# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
CANNIBAL CORPSE – A Skeletal Domain
| 22.09.2014

Yamyamlık ölmemiş.

“Lan yine mi aynı şeyler ya!” isyanlarıyla dolu bir sürü kritiğe ve yoruma yol açacak bir albümle daha karşı karşıyayız. Son zamanlarda çıkan neredeyse tüm Cannibal Corpse kritiklerinin ortak noktası bu. Grubun yıllardır birbirine benzer albümler yayınladığından, formülünden şaşmadığından dem vurulur, ardından da kritiği yazanın Cannibal Corpse ile olan gönül bağının gücüne göre ya “Her grup yeni albümünde değişik tatlar sunmak zorunda değil, Cannibal’ın olayı bu” ya da “Baydık hep aynı gitar ve davulları dinlemekten” diyerek bitirilir. Bu ve benzer yorumlar yıllardır Cannibal için yapıldığı için aynı şeyleri tekrarlamak istemiyorum. Onun yerine ben size A Skeletal Domain’in ne kadar müthiş bir death metal albümü olduğundan bahsedeceğim.

Bir kere şu konuyu netleştirmek istiyorum, Cannibal Corpse bir çok insanın sandığından çok ama çok daha teknik bir grup. Teknik Death Metal deyince aklımıza Necrophagist, The Faceless ve Obscura gibi isimler geliyor genelde. Fark ettiyseniz bu isimlerin hepsi tertemiz ve steril gitar tonları kullanan gruplar, bu nedenle de çaldıkları her şey çok net anlaşılıyor ve dinleyiciler grupların ne kadar zor /teknik şeyler çaldıklarını takdir edebiliyor. Cannibal ise gerek kullandığı gitar tonları, gerek kayıt teknikleri nedeniyle çalınan rifflerin zorluğunu maskeliyor, böylece özellikle enstrüman çalmayan dinleyici sadece şarkıları dinleyerek grubun ne kadar teknik düzeyi yüksek şeyler çaldığını anlayamıyor. Mesela grubun 2000′li yıllarda tekrar popülerleşmesinde büyük payı olan “Frantic Disembowelment” videosuna bakın. Hangimiz o videoyu görene kadar gitar ve bas partisyonlarının o kadar kazık olduğundan haberdardık? İnanın videosu bu şekilde çekilse ağzımızın düşeceği daha bir çok Cannibal şarkısı var.

Peki neden bu konudan bu kadar fazla bahsettim? Çünkü kariyerinde 20 yılı devirmiş olan bir grubun hala teknik seviyesine bu kadar önem vermesi bana inanılmaz geliyor. Cannibal parçalarını çalmak çok ciddi kondisyon ve müzisyenlik gerektiriyor, buna rağmen adamlar hiç acımadan albümleri böyle parçalarla doldurmaya ve canlı olarak çalmaya devam ediyorlar. Bence Cannibal’ın bu özelliği yeteri kadar takdir edilmiyor, o yüzden bundan kısaca bahsetmek istedim.

Yeni albümde ise, grup teknik olayını gövde gösterisi haline getirmiş. Bazı şarkılarda nasıl çalınacağını hayal etmemin bile midemi bulandırdığı yerler var. Bunun da baş sorumlusu tabii ki gitarist Pat O’Brien. Alex Webster ile Conquering Dystopia konseri sonrası sohbetimizde bana yeni albümde bestelerin çoğunun O’Brien’in yazıldığını söyleyip merakımı baya arttırmıştı. Cannibal fanları bilirler, genelde O’Brien albümlerde bir ya da iki şarkı yazar ve o şarkılar da albümün enstrümantal olarak en çılgın attığı şarkılar olur. Bu albümde bir-iki değil tam beş tane böyle şarkı var işte. Hele albümün açılışını yapan “High Velocity Impact Spatter” ve “Sadistic Embodiment” ikilisindeki bazı riffler sırf gitara yeni başlayan arkadaşların hevesi kırılsın diye yazılmış gibi.

