çoğunda peşimde muhakkak bi boğa oluyor veya bi bayram sahnesinin ortasında oluyorum.

    Siz siz olun ileride çocuğunuza böyle şeyleri -olur ya, bi Kurban kesiminde bulursanız kendinizi- izletmeyin, izletmek isteyen olursa engel olun.

    **Ayrıca böceklerden, eşek arısından falan acayip tırsıyorum.

    **Irmak, akarsu gibi yerlere düşmekten korkuyorum. Deniz için bu tarz bi korkum yok, nedense sadece Irmak vb. oluşumlar için geçerli bi korku.

    **Burnuma darbe almaktan korkuyorum. Ahmet abinin gözlüğünü koruma içgüdüsü gibi bir şey bu da.

    Evet, hepsi bu kadar. Buraya kadar okuma zahmetinde bulunduğunuz için teşekkürler. Fobilerle mücadele etme hakkında da birkaç şey söyleyip bitireyim;

    Mücadele etmenin en iyi yolu, gidebilecek düzeydeyse üzerine gitmek olsa gerek. Yaşantımızı etkileyecek kadar ciddiyse de muhakkak psikolojik destek almak gerekir tabii.

    Ahmet Saraçoğlu

    @emre, kurbanda hayvan kesimine çok küçük yaştan itibaren tanık oldum ancak hiç etkilenmedim. Onu hayatın bir gerçeği olarak kabul ettim sanırım. Ama tanık olup aşırı etkilenen, çılgıncasına korkup ağlayan başka çocuklar gördüm. Ufak çocuğu kurban izletmek, sosyokültürel anlamda bakılırsa belki de bir ebeveynin, çocuğun ileride sıkıntı çekmemesi adına yapmak zorunda hissettiği bir realite, ancak mantık çerçevesinden bakıldığında bir çocuğa yapılabilecek sayılı kötülüklerden biri bence.

  23. fobiniz var mı yok mu emin değilseniz şu listeden faydalanabilirsiniz:

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Fobi_listesi

    OnurOnur

    @ismail vilehand, Bakmıştım zamanında bu listeye.
    hipegiyafobi(sorumluluktan korkma) bende belirtileri olabilecek birşey ahah. O değil, dünyada birilerinin güzel kadınlardan, kağıttan, Japondan(!), giyecekten, veriden(!), sayılardan falan korkması ilginç şey hakikaten. Birde pantofobi(herşeyden korkma) varmışki evlere şenlik.
    En yararlısı islamofobidir ama.

    ismail vilehand

    @OnurOnur, ben en çok şuna bitiyorum: “arakibutirofobi: yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan korku”. yeme amına koyim şart mı hahaha.

    şeyh hulud

    @ismail vilehand, ürofobide kendi idrarından da korkuyosan sıkıntı büyük yalnız. İşerken kendi idrarından korktuğunu düşünsene.

    En sempatiği de şu
    “anatidaephobia: ördekler tarafından izleniyor olma hissi / korkusu” bayıldım buna, bundan istiyorum ben.

    İlker

    @ismail vilehand, ‘topuklu ayakkabıdan korkma’ baya iyiymiş ahah.

    ismail vilehand

    @İlker, sorma ya. halbuki topuklu ayakkabı candır. bence bir bayana en çok yakışan şeylerden biri.

  24. bende clean vokal fobisi var. bu fobi 2000li yılların başlarında metalcore türünün piyasayı domine ettiği dönemde ortaya çıktı. ne zaman metalcore, deathcore, hardcore, melodik death metal veya progresif death metal gibi türlerde yeni bir grup keşfedip ilk defa bir şarkısını dinlemeye başlasam her an clean vokal girecek ve güzelim şarkının anasını sikecek diye ödüm patlıyor.

    saw you drown

    @ismail vilehand, Ahahaha. Abi yorumlarının neredeyse hepsini okudum. En çok güldüğüm fobi bu oldu.

    ismail vilehand

    @saw you drown, komiklikmiş gibi gözükse de bu fobim %100 gerçektir. mesela BlankTV gibi günde en az 10 yeni klip yayınlayan youtube kanallarını takip ediyorum, sert ve gaz çalan gruplar denk gelince hep aynı tedirginliği yaşıyorum.

