# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Tartışma
Satanizm
| 06.10.2014

Gerçek Satanizm bu değil!

Sonbaharın tatlı ürperticiliğini hissettiğimiz hoş bir Ekim sabahından herkese merhaba. Bu hafta köşemizi, metalin ve metalcinin gündeminden on yıllardır düşmek bilmeyen, çoğu tartışmada sözün dönüp dolaşıp geldiği bir meseleye, Satanizm’e ayırıyoruz.

İnsanlığın var oluşundan bu yana farklı coğrafyalarda farklı kitlelerce çeşitli şekillerde benimsenmiş ve uygulanmış olan Satanizm, şüphesiz ki metal gruplarının ve müzisyenlerinin eserlerinde, imajlarında ve söylemlerinde en yoğun şekilde yer bulan, farklı yorumlamalara ve tanımlamalara konu olan bir felsefe ögesi olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor.

Satanizmin metal bünyesindeki varlığına ve işlenişine nasıl bakıyorsunuz? Grupların kariyerlerini kısmen ya da tamamen Satanizm ögeleri üzerine inşa etmesi konusunda ne düşünüyorsunuz? Satanizm’i ne şekilde ele alındığında hoş ya da nahoş bir tema olarak görüyorsunuz? Satanist olduğunu veya Satanizm’e karşı olduğunu beyan eden grupların müziğine ilişkin algınız ve beğeniniz nasıl etkileniyor?

Tartışma konusu olması yönündeki önerisinden ötürü sitemizin katılımcılarından Osman Tek’e teşekkür ediyoruz. Müzik bağlamında paylaşmanızı umduğumuz yorumlarınızı, bilgilerinizi ve fikirlerinizi ilgiyle bekliyor, dengeli ve mutlu bir hafta diliyorum.

  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“Satanizm” yazısına 27 yorum var

  1. Herhangi bir inanç sistemine dâhil olmayan biri olarak, Satanizm’in de kültürel ve psikolojik tarafları ilgimi çekiyor. Aynı şekilde semavi dinler, paganlık, şamanizm ve benzeri inanışlar da içeriklerinden ziyade, insan topluluklarını nasıl etkiledikleri ve oluşturdukları kültürel yapı ile ilgimi çekiyorlar.

    Satanizm konusu, toplum karşısında hep olumsuz ve çoğu zaman birtakım özentilerle, çarpık şekilde lanse edilen bir konu ve öne çıkma şansı bulmasını sağlayan durumlar da hep bahsetmeye değmeyecek yüzeysellikte ve yanlış anlaşılmış bir düzlemde gerçekleşiyor. Çoğu insan için Satanizm; Marilyn Manson, saçlarının bir kısmı kazıtılmış çok ince kaşlı siyah rujlu kız, kedi bağırsağı, ters haç, daire içinde yıldız, Anton LaVey’in mum tutan çok esrarengiz fotoğrafı, vb şeylerden ibaret.

    Konu Satanizm’in metal ile olan ilişkisine gelince, işte benim canımı sıkan durum da burada başlıyor. Konsept namına her anlamda sınırsız böylesi bir “ekmeği” elinde tutan metal gruplarının çok büyük bir kısmının, içini ne düzeyde bir ciddiyet ve adanmışlıkla doldururlarsa doldursunlar, nihayetinde yıllardır yapılanın, artık çoğu insana karikatürize gelenin, bayatlığın dışına çıkamamaları, alışılmış ve bilindik birtakım imgelerin, tabirlerin peşinden koşup, Satanizm’e, şeytana, vs’ye dair kendilerine sunulanın bir adım ötesine çıkamadan yollarına devam etmeleri, dinlediği şeye değer veren, saygı gösteren ve ondan daha iyisini bekleyen biri olarak beni hep hayal kırıklığına uğratıyor.