Fakat A Skeletal Domain’i bu kadar iyi yapan şey sadece çalması zor şarkılardan oluşması değil tabii ki. Bu albümde eskilere oranla şarkı başına düşen ilginç partisyonların ve gaz rifflerin sayısı ciddi şekilde arttırılmış. Hatta büyük laf etmek istemiyorum ama tüm Cannibal diskografisindeki en “gaz” albüm bu olabilir. Albümü ilk üç-dört dinleyişimde üniversitede laboratuarda çalışıyordum ve gaza gelmekten ne yapacağımı şaşırdım. Sonunda dayanamayıp ufak ufak headbange başladım. Baktım benle birlikte çalışan öğrenciler pek iplemiyor, salınımlarımın frekansını arttırmaya başladım. Sanırım “Funeral Cremation”ın girişinde artık dayanamaz hale geldim ve bütün laboratuarın şaşkın bakışları içinde sandalyemden zıplayıp kollarımı havaya kaldırdım… Neyse ki danışman hocam etrafta yoktu, yoksa durumu açıklamak zor olabilirdi. Her neyse, uzun zamandır hiç bir death metal albümünün beni bu kadar gaza getirdiğini hatırlamıyorum. Albüm yer ve zaman gözetmeksizin sizi hareket etmeye zorluyor.

Şarkılar gaz deyip geçmeyi kendime yakıştıramadığımdan bunun nedenini anlatayım biraz. Bence bunun başlıca sebebi rifflerin sıralamasındaki kurnazlıklar. Her şarkıda gaz riffler, teknik riffler, ve groovy riffler çok stratejik olarak sıralanmış. Mesela teknik bir şey geliyor kafanız allak bullak oluyor, hemen ardından giren thrashvari bir riffle coşmaya başlıyorsunuz, ve sonunda onun ardından gelen orta tempo bir bölüm son ölümcül darbeyi vuruyor, resmen istemsiz olarak sırıtmaya başlıyorsunuz. Davulcu Paul Mazurkiewicz her ne kadar basit ve düz davul partisyonları yüzünden sıklıkla eleştirilse de, bence bu tarz orta tempo bölümlerde çok başarılı. Groove hissini çok iyi veriyor ve aralara leziz ataklar serpiştiriyor.

Prodüksiyondan da bahsetmeden geçilmemesi lazım. Grup son üç albümdür çalıştığı Erik Rutan’ı bırakıp bu albümde Mark Lewis ile çalışmış. Rutan her ne kadar gruba müthiş karakteristik bir gitar tonu kazandırmış olsa da, üç albüm de sound olarak birbirine fazla benziyordu bence. O yüzden yeni ve taze bir sound için prodüktör değişimi çok iyi olmuş. Yeni sound özellikle Webster’e çok yaramış, sanırım Bleeding albümünden beri kendisini bu kadar net duymuyorduk. Clean ton kullanma sevdasından da biraz vazgeçip hafif kirli bir ton çekmiş kendisine, feci de yakışmış bu yeni ton. Maalesef bir önceki albüm Torture kadar yaratıcı ve gitardan bağımsız bas partisyonları çalmamış bu sefer ama sadece O’Brien’in o akıl almaz rifflerini aynı hızda bas gitarda çalması bile insanı dumurlara sürükleyen bir olay. Umarım artık bu ses seviyesini korur ve daha sonraki albümlerde de gümbür gümbür duyarız kendisini.

Bir çok kişinin dile getirdiği gibi bence de A Skeletal Domain Cannibal Corpse’un Kill’den beri yaptığı en iyi iş. Hatta bence Kill içinde çok iyi şarkılar barındırdığı kadar sıradan şarkılar da barındıran bir albümdü, o yüzden ortalama şarkı kalitesine bakarsak A Skeletal Domain’in ondan üstte olduğunu bile söyleyebilirim. Sonuç olarak, eğer death metal’de yeni ve değişik tatlar arıyorsanız bu albümün size verebileceği hiç bir şey yok, ama dudak uçuklatan gitar/bas performansı ve insanlar gazdan kudursun diye yapılmış şarkı düzenlemeleri arıyorsanız ilacınız bu albüm.