    12ParmakBağırsağı

    @ismail vilehand, bi ara bende de vardı aynısı. Çok temiz diye slayer dinlemiyordum. Özellikle prog death gruplarında clean vokali duyduğum an kapatıyordum şarkıyı. Şimdi nevermore en sevdiğim gruplardan biri gerçi.

    ismail vilehand

    @12ParmakBağırsağı, aman abi Nevermore deme bana. PA ahalisinin keyfini kaçırmamak için yıllardır susuyorum. çiçek gibi ortamımız var huzurumuz kaçmasın hahaha.

    Furkan Keskin

    @ismail vilehand, vay anasını yav. Daha bugün “ulan vilehand clean vokal fobisi demişti, Nevermore sevmiyor mu acaba” diye düşünmüştüm. GERİLİYORUZ ŞİMDİ BAK OLDU MU ŞİMDİ? sdsgf

    ismail vilehand

    @Furkan Keskin, ya aslında yazarak açıklamak baya zor. ben gizli clean vokal aşığıyım (o neyse artık haha). misal hayatta en sevdiğim gruplardan bazıları TDEP, Fear Factory, Mastodon ve hepsinde clean vokal var. olay o değil aslında. en net olarak şöyle anlatabilirim, mega gaz riffler/melodiler üstüne çılgın brutal vokaller diye giden şarkılara yırtık dondan çıkar gibi clean vokal girmesi. örnek vermem gerekirse:

    http://bit.ly/1LDl99D

    http://bit.ly/1KiJukd

    farklı türlerden bunun gibi binlerce şarkıya denk geldim, dolayısıyla fobi oluştu. umarım anlatabilmişimdir. yoksa Nevermore sevmememin clean vokal ile uzaktan yakından alakası yok. Warrel Dane’i mega beğenmiyorum. hatta beğenmemekten öte katlanamıyorum. canlısına denk gelince koşarak kaçtım yani o derece. yoksa Warrel Dane yerine Nevermore’da misal Tim Owens gibi bir adam olaydı dünyanın en büyük Nevermore fanı olabilirdim. kısmet işte.

    Furkan Keskin

    @ismail vilehand, ah be ilk örneği açtım, baya sikiyor şarkıyı o clean gerçekten, bu pasparlak lgbt bireyimsi clean vokalden ben de çok tiksiniyorum. Warrel Dane olayı bambaşka tabii ama ses rengini sevmeyen bir kaç kişi tanıdım, sayınız az değil eheh. Ben baya bayılıyorum ama ya. Hatta sanırım en sevdiğim bir kaç vokalistten biri.

    Ama bahsettiğin şeyi anlıyor ve hak veriyorum, gerilmedik tamamdır asdfsdf.

    saw you drown

    @ismail vilehand, Ahahaha. Abi yorumların neredeyse hepsini okudum. En çok güldüğüm fobi bu oldu.

  25. gökhan says:

    böcek ya böcek. yaz da geldi, saracaklar her tarafı. geceleri mutfağa gitmeye bile korkuyorum. önce lambayı açıp etrafı kolaçan ediyor sonra giriyorum mesela. gecenin 2′sinde annemi uyandırıp şu böceği öldür de rahat uyuyayım demişliğim bile var. hastalık boyutunda benimkisi. ama mesela sokakta görünce öyle değil. gördüğüm an çat diye basıyorum üstüne. ama evde bir tarafıma çıkacak ya da çıplak ayakla dokunacağım diye ödüm bokuma karışıyor.

    bir de deprem. izmir’de yaşıyorum ve yılda bi 5-10 tane hissedilir deprem oluyor. herhangi bir büyük deprem yaşamışlığım veya kaybım yok ama nedense çok korkuyorum. ufacık bir depremde bile elim ayağım boşalıyor. hoş depremden öte göçük altında kalma korkusu benimki. yani oturduğum binaya güvensem belki azalacak ama 40 senelik eski binada yaşayınca tırsıyor insan. ama yine de youtube’da falan deprem videoları izleyince hemen midem bulanmaya başlıyor. demek ki deprem korkusuymuş. kararsız kaldım.:/

  26. Rosemary says:

    Benim en büyük korkum saçma ve basit bir şekilde yaralanmak veya ölmek. Öyle ki sokakta veya caddede yürürken sürekli kafam binalara veya herhangi bir yerden ansızın gelebilecek olan bir cisme takılır.

    Caddede karşıdan karşıya geçilirken yola en uzak mesafede dururum ve yeşil yandığı anda 360 derece her açıyı kontrol ettikten sonra koşarak fırlarım karşıya doğru.