    Elinde soyut, sınırı olmayan, başkalarına yansıtma ve çeşitli yollarla tasvir etme konusunda sonsuz özgürlüğe sahip olduğun bir kavram var ve sen bunca yıl sonra hâlâ keçiden, ters haçtan, yıldızdan, bafometten öteye gidemiyorsun. Böyle yaptığın zaman, senin o eleştirdiğin, karşı olduğun, hatta düşmanı olduğun sistemden ne farkın kalıyor? Ta ne zaman büyük oranda hıristiyan anlayışla ortaya çıkmış, resmedilmiş, yansıtılmış birtakım ögeler, sloganlar, imgeler var ve sen, ortaya koyduğun yaratıda, “Satanizm dosyasını açıyoruz!!1!” diye televizyona program hazırlayan ve bu konularda zerre bilgisi olmayan adamla aynı paydada buluşuyorsun; demek ki sen de bu konuyu sadece yüzeysel olarak işlemeye razısın, tüm soyut kavramlar gibi böylesi sınırsız bir konuyu farklı taraflardan yansıtma, standardın dışına çıkma konusunda en ufak bir istek, ihtiyaç duymuyorsun.

    Durum böyle olunca, Deathspell Omega gibi bu konuları inanarak ve tutkuyla yaptığını belli eden, olaya sanki sadece bu amaca hizmet etmek için müzik yaratıyormuşçasına ruhanî ve gerçek yaklaşabilen gruplar elbette ki öne çıkıyor. Tamam onlar da yine hıristiyan bazlı referanslar kullanıyorlar, cehennem alevi gibi başka inançlarca uydurulmuş kavramları kullanıyorlar, ancak sonuçta hepimiz Deathspell Omega ve birtakım benzeri oluşumların yaptıkları şeyde samimi olduklarını biliyoruz, en azından hissediyoruz.

    Satanizm’in de farklı yansımaları var elbet; Satanizm’i çok daha öznel yaşayan ve ruhani boyutunu çok derinden benimsemiş, ancak dışarıya hiçbir şey belli etmeyen insanlar da var. Ihsahn’ın bu konuda söylediği baya bir şey var mesela.

    Diğer yandan, şeytanı kabul edince, olayın diğer tarafını, yani tanrıyı, melekleri, cenneti, cehennemi ve dinlerce dayatılan diğer her şeyi de kabul ettiğinden, bu çerçevedeki bir Satanist ile her işini allah diye yapan, hayatını ahirete göre çizmiş bir müslümanın yahut İsa gelecek bizi de görecek diye düşünen, her şeyi tanrıya bağlayan bir hıristiyanın benim için pek farkları yok. Benim için ikisi de ortak bir masalın peşinden gidiyorlar, bu masalı elbette ki kendi hayatlarına, çıkarlarına göre uyarlıyorlar. Bu bağlamda Satanizm içinde de farklı felsefi anlayışlar var, bazısı bana karikatürize geliyor, bazısı, daha içsel olanları daha çok ilgimi çekiyor.

    Sonuç olarak Satanizm, metal kontekstinde tutarsak, evren gibi ya da birtakım başka soyut konular gibi, bilemediğimiz ve bize çekici gelen herhangi bir konu olarak gayet uygun ve ekmeği bol bir konu. Keşke bu konuyu işleyen gruplar, müzisyenler yaratıcılıklarını, hayal güçlerini biraz daha zorlasalar da bu konu aklımıza geldiğinde hepimiz hep aynı şeyleri düşünmesek, aklımıza daha derin şeyler gelse, bu soyutluğun sınırsızlığını müzikleriyle birleştirip bize daha heyecan verici deneyimler yaşatsalar.

    OnurOnur

    @Ahmet Saraçoğlu, Hani kendi düşüncelerimi falan yazmam daha güzel ama cidden ”imza”lık bir yazı olunca gerek kalmıyor buna:D Yalnız yakın zamanda bir kedinin, ortada hiç bir sebep yokken-üstelik seviyordum hayvanı- beni ısırması sebebiyle, satanizmin ”kedi bağırsağı” ile ilgili olan bölümüne eğilebilirim bu ara ahah.

    FIGHT!

  2. şeyh hulud says:

    Ben çok daha yüzeysel bakıcam bu konuya.Satanizm veya daha genel anlamda din karşıtı konular çoğunlukla söyleyecek bir şeyi olmayan gruplar için şarkı sözü konusunda bir çıkış noktası olmakta bence.Sadece bu değil, death metal ve türevlerinde gördüğümüz daha gore konular, hatta power metalin bayık sözleri de hepsi aynı terane.