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (9.03/10, Toplam oy: 126)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2014
Şirket
Metal Blade Records
Kadro
Alex Webster: Bas
Paul Mazurkiewicz: Davul
Rob Barrett: Gitar
George "Corpsegrinder" Fisher: Vokal
Pat O'Brien: Gitar
Şarkılar
1.High Velocity Impact Spatter
2.Sadistic Embodiment
3.Kill or Become
4.A Skeletal Domain
5.Headlong into Carnage
6.The Murderer's Pact
7.Funeral Cremation
8.Icepick Lobotomy
9.Vector of Cruelty
10.Bloodstained Cement
11.Asphyxiate to Resuscitate
12.Hollowed Bodies
  Yorum alanı

“CANNIBAL CORPSE – A Skeletal Domain” yazısına 23 yorum var

  1. Winter Demon says:

    Mükemmel bir albüm Icepick Lobotomy adlı şarkı favorimlerimden 9/10

  2. Ufuk Sönmez says:

    eline sağlık kritik çok güzel olmuş. şu laboratuardaki yerinde duramama mevzusu çok doğru. ben de masa başında proje çizerken torture albümünü dinlediğimde kendimi hiçbişey yap(a)maz halde bulmuştum. adamların sloganı “metalde 20 yıllık kalite, cc işinizi mütemadiyen aksatır”. ahaha bi de aklıma şu geldi:

    http://www.youtube.com/watch?v=9F_ddxgPpFI#t=66

  3. Kritiğe genel olarak katılıyorum, özellikle riffleri doğru sıralama konusunda CC çok akıllıca davranmış. Kill Or Become’ın riffleri değişik sırayla çalınsa belki şu hali kadar kafalar koparmazdı. Bayağı güzel bir albüm, Webster ve O’Brien’ın etkisi çok net hissediliyor.

  4. hysteresis says:

    Sırf bas gitarın bu tonunun duyulabilir olması bile şarkıların vuruculuğunu artırıyor. Bence death metal ve türevlerinde olması gereken bas seviyesi budur.

  5. Kritiğin altına imzamı atarım.

  6. saw you drown says:

    Gaz albüm. Güzel albüm.

  7. B U R Z U M says:

    çok güzel bir yazı olmuş. özellikle 2. paragraf ayrı muazzam…albüm dinlemeye sunuldu haberinde yazdığım yorumun aynısını yapıştırıyorum >>> kill den sonra çıkardıkları en iyi albümleri olduğunu düşünüyorum…kill den sonra çıkardıkları diğer albümler kesinlikle boş albümler değil ama bu diğerlerine göre daha bi klas olmuş…

  8. atilla says:

    iyi albüm, iyi şarkılar. kritikteki teknik olma kısmına özellikle katılıyorum, ilk dinleyişte kayıttan & gitar tonlarından pek anlaşılamayabiliyo ancak gerçekten teknik parçalar yapan bi grup (he yapmasa olmazmı? cannibal corpse ne yapsa kabul diyebilirim :) çok mu ileri gittim bilmiyorum ama adamlar efsaneleşmiş gibi bişey bence…

  9. Misery Index’inki ile beraber bu senenin en iyi death metal albümü kesinlikle. Hatta direk en iyisi dahi olabilir. Şarkılar paylaşıldıkça yorumlarda da belirttiğim gibi sound cidden harika olmuş. Son birkaç albümdür tekdüzeleşmeye başlamışlardı bu açıdan, yeni bir soluk olmuş adeta albüm için. Hysteresis’in yorumuna da katılıyorum, Alex Webster zaman zaman şahsi şovuna dahi çevirmiş diyebilirim albümü. Özellikle palm mute’lu kısımlarda bas liderliği eline alıyor.
    Kritiğe tamamen katılıyorum, eline koluna sağlık Kemal abi. Şu an en sevdiğim 3 CC albümünden biri oldu ama belki daha da sevebilirim dinledikçe. Icepick Lobotomy, Sadistic Embodiment, Kill or Become ve The Murderer’s Pact başta olmak üzere kafamı duvardan duvara vurduran şarkılarla bezeli bir albüm A Skeletal Domain. Death metal dendiğinde neden akla ilk gelen gruplardan biri olduğunu kafamıza kafamıza vurmuş CC.
    Ayrıca, parmakların felç olsun Pat O’Brien. Şunların tabları bir düşsün de anana bacına da ağız dolusu küfredeyim burdan.

  10. İlker says:

    Bloodthirst ve Kill’e çoğunluğun aksine o kadar da bayılmayan biri olarak, The Bleeding’den beri gelen en iyi albüm diyeceğim ben buna. Muazzam prodüksiyon, akıl almaz riffler, inanılmaz bir bas gitar performansı. Kill or Become, The Murderer’s Pact, Funeral Cremation, Vector of Cruelty’yi dinlemeye doyamıyorum yahu, beklentilerim yüksekti ama bu kadar iyisini de beklemiyordum. The Wretched Spawn’dan beri üstüne koyarak ilerliyorlardı (belki Evisceration Plague hariç), bunu da Torture’dan (harika bir albüm olmasına rağmen) daha iyi buldum. 9′u bastım.