    Bir de asla pipet kullanmam.

    ismail vilehand

    @Rosemary, birkaç sene evvel Final Destination serisinin 5 filmini birden sırasıyla iki gün içinde izledikten sonra aynı fobiyi bende kısa süreli olarak yaşamıştım. izlediysen bilirsin, filmdeki karakterler saçma sapan cisimler veya sebepler yüzünden hiç umulmayan anlarda ölüp duruyorlar. bende yaklaşık bir ay boyunca sürekli etrafa bakıp “lan şu alet şurdan düşüp sakın beynimi ikiye bölmesin.” diye dolaşmıştım.

    Rosemary

    @ismail vilehand, ah evet o seriden de küçükken ne korkardım. Belki de bu korkum oradan geliyordur.

    Ozan H. E. Turakine

    @Rosemary, Normalde bu tarz bi korkum yoktu ama Türkiye’deki ihmalkarlık kokan kazalar, baştan savma yapılan işlerden dolayı böyle bi korku oluştu bende de. Zorunlu değilsem genelde sol şeritteki kaldırımdan ilerlerim, saf saf yürürken arkadan arabanın biri ezmesin diye. Rögar kapağı ve bilumum şeylere basmamaya çalışırım vs.

    Şu gibi haberler etkiliyor ne kadar komik olsa da;
    http://bit.ly/1AicWGY

    Rosemary

    @Ozan H. E. Turakine, bir de bir arkadaşım anlatmıştı. Kaldırımda öyle yürüyormuş ve önünde bir kadın varmış. Birden yukarıdaki evin bilmem kaçıncı katından pencere camı komple kadının üzerine düşmüş ve kadın pert. Olayı görenler şokta. Ben duyunca bile inledim. Hala hatırlayınca titriyorum.

    OnurOnur

    @Ozan H. E. Turakine, HAHAHAHAH

    Berca B.

    @Rosemary, bu konuda okuduğum en komik korkunç ölüm şu: http://www.nebiliyon.com/yanginda-yanan-balik-adam/

    Haber allahın olmadığına dair bir kanıt gibi adeta, böyle adalet mi olur lan. Haberin ne kadarı doğru bilmiyorum ama her an manyakça bir sebepten ölebiliriz cidden.

  27. octopushasafriend says:

    Aynalar anasını satayım, yaklaşık 13-14 yaşıma kadar aynalara bakamadım, hatta evde banyodan başka yerde ayna bulundurtmadım anneme babama falan, herhalde aynaya bakarken arkamdan iblis falan çıkacak sanıyodum, ulan yine bi ürperti geldi..

  28. 12ParmakBağırsağı says:

    Öfkeli insanlardan bayağı korkuyorum. Eğer yanımda birisi öfkeli bir ses tonuyla konuşmaya başlamışsa bayağı evime kaçıp yorganın altına falan giresim geliyor. Bayağı da inatçı biriyim ama. Elimden geldiğince inatlaşıyorum bununla. Eğer yanımdaki tanıdığım ve bana zarar vermeyecek biriyse öfkelendiği zaöan inadına öfkesini daha da arttıracak şeyler söylüyorum bazen. Genelde tutuyorum ama kendimi sırf kendimle inatlaşacağım diye kıllık yapmanın bir manası yok.
    Fobi sayılmaz ama sürekli reddedildiğime, istenmediğime dair bir his var içimde. 5 6 kişinin arasında olunca oraya davet edilmiş bile olsam içimden bir ses konuşmaya başlıyor:”Zaten seni istemiyorlar. Mecbur katlanıyorlar sana kibarlıklarından kovamıyorlar da.” Bir kişiyle karşılıklı konuşurken bile 1 2 dk sessizlik olsa “canını sıkıyorsun karşındakinin. Zamanını alıyorsun” diye başlıyor konuşmaya. Yukardaki arkadaşın yazdığı gibi bir ara ben de amfinin arka kapısından falan çıkıyordum selamlaşmak zorunda kalmamak için. Şimdi bayağı zorluyorum kendimi iletişim kurmaya. Aslında çok seviyorum konuşmayı muhabbet etmeyi de o iç ses olayı baya yorucu hale getiriyor.
    Tıp fakültesinde okuyorum. Patoloji laboratuarında kavanozların içinde organlar var. Bayağı Paşabahçe Tamek falan yazıyor üstlerinde. İçerde iltihaplı, irinli, tümörlü organlar var. Bu fobi değil aslında, bayağı ilginç bir duygu olduğu için yazayım bunu da dedim. Şimdi benim içimde böyle et parçaları mı var veya ben de böyle mi öleceğim acaba tarzı düşündürtüyor insanı. İçlerinden en ilginci teratom. Teratom anne karnındaki embriyodan veya üreme hücrelerinden gelişen kanser. Şimdi bu hücreler diğer her hücreye dönüşme potansiyeline sahip olduğu için et parçasının üzerinde tırnak, diş, kıl, kirpik, tükürük bezi, beyin hücreleri olabiliyor. Hocaya göz de olabilir mi diye sormuştum teorik olarak mümkün ama ben hiç görmedim demişti. Vikipedide olabileceği yazıyordu. Gözlü bir teratom görürsem çok tarif edilemez bir duyguya kapılırım herhalde. Düşünmesi bile ürpertiyor.
    Uyku kaçırma olarak da bir kitap okumuştum Irvin Yalom’un Varoluşçu Psikoterapi kitabı. İnsanın bilinçaltındaki dört temel korkusundan bahsediyordu:Ölüm, Yalıtım, Anlamsızlık, Özgürlük/Sorumluluk. Kitabın ölüm kısmı o dönem bayağı uykularımı kaçırmıştı. Gözümü kapattığım andaellerim ve ağzım bağlı bir sandalyeye bağlanmış bir şekilde boşluğa düştüğüm imgesini görüyordum. Karanlığın içindeki birtakım şekiller grotesk insan yüzlerine benziyordu. Gece 3e 4e kadar kitabı okuyup yorgunluktan kafamı vurduğum gibi uyuyordum. Ölümün bilinçaltımızdaki imgesiyle yüzleştikçe ölüm algımız çocuksulaşıyor. Kitabı okumuş başka biri de uykularının kaçtığını söylemişti.