    Burada yanlış anlaşılmasın benim sorunum bu konularla değil, bu sözlerin çoğunlukla hiç bir yaratıcılık veya özgünlük barındırmamasıyla.Bu klişelerle çoğu grubun işin içinden çıkmasıyla.Ha, her grup çok iyi söz yazacak diye bir şey yok tabii, mümkün de değil.Bu müziğin öncelikleri belli.Bir death metal grubu müzik olarak sağlamsa istediği kadar bağırsak deşmekten bahsetsin dinlerim.Ama o grup hiç bir zaman benim için Death kadar özel olamaz, orası ayrı.

    Mesela ben popüler bir örnek vereyim.Ghost.Sözleri klişe mi klişe ama onu kendi tarzıyla neredeyse bir çizgi roman havasında harmanlayıp, ortaya kendilerini o kadar okült temalı gruptan sıyırmayı başaracak bir ürün çıkardılar.Veya tam zıt bir noktada duran başka bir örnek Deathspell Omega.

    Bu iki ayrı örnek gibi, bu konuya ister daha ticari, ister daha underground bir yaklaşımın olsun, bence önemli olan konuya kendinden kattıklarındır.Aynen işin müzik tarafında olduğu gibi.

  3. Korhan Tok says:

    Aklıma sürekli Gaahl’ın “Satan” deyişi geldiği için bir türlü doğru düzgün bir yorum giremiyorum. Biraz daha güleyim, yazacağım bir şeyler.

  4. K.Spree says:

    Satanistim. Ama benim satanizmimde ruhsal olaylara veya büyülere yer yok.

    Satanizm şok etkisi yaratmak için çok iyi bir konseptti ve metalde bolca kullanıldı. Günümüzde de hala bazı metal grupları bu konsepti kullanıyor. Dozunda veya az kullanıldığı zaman bana sıkıcı veya yaratıcılıktan uzak gelmiyor. Ama tüm konuyu satanizm üzerine inşa eden gruplar bana da sıkıcı ve yaratıcılıktan uzak geliyor.

    Dottre

    @K.Spree, Evet dogru demissin ama spiritual satanizmde geçmisi iyi olan bir mezhepdir laveyaninda sözleri çok anlamli guzel ama ruhani satanizm daha kapsamli geliyor spiritualim dostum bende

  5. rondo says:

    satanizm şeytancılıksa, ghost bundan ilham alarak müzik yapıyorsa ben şeytan’a saygı duyarım aga. satanizmle ilgili söyleyeceklerim bu kadar.

  6. OnurOnur says:

    Ne kadar alıştığımız, bildiğimiz bir konuda olsa, en “fight”lık konulardan sonuçta ama daha çıt çıkmamış hahah

    Ahmet Saraçoğlu

    @OnurOnur, şu anda bayram tatili olduğundan her yer durgun. Yakında canlanır.

    OnurOnur

    @Ahmet Saraçoğlu, umuyorum abi:D

  7. OMustafar says:

    Satanizm hakkında olan merakım ve ilgim, ask.fm’de sürekli gelen satanizm ve Aleister Crowley soruları yüzünden öldü. Eyyorlamam bu kadar, söylemeden duramayacaktım.

  8. Osman says:

    İnançsız olduğumdan satan matan pek takmıyorum. Ama metalde tema olarak kullanılması hiç de şaşırtıcı değil. Satan’ın dindeki karşılığı ve metalin müzikteki karşılığı düşünüldüğünde…

    Neyse.

    http://www.youtube.com/watch?v=obnEDlDWHDM

  9. jeffrey dahmer says:

    Ahura Mazda’ya inandığımdan çok da takmıyorum satanistleri. Ergenlik bunalımı bunlar, herşey tesadüfen olmuş olamaz.