  11. Mehmet Ali says:

    Güzel bir değerlendirme olmuş. Albümü dinlemedim,
    kritiği okurken grubun ne kadar teknik olduğu, bas tonları ve kill albümü sonrası yapılan en iyi albüm kısmına takılıp yeterince meraklandım diyebilirim, yakında tavaf etmeye başlıyoruz…

  12. Can Yakay Darbaz says:

    Net olarak Cannibal Corpse’un en iyi albümü olduğunu düşünüyorum. Özellikle Pat O’Brien artık peygamberliğini ilan edebilir saklamasın artık. Kritiğe genel olarak katılıyorum ayrıca zayıf bi kulağın artık klişe olan “bildiğin Cannibal Corpse” cümlelerini görmek yerine Nazım abinin gerçek Cannibal Corpse’un ne olduğunu açıkladığı cümleleri görmek beni çok mutlu etti, tek değinmediği noktaya da ben değinmek isterim; Corpsegrinder kanırtmış… Bildiğin kendisini aşmış, vokalleri çok temiz.

    saw you drown

    @Can Yakay Darbaz, Gerçekten de öyle. Kanırtmış kelimesi en doğru kelime. Müthiş bir performans.

  13. lefthandpath says:

    önceki albümün old school prodüksüyonu baya hoştu ve kill’den sonraki en iyi albümlernin torture olduğunu düşünüyordum bu albüme kadar. bu albümde gerçekten pat o’brain inanılmaz riffler yazmış. tam bir death metal yılı oldu 2014.

    lefthandpath

    @lefthandpath, ve ilk defa paul mazurkiewicz beni baymadı. dah az sıkıcı çaldığı söylenebilir.

  14. ismail vilehand says:

    albümü ilk dinledim, bittiğinde “İŞTE SANAT!” diye çığlık attım. muhteşem albüm.

  15. ismail vilehand says:

    birde şu “Paul Mazurkiewicz çok rererö” muhabbeti bi bitip tükense artık ya. inanın yıllardan beri ölümüne baydı. aralarında hiç bir sorun olmadığı halde ortalama davulcu diye kovsunlar mı adamı yani? kimsenin adamın “düz davulcu” olduğunu inkar ettiği yok. hatta grup elemanları bile yüzüne söylüyor bunu. ancak grubun kurucu elemanı ve ilk albümden beri davullarını yazan adam. her şeyden önce Cannibal Corpse gitar grubudur, acaba Mazurkiewicz çok teknik bir adam olsaydı grup bu hale gelebilirmiydi birde bunu düşünmek lazım. hatta iddia ediyorum, bu grubun arkasında George Kollias ayarı bi adam olsaydı şuan “Cannibal Corpse” demezdiniz.

    hysteresis

    @ismail vilehand, aynen katılıyorum. CC’yi CC yapan şeylerden birisi de bu davullar bence de.

    Sodom büyükşehir belediye

    @ismail vilehand, İddia edildiği üzere Paul gibi bende mi çok zevksizim davul konusunda bilmiyorum ama o kadar CC dinledim, bir kerede hatırlamam davulları yetersiz veya düz bulduğumu.Forumlarda falan çok görmesem bu muhabbeti hiç aklıma bile gelmezdi eleştirmek.İşin teknik yönünü bilmem ama CC ye gidiyo.Belki başka bir grupta olsa daha çok göze batardı.

  16. johndoe says:

    Bu albümün gizli bombası Headlong Into Carnage’dir ağalar!

  17. saw you drown says:

    Albüme güzel ve gaz demişim. Halt etmişim. Muhteşem ve inanılmaz olacak o. İlk defa bir Cannibal Corpse albümüne ciddi şekilde bağlanıyorum. Bu sene dinlediğim en iyi albümlerden. Kesinlikle öyle.

  18. crowkiller says:

    müthiş bir albüm, bize böyle şeylerle gelin işte, kazımasyon metal rulz

  19. B U R Z U M says:

    2 saat içine kill + a skeletal domain combosu yapmak O_o O_o O_o

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.