    12ParmakBağırsağı

    @12ParmakBağırsağı, Gece 1de yazınca böyle oluyor. Çok fazla bayağı yazmışım şimdi okuyumca farkettim. Yazıyım dedim.

  29. bende de böcek korkusu var ama hepsinden değil. karafatma veya bok böceği gibi keko böceklerden korkmuyorum. sadece yırtıcı böcekler ödümü patlatıyor. kocaman kırkayaklar, akrepler ve tarantula tarzı dev örümcekler gibi. birkaç kez akrepler ile imtihanım olmuştu asla unutamam. ömrümün sonuna kadar bir daha asla canlı akrep görmek istemiyorum.

    Ahmet Saraçoğlu

    @ismail vilehand, aslında bir insanın tarantula tarafından ısırılma, ısırılsa bile öldürülme ihtimali baya düşük. Dişleri büyük olduğundan biraz acıtabilir tabii ancak öldürme ihtimali yok denecek kadar az. Tarantula fotojenik olduğu için Hollywood pompalamasıyla bir korku ögesine dönüştü, ancak aslında son derece zararsız ve kolay elle tutulur örümceklerden biri. Zaten kolay ele alınabildiği için filmlerde falan hep o kullanılıyor.

    Örümcek zehrinin insanı öldürme konusunda çok zayıf olduğu gibi bir gerçek de var aslında. Karadul ısırığı bile sadece krampa falan neden oluyor. Bugüne dek ABD’de karadul ısırmasıyla ölen sağlıklı yetişkin insan kaydı yokmuş mesela. Dünyanın en zehirli örümcekleri listelerindeki örümcekleri araştırınca da son ölüm kaydının 1920′lerde falan olduğu söyleniyor.

    Avustralya’da yaşayan funnel-web spider adlı arkadaş ara ara can alıyormuş, ama modern ilk yardım çözümlerinden bu yana ölüm kaydı yokmuş. Yine de dikkat etmek lazım, sonuçta Avustralya’da yaşıyor ve Avustralya’daki hayvanların neredeyse hepsi birer ölüm makinesi…

    http://i.imgur.com/UmMDRDJ.jpg

    Onun dışında, Guinness rekorlar kitabı, dünyanın en zehirli örümceği için şu açıklamayı yapmış mesela:

    The world’s most venomous spiders are the Brazilian wandering spiders of the genus Phoneutria , and particularly the Brazilian huntsman Phoneutria fera , which has the most active neurotoxic venom of any living spider. Its venom is so potent that only 0.006 mg (0.00000021 oz) is sufficient to kill a mouse.