  10. berke says:

    İnançlı bir insanım.Ama satanik temalı müziğede karşı değilim.Sonuçta o müzik benim inançlarımı ilgilendirmiyor.Ben dinlemekten zevk alıyorsam sorun yok

    betweentheburied

    @berke, +1

  11. Phaolrym says:

    Satanikliği sanatsal işleyişte bir problem yok bence, neticede dinlere dahil bir konu. Ama çok inanılarak ve tutkuyla yapılan eserlerde çoğu zaman kalıp dışı konuları tercih ederim. Aynı şekilde ilahiyatın iyiliği temsil eden melek, tanrı gibi konularının o perspektiften işlenmesinde de kalıp dışı şeyler tercihimdir, ya da belli geleneksel açıdan inceleniyorsa da sadece sanatsal ve estetik olanlarına daha yatkınım. Tek genellikle uzak olduğum durumlar, ikisinin de gelenekselinin, inanılarak yapıldığı belli olan aşırı bir tutkuyla yapılan versiyonlarıdır. Bu aslında genel olarak müzik bağlamındaki bakış açımı da yansıtıyor. Yani çok belli neo-klasik kalıplarla yapılan bir albüm, sadece estetik ve sanatsalsa ilgimi çeker. Çok tutkuyla “overacting” gibi bir tavırla, söylenmiş bir şeyi yeniden söylemek, bence sadece bir şeyi abartmaktır. Bir şeyi çok büyük tutkuyla yapacaksan, biraz kalıp dışı olmalısın ki, kanıtlamaya çalıştığın anlayışın sanat tarihinde kendine özgü bir yeri olsun. Geleneksel gideceksen de, hakkını vererek ve abartmadan, estetik bir anlayışla yeni bir yorum getirerek sun. Gerçek anlamda satanist inanca sahip elemanları olan bir grup dinliyor muyum, onu da bilmiyorum pek de sanmıyorum. Dimmu Borgir gibi grupları düşünüyorum da, ateşli gençlik dönemlerinde tepkisel olarak o konseptleri işliyorlardı herhalde. Neticede tepki denen şey de, etki sonucunda olur. O tepkisel gençlik isyanı dönemi bittikten sonra, sadece profesyonel olarak baktıklarını düşünüyorum olaya. Hatta belki de Abrahadabra’da da black metal’e tepki olarak beyazlara bürünmüş de olabilirler hahah.

  12. RideOverNordland says:

    Müzikte işlenebilir tabi neden işlenemesin sonuçta sanatçı/lar kendi müziklerine hayatlarında etkisi olan bir şeyi, ideolojilerini, inanç sistemlerini elbet katabilirler. Avenged Sevenfold’un ya da August Burns Red’in bir kısım şarkı ya da sözlerinde kullandığı Hıristiyan konsepti beni ne kadar rahatsız etmiyorsa Abigor ya da Behemoth’un “Satan” esintileri de o kadar rahatsız etmiyor. Konuya pek merakım olmadı fakat üzerinde durulup irdelenmesi gereken bir şey. Ama tabi objektif olarak. Bunu başarabilmek içinde Türk olmamanız falan gerekir herhalde :D. %90′dan fazlası Müslüman olan bir toplumda, özellikle İslam fanatizminin dorukta olduğu bir bölgede insanlara “kötü” olarak dikte edilmiş bir varlığa inanmanız gerekmez Türkiye’de Satanist olarak görülmeniz için. Sadece biraz kafa yapısının değişmesi lazım. Es kaza araştıran adamın birinin buraya gelip “Pis kafirler, Allah’ın gazabı hepinizin üzerine olsun!” yazabileceği bir ülkedeyiz hâlâ… Bu konuyu açmak için bir 60-70 yıl daha beklemeniz daha iyi olurdu :D

  13. DrAQA says:

    Satanizm dini hakkında geniş bir bilgiye sahip değilim, yıllar önce kısa bir dönem bakmıştım ve Anton Szandor LaVey isimli şahısın kendisiyle ve öğretileriyle karşılaşmıştım. Satanizmin bu elemandan çok çok daha geriye dayandığını zaten biliyordum, üzerine pek yoğunlaşmadan biraz bilgi edinip bırakmıştım.

    Benim için satanizmden çok şeytan figürü daha ilgi çekici, arapça okuduğum için de arap tarihinde şeytanın ne olduğu, neye benzediği vs. konularda daha çok bilgi sahibiyim. İddia ediyorum şeytanla ilgili en çok efsane, hikaye ve varyasyonlu bilgiler arap kültüründe mevcut. En basitinden cahiliye dönemindeki ünlü şairlerin her birinin kendine bu dizeleri öykünen şeytanları olduğuna inanılırmış. Şeytanın ortalama altmıştan fazla bilinen ismi olması zaten arapların şeytan figürüyle ne derece ilgili olduğunun bir kanıtı. Tabi bu ilgi alaka zamanla bütün toplumlara yayılmış. Türkler de güzelce nasiplerini almışlar.

    Şeytanın kutsal kitaplardaki yerine kısadan göz atmak gerekirse;

    Tabii ki her şeyin başının Enuma Elish, ardından da Gılgamış destanı olduğunu bilmemiz gerek. Enuma Elish’de iyiliğin kaynağı güçler kötülüğün kaynağı olan güçlere üstün gelmiştir. İyiler en başından beri hep kazanmış bir bakıma. O zamanlar insanlar iyi güçlere atalarının isimlerini veriyorlar, kötü güçler ise kabileden kabileye, yöreden yöreye değişen isimler alıyorlar. Ayrıca insanlar o zamanlar kötü güçlerden korunmak amacıyla bir takım giysiler ve tılsımlar giyip takmışlar. Bu sürecin sonunda ise düşmanlarına zarar vermek için bu kötü güçlerden yararlanmaya çalışmışlar.

    Şeytan kavramı yahudilik, hristiyanlık ve müslümanlıktan ibaret olan üç semavi dinden önceki süreçte henüz tam olarak netleşmeyip sadece kötülük kavramı çerçevesinde ve muğlak biçimde ele alınmış. Bu sebeple şeytan olgusunu çok yönlü olarak temellendiren ilk eserler tevrat, incil ve kuran oluyor.

    Tevrat’ta şeytan ve tanrı bilincinin diğer kutsal kitaplara oranla daha tam oturmadığı gözlemlenebiliyor. Tevrat’ta aynı iş bazen şeytana bazen de tanrıya isnat edilmiştir Örnek vermek gerekirse Hz. Davud döneminde halkın sayılması deyişinde;

    “VE İsraile karşı RABBİN öfkesi yine alevlendi, ve: Git, İsraili ve Yahudayı say, diye Davudu onlara karşı tahrik etti.” II. Samuel 24/1

    Şeytan tabirinin geçtiği ilk kez geçtiği ifadede ise;

    “VE Şeytan İsraile karşı kalktı, ve İsraili saymak için Davudu tahrik etti. ” I. Tarihler 21/1

    şeklinde geçiyor, görüldüğü üzere Tevrat’ta şeytan ve tanrı bilincinin net biçimde oluşmadığı aşikar.

    İncil’de ise şeytan bilincinin biraz daha oturduğunu hem ayetlerden hem de şeytan tabirinin Tevrat’a göre 3 kat daha fazla yani 36 defa geçtiğinden anlıyoruz.

    Örneğin Yuhanna İncil’inde Hz. İsa’ya atfen yer alan şu ifade, şeytanın imana engel olmasına açıklık getiriyor.

    “Neden söylediğimi anlamıyorsunuz? Çünkü benim sözümü dinlemiyorsunuz. Siz babanız İblistensiniz; ve babanızın heveslerini yapmak istiyorsunuz. O başlangıçtan katil idi, ve hakikatte durmadı; çünkü kendisinde hakikat yoktur. Yalan söylediği zaman, kendisininkinden söyler, çünkü o yalancıdır, ve yalanın babasıdır.” Yuhanna 8/45-46

    İncil’in şeytanla ilgili olarak ortaya koyduğu karakteristik özelliklerden biri de, onun yeryüzü alemine hakim olduğu inancıdır.