    http://www.guinnessworldrecords.com/world-records/most-venomous-spider

    Bilinen en zehirli örümcek buymuş ve 7 yaş üstünde hiç kimseyi öldürmemiş.

    ismail vilehand

    @Ahmet Saraçoğlu, ya zaten devasa bir kırkayak yada devasa bir örümcekle hayatımda hiç karşılaşmadım ama akrep çok çıktı karşıma. mesela diğer saydıklarım şehir hayatında karşına çıkmaz ama akrep rutubetli ve karanlık yerlerde pusuda bekliyor.

    mesela bundan 4-5 sene evvel ailemle birlikte yaşadığımız ev bakımsız ve rutubetliydi. bodrumda, tuvalette ve kapı girişinde simsiyah orta boy/ufak olanlardan ve balkonda sarımtırak iri olanlardan çok gördüm. zehir derecesini bilmiyorum ama umurumda da değil açıkçası. net iğrenç bir hayvan. yani tam olarak nasıl desem, sanki akrepler direk karşısındaki canlıya zarar vermek yaratılmış gibi gözüküyor. savaş makinesi gibi pezevenkler.

    http://bit.ly/1HxTWXi

    Ahmet Saraçoğlu

    @ismail vilehand, valla bence baya cool bi hayvan. :) Akreplerin de 1 ailesi insan için ölümcül zehir taşıyormuş ve kayıtlı ölüm sayısı da 20′nin altındaymış.

    Ama anlıyorum tabii, görsem ben de yaklaşmam ya da güvenli şekilde alıp dışarı atarım.

    B U R Z U M

    @ismail vilehand, bu bocege hayranım. Akrep örümcek kırması sanki aq:) karşınızdaaaa ‘camel spider’ :)

    http://s878.photobucket.com/user/rainwalker_51/media/2014%20SYDKAB/Weird-Spiders-Sun-Spider-horror-670x400_zpsc2562bc9.jpg.html

    Furkan Keskin

    @B U R Z U M, Allah kahretsin bu ne be abi of ://

    ismail vilehand

    @B U R Z U M, örnek verdiğin hayvana bakınca aklıma geldi, Bear Grylls diye bi manyak var belki bilirsin. birleşik krallık silahlı kuvvetlerinde komandoluk yapmış hatta yetmemiş vahşi kabilelerle birlikte zaman geçirip vahşi doğada hayatta kalma uzmanı olmuş lavuk. neyse, bunun hayatta kalmayla alakalı belgesel serisi vardı onun bir bölümünde şu senin gösterdiğine çok benzer akrep-örümcek karışımı bi hayvanı yakalayıp canlı canlı yedi. baya kıtır kıtır yedi hayvanı sonra da övdü böyle protein deposu vesaire diye. sikerler öyle işi. hani öldür yemek yap bi derece anlamaya çalışayım ama canlı canlı yemek nedir ya…

    eğer tiksinmezsen netten arat adamı, aklın durur. adamın yemediği böcek, mahlukat vesaire kalmamış. çakı gibi de adam hani. yaramış yedikleri.

    saw you drown

    @ismail vilehand, Tv’de belgeselleri var. Trt Hd’de izlemiştim. Adam timsahların olduğu bir nehirde dev bir balığı elle yakaladı. Ya bildiğin elle. Yok böyle bir şey. Cidden muazzam bir adam. Steve Irwin vardı bir de. Nam-ı diğer timsah avcısı. Bu adam da onun gibi bok yoluna gider mi bilemem artık.

    çaksu

    @ismail vilehand, Yılanı öldürüp içine işeyip çölde susuz kalınca içtiğini gördüm.

    şeyh hulud

    @çaksu, o bölüm efsanedir. Yine o bölümde, bunun yüzünü arı sokmuştu, arı dolu kovanı yağmalamaya çalışırken. Yüzü davul gibi şiş, fil adam gibi gezmişti bütün bölüm.

    B U R Z U M

    @ismail vilehand, bu arada inanması güç belki ama 9-10 yaşlarımda duş alırken su giderinden yaklaşık 15 santim büyüklüğünde çiyan çıkmıştı:) bildiğin leğen ile ezip öldürdüm. Normalde çok hızlı bir hayvan bu manyak, hatta büyük tarantulalar bile gördüğünde kaçıyor. akrep ve örümcekten çok daha saldirgan. Tabi o zaman ben bilmiom bunları o ayrı konu:) zemin ıslak diye tam hızlı hareket edemedi sanırım:) baya şanssız bi çiyandı:)

    ismail vilehand

    @B U R Z U M, hiçbir hayvanın yaşam hakkına saygısızlık duyan biri değilim ama eğer evimizin içinde olacaksa en iyi çiyan ölü çiyandır. boşver iyi olmuş.