    “İSA Ruhülkudüsle dolu olarak, Erdenden avdet etti; ve Ruh tarafından çöle sevkedildi. Kırk gün müddet İblis tarafından tecrübe olundu. O günlerde bir şey yemedi; ve onlar tamam olunca, acıktı. İblis de ona dedi: Eğer sen Allahın Oğlu isen, bu taşa söyle, ekmek olsun. İsa ona cevap verdi: “İnsan yalnız ekmekle yaşamaz,” diye yazılmıştır. Onu yükseğe çıkararak dünyanın bütün ülkelerini bir an içinde kendisine gösterdi. Ve İblis ona dedi: Bütün bunların hükümdarlığını, ve onların izzetini sana vereceğim; çünkü o bana verilmiştir; istediğime onu veririm. İmdi önümde secde kılarsan, hepsi senin olacak.” Luka 4/1-8

    “Bu dünyanın hükmü şimdidir; bu dünyanın reisi (şeytan) şimdi dışarı atılacaktır.” Yuhanna 12/31

    Abbas Mahmud el-Akkad’ın da vurguladığı gibi, bu haliyle şeytan Aryan mitolojisinde eski İran dininin karanlıklar tanrısı Ahriman (Angra Mainyu)’la benzerlik taşımaktadır.

    Şeytanın Kuran’daki karakteristik özellikleri, şeytanın isimleri ve kökenleri konusunda da bayağı bir bilgi toplamıştım zamanında, isteyen olursa yazarım onları da, şimdilik bu kadar yeterli ama.

    atilla

    @DrAQA, islamdaki (ve islam öncesi dönemdeki arap toplumlarında) şeytandan (ve varsa benzerlerinden) bişeyler yazarsan memnun olurum açıkçası, bildiklerini paylaş bizlerle lütfen :)

    DrAQA

    @atilla, Çok derinlemesine olmasa da birkaç şey yazabilirim elbette :)

    Kuran semavi dinler arasında şeytan hakkında en çok bilgi veren kutsal kitap öncelikle, ayetlerde başta “Şeytan” ve “İblis” olmak üzere birçok yerde anılmıştır. Şeytanı ifade eden isimlerin başlıcaları; Recîm, Hannâs, Merîd, Mârîd, Ğarur, Tâgût, İfrît ve Cânn.

    İblis kelimesi ise, “Şeytan”dan sonra en çok kullanılan isimdir kuranda, özellikle Adem’e secde etmemesi ve bundan dolayı sorguya çekilmesi ile ilgili kısımlarda isminin iblis olarak geçmesi de, Allah’a isyan etmeden önceki isminin İblis olduğunu göstermekte. Ayrıca bu isyan sürecinde şeytan olarak isminin hiç geçmemesi, isyan sürecinden sonra da “İblis” kelimesinin iki defa (Şuara 26/95; Sebe’ 34/20) ve tekil kullanıldığı da yine şeytanın isyan etmeden önceki isminin iblis olduğunu doğrular nitelikte.

    Ayrıca Kehf suresinin 50. ayetine “Hâlâ onu ve onun zürriyyetini (neslini), onlar sizin düşmanınız (olduğu halde), Benim yerime dostlar mı ediniyorsunuz?” bakılırsa Kurana göre iblisten pek çok şeytan türediğini ve bir ırka sahip olduğunu çıkartabiliriz.

    Şeytanın meleklik dönemine ait olduğuna inanılan Azazil adı ise Kuranda hiç geçmiyor.

    Kuranda tasvir edilen şeytanın özelliklerine dalarsam şahsen bu yazıyı bitirmem pek mümkün olmaz, genel olarak belirli hatlarıyla belli zaten, ancak ilginç bazı noktalar mevcut, örneğin;

    - Kitap ehlinden bir grubun, Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların uydurup söylediklerine tabi olmaları, Süleyman’ın büyü yapıp kafir olmadığı, aksine şeytanların kafir olduğu,

    - Her peygamberin insi ve cinni şeytanlardan düşmanlarının mevcut olduğu, (İnsi dediğimiz insan ırkı oluyor.)

    - Kafirlerin üzerine, onları iyice isyankarlığa sevk eden şeytanların gönderilmiş olması,

    - Şeytanlar arasında Süleyman’a dalgıçlık ve diğer işler yapanların olması,

    - Gökyüzü kandillerinin, şeytanlara atılan taneler yapılması gibi pek kimsenin bilmediği özellikler bulunuyor.

    Araplarda bir dönemler kullanılmış, bazıları hala kullanılan, bazıları da artık kullanılmayan şeytan isimlerinden bazıları ise;
    Fatin, Haris, Fettân (Fitne çıkaran manasında), Kazz, Mahhal, Bel’ez, Cibt, Ecda’, Cimm, Hâbil, Dulâmiz, Zîb, Mishal, Muğtell, Hattaf, Tuğmûs, Karîn, La’în, Bâtıl, Şerr, Şirrîr, Sefîf, Ebû Kırra, Ebu Mûrra, Mahzî, Şeyhunnar, Mucerrib, Behemût (evet.), Dekâlâ, Serfah, Şeysabân, Kuzah, Heyâh, Nuhm, Hubâb, Surhûb, Hira’, Kalat, Kıllavt, Kullat, Zelenbûr, Sebr, A’var, Misvat, Dâsim, Lubeynâ, Vi(e)svâs, Rics

    Şeytan ismi ayrıca Arapça’da bir yılan ismidir. Zaten kendileri şeytanla yılanı eşdeğer kılmışlar birçok yerde. Şeytanı ileri derecede çirkin ve tehlikeli bir yılana benzetip, incir ağacına benzeyen ve Hamatâ denilen bir ağacı da şeytanın en çok sevip mesken edindiğini ileri sürüp ağaca “Şeytanulhamâta” adını vermişler. Vebar ve Hûş adı verilen iki efsanevi diyar ise inanışlara göre şeytanların yaşadığı memleketlermiş. İnanışa göre Vebar adında çok eski bir kavimin helak olmasından sonra oraya şeytan ve cinler orayı mesken edinmiş, yanlışlıkla veya bilerek yolunu düşüren bir insan olursa onu engeller ve öldürürlermiş. Ayrıca araplar da şeytanların memleketi olarak Devv, Semmâ, Dehnâ, Remlu Yebrîn gibi yerlerden söz ederler. Vebâr toprakları pek çok arap şiirinde de yer bulmuştur.

    Cahiliye araplarının şeytanların mekanı olduğuna inandıkları yerlerden biri de yıldızlardır. Bu inanca göre uğruna putlar dikilen şeytanlar yıldızların içine girerek buradan onlara hitapta bulunur ve gelecekte olacak olaylar hakkında kendilerini haberdar ederler. Bu inanca sahip olan araplar konuştuğuna inandıkları şeytanların sığındıkları yıldızlara bu nedenle ibadet ederlerdi. (Kaynak; Dirâsât fi’l Edebi’l-mukaren, s. 66) Bu olay bayağı bayağı şimdiki yıldızname dediğimiz olayın kaynağı niteliğinde bana kalırsa. Nereden nereye.

    Şiir şeytanlarının bulunduklarına inanılan yere ise Vadi Abkar (Abkar vadisi) derlermiş, kendisi için Vadi’l-ervâh (Ruhlar vadisi) de deniliyor. İslami dönemde şeytanların ve cinlerin ıssız çöller ve belli bazı coğrafi bölgelerde bulunduklarına dair kayıtlar da mevcuttur. Şimdilerde bile ormanlarda cinlerin yaşadığı, hatta hazine koruyan cinlerin olduğu bile söyleniyor. Düşünün ki bu tarz inançlar kaç yüzyıl öncesinden kalma.

    Araplar deyimlerde ve atasözlerinde de şeytanı çok fazla kullanmışlardır. Çok iğrenç veya çirkin bir varlığı tasvir ederlerken “Filin üstündeki bir şeytandan daha iğrenç” tarzında bir deyimleri vardır mesela. Aynı zamanda çok zeki ve keskin zekalı bir kişi için de “O şeytanın ta kendisidir” gibi tabirler de kullanıyorlar. Aynı zamanda biz de kullanıyoruz evet. Ayrıca araplar şöyle manidar bir atasözleri bulunmakta “Kadınlar, şeytanın tuzaklarıdır” Evet böyle şeyler de mevcut yani. Hoş binbir gece masallarını hangimiz okumadık ki.
    Bir de araplar mahiyetini kavrayamadıkları hemen her varlık ve olayı çirkin bulup cin ve şeytanla ilişkilendirmişler. Örneğin gökkuşağına “Şeytanın yayı” manasına gelen “kavsukuzah” demişler. Nitekim İbnu Abbas denilen bir abimiz de bu adlandırmadan hoşlanmamış ve “kavsullah” demelerini yani “Allah’ın yayı” şeklinde kullanmalarını istemiş. Hoş pek başarılı olamamış galiba, hala araplar gökkuşağına şeytanın yayı diyorlar. Ağzında veya yüz göz yapısında biçimsizlik olan kişileri de “Ya Latimeşşeytan” (Ey Şeytandan tokat yemiş adam!) diye çağırdıkları oluyormuş.