    şeyh hulud

    @B U R Z U M, şu dünyada bir kaç tane soyu bozuk olduğuna inandığım hayvan var, çiyan da onlardan biri. Adamın özellikleri şunlar

    Poison damage
    Poison resistance
    Stone skin
    Extra fast

    Diablo 2′deki bosslar gibi köpek.

    Ugur

    @ismail vilehand, Akrep ve savaş makinesi diyince aklıma geldi biraz alakasız olacak ama askerdeki bölük komutamızın bir önceki birliği Siirtteki 3. komando Tugay’ıydı.Şöyle bir patch’i vardı adamların müthiş cool bence:
    http://www.aniyuzuk.com/images/products/00/03/14/314_buyuk.jpg

    patognomonic

    @Ahmet Saraçoğlu, abi zaten bu tarz böcek ısırıkları zehrin gücüyle değil,vücudün alışık olmadığı o az etkili zehre anaflaksi denen aşırı bir reaksiyon vermesiyle öldürüyor. solunum veya dolaşım kollapsı filan gerçekleşiyor

  30. saw you drown says:

    Küçükken kağıt paradan korkuyordum.

  31. saw you drown says:

    Parfüm fobim de var. Hele hele ucuz parfüm’se :(

    saw you drown

    @saw you drown, İyi pişmemiş yemek fobim de var. Özellikle tavuk. Mesela haşlanmış tavuk hiçbir şekilde yiyemem. Kokusundan iğrenirim.

  32. Berca B. says:

    Fobi sınıfına giriyor mu bilmiyorum da göbek deliğinden aşırı rahatsız oluyorum. Kendim dahil göbek deliğime dokunamam, dokunduramam mesela, direkt midem kalkmaya başım dönmeye başlar. O yüzden göbek deliği piercingi gördüğüm an kaçarak uzaklaşırım. Kime nasıl seksi geliyor aklım almıyor.

  33. owlbos says:

    Şu sıralar hortlayan bir korkumdan bahsetmek istiyorum. Gecenin bir yarısı ışıklar sönük bir şekilde pc karşısında kulaklıkla kendimden geçerken birinin solumdan gelip suratıma bir tane yapıştıracak olması. Ciddi ciddi bunun olma ihtimali aklıma geliyor ve lambaları açabiliyorum şu sıralar.

  34. northern says:

    korkmak ile rahatsız hissetmek farklı şeyler. ben mesela yılanlardan ve uçaklardan (uçmaktan yani) felaket korkuyorum; anlık bir yüksek ses/patlama ihtimalinden (balonlardan) ve her çeşit kurttan (worm olan) da inanılmaz derecede rahatsız oluyorum. hele içimde bağırsak kurdu olabileceği düşüncesi geliyor bazen aklıma, deli oluyorum.

    ama hem korkmanın hem de rahatsız olmanın kökeni bence çocuklukta yatıyor. sebepsiz olduğunu da sanmıyorum. ister kendi tecrübenden, isterse de başkalarının çok olumsuz etkilendiğini görerek/duyarak bu korku/rahatsızlık hissi başlıyor.

    bazılarını mantık yoluyla yenebiliyorsun, (örneğin çocukken cin hikayelerinden ödüm kopardı, şimdi ise komik geliyor), bazılarını hafifletebiliyorsun (parmak arasına kağıt girme ihtimali bi ara çok rahatsız ederdi ama sonra elime kağıdı alıp bir kaç kere hafif hafif kestim, o terör seviyesindeki rahatsızlık çok hafifledi) bazılarını da kendi iradenle yenemiyorsun, destek gerekiyor. (air crash investigation izliyimi yenerim diyip 14 sezon sonra kabine girer girmez bayılacak hale gelmek mesela :p)

  35. patognomonic says:

    sosyal fobim var.Bi tomar para verseler kalabalık bi sahneye çıkıp şarkı söyleyemem.Dans hiç edemem

  36. Ş. Yıldırım says:

    Çok küçükken Reha Muhtar’dan korkardım. çok acayip bir korkuydu. adam haberlere başlayınca anında odayı terk ediyodum. adam cidden korkunç geliyodu bana

  37. cayci b.c. says:

    açık ve net çocuk/bebek fobim var

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.