    Şeytanın en büyük özelliklerinden biri olan kibirden dolayı burnu havada olan birine, burnunu yere sürtmek suretiyle kibrini yok etmek için Hz. Ömer’in “Yemin ederim ki, şeytanını burnundan söküp atacağım” dediği kayıtlarda geçiyor. Çok kibirli kişiye “Şeytanın gölgesi” manasına gelen “Zılluşşeytan” denilirmiş. Başka bir örnek ise çok susuz kalma durumunda “Çöl şeytanı” anlamına gelen “Şeytanulfelâ” kinayeli bir deyim olarak kullanılırmış. Yeni başlayan bir günün birçok kötülüğe gebe olması ihtimalini göz önünde bulundurarak, Buhari’nin aktardığı bir hadise göre “Güneş, şeytanın iki boynuzu arasında doğar” denildiği rivayet edilmektedir. (Hadis no: 3099) Sabah namazına uyanamayan adama “O Şeytanın kulaklarına işediği bir adamdır” denilmesi, kişiden faydalanılan ancak karşılığı verilmeyen durumlarda kişinin “Şeytan gibi hurmamı yediniz ancak dediğimi yapmadınız” demesi ve buna benzer birçok örnek şeytanın arap kültüründe çok büyük bir yerinin olduğunun göstergesi niteliğinde.

    Arap edebiyatında da şeytanı konu edinen onlarca eser mevcuttur. Tabi onlara girersem sanırım bu yazıyı bitiremem. Yine de zamanında hoşuma gittiği için yazdığım iki adet alıntı var. Bunların bir tanesi çok da başarılı olmayan bir şeytanla insan diyaloğu, diğeri ise şeytanın tanrıya sorduğu yedi soru ve tanrının cevabı. Onları da aşağıda vereceğim linkten okuyabilirsiniz.

    https://drive.google.com/file/d/0B4QjT3tN7YSzaWRyeF9TdE0wYU0/view?pli=1

    Şafak

    @DrAQA, Abi çok değerli bilgiler vermişsin eline sağlık. Keyifle okudum

    oroborus

    @DrAQA, +1!

    atilla

    @DrAQA, bunların bi kısmını önceden okumuştum ancak büyük bi kısmını ilk defa yazdıklarınla öğrenmiş oldum, teşekkür ederim, böyle paylaşımların aydınlatıcı olduğunu düşünüyorum.

  14. Nightwing says:

    Metal müzik insanın bir anlamda içindeki öfkenin, başkaldırının dışa vurumu ise, dinlere karşı olan öfkenin ve başkaldırının Satanizm perspektifinde metal müzikte yansıması kadar doğal bir şey olamaz. Satanik imajı Behemoth gibi, Dimmu Borgir gibi ticari amaçla öne çıkaranlardan ziyade, böyle bir amaç gütmeden öne çıkarılan bir Satanizm imajı lokum gibi oluyor. Mesela atıyorum Beherit dinlerken o öfkeyi, başkaldırıyı, nefreti, o iğrenç atmosferi iliklerine kadar hissediyorsun. Eğer ki ticari, tanınma gibi gayeler mümkün olan en az aşamalarda ise (illaki bir popülarite kaygısı olacaktır, bunu engelleyemezsiniz) metal müzikteki Satanizm konsepti dünyadaki en harika şey. İşte bunu çok seviyorum. Yok artık klişe olmuşmuş, yok sıradanmış bunlara katılmıyorum. Hail Satan.